Esas No
E. 2022/5124
Karar No
K. 2024/40
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

6. Hukuk Dairesi         2022/5124 E.  ,  2024/40 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın usulden reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 15.07.2000 tarihinden beri kooperatife üye olan müvekkilinin 16.06.2003 tarihinde villanın tapusunu ve fiilen devrini aldığını, 19.06.2004 günü genel kurul toplantısında site yönetimine geçildiğini, tarafına teslim edilen villanın hatalı ve kusurlu olduğunun ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.09.2006 ve 07.11.2006 tarihli dosyada tespit edildiğini, durumu site yönetimine bildirdiğini ve villayı kullanamadığı için kendisinden elektrik ve su faturası istenmemesini talep ettiği, villaların günlük kiraya verilerek su kullanımına dayalı elektrik masrafı olduğunu, oysa müvekkilinin villayı bu haliyle kullanmasının mümkün olmadığını, zaten kooperatif aidatlarını ödediğini ileri sürerek, şimdilik 14.266,00 TL tazminatın ve delil tespit masrafının davalıdan tahsilini, su kullanımına dayalı elektrik katılım payının iptalini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; kooperatif üyesi olan müvekkiline teslim edilen villanın eksik ve ayıplı olduğunu ileri sürerek, 3.000,00 TL taşınmazdan yararlanılmadığından kâr mahrumiyeti, yıkılması halinde yıkım ve projeye uygun hale getirme masrafı, yıkılmazsa değer kaybı olarak şimdilik 6.000,00 TL ile fiili teslim tarihinden bu yana kâr mahrumiyeti 1.000,00 TL'nin ticari faiziyle tahsili, site yönetimince tahakkuk ettirilen borçlardan dolayı borçlu olmadığının tespitine neden olduğundan davalı kooperatiften tahsilini talep etmiş, ıslah yoluyla talebini 24.902,31 TL artırmıştır.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; kooperatifin henüz tasfiye edilmemiş olması nedeniyle davanın kooperatif başkanlığına yöneltilmesi gerektiğini, teslimden dört sene sonra dava açtığını, kooperatif genel kurul kararı ile iç imalatların ortaklara bırakıldığını, müvekkilinin sorumlu olmayacağını, ayrıca eksik ve hataların üç ay içinde kooperatife bildirilmesi gerektiğini, fakat davacının bunu yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; villanın tesliminden önce davacıya villasının gösterilip ayıplı kusurlu yerlerin düzeltilmesi için başvuru yapmasının istendiğini, ancak karşı taraftan yazılı resmi şifaen bir şikayetin bir yıl içinde gelmediğini, villanın projeye uygun olarak yaptırılıp teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin (kapatılan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin) 27.03.2012 tarihli ve 2007/117 Esas, 2012/54 Karar sayılı kararıyla; alacak davasının taşınmaza ilişkin olduğu, dava açma süresinin on yıl olduğu, fakat olayda mağduriyetin süreklilik arzettiği gözönünde bulundurulduğunda davanın süresinde açıldığı, davacının davalı kooperatiften satın aldığı villanın ayıplı olduğu ve davacının bu nedenle mağdur olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile tazminat talebi bedeli olan 14.266,00 TL'nin dava tarihinden, 12.732,31 TL'nin ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin (Yargıtay kapatılan 23. Hukuk Dairesi) 04.05.2017 tarihli, 2016/4386 Esas, 2017/1349 Karar sayılı ilamıyla mahkemece,

HMK'nın 297. maddesi uyarınca her bir dava ile ilgili ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, birleşen dava gerekçeli karar başlığında gösterilmediği gibi hüküm fıkrasında da asıl ve birleşen dava ile ilgili ayrı ayrı hüküm kurulmamış olup anılan yasa maddesine aykırılık nedeniyle hükmün bozulması gerektiği, bozma nedenine göre, asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı kooperatiften villa satın aldığı ve üye olduğunu, 16.06.2003 tarihinde yapılan ferdileştirme sonucunda 29 numaralı villanın arsa paylı olarak devredildiğini, ancak devri yapılan villada ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/10 değişik ... sayılı dosyasında yapılan keşif sonucu sunulan inşaat bilirkişisi raporuna göre 29 numaralı villanın emsalleri durumuna getirilmesi, her türlü tamir masrafları ve mal sahibinin mağduriyetinin önlenebilmesi için ihtiyaç duyulan meblağın 14.266 TL olduğunun tespiti üzerine eldeki davaların açıldığı, yapılan yargılamada tekrar davaya konu villada keşif yapıldığı ve sunulan 15.07.2009 havale tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre; 29 numaralı villanın ayıplı inşaat olduğu, hasar ve onarımların, havuzdaki tadilatların yapımı sonucunda villanın amacına uygun hale getirilebileceği ve küçülmeden dolayı oluşan ekonomik kaybı ile kira gelir kayıpları toplamının dava tarihi olan 25.04.2007 tarihi itibariyle 270.002,31 TL olduğu tespit edildiği, davalı taraf her ne kadar tanık dinletmek istemiş ve keşif talebinde bulunmuş ise de, dava tarihi itibarı ile değişik ... dosyası ile keşif yapıldığından ve yargılama aşamasında da keşif yapıldığından yapılacak keşif ve dinlenecek tanığın davaya katkı sağlamayacağı, birleşen dosyada davacı davalı Kooperatiften site yönetimine borçlu olmadığı ve site yönetimine ödediği paraların iadesini talep etmiş ise de söz konusu taleplerin asıl dosyada taraf olan site yönetimine yöneltilmediği, asıl dosyada ise, davalı olarak site yönetimi gösterildiğinden ve site yönetiminin dava konusu imalatlarla bir ilgisi olmadığı gibi Kooperatifin de halen tasfiye halinde olduğu gerekçesiyle asıl davanın husumet yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; kanuna göre inşaatın teslim alınmasıyla en kısa zamanda inşaatın muayene edilmesi varsa ayıpların müteahhide ihbar edilmesinin hükme bağlandığını, ... sahibinin yasadan kaynaklı bu borcunun inşaatın teslimiyle doğduğunu, ihbarın ayıbın tesbitiyle derhal yapılması gerektiğini, davacının kanunda düzenlenen ve Yargıtay içtihatlarında belirtilen bildirim sürelerine riayet etmediğini, müvekkilinin mimari ve ... projelerine uygun olarak taşınmazı teslim ettiğini, ... kullanma ruhsatını aldığını, davacının tapusunu alıp ikamet etmeye başladıktan 4 sene sonra ayıp olduğunu ileri sürmesinin TMK’nın 2. maddesine aykırı olduğunu, raporda belirtildiği üzere havuzun taban ve duvar kaplamalarının davacı tarafından söküldüğünü, taşınmazın kısa ve orta vadede kullanmaya engel durumu olmadığının tespit edildiğini, kooperatifin genel kurulda almış olduğu karar gereği iç dekorasyonu ilgilendiren işlerin ortaklara bırakıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada eksik ve ayıplı ... nedeniyle tazminat ve su kullanımına dayalı elektrik katılım payının iptali, birleşen davada eksik ve ayıplı ... nedeniyle tazminat, kira alacağı ve değer kaybı istemine ilişkindir.

3.Değerlendirme Birleşen dava, eksik ve ayıplı ... nedeniyle tazminat, kira alacağı ve değer kaybı istemine ilişkindir.

Eksik ..., sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde ... sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır.

Öte yandan, YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.

Mahkemece yargılama aşamasında bilirkişiden rapor alınarak bu rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de; az yukarıda açıklandığı üzere alınan bilirkişi raporunda belirtilen işlerin eksik ... veya ayıplı ... olup olmadığı, ayıplı ... ise, açık ayıp mı yoksa gizli ayıplı ... mi olduğu konusunda değerlendirme yapılmadığı gibi, ayıplı işin süresinde ihbar edilip edilmediği konusunda da mahkemece bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak bedeli hesaplanan işin eksik veya ayıplı ... olup olmadığı, ayıplı ... ise gizli ayıp mı yoksa açık ayıp mı olduğunun belirlenmesi, villanın davacıya fiilen teslim edildiği tarih itibarıyla açık ayıplarla ilgili teslimden sonra davalı kooperatife TBK'nın 474. (BK'nın 359) maddesinde öngörülen sürede ihbarda bulunulup bulunulmadığı, gizli ayıplarla ilgili olarak da ayıbın ortaya ne zaman çıktığı, çıkmasından sonra davalı kooperatifin TBK'nın m. 477. (BK'nın 362) maddesine uygun olarak haberdar edilip edilmediği hususları üzerinde durulması, eksik ve ayıplı işin villanın kullanılmasını etkileyip etkilemediğinin belirlenmesi, söz konusu eksik ve ayıplı işler nedeniyle villada oturulamayacak olduğunun tespiti halinde ise belirlenen eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için gerekli süre tespit edilerek sadece bu süre için kira tazminatına hükmedilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Mahkeme kararının temyiz eden birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,

09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.