DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1828 E. , 2023/431 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
1.… Derneği
2.… Derneği
…
11.… Birliği
12.… Odası
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/2994, K:2022/645 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Hatay ili, İskenderun ilçesinde kurulacak ithal kömür yakıtlı, termik-konvansiyonel tipindeki elektrik üretim tesisinde 49 yıl süre ile faaliyet göstermek üzere … Enerji Üretim Anonim Şirketine Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararıyla verilen … tarih ve … sayılı üretim lisansının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2020/2994, K:2022/645 sayılı kararıyla; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/03/2020 tarih ve E:2019/2691, K:2020/696 sayılı eksik inceleme gerekçesine dayanan bozma kararına uyularak,
Dairelerinin 30/03/2021 tarihli ara kararıyla, davalı idare ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında alınan ÇED kararlarının verilmesinden sonra ve/veya lisans verme aşamasında, çok sayıda elektrik üretim santralinin kurulduğu ve kurulacağı belirtilen uyuşmazlığa konu Adana, Mersin ve Hatay bölgesinde, bu santrallerin konumları ile yakıt türleri ve bölge bir bütün olarak göz önüne alınmak suretiyle, dava konusu tesis ile aynı şehir veya coğrafi bölgede lisans verilen ya da ön lisans aşamasına gelen diğer santrallerin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği kümülatif etki çalışması yapılıp yapılmadığının ve bu konuda alınan bir kararın bulunup bulunmadığının sorularak, bu hususlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin aslı veya onaylı örnekleri" istenilmiş;
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen cevap ekindeki Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında, "Hatay ili, İskenderun ilçesinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından kurulması planlanan termik santral projesi kapsamında Bakanlığımızca yürütülen ÇED sürecinde de (tesis etki alanında faaliyette olan, inşaatı devam eden ve/veya ÇED Olumlu Kararı alan projeler dikkate alınarak) mevcut çevresel unsurlar, çevreyi etkileyebilecek olası sorunlar, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi vb. konular kümülatif olarak birlikte değerlendirilmiş ve ortaya çıkması muhtemel olumsuz çevresel etkilere karşı alınacak önlemler ilgili kurum ve kuruluşlar mer'i mevzuat çerçevesinde tayin edilmeye çalışılmıştır." ifadesinin yer aldığı,
Dairelerinin 30/03/2021 tarihli ara kararına EPDK tarafından verilen … tarih ve … sayılı cevapta, Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye ilinde yer alan termik santrallere verilen lisanslara ilişkin dava açılan termik santral projelerine ait lisansların büyük bölümünün sona erdirildiği, iptal edildiği veya lisans başvurularının reddedildiğinin bildirildiği, buna göre, dava dilekçesinde de bir kısmı belirtilen 32 adet termik santrale ilişkin olarak 5 (beş) adet başvurudan başvuruda bulunan tüzel kişiler tarafından vazgeçildiğinin, 9 (dokuz) adedinin başvurusunun reddedildiğinin, 12 (oniki) adedinin önlisansı/lisansının sona erdirildiğinin, 2 (iki) adedine verilen lisansın sona erdirilerek aynı tesis için başka bir tüzel kişiye lisans verildiğinin ve 4 (dört) adet lisansın ise yürürlükte olduğunun, dolayısıyla davacıların bölgesel kümülatif etki değerlendirmesi talebine neden olan durumun (aynı bölgede aynı dönemde çok sayıda termik santral için lisans verilmesinin) büyük ölçüde ortadan kalktığının anlaşıldığı,
Mezkûr yazı ekindeki tabloda yer alan dava konusu lisans dışında yürürlükte olan lisanslara ilişkin bilgiler incelendiğinde, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin Tufanbeyli/Adana'da, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin (… tarih ve … numaralı otoprodüktör lisansı, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi uyarınca üretim lisansına dönüşmüş olan) tesisin İskenderun/Hatay'da, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin Gülnar/Mersin'de, önceki lisans sonlandırılarak aynı tesis için başka bir şirkete yeni bir lisans numarası verilenlerden … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin Erzin/Hatay'da, … tarih ve … numaralı lisansa ilişkin tesisin ise Akdeniz/Mersin'de bulunduğunun, dava konusu üretim lisansı verilen tesisin bulunduğu İskendurun'da sadece bir üretim tesisinin bulunduğunun görüldüğü,
Niteliği gereği kümülatif etki değerlendirmesinin dava konusu 23/10/2008 tarihli üretim lisansına konu İskenderun'da bulunan tesis ile ondan önce lisans verilen tesisler dikkate alınarak yapılması gerekitiği, bölgede daha önce lisans verilen yalnızca 2 tesis bulunmakta olup, bunlardan aynı ilçedeki tesisin kümülatif etki değerlendirmesi kapsamına alındığı, Tufanbeyli'de bulunan diğerinin ise oldukça uzakta olduğu,
Dava konusu lisansa dair ÇED sürecinde, tesis etki alanında faaliyette olan, inşaatı devam eden ve/veya "ÇED Olumlu Kararı" alan projeler dikkate alınarak mevcut çevresel unsurlar, çevreyi etkileyebilecek olası sorunlar, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi gibi konuların kümülatif olarak birlikte değerlendirildiği, davacıların bölgesel kümülatif etki değerlendirmesi talebine neden olan, aynı bölgede çok sayıda elektrik üretim tesisi için lisans verilmesine ilişkin durumun zaman içerisinde büyük ölçüde ortadan kalktığı, hâlihazırda yürürlükte olduğu anlaşılan lisanslara konu altı tesisin ise birbirine hayli uzakta olduğu, yürürlükte olan lisansların bazılarının (…, … ve … numaralı lisanslar) ise dava konusu lisanstan daha sonraki bir tarihte verildiği, bu itibarla, bu üç lisansa konu tesisler bakımından kümülatif etki değerlendirmesi yapılmasına gerek olmadığı, dava konusu tesis bakımından kümülatif etki değerlendirmesinin ancak kendinden önce lisans verilen tesisler nazara alınarak yapılması gerektiği,
Lisansa konu tesisin 08/08/2014 tarihinden beri faaliyette olduğu, 04/12/2014 tarihinden itibaren Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemine online olarak bağlı bulunduğu, tesis için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından … tarih ve … sayılı yazı ile 05/01/2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere "Çevre İzin Belgesi" verildiği, Bakanlığın ara kararına cevabında, işletme döneminde ÇED raporlarındaki izleme programına uygun hareket edilerek çevre izni kapsamında hava, toprak, yeraltı ve deniz suyunda teyit ölçümleri yapıldığı, bu ölçümler ile ölçüm yapılan noktalarda hâlihazırda oluşmakta olan toplam kümülatif yükün tespit edildiği, tesisin işletmede olduğu dönem zarfında yapılmakta olan raporlama, ölçüm ve denetimlerde hiçbir olumsuzluğa rastlanmadığının belirtildiği,
Öte yandan, Elektrik Piyasası Kanunu, Çevre Kanunu, 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği" ve ilgili diğer mevzuat kapsamında tesis hakkındaki denetimin sürdürüldüğü, bu bağlamda lisansın verdiği haklar dışına çıkılarak veya ÇED raporlarından ve elektrik piyasası mevzuatından kaynaklanan yükümlülükler ihlâl edilerek faaliyette bulunulduğunun tespiti hâlinde lisans sahipleri ve üretim tesisleri hakkında (faaliyetin durdurulması ve hatta lisans iptali dâhil olmak üzere) çeşitli yaptırımlar uygulanabileceği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, temyize konu Daire kararının Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine açıkça aykırı olduğu, çevresel tehditler karşısında devletlerin kirliliği önlemek konusunda pozitif yükümlülüğünün bulunduğu, kümülatif etki çalışması-bütüncül değerlendirme yapılmaksızın, sağlık etki değerlendirme raporu alınmaksızın termik ve diğer kirletici yok edici tesislerin işgaline yol açacak kararlar verilmesinin, halkın yaşama hakkının ihlali sonucunu doğuracağı, hukuki tedbirlerin alınmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle güvence altına alınan haklardan yaşama hakkı, özel hayatın ve aile hayatının korunması, etkili başvuru hakkı, ayırımcılık yasağı ve mülkiyet hakkını ihlal edeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Kurulumuzun 12/03/2020 tarih ve E:2019/2691, K:2020/696 sayılı kararı ile "dava konusu üretim lisansının, kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanıp dayanmadığı hususu hukuken açıklığa kavuşturulmaksızın, eksik inceleme ile verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı" gerekçesiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinin ilk kararının bozulduğu, bozma üzerine verilen ara kararı cevabından, dava konusu işlemin, bir kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanmadığı hususunun sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 23/02/2022 tarih ve E:2020/2994, K:2022/645 sayılı kararının ONANMASINA,
3.… TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacılara iadesine,
4.Kesin olarak, 09/03/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Hatay ili, İskenderun ilçesinde kurulacak ithal kömür yakıtlı, termik-konvansiyonel tipindeki elektrik üretim tesisinde 49 yıl süre ile faaliyet göstermek üzere ... Enerji Üretim Anonim Şirketi'ne Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararıyla verilen … tarih ve … sayılı üretim lisansının iptali istenilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; Hatay ili, İskenderun ilçesi, Sarıseki beldesi, İskenderun Organize Sanayi Bölgesi içinde kurulacak üretim tesisinde ... Enerji Üretim A.Ş. tarafından gerçekleştirilecek Diler İskenderun Termik Santrali (DİTES) projesine ilişkin olarak … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu Belgesi"nin verildiği, anılan ÇED Olumlu Belgesine karşı açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve bilirkişilerce hazırlanan rapora itibar edilmek suretiyle, ÇED belgesinin, santralin çevreye olan etkileri yönünden eksik değerlendirme yapılarak hazırlanmış ÇED Raporuna dayandığı gerekçesiyle iptal kararı verildiği, bu kararın, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 03/10/2013 tarih ve E:2011/16123, K:2013/6757 sayılı kararı ile onandığı ve karar düzeltme isteminin de anılan Dairenin 01/10/2015 tarih ve E:2014/3967, K:2015/6998 sayılı kararı ile reddedildiği, bunun üzerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca; söz konusu yargı kararında belirtilen aykırılıklar giderilerek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2009/7 sayılı Genelgesi'ne istinaden yeniden hazırlanan ÇED Raporu uyarınca … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu Belgesi"nin verildiğinin belirtildiği, söz konusu santrale ikinci ünite ilavesi hakkında da … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu Belgesi"nin verildiği, bunlardan, … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu Belgesi"ne karşı açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, davadan feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu Belgesi"ne karşı açılan davada ise, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davadan feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Onüçüncü Dairesinin ara kararı ile davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına; Çevresel Etki Değerlemesi Yönetmeliği kapsamındaki ÇED kararlarının verilmesinden sonra ve/veya lisans verme aşamasında, aynı şehir veya coğrafi bölgede birden fazla santralin kurulmasının söz konusu olduğu hallerde, bu santrallerin yer ve konumu ile yakıt türleri ve bölge bir bütün olarak göz önüne alınarak, bunların bölgesel bazda çevreye olan etkilerinin neler olacağı konusunda bir değerlendirme yapılıp yapılmadığının ve bu konuda alınan bir karar bulunup bulunmadığının sorulduğu; anılan ara kararına Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilen cevapta; Bakanlıklarına başvurusu ulaşan projeler hakkında kümülatif etki çalışmasının da istendiğinin belirtildiği; bunun üzerine Dairenin 21/01/2013 tarih ve E:2012/941 sayılı kararıyla, yürütmenin durdurulması isteminin reddedildiği; bu karara karşı davacılar tarafından itiraz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/01/2013 tarih ve YD İtiraz No:2012/941 sayılı kararıyla; Dairece yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmeden önce, ara kararları ile davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, ÇED raporlarının hazırlanması, sonuçlandırılması ve ÇED kararlarının verilmesi aşamasında, aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan termik santrallerin yer ve konumu ile yakıt türleri, daha önce verilen ÇED kararları ve raporları dikkate alınarak santrallerin ve bölgenin bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle, santrallerin bölgesel bazda çevreye olan etkilerinin neler olacağı konusunda bir değerlendirme yapılıp yapılmadığının ve bu konuda alınan bir karar bulunup bulunmadığının sorularak, bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerin istendiği, Bakanlıkça verilen cevapta; ÇED olumlu kararı verilen santrallerin belirtildiği, ÇED Raporunun incelenmesiyle ilgili olarak yapılan çalışmaların, inceleme ve değerlendirilmelerin açıklandığı, başvurusu yapılan projeler hakkında kümülatif etki çalışmasının da istendiğinin belirtildiği, davacıların en önemli iddialarından birinin, Adana, Mersin ve Hatay'da çok sayıda elektrik üretim santrali kurulduğu ve kurulacağı, bu durumun çevreye yönelik ciddi olumsuz etkilerinin olduğu ve Anayasa'nın 56. maddesi ile 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 2., 3. ve 8. madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bu santrallerin kurulmasına izin veren idari işlemlerin yargısal denetiminde, salt idarelerin açıklamalarıyla sınırlı kalınması halinde, yeterli yargısal denetimin yapılamayacağı, santrallerin