11. Hukuk Dairesi 2022/6913 E. , 2023/6837 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen eser sahibi haklarına tecavüzün tespiti, meni ile maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili mimar ...'ın, diğer müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 23.12.2011 tarihinde "... Konut-Ticaret Komleksi Projesi İnşaatı" için proje hizmetleri sözleşmesi imzalanarak 44049 ada 3 parselde inşa edilecek alış veriş merkezi (AVM) ofis kompleksi için müvekkili şirketten proje çizilmesinin istendiğini, 27.04.2012 tarihinde avan projesinin ve 1/100 ölçekli tam mimari projenin hazırlanıp davalı tarafa teslim edildiğini, mimari avan proje sonrasında uygulama projelerinin hazırlandığını, anılan projelerin yapı ruhsatı için onaylandığını ve onaylanmış projeye yapı ruhsatı verildiğini, ruhsat dayanağı projelerin davalı şirkete teslim edildiğini ve sürece ilişkin ödemelerin de müvekkiline yapıldığını, bilahare belediye tarafından anılan parselde emsal değişikliğine gidilip yapı ruhsatının iptal edildiğini, 22.04.2016 tarihinde yeni imar durumunun belirlendiğini, yeni imar durumuna göre tadilat projesi yapılması yetkisinin davacılarda olmasına rağmen davalı şirketin davacıları azlederek davacıların izni olmadan diğer davalı ...’e tadilat projesi yaptırdığını, davalı ... tarafından düzenlenen tadilat projesinin belediyeye sunulduğunu ancak onaylanmadan geri çekildiğini, davalı şirketin ve davalı ...’in eylemlerinin davacıların eserden doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davalıların müdahalesinin önlenmesine, mimara ait eserden doğan haklara tecavüz nedeniyle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 68 inci maddesi uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin üç katı fazlası karşılığı şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki 23.12.2011 günlü sözleşme ve 5846 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, anılan proje ile ilgili eserden doğan hakların eser sahibi olan müvekkiline ait olduğunu, Çankaya Belediyesi'nin emsali düşürmesi nedeniyle ilk projede değişiklik yapılmasının zorunlu olduğunu, 5846 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca buna engel olunabilmesinin de mümkün olmadığını, yapılan değişiklik için davacıların izninin gerekmediğini, davaya konu proje onaylanmadan geri çekildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; emsal değişikliği mimarı projede tadilat yapılması zorunluluğunun doğduğunu, kendisi tarafından yapılan tadilat projesinin onaylanmadan belediyeden geri çekildiğini, davalı şirketin daha sonra başka bir mimara tadilat projesi yaptırarak belediyeden onay alındığını, onaylanmayan ve hukuki bir anlam taşımayan projeden dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, 5846 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan değişikliklerin zorunlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.04.2018 tarihli ve 2016/363 E., 2018/164 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında muhtelif konularda derdest davaların bulunduğu, eldeki davanın mahiyeti gereği diğer davaların beklenilmesine gerek olmadığı, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin olduğu, mimari projenin 5846 sayılı Kanun kapsamında eser niteliğinde olduğu, 5846 sayılı Kanun'ıun 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında zorunlu değişiklikler için eser sahibinin izninin gerekmediği, belediye tarafından yapılan imar değişikliği sonucu yeni imar durumuna göre tadilat projesi yapılmasının zorunlu olduğu, davalı ... tarafından hazırlanıp belediyeye sunulan ve daha sonra onaylanmadan geri alınan tadilat projesinin 5846 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında olup olmadığının belirlenmesi için projenin temin edilip incelenmesi gerektiği, davalı ... tarafından hazırlanan tadilat projesinin temin edilemediği, bu itibarla anılan madde kapsamında bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, proje temin edilemediğinden peşinen 5846 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamını aştığının kabulünün de mümkün olmadığı, tadilat projesi belediye tarafından onaylanmadan geri çekildiğinden kamuya sunulmuş da sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2018/1199 E., 2019/618 K. sayılı kararıyla; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve somut uyuşmazlıkta ortada 5846 sayılı Kanun kapsamında bir işleme eserin değil birbirinden bağımsız iki ayrı eserin bulunduğu, davacılar tarafından sözleşme gereği hazırlanıp davalıya verilen mimari proje vasfındaki eserin, bir kez uygulanmak suretiyle çoğaltılması hakkının, zaten davalı şirkette olduğu, eser ile ilgili mali hakka geçerli bir sözleşme sonucu devren sahip olan davalı şirketin, anılan haktan istifade için gerçekleştirilmesi zorunlu ve gerekli değişiklikleri yapma yetkisinin, 5846 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği olduğu, kaldı ki önceden hazırlanıp onaylanan ve buna göre verilen yapı ruhsatı, emsal değişikliği nedeniyle iptal edildiğinden ve yapılaşma oranı düşürüldüğünden, esasen ilk hazırlanan ve uygulanması bakımından davalı şirketin yetkili bulunduğu mimari projede değişiklik yapılmasında artık zorunluluk bulunduğu, bir mimari tadilat projesinin hazırlanması için, önceki mimari proje vasfındaki eserin mutlaka göz önünde bulundurulmasının, teknik gereği zorunlu olduğu, bunu için ilk projenin müellifinden izin alınması veya ikinci projenin, ilk projenin müellifine yaptırılması gibi bir zorunluluğun ise bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta mahkemece karar yerinde açıklanan gerekçelerle hem idare mahkemesinde hem de adli mahkemede açılan davaların sonucunun beklenmesine de gerek olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 10.02.2020 tarih, 2019/3063 E. ve 2020/1090 K. sayılı kararıyla ''….1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bentte belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece davalıların Çankaya Belediye Başkanlığı’na sunduğu tadilat projesi temin edilemediğinden FSEK’in 16/2 maddesi kapsamı sınırlarının aşılıp aşılmadığının tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından hazırlanan mimari proje onaylanıp belediye tarafından yapı ruhsatı verildikten sonra belediyenin emsal değişikliğine gittiği ve emsalin düşürülmesi nedeniyle tadilat projesi yapılmasının zorunlu olduğu hususunda uyuşmazlık mevcut olmayıp kural olarak FSEK 16/2 maddesi gereğince zorunlu değişiklik için eser sahibinin iznine gerek bulunmamaktadır. Bu durumda yapılan değişikliğin FSEK 16/2 kapsamında gerekli zorunlu değişiklik olması önem arz etmektedir. Şayet yapılan değişiklik zorunluluk sınırlarını aşan bir değişiklik ise eser sahibinin eserden doğan haklarının ihlal edildiğinin kabul edilmesi gerekir. Davalılar tarafından hazırlanan ve belediyeye sunulan proje temin edilememiş olsa da davalı ..... Ltd.Şti. tarafından .... Noterliği’nin 29.08.2016 tarih, 26126 yevmiye numaralı ihtarname ve ekinde tadilat projesi davacı şirkete gönderilerek, gönderilen tadilat projesinin onaylanıp belediyeye teslim edilmesi ihtar edilmiştir. Şu halde ortada davalılar tarafından hazırlanıp davacı şirkete onaylaması için gönderildiği sabit olan bir tadilat projesi bulunduğundan mahkemece konusunda uzman bilirkişi kurulundan davacıların mimari projesi ile davalılar tarafından hazırlanan tadilat projesi karşılaştırılarak FSEK 16/2 kapsamında zorunlu değişiklik sınırlarının aşılıp aşılmadığının değerlendirildiği bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı..'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 5846 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü göz önüne alındığında davaya konu projenin mali haklarını kullanma yetkisinin davacı şirkette olduğu; öte yandan eser sahipliği sıfatı ve buna bağlı manevi hakların ise eser sahibi sıfatıyla davacı üzerinde olduğu, davacı mimar ...'ın, diğer davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, davacı şirket ile davalı şirket arasında 23.12.2011 tarihinde "... KONUT-TİCARET KOMLEKSİ PROJESİ İNŞAATI" için proje hizmetleri sözleşmesi imzalandığı, 44049 ada 3 parselde inşa edilecek avm ofis kompleksi için davacıların 27.04.2012 tarihinde avan projesini ve 1/100 ölçekli tam mimari projeyi hazırlayıp davalı tarafa teslim ettiği, kararlaştırılan bedelin davacılara ödendiği, mimari avan proje sonrasında uygulama projelerinin hazırlandığı, elektronik posta yoluyla davalıya gönderildiği, davalı tarafından kabul edilerek karşılığı olan bedelin davacılara ödendiği, anılan projelerin 26.08.2014'te yapı ruhsatı için onaylandığı ve 21.05.2014 tarihinde de onaylanmış projeye yapı ruhsatı verildiği, ruhsat onaylı projelerin 19.06.2014, 25.06.2014 ve 23.09.2014 tarihlerinde davalı şirkete teslim edildiği ve sürece ilişkin ödemelerin davacılara yapıldığı, sonraki zamanda belediye tarafından anılan parselde emsal değişikliğine gidilip yapı ruhsatının iptal edildiği, yeni imar durumunun 22.04.2016 tarihinde belirlendiği, buna göre yeni imar durumuna uygun proje hazırlanmasının gündeme geldiği, davalı şirketin davacı taraftan proje hazırlanması konusunda herhangi bir isteminin olmadığı; bunun yerine, Şubat 2016 tarihinden itibaren davacı ile çalışmayacağını bildirdiği, müelliflik yetkisini davacıdan davalı mimar ...'e devretmesini istediği, davacıların bunu kabul etmediği, davalı şirketin davalı mimar ...'e yeni emsal durumuna uygun tadilat projesini yapmasını istediği, aralarında bir sözleşme yapıldığı, mimar ... 'in tadilat projesi hazırlayarak 09.09.2016 tarihinde Çankaya Belediyesine sunduğu, bu sırada davacıların davalı ...'e ihtarname göndererek eyleminin hukuka aykırı olduğunu bildirdiği, ihtar üzerine ...'in Çankaya Belediyesi'nden hazırladığı tadilat projesini onaylanmaksızın geri aldığı, Çankaya Belediye Başkanlığının anılan mimar tarafından hazırlanan ve onaylanmadan geri çekilen projenin kurumlarında olmadığını bildirdiği, hazırlanan tadilat projelerinin belediyeye sunulduğu, ancak davalı şirketin, davacı tarafı 01.09.2016 tarihinde azil ettiği, davalı şirketin 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesi hükümleri uyarınca belediye estetik komisyonuna başvuruda bulunarak ilk mimarın izninin gerekli olmadığına yönelik karar elde etmek amacıyla başvuruda bulunduğu, anılan başvuru sonucunda izin alınmasına gerek olmadığı ancak 136.000,00 TL ödenmesinin gerektiğine karar verildiği, bu bedelin ihtirazi kayıtla ödendiği, anılan karar sonrasında mimar ... tarafından hazırlanan tadilat projesinin onaylandığı ve uygulamaya geçildiği, her ne kadar davalı ... tarafından hazırlanan tadilat projesinin, Çankaya Belediyesi tarafından onaylanmadan geri çekildiği belirtilmişse de, anılan projenin belediyeye sunulmakla ticaret mevkiine konulması, bununla birlikte anılan projenin davalı şirkete sunulmasının ve son olarak anılan şirket tarafından davacılara gönderilmekle, davalı ...’in uhdesinden/iç dünyasından çıktığı, böylelikle umuma arz edildiği, davalı tarafından hazırlandığı belirtilen tadilat projesinde dükkân katlarında açık olarak düzenlenmiş dolaşım alanlarının kapalı alana çevrilmesi, dükkân dolaşım alanında katları bağlayan ve ana sirkülasyonu oluşturan galeri boşluğu ve içerisindeki yürüyen merdiven tasarımının değiştirilmesi, dükkân alanlarında revizyonlar yapılarak bazı dükkanların birleştirilerek tek dükkana çevrilmesi, bazı dükkan alanlarının ise ayrılarak fazla sayıda bağımsız dükkan oluşturacak şekilde düzenlenmesi, dükkân katlarındaki dolaşım alanlarında bulunan yürüyen merdivenlerin 3. bodrum-2. bodrum arasında kaldırılması ve 1. bodrum-zemin katlarında eklenmesi, dükkân bloklarına ait kütlenin cephe tasarımında değişiklikler yapılması ve kule bloğunun 38. katı, çatı arası katı ve asansör makine dairesi katında yapının siluetine etki edebilecek tadilatların yapılması, biçiminde tezahür eden değişikliklerin, teknik zorunluluk sayılamayacağı, değişikliklerin oransal olarak yarıdan çok bölümünün zorunluluk sınırı dışında olduğu, davacı ve davalı şirketler arasında imzalanan sözleşme ve bu kapsamda yapılan ödemeler göz önüne alındığında, davalı şirketin bedelini ödemiş olduğu mimari projeyi uygulamak suretiyle çoğaltma hakkına haiz olduğu, bu doğrultuda vaki eyleminin 5846 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ihlâli anlamına gelmeyeceği,bununla birlikte, davalı tarafından Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği'ne (TMMOB) yapılan başvuru sonrasında davacıya ihtirazi kayıtla ödeme de yapıldığından davacı mimara ait projenin mali haklarını kullanma yetkisini haiz davacı firmanın 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi anlamında tazminat talep etme şartlarının oluşmadığı, öte yandan, yukarıda değinilen zaruret kapsamı dışında kalan değişikliklerin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi de göz önüne alındığında eserin bütünlüğünü bozan, estetik görünümü değiştiren nitelikte olması karşısında vaki eylemin, “umuma arz salahiyeti” ve “adın belirtilmesi salahiyeti”nin ihlâli anlamına geleceği, davacı mimar yönünden manevi tazminat talep şartlarının oluştuğu; 5.000,00 TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının projesine davalılarca yapılan müdahalenin men'ine, davacının maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dosyasında konunun uzmanı olmayan bilirkişilere gönderilerek, defalarca itirazlarımız sonucu müvekkilin projesinin özgün bir eser olduğuna yönelik bilirkişi tespitleri, kesinleşmiş idare mahkemesi kararları olmasına ve dava konusu projenin zorunluluk sınırların aşan düzenlemeler içerdiği, müvekkilin projesini bozduğu defalarca bilirkişi raporlarında belirtilmesine rağmen müvekkillerin pratikte hiçbir hakkının korunmadığı, müvekkilin eser sahipliğinden doğan hak ihlalinin ağırlığının karşılığı olmayan sembolik nitelikte bir manevi tazminat kararı verdiğini, mimarın projesinin sahibinin hususiyetini taşıyan bir eser olduğu kabul edilmişse de mahkeme kararında projenin ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğunu, anılan yapı kompleksinin de yurt içi-yurt dışında bilinen ofis-avm konsepti olması nedeniyle güzel sanat eseri sayılmayacağı değerlendirmesinde bulunarak ve kararını buna dayalı olarak hatalı kurduğunu, müvekkilinin projesinin özgün/güzel sanat eseri olduğu kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olduğunu, müvekkilin projesinin estetik değere haiz bir özgün eser ve bu projenin yapıya uygulanması halinde de 5846 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasın’dan yararlanacak bir eser olduğunu, davalının müvekkillere ait projede bir kere uygulama ile kullanılabilecek olan çoğaltma hakkını, mimari projeyi diğer mimarlara vererek defalarca kullandığı, projeyi değiştirdiği ve bozduğu sabit olmasına rağmen, dosyada bilirkişi heyetleri tarafından inşaatın yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu davanın konusu olmayan, tarafları farklı olan, başka bir dava konusu dosyayı bu dosya ile birbirine katarak, tamamen yanlış değerlendirme yapıp, bu tadilat projesi ile ilgisi olmayan, başka bir mimar olan ... tarafından çizilen tadilat projesine Belediye’den onay almak için yatırılan üstelik müvekkil tarafından kabul edilmeyen bir ödemeyi telif ödemesi olarak hatalı bir şekilde değerlendirme yapıldığını, müvekkilinin projesinin özgünlüğünü ve bütünlüğünü bozan, zorunluluk sınırlarını fazlasıyla aşan davalı Mimar ... projesi ile müvekkil projesini inceleyen ve dosyaya rapor yazan neredeyse tüm bilirkişi heyeti raporları ile de tüm bu tespitlerin ve hatta kesinleşmiş mahkeme kararlarının ve en önemlisi tüm bunları inceleyerek verilen Yargıtay kararının da doğrultusunda müvekkilin eserden doğan mali haklarının ve manevi haklarının ihlal edildiği sonucuna varılması gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iptal olan bir mimari projede hak talebinde bulunmasının yersiz olduğunu, anılan iptal kararı neticesinde müvekkilinin işlemlerine devam edebilmesi için mimari projenin düzetilmesi zorunluluğu doğduğunu, bu bağlamda davacı yana .... Noterliği 29.08.2016 tarihli ihtarnamesi ve ekindeki mimari proje gönderilerek iş sahibi olarak emsal azaltma işleminin nerelerden yapılması gerektiğine ilişkin düşünce ve arzularının iletildiğini, ihtarname metninde de görüleceği üzere ihtarnamenin kaleme alınmasının nedeninin davacı yanın kendisine göre emsal azaltımını müvekkilimden habersiz biçimde çizerek Belediye sunduğunun öğrenilmesi üzerine davacıya emsal azaltmalarının hangi kısımdan yapılmasının istendiğine dair irade beyanı olduğunu, ihtarnamenin ekinde sunulan mimari proje teknik çiziminin hiçbir şekilde uygulanmadığını, davalı mimar ...'in imzasının bulunmadığını, davacı yan tarafından bu ihtar ve teklifin kabul etmemesi üzerine hiçbir işlem yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargılamanın her aşamasında dile getirdikleri ve bozma öncesi Sayın Mahkemece de tespit edildiği üzere, müvekkil tarafından çizilmiş, onaylanmış ve uygulanmış bir tadilat projesi bulunmadığını, vücuda gelmemiş, onaylanmamış ve uygulanmamış bir projenin, davacıların haklarını iğfal kabiliyeti olmadığını, mahkemece, davacıların projesine müdahalenin men'i'ne karar verilmesine rağmen ne gerekçeli kararda ne de dayanak bilirkişi raporlarında bu müdahalenin ne şekilde gerçekleştiğine dair bir açıklamanın bulunmadığını, davacıların projesinde değişiklik yapan ve uygulanan proje, müvekkile ait olmayıp, dava dışı Mimar ... tarafından çizilen ve başka bir davanın konusu olan bir proje olduğunu, onaylanmamış ve uygulanmamış bir projenin umuma arz edilmiş olarak kabul edilmeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tarafından yapılan mimari projeye ilişkin davalılarca hazırlanan tadilat projesi sonucu oluşan tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile 68 inci maddesi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Dava, davacı tarafından yapılan mimari projeye ilişkin davalılarca hazırlanan tadilat projesi sonucu oluşan tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçelerle davacı firmanın 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi anlamında tazminat talep etme şartlarının oluşmadığı, öte yandan zaruret kapsamı dışında kalan değişikliklerin eserin bütünlüğünü bozan, estetik görünümü değiştiren nitelikte olması karşısında vaki eylemin, “umuma arz salahiyeti” ve “adın belirtilmesi salahiyeti”nin ihlâli anlamına geleceği, davacı mimar yönünden manevi tazminat talep şartlarının oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulü ile davacının projesine davalılarca yapılan müdahalenin men'ine, davacının maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin 10.02.2020 tarih, 2019/3063 Esas ve 2020/1090 Karar sayılı kararında ''..
Davacı tarafından hazırlanan mimari proje onaylanıp belediye tarafından yapı ruhsatı verildikten sonra belediyenin emsal değişikliğine gittiği ve emsalin düşürülmesi nedeniyle tadilat projesi yapılmasının zorunlu olduğu hususunda uyuşmazlık mevcut olmayıp kural olarak FSEK 16/2 maddesi gereğince zorunlu değişiklik için eser sahibinin iznine gerek bulunmamaktadır. Bu durumda yapılan değişikliğin FSEK 16/2 kapsamında gerekli zorunlu değişiklik olması önem arz etmektedir. Şayet yapılan değişiklik zorunluluk sınırlarını aşan bir değişiklik ise eser sahibinin eserden doğan haklarının ihlal edildiğinin kabul edilmesi gerekir. Davalılar tarafından hazırlanan ve belediyeye sunulan proje temin edilememiş olsa da davalı ..... Ltd.Şti. tarafından .... Noterliği’nin 29.08.2016 tarih, 26126 yevmiye numaralı ihtarname ve ekinde tadilat projesi davacı şirkete gönderilerek, gönderilen tadilat projesinin onaylanıp belediyeye teslim edilmesi ihtar edilmiştir. Şu halde ortada davalılar tarafından hazırlanıp davacı şirkete onaylaması için gönderildiği sabit olan bir tadilat projesi bulunduğundan mahkemece konusunda uzman bilirkişi kurulundan davacıların mimari projesi ile davalılar tarafından hazırlanan tadilat projesi karşılaştırılarak FSEK 16/2 kapsamında zorunlu değişiklik sınırlarının aşılıp aşılmadığının değerlendirildiği bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı..'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına göre yapılan değişikliklerin, teknik zorunluluk sayılamayacağı, değişikliklerin oransal olarak yarıdan çok bölümünün zorunluluk sınırı dışında olduğu belirlenmiş olduğundan ve bozma ilamında da belirtildiği üzere zorunlu değişiklik sınırlarını aşan bir değişiklik olması durumunda eser sahibinin eserden doğan haklarının ihlal edildiğinin kabulü gerekirken mahkemece davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE
2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacılar vekilinin maddi tazminat dışındaki diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine, Temyiz harcı peşin alındığından davalılardan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.