11. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : Temyiz istemlerinin reddi Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden; ilk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2019/142 Esas, 2020/162 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca olağan zamanaşımından düşme kararı verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; katılan ... Bakanlığının resmi belgede sahtecilik suçunda katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan doğruya zarar görmediği, bu suç yönünden kamu davasına katılmasına dair verilen karar hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, katılan kurum vekillerinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. 3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.03.2021 tarihli ve 2020/967 Esas, 2021/599 Karar sayılı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince; resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan olağan zamanaşımından düşme kararına yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığının istinaf başvurusu üzerine İlk Derece Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanığın atılı suçtan beraatine Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... Vekilinin temyiz istemi, dosya kapsamına göre sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit olmasına rağmen beraatine karar verilmesi ve re'sen tespit edilecek nedenlerle kararların bozulmasına, III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Sanık hakkında 28/03/2010 tarihinde yapılan polis memurlarının komiser yardımcılığı rütbesine yükselmesine yönelik sınavda FETÖ/PDY tarafından soruların kendisine önceden verildiği ve bu şekilde sınavda başarılı olarak komiser yardımcısı rütbesine yükseldiği iddiasıyla sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır. 2. Mahkemece, temyize konu resmi belgede sahtecilik suçundan, TCK 204 maddesinde düzenlenen ve kanunda öngörülen zaman aşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 8 yıl olduğu, sanık hakkındaki ilk usulü işlemin ifade alma mahiyetinde kolluk tarafından 04.02.2019 tarihinde yapıldığı, bu tarihten önce zaman aşımını kesen herhangi bir işlem bulunmadığı, söz konusu sınavın ise 28.03.2010 tarihinde yapıldığı, 2010 tarihinden itibaren 28.03.2018 tarihinde 8 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, arada zaman aşımını kesen herhangi bir bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca zaman aşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki suç aynı kanunun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 8 yıllık olağan zamanaşımına tabi olsa da, iddianamede 3713 sayılı Kanun'un 5 ini maddesinin de gösterilmesi nedeniyle cezanın üst sınırının 5 yılı geçtiği ve aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki 15 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin düşme kararının hatalı olduğu anlaşılmıştır. Resmi belgede sahtecilik suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi ..." şeklinde tanımlanmış olup, yasal metinden de anlaşılacağı üzere, suçun maddi unsuru bir resmi belgenin tamamen sahte olarak düzenlenmesi veya gerçek bir resmi belge üzerinde tahrifat yapılarak bu belgenin içeriğinin değiştirilmiş olması gereklidir. Somut olayda suçun maddi unsuru olarak sayılan resmi belgenin sanık tarafından tamamen sahte olarak üretilmesi söz konusu olmadığı gibi, gerçek olarak üretilen resmi belgede tahrifat yapılması da söz konusu değildir. Sanığın gerçekleştirdiği iddia olunan fiil, gerçekte cevabını bilmediği sınav sorularını elde ederek soruların cevabını doğru olarak vermek sureti ile sınav sonuç belgesinin hileli olarak düzenlemek olup, bu eylemin ancak yasada özel olarak düzenlenen hallerde cezalandırılabileceği, suç tarihinde yürürlükte bulanan yasal mevzuat hükümleri gereğince suç olarak tanımlanmayan bu fiil nedeni ile sanığın cezalandırılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle sanığın 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suç tipine uyan bir eyleminin bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesinin düşme kararı kaldırılarak, suçun unsurlarının oluşmaması sebebiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca atılı suçtan beraatına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekili ve Cumhuriyet Savcısını Temyizleri Yönünden Sanığın, komiser yardımcısı olarak görev yaptığı sırada 22.11.2016 tarihinde kamu görevinden ihraç edildiği anlaşılmakla, bu suretle sübutu halinde suç tarihinin 22.11.2016 tarihi olacağı, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasının yürürlük tarihinin ise 02.12.2016 tarihi olduğu ve suç tarihi itibariyle sanık hakkında uygulanma imkanı bulunmadığı belirlenerek inceleme yapılmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekiliin Temyizi Yönünden Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun yasada suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A.Tebliğname Yönünden Katılan vekilinin ..., İç İşleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü adına resmi belgede sahtecilik suçu yönünden katılma talebinde bulunduğu ve anılan kurumların atılı suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılmakla, katılan kurum vekilinin anılan kurumlar adına resmi belgede sahtecilik suçundan katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından bahisle temyiz isteminin reddine dair Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. B.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekili ve Cumhuriyet Savcısını Temyizleri Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, C. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.03.2021 tarihli ve 2020/967 Esas, 2021/599 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2023 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap