ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün 2021/18024 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali, takibini devamı, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalının süresinde cevap dilekçesi vermediği ve davacının ileri sürmüş olduğu bütün hususları inkar etmiş sayıldığı anlaşıldı. Bilirkişi ... 23.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı firmanın 2021 yılı tüm ticari defterlerinin açılış ve kapanış berat onayları Zamanında yapılmış olup TTK ve VUK ‘a göre uygun oldukları, Davalı firmanın 2021 yılı yevmiye defterine göre 31.12.2021 tarihi itibariyle davacı firmaya ait muavin cari hesap bakiyesi 0,00 ₺ olduğu borç bakiyesi bulunmadığı, Davaya konu faturanın kayıtlara alınarak Davacı firma ... şirketine 15.381,19 borçlanıldığı; Ancak; Sakarya ...’nin Muavin Defter ve Yevmiye Kayıtları İncelenmesi neticesinde İcraya ve Davaya konu fatura haricinde Davacı firma ...’ne 15.831,19 ₺ tutarında 10/08/2021 tarih ESO2021000000535 nolu İADE FATURASI’nı düzenleyerek mahsup fişiyle fatura bakiyeleRini (Borç/Alacak ilişkisini) kapatmak suretiyle Usule Uygun olarak yevmiye defterine kayıt yaptığı görülmüştür. Davaya konu Fatura yönünden Davalı firma BA ve Davacı Firmanın BS kayıtlarının örtüştüğü görülmüştür. Ancak; Davalı firmanın kayıtlarında yer alan İADE FATURASI yönünden Sayın mahkemenizin ilgili vergi dairelerinden Davalı Firma BS - Davacı Firma BA yönünden herhangi bir talebi bulunmadığından ilgili vergi dairelerinde gelen evraklarda bu formların gönderilmediği dosyada tespit edilmiştir. '' şeklinde rapor sunmuştur. Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa; İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde) Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar) Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar ) İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap