9. Ceza Dairesi 2023/12282 E. , 2023/8589 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; hükümden sonra on sekiz yaşını ikmal eden mağdureye yokluğunda verilen kararın usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen hükmün temyiz edilmemesi karşısında, adı geçene yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin, davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2014 tarihli ve 2014/118 Esas, 2014/417 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğuna, eksik inceleme sonucunda hüküm kurulduğuna ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece "Mağdur çocuk ...'nin abisi ve ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/500 esas 2014/46 karar sayılı ilamı kapsamında vasisi olan sanık ...'nin gerek evlenmeden önce İznik ... Köyündeki ikamette, gerekse evlenip boşandıktan sonra yerleştiği ... Mahallesi ... Caddesi No:107/1 adresindeki kiracı olarak bulunduğu ikamette 7 yaşından beri mağdur çocuk ..., annesi tanık ... ve 17/01/2013 tarihinde vefat eden babası ... ... ile birlikte yaşadıkları, sanığın mağdureye karşı 7 yaşında olduğu dönemden başlayarak tespit edilen son eylem tarihi olan 2014 yılına kadar değişik zaman aralıklarında cinsel organını mağdur çocuğun cinsel organına gerek dokundurmak gerekse sokmak suretiyle basit ve nitelikli halleriyle cinsel istismar teşkil eden eylemlerini teselsül ilişkisi kapsamında tekrarladığı iddiasıyla sanığın 5237 sayılı TCK'nun 103/1 maddesi delaletiyle 103/2,3,4,43/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Kocaeli C.Başsavcılığınca mahkememize kamu davası açılmış ise de, Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümü'nün 14.02.2014 tarihli raporunda, mağdurenin anal, vajinal ve oral muayenelerinde herhangi bir fiziksel bulgu saptanmadığının mütalaa edildiği, mağdur ... yakınmasında, sanığın ... Köyünde otururken kendisine cinsel organını soktuğunu, annesine karşı da aynı eylemi yaptığını, kendisine karşı yapılan cinsel saldırıları anne ve babasının gördüğünü ve sessiz kaldıklarını söylediği, hayatın olağan akışı içerisinde değerlendirildiğinde bir anne ve babanın kızlarına karşı böyle bir cinsel eylem olduğunda kayıtsız kalmasının mümkün olamayacağı, yine mağdurenin hazırlık aşamasındaki ifadelerinde sanığın kendisine cinsel organını önden ve arkadan olmak üzere soktuğunu söylemiş ise de, kovuşturma aşamasında çelişki arz edecek şekilde cinsel organını sokmadığını sürtünme yoluyla dokunduğu söylediği, mağdurenin ağbisi olan tanık ... ifadesinde mağdurenin iddialarının gerçek dışı olduğunu söylediği,yine mağdurenin annesinin de benzer mahiyette açıklamalar yaptığı, ayrıca mağdurenin maruz kaldığı eylemleri adli makamlara aktarmada gecikme göstermesi için haklı bir nedenin tespit edilemediği, mağdurenin beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde kendi içinde çelişki arz eden bir çok hususun bulunduğu, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasının aksine kardeşi olan mağdureye karşı çocuğun nitelikli istismarı suçunu işlediğine dair delil bulunmadığı, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan 'kuşkudan sanık yararlanır' kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı,ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalısı gerekmekte olup yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği, ceza yargılamasında mahkumiyetin, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmasının zorunlu bulunduğu, somut olayımızda ise toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bütün olarak gözetildiğinde, sanığın atılı suçu işlediğinin, suçun sübuta erdiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle belirlenemediği, şüphe ve zan üzerine kimseye ceza verilemeyeceği anlaşılmakla sanığın beraatine ilişkin yazılı şekilde karar verilmiştir." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Mağdurenin inceleme tarihi itibarıyla reşit olduğu ve gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğine rağmen mağdurenin hükmü temyiz etmemesi karşısında, adı geçene yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin, davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi mahkemece verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2014 tarihli ve 2014/118 Esas, 2014/417 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2014 tarihli ve 2014/118 Esas, 2014/417 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2023 tarihinde karar verildi.