11. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 19/01/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; Müvekkili bankanın .... /AYDIN şubesi ile davalı-borçlunun, borçlu ve müteselsil kefaleti ile dava dışı asıl borçlu ..... A.Ş. arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri gereğince kredi kullandırıldığını, firma ve davalı tarafından borcun ödenmediğini, hesabın kat edildiğini, borçlulara Didim 2. Noterliği'nin 06/07/2017 tarih .... yevmiye numaralı ihtarnamelerin keşide edilerek ihtar edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle Denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu tarafından takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu borcun %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; ihtarın müvekkiline yapılmadığını, icra takibinde alacağın dayanağının açıkça belirtilmediğini, çek kredisi diye bir açıklama olmadığını, 27/06/2017 tarihinde 3.742,026-TL ve daha sonralarında diğer ödemelerin davalı bankaya havale edildiğini, 29/01/2018 tarihinde 6.586,682,14-TL ..... Şubesi'ne ödeme yapıldığını, Kredi Garanti Fonunca yapılmış olan bu ödemelerin mahsup edilmediğini, ayrıca müvekkilinin söz konusu kefalete ilişkin ipoteklerinin mevcut olduğunu, bu ipoteklere ilişkin İzmir Buca'da iki dairesinin İzmir 3. İcra Müdürlüğü'nün .... Talimat sayılı dosyası ile toplam 641.000,00-TL'ye satıldığını, İzmir Çiğli'de 1 dairesinin Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün .... Talimat sayılı dosyası ile 21/03/2018 tarihinde 183.000,00-TL ye satıldığını, üç satıştan toplam 824.000,00-TL tahsil edilerek borcun fazlası ile ödendiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "davaya konu 16/07/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin dava dışı asıl borçlu .... A.Ş.ile davacı banka arasında imzalandığı, bu sözleşmeye davalı .... ın 16/07/2013 tarihinde 750.000,00 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı anlaşılmış olup, Kredi Garanti Fonu'nun ödediği tutarı borçludan tahsile davacı bankanın yetkili olduğu kanaatiyle alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen alacak kalemlerinden davalının sorumlunun bulunduğu kanaatiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sadece 16/07/2013 tarihinde 750.000-TL tutarla sınırlı sorumlu olmak üzere genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, bunun haricindeki hiçbir sözleşmeden doğan ve yine o tarihte henüz doğmamış ve miktarı belirsiz olan hiçbir alacaktan sorumlu tutulamayacağını, daha sonradan 2017 yılında doğan ticari kredili mevduat hesabı kredisi ve ticari çek kredisi hesabından sorumluluğu söz konusu olmadığını, aksi halde kefilin sınırsız ve süresiz sorumluluğuna sebep olacağını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, KGF kredisi ile borçların ödendiğini, rücu şartlarında ayrı bir takip gerekmekte olup aynı icra dosyası üzerinden devam edilemeyeceğini, aynı borç için verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi yoluyla takibe de geçilmiş olup kefilin sorumlu olduğu borcun ödendiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın davalı müteselsil kefilden tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava dışı asıl borçlu .... A.Ş. ile davacı banka arasında 16/07/2013 tarihli, 750.000,00-TL limitli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi'nin imzalandığı, dava dışı kefil .... ve davalı borçlu ... ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ve kefalet miktarı 750.000,00-TL olmak üzere 16/07/2013 tarihli sözleşmeyi imzaladıkları, dava dışı şirket ve davalı tarafından borcun ödenmediğinden bahisle hesabın kat edildiği, borçlulara Didim 2. Noterliği'nin 06/07/2017 tarih ..... yevmiye numaralı ihtarnamelerin keşide edilerek ihtar edildiği, ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle Denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı yanın takibe vaki itirazının iptali talebi ile açılan itirazın davada; davalı .... hakkında sadece Çek Kredisi ve Ticari Kredili Mevduat Hesabına olan kefaletinden dolayı takip tarihi itibariyle takibe intikal eden toplam 24.727,66-TL üzerinden itirazın iptalinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından; KGF kefaletiyle kullandırılan ve ödenen tutarların kredi borcundan mahsup edilmediği ve söz konusu KGF kredisine dayanarak asıl borçluya rücu edebilirse de; davalı kefile rücu edilemeyeceği hususunun istinaf sebebi yapıldığı anlaşılmıştır. KGF kefaletiyle kullandırılan kredi bakımından uygulanması gereken 26.12.2017 tarih ve 2017/11177 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 31.10.2016 tarihli ve 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar'ın 3. maddesinin 1. bendinde, KGF destekli kredilerde temerrüt sonrası takip süreçlerinin kredi verenlerce yürütüleceği, 5. bendinde ise temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemlerin kredi verenler tarafından yürütüleceği, elde edilen tahsilatın, tazmin edilen kefalet oranında KGF'ye aktarılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu kapsamda asıl borçlunun temerrütü halinde alacaklı bankanın KGF'den tazmin ettiği tutar yönünden de takip işlemlerinde kredi veren banka yetkili kılınmıştır. Bu nedenle somut olayda; bankanın KGF'den tahsil ettiği tutar yönünden takip başlatmış olması halinin hukuka aykırı olmadığı; kaldı ki davacı bankanın ... numaralı Aylık Taksit Ödemeli Ticari Kredi'ye ilişkin davalı aleyhine başlatılmış takip bulunmadığının beyan edildiği, ancak aksi halde dahi KGF tarafından alacaklı bankaya ödeme yapılmış olup olmaması da esasen sonuca etkili olmadığı gibi KGF ödemesi tahsilat sayılmadığından netice itibariyle asıl borçlu, kefil ve ipotek veren davalının borç ödeme yükümlülüğü devam etmektedir. Bu yüzden KGF'nin yapmış olduğu ödeme oranında borcun sona erdiğinden söz etmek mümkün olmadığından davalı yanın bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekilince; icra inkar tazminatı koşullarının mevcut olmadığı ileri sürülmüşse de, niteliği itibariyle alacak likit ve davalı da itirazında haksız bulunmakla, icra inkar tazminatı talep koşulları oluşmuş olup, davalı vekilinin ileri sürdüğü bu istinaf nedeni de yerinde değildir.
Davalı vekilince; davalı kefilin 16/07/2013 tarihli sözleşme gereğince sınırlı sorumlu olacağı; 2017 tarihinde doğan ticari kredili mevduat hesabı kredisi ve çek kredisi hesabından sorumlu olmayacağı hususunun istinaf nedeni olarak ileri sürüldüğü anlaşılmıştır. Davaya konu 16/07/2013 tarihli sözleşme tarihi itibariyle uygulanması gereken TBK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması için; yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi, müteselsil kefalet halinde bu ibarenin kefilin el yazısı ile yazılması, ayrıca aynı yasanın 584. maddesi gereğince kefilin evli olması halinde yazılı eş rızasının da alınması zorunludur.
Bu kapsamda, davalının imzaladığı kefalet sözleşmesinin yasanın aradığı tüm şekil şartlarını taşıdığı, bu nedenle sözleşmenin geçerli ve kefil bakımından da bağlayıcı olduğu sabittir. Dolayısıyla müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalı, bahse konu sözleşme bakımından da asıl borçlunun borcundan kefalet limiti ile ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. Davaya konu genel kredi sözleşmesinde; bankanın müşteriye krediyi bir veya birden fazla kredi türü için kullandırmaya yetkili olduğu gibi; bankanın nakit ve gayri nakit kredi alacaklarının (meri mektup, aval, akreditif, çek yaprağı sorumluluk tutarı gibi) bedellerinin depo edilmesini müşteriden ve kefillerden talep edebileceği hususlarının düzenlendiği; asıl borçluya açılan kredili mevduat hesabı ve çek taahhüt kredisinin de bu kapsamda bulunduğu, dolayısıyla bu kapsamda oluşan nakit alacaklar ile çek kredisi talebinden davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Davalı yanın bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili tarafından, Denizli 2. İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasında başlatılan ipotekli takip nedeniyle kefalet limitini de aşar şekilde ödeme yapıldığından kefalete yönelik sorumluluğunun bulunmadığı hususu istinaf nedeni olarak ileri sürüldüğü anlaşılmıştır.
İİK'nın 45. maddesine göre, "Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir." hükmünü içermektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 586. Maddesinde ise; müteselsil kefalete ilişkin düzenleme yapılmış olup adı geçen maddenin 1. fıkrası; "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." düzenlemesini içermektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 01/11/2016 tarih 2016/12120 Esas ve 2016/8556 Karar sayılı emsal içtihadında da; "...borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya, hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir..." denilmiştir. Kural olarak İİK'nın 45. maddesi gereğince rehinli alacaklar için adi takip yoluna gidilemeyecek olup, alacaklı öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak zorundadır. Bu kuralın istisnalarından bir tanesi de TBK'nın 586/1. maddesidir.
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; davalı kefil hakkındaki genel haciz yolu ile takip haricinde, aynı alacak için asıl borçlu ve davalı kefil aleyhine Denizli 2. İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı ve tahsilatlar yapıldığının beyan edildiği; ancak söz konu icra dosyasının dosya arasına alınmadığı anlaşılmaktadır. Yine bahse konu ipoteğe ilişkin; ipotek belgesi ile ipotek resmi senetlerinin de dosya kapsamına getirtilmediğinden ipoteklerin, asıl borç dışında kefaletten kaynaklanan borçları da teminat altına alıp almadığı, ipoteğin kim tarafından ve hangi borç için verildiği, lehine ipotek verilen yönünden ipoteği aşan kısım bulunup bulunmadığı hususları belirlenememiştir. Bu durumda mahkemece söz konusu icra dosyası ile ipotek resmi senet ve akit tabloları getirtilerek, akabinde davacı banka lehine tesis edildiği beyan edilen ipoteğin kefaletten kaynaklanan borcu da kapsayıp kapsamadığı araştırılarak ipoteğin paraya çevrilmesi infaz aşamasında borç tutarını belirlemek yönünden sonuca etkili olacağından bilirkişiden bu hususta ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre değerlendirme yapılması gerekirken eksik araştırma ile hüküm verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç olarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2.6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/10/2020 tarih ve .... Esas .... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
5.Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. 19/01/2024 ...