Aramaya Dön

Danıştay 12. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2021/865
Karar No
K. 2023/1334
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/865 E.  ,  2023/1334 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No: 2021/865
Karar No: 2023/1334
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …

… Adliyesi - …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem : ,,, Adliyesinde yazı işleri müdürü olarak görev yapan davacının Adalet Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 5. maddesinin (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacı tarafından mahkeme kaleminde gerekli düzenin sağlanması ve temyiz defterinin takibi neticesinde … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:…, K:… ve E:…, K:… sayılı dosyalarının temyizinin takibinin mümkün olduğu ve temyiz edilmesine karşın Yargıtaya gönderilmeyen dosyaların olağan sürede tespit edilebileceği, gerekli özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmeyerek belirtilen dava dosyalarının Yargıtaya gönderilmemesinde kusurlu bulunan davacının kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tarafına isnat edilen eylemde kusurlu bulunmadığı, aksine söz konusu dosyaların kendi bilgisi dışında arşive kaldırıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Danıştay Başkanlık Kurulu'nun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı "Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İş Bölümü Kararı" üzerine Dairemize devredilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY : Davacı (Kapatılan) Atabey Adliyesinde yazı işleri müdürü olarak görev yapmaktadır.

Temyiz edilen bazı dava dosyalarının Yargıtaya gönderilmemesinde gerekli yönetim ve denetim görevini yerine getirmeyerek kusurlu davrandığından bahisle yürütülen soruşturma sonunda davacının Adalet Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 5. maddesinin (B) bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Bunun üzerine temyizen bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 30/05/1999 tarih ve 23710 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Adalet Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 5. maddesinin (B) bendinin (a) alt bendinde "Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereklerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak" eylemi kınama cezası gerektiren eylemler arasında sayılmıştır. 05/04/2017 tarih ve 30029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Adalet Bakanlığı Disiplin Yönetmeliği ile yukarıda belirtilen Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış ve "Disiplin Cezaları" başlıklı 5. maddesinde, "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâller ile öngörülen disiplin cezaları yönünden 657 sayılı Kanun'un 125. maddesi uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi getirilmiştir. Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri gerektiği düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır. "Suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca suç ve cezalara ilişkin düzenlemelerin yalnızca kanun metninde yer alması yeterli değildir. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarihli ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, söz konusu düzenlemelerin içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu açıdan kanunun metni, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Bu nedenle, belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerekir.

Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında, "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır." denilmek suretiyle memurlar ve diğer kamu görevlileri, özlük hakları bakımından yasal güvenceye kavuşturulmuştur. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statü haklarını doğrudan etkileyen disiplin işlemlerinin "diğer özlük işleri" kavramı kapsamına girdiğine kuşku bulunmamaktadır.

Kanuni düzenleme ilkesi, düzenlenen alanda temel ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade etmektedir. Bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesi, kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaz.

Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan, yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.

Bu duruma göre, disipline ait yaptırımların sadece kanunla düzenleneceği, kanun dışında yönetmelik ve diğer alt düzenleyici işlemlerle disiplin cezasını gerektiren fiil ve hareketlerin ve bunlara uygulanacak cezaların belirlenmesinin ve buna göre disiplin cezası verilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, 30/05/1999 tarih ve 23710 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Adalet Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 5. maddesinin (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

4.2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 27/03/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: Dava, Atabey Adliyesinde yazı işleri müdürü olarak görev yapan davacının Adalet Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 5. maddesinin (B) bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. 30/05/1999 tarih ve 23710 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Adalet Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 5. maddesinde disiplin cezalarının düzenlendiği ve madde metninde, "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125 inci maddesi gereğince, Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır.." ifadesine yer verildikten sonra 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde belirtilen disipline aykırı fiiller ve bunlara karşılık verilecek disiplin cezalarının Kanun hükmünden aynen aktarıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 657 sayılı Kanun'a tabi memur statüsünde görev yapan davacının, anılan Kanun'un 125. maddesinde yer alan düzenlemeye uygun Yönetmelik hükmü uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog