Danıştay 6. Daire Başkanlığı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/11105 E. , 2023/3506 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
1.…
2.…
3.…
4.…
5.…
6.…
7....
8.…
9.…
10.…
11.…
2.… Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU : Kastamonu ve Sinop illeri sınırları içerisinde bulunan ve ekli haritalar ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bu bölgelerde meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/08/2021 tarih ve 4415 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Kastamonu İli, Bozkurt İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, acele kamulaştırma kararının alınabilmesi için gerekli olan acelelik halinin ve olağanüstü koşulların somut olayda gerçekleşmediği, acele kamulaştırma işleminde kamu yararı bulunmadığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI : 2021 yılı yaz aylarında bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti sonrasında bölge halkının hem konutlarını hem de geçim kaynaklarını yitirdiği, bölgede ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle sağlanması için proje sahasında yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların acele kamulaştırılmasında kamu yararının görüldüğü, olayda acelelik halinin bulunduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava , Kastamonu İli, Bozkurt İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/08/2021 tarih ve 4415 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Bu hükümlerden hareketle bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.
Anayasanın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddesinin 1. fıkrasında: "Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır." son fıkrasında ise: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07.05.2004 günlü, 5170 sayılı Yasanın 7. maddesi) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." kuralıyla usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenerek, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal gerekliliktir.
20.03.1952 günü kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından 19.03.1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokolun "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde: “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler” ve 6. maddesinin son fırkasında “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur.” hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinde: "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca (Bakanlar Kurulunca) karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir... (Ek fıkra: 19/4/2018-7139/29 md.) Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır...Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir." hükmü yer almıştır. 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.
Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden imar planında ayrık nizam 5 kat konut alanı,yol ve park alanında kalan ... ada ,... parsel sayılı taşınmazın 2021 yılı yaz aylarında ülkemizin kuzey bölümlerinde büyük ölçeklerde meydana gelen sel ve heyelan gibi doğal afetler neticesinde bölgenin ihtiyaç duyduğu yapılaşmanın ivedilikle sağlanması için proje sahası olarak belirlenen alanda kaldığı,davacı taşınmazı üzerinde yer alan yapının selden zarar görmediği ,davaya konu taşınmazın yer aldığı bölgenin barınma ihtiyacının karşılanması için en uygun bölge olduğu anlaşılmaktadır.
Olayda, bölgede yaşanan felaket nedeniyle barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla kamu yararı gözetilerek dava konusu işlemin tesis edildiği, dolayısıyla belirtilen gerekçelerle sözkonusu alanın acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu kararda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumun ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamakla, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairsince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Kastamonu ve Sinop illeri sınırları içerisinde bulunan ve ekli haritalar ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bu bölgelerde meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/08/2021 tarih ve 4415 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Kastamonu İli, Bozkurt İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.” hükmüne ve 6. maddesinde " ... Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez. Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne, 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılabilecek olup, kamulaştırma yapılabilmesi için ya ilgili idare tarafından kamu yararı kararının alınması, ya da onaylı imar planı veya ilgili Bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak bir hizmet olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idareler tarafından, 2021 yılı yaz aylarında ülkemizin kuzey bölgelerinde meydana gelen sel ve heyelan afeti sonucu zarar gören bölgelerde ihtiyaç duyulan yapılaşmanın bir an önce sağlanması için proje sahası olarak belirlenen bölgede yer alan uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasında kamu yararı görülmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin 20/01/2022 ve 10/03/2022 tarihli ara kararlarıyla, davalı idarelerden "dava konusu acele kamulaştırma işleminin dayanağı olan onaylı projesinin veya kamu yararı kararının ... imar planlarının bulunması halinde taşınmazın plandaki fonksiyonunun açıklanmasının ... " istenildiği, davalı idarelerden Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca cevaben; uyuşmazlığa konu taşınmazın imar planında ayrık nizam 5 kat konut alanı, yol ve park alanında kaldığının bildirildiği fakat planın ölçek ve tarihinin belirtilmediği, Dairemizin 13/12/2022 tarihli ara kararıyla ise, davalı idarelerden "dava konusu acele kamulaştırma işleminin dayanağı olan onaylı projesinin (ihale eki mimari projenin CD olarak gönderilmesi halinde pdf uzantılı olarak), kamu yararı kararının (işlemin tarih ve sayısı yazılarak), kamulaştırma işleminin (işlemin tarih ve sayısı yazılarak)", davalı idarelerden ve (dava dışı) Bozkurt Belediye Başkanlığından "uyuşmazlığa konu taşınmazın plandaki fonksiyonu da açıklanarak 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ("aslı gibidir" onaylı paftasının ve dava konusu acele kamulaştırma kararı öncesindeki ve sonrasındaki durumunu ayrı ayrı gösterir şekilde) gönderilmesinin" istenilmesine rağmen davalı idarelerden Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca cevaben; … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı kamu yararı kararları alındığının bildirildiği, fakat anılan kararların, bölgede ihtiyaç duyulan projelerin gerçekleşmesi amacıyla yapılaşmalara bir an önce başlanabilmesi için taşınmazların acele kamulaştırılmasında kamu kararı görüldüğüne, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı kararının alınmasının sağlanmasına yönelik Bakan imzalı bir karar olduğu, anılan kararın kamu yararı kararı olarak nitelendirilemeyeceği, başkaca istenilen bilgi ve belgelerin gönderilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; yaşanılan sel ve heyelan afeti sonucu yaraların acilen sarılması adına acil yapılaşmaya gidilmesi gerektiği hususu şüphe götürmemekle birlikte, 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için ya ilgili idare tarafından kamu yararı kararının alınması ya da onaylı imar planı veya ilgili Bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak bir hizmet olması gerektiğinden, gerek davalı idareler gerekse yukarıda belirtilen idareler tarafından Dairemiz ara kararlarına verilen cevapların incelenmesinden afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla yapılacak projeye ilişkin alınmış bir kamu yararı kararının veya onaylı imar planının ve ilgili Bakanlıkça onaylı özel plan ve projesinin bulunmadığı, dolayısıyla davaya konu acele kamulaştırma kararının dayanağının bulunmadığı anlaşılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU:
1.Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının İPTALİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,
4.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/04/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY :
Dava, Kastamonu ve Sinop illeri sınırları içerisinde bulunan ve ekli listelerde sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bu bölgelerde meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın gerçekleştirilmesi amacıyla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/08/2021 tarih ve 4415 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, Kastamonu İli, Bozkurt İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usül ve şartları düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un 27. maddesinde ise "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem şeklinde düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisinde Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.
Bu kapsamda, üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma işlemi ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir.
Dolayısıyla acele kamulaştırma başlı başına ayrı bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasına ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Genel olarak tüm idari işlemlerin nihai amacı kamu yararı olmak zorundadır. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir.
Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, acil kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir.
Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Acelecilik kararı verilen taşınmaz doğrudan idare adına geçmemekte bu hususta gerekli evraklar mahkemeye verilmekte ve mahkeme kararı ile taşınmaza el konulmaktadır. Dolaysıyla acele kamulaştırma işlemlerinde Cumhurbaşkanınca verilen acele kamulaştırma kararının idari yargıda Danıytayca incelenmesinde "acelecilik" halinin incelenmesi, adli mahkemece yapılacak incelemede de 27. maddede öngörülen diğer hususların incelenerek başvurunun uygun bulunması durumunda el koyma kararı vermesi gerekmektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca verilen acele kamulaştırma kararlarının hukuki yönden incelenmesi sırasında anılan maddede öngörülmeyen hususların değerlendirilerek eksiklik ya da hukuki yönden sakatlık olarak görülmesi durumunda anılan maddede Cumhurbaşkanına verilen yetkinin kullanılamaması sonucunu doğurabilir. Diğer kanun ve yönetmeliklerde yer alan düzenlemelere uyulup uyulmadığının ancak kamulaştırma kararına karşı açılacak dava sırasında incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.
Dosyanın incelenmesinden, Kastamonu ili, Bozkurt ilçesinde 2021 yılı yaz aylarında beklenmedik şekilde meydana gelen sel ve heyelan nedeniyle konutların zarar gördüğü ve bölgede acil konut ihtiyacının ortaya çıktığı, konut ihtiyacının karşılanması için hazırlanan projenin gerçekleştirilebilmesi ve yapılaşmaya başlanabilmesi için acele kamulaştırma kararının alındığı, bu kapsamda olan uyuşmazlığa konu taşınmazların mahkemece belirlenen bedelinin davalı idare tarafından bankaya yatırılması üzerine mahkemece taşınmaza el koyma kararının verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, bölgede doğal afet nedeniyle olağanüstü bir durumun olduğu, amaçlanan kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi ve idarece taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğmuş olması şartlarının oluştuğu, dolayısıyla acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan acele kamulaştırma işleminden sonra 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen usule uygun olarak kamulaştırma işleminin tamamlanması ve idarenin taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde bedel tespit ve tescil davası açması gerektiğinden, davacının diğer iddialarının idarelerin başvurusu üzerine adli mahkemece yapılacak olan meşruhatlı davetiyenin tebliği üzerine anılan kamulaştırma işleminin iptali istemiyle idari yargıda açılacak iptal davalarında incelenebileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşüncesi ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.