Danıştay 9. Daire Başkanlığı
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/1417 E. , 2023/675 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: … Pet. Ürn. Tar. Nak. Gıd. San. Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, şirket ortağı sıfatıyla davacının banka hesabına uygulanan haciz işleminin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı tarafından, dava konusu haczin dayanağı olan ve şirket ortağı sıfatıyla adına düzenlenen ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmediğinin iddia edildiği, davalı idare tarafından 31/01/2020 tarihinde Mahkemelerinin kayıtlarına giren savunma dilekçesi eklerinde bahse konu ödeme emrine ilişkin tebliğ mazbatasının bulunduğu, ilgili evrakta şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen söz konusu ödeme emrinin 24/10/2017 tarihinde … Mahallesi … Sokak No:.. adresinde davacının kuzenine tebliğ edildiği hususlarının belirtilmiş ise de, tebliğ alındısında davacının kuzeninin isminin ve tebliğ edenin imzasının bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde tebligatın usulüne uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, davacı adına düzenlenen bahse konu ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden dava konusu haciz işleminin uygulanmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğ alındısında davacının kuzeninin isminin mevcut olduğu ve muhtar olarak mühür basılmak suretiyle yazıldığının beyan edildiği, bunun üzerine Dairelerince yapılan ara karar ile davalı idareden, tebliğ alındısının aslının istenildiği, söz konusu tebliğin nerede/hangi adreste yapıldığı, tebliğin davalı idarece muhtar olduğu beyan edilen kişiye (kuzene) davacının ikamet adresinde mi(tebliğ alındısında yazan adres) yapıldığı, yoksa ikamet adresinden başka bir yerde mi yapıldığının sorulduğu, ara karara istinaden dosyaya ibraz edilen tebliğ alındısının aslı incelendiğinde, "Adreste yoksa iade etmeden mahalle muhtarına onaylatalım" şerhinin bulunduğu, davacının kuzeni şerhi ile 24/10/2017 tarihinde tebliğ yapıldığının görüldüğü, şerhin alt tarafında mahalle muhtarı mührünün basılı olduğu ve bu mührün üzerinin imzalı olduğunun görüldüğü, söz konusu tebliğin nerede/hangi adreste yapıldığı, tebliğin davalı idarece muhtar olduğu beyan edilen kişiye (kuzene) davacının ikamet adresinde mi(tebliğ alındısında yazan adres) yapıldığı, yoksa ikamet adresinden başka bir yerde mi yapıldığı yönündeki soruya ise davalı idare tarafından cevap verilmediği, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde, ikametgah adresinde bulunanlardan görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmayan ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmayan birine tebligat yapılabilecek ise de, ikamet adresinde muhatabı dışında tebliğ yapılacak olan kişinin muhtar olması halinde dahi (davalı idare tarafından, tebliğ alındısında davacının kuzeninin isminin mevcut olduğu ve muhtar olarak mühür basılmak suretiyle yazıldığı beyan edilmiştir), muhatap yerine tebliği alan bu kişinin, o andaki tebliği muhtar kimliği ile değil, kanunun tanımladığı şekilde adreste bulunan kişi olarak alacağı, zira muhtarlık görevinin ifa edildiği iş ve işlemlerde muhtar sıfatıyla kabul edilecek bir tebliğde kullanılabilecek olan mührün, ikamet adresinde yapılan tebliğde kullanılmasının işin niteliğine uygun olmadığı, dolayısıyla, ikamet adresinde yapılan böyle bir tebliğde muhtar kaşesinin basılı olmasının işin niteliğine uygun olmadığı, tebliğin nerede yapıldığı, davacının ikamet adresinde muhtar olan kuzenine mi yapıldığı, yoksa tebliğ evrakının muhtarlığa mı bırakıldığı hususunun net ve açık bir şekilde ortaya konulması gerekirken, bu hususun ortaya konulamadığı, bu itibarla dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emrinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun olay tarihinde yürürlükte bulunan 102. maddesinde belirlenen usule uygun olarak tebliğ edildiği ortaya konulamadığından tesis edilen haciz işleminde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Asıl borçlu şirketten tahsil imkanı kalmayan kamu alacağının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği, söz konusu ödeme emrine karşı bir itirazda bulunulmadığı ve bu sebeple kesinleşen alacaklar için uygulanan dava konusu haciz işleminin hukuka uygun olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, … tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.