çevreye yönelik olası olumsuz etkileri konusundaki endişelerin giderilemeyeceği sonucuna varıldığı, bu itibarla, ara kararlarına verilen cevaplarda belirtilen belgelerin, dava konusu işlemin dayanağı ÇED Olumlu Kararının, projeyle ilgili kümülatif etki çalışmasının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan istenilerek ve bu konularla ilgili, gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırıldıktan sonra, inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle itirazın kabul edilerek, yürütmenin durdurulması istemi hakkında Dairece yeniden karar verilmek üzere Daire kararının kaldırılmasına karar verildiği; bunun üzerine, itiraz kabul kararının gerekçesine uygun olarak Dairece verilen ara kararları ile davalı idareden ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığından; Dairelerinin 11/06/2012 tarih ve E:2011/4517 sayılı ara kararında, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca alınması gereken ÇED kararı için başvuru yapan tüzel kişilerin başvurularının değerlendirilmesi, ÇED raporlarının hazırlanması, sonuçlandırılması ve ÇED kararlarının verilmesi aşamasında, aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan termik santrallerin yer ve konumu ile yakıt türleri ile daha önce verilen ÇED kararları ve raporları dikkate alınarak santrallerin ve bölgenin bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle, santrallerin bölgesel bazda çevreye olan etkilerinin neler olacağı konusunda bir değerlendirme (Doğu Akdeniz Bölgesinde kurulan veya kurulacak santraller için yapılan başvurular dahil) yapılıp yapılmadığının ve bu konuda alınan bir kararın bulunup bulunmadığının sorulduğu, anılan ara kararına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen 23/07/2012 tarihli cevapta, "...Bakanlığımıza başvuru yapılan projeler hakkında kümülatif etki çalışması da istenilmektedir." ifadesine yer verildiği görülmekte olup, Bakanlık tarafından istenilen kümülatif etki çalışmasının kapsamı ve niteliğinin, uyuşmazlık konusu üretim tesisi için Çevresel Etki Değerlemesi (ÇED) Yönetmeliği kapsamında değerlendirme yapılırken kümülatif etki değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığının, bu kümülatif etki değerlendirmesinin kapsamının, ne şekilde yapıldığının ve hangi bölgeleri içerdiğinin, özellikle davacıların iddialarına konu olan Adana, Mersin ve Hatay Bölgesini içerisine alan bir kümülatif etki değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığının sorularak, bu konuya ilişkin bütün bilgi ve belgelerin istenildiği; söz konusu ara kararına Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilen cevapta; dava konusu tesise ilişkin olarak, Bakanlıklarınca 13/08/2008 tarihli ÇED Olumlu Kararının verildiğinin, söz konusu projeye ait ÇED Raporu Bölüm IV-Proje Kapsamında Etkilenecek Alanın Belirlenmesi ve Bu Alan İçindeki Mevcut Çevresel Özelliklerin Açıklaması, Projenin İşletme Aşamasındaki Faaliyetler, Fiziksel ve Biyolojik Çevre Üzerine Etkileri ve Alınacak Önlemler başlığı altında yer alan "Bölgenin mevcut kirlilik yükü (hava, su, toprak) dikkate alınarak kümülatif etkilerin değerlendirilmesi" sorusu ile çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi konularındaki bilgilerin ÇED Raporunda yer almasının sağlandığının, kümülatif çalışmaların, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'ne göre yapıldığının, anılan Yönetmeliğin Ek-2.b.1 maddesi uyarınca, emisyonların merkezinden itibaren SKHKKY Ek-4’te verilen esaslara göre tespit edilmiş baca yüksekliklerinin 50 katı yarıçapa sahip alanın tesis etki alanı olarak belirlendiğinin, tesis etki alanı içerisindeki, ÇED başvurusu yapan projelerden önce işletmeye geçmiş, inşaatı devam eden veya ÇED Olumlu Kararı almış projelerin dikkate alınarak kümülatif çalışma istendiğinin, nitekim dava konusu termik santralin kümülatif emisyon değerlendirmesinin, tesis bacası merkez olacak şekilde, baca yüksekliğinin 50 katı olan yarıçapındaki (210 m x 50 = 10.500 m = 10,5 km) dairesel alanı kapsayacak ve tesis merkezi (baca), karenin ortasında olmak üzere kenar uzunlukları 21 km x 21 km olan kare şeklindeki tesis etki alanını kapsayacak şekilde oluşturulan bir alanda gerçekleştirildiğinin ve bu tesis etki alanı içerisine giren tüm sanayi tesislerinin kümülatif değerlendirme kapsamına alındığının, Mersin, Adana ve Hatay gibi birbirine uzak ve tamamen tesis etki alanı dışında kalan santrallerin kümülatif hava dağılım modelleme çalışmalarına dahil edilmesinin, anılan Yönetmeliğe göre mümkün olmadığının, dava konusu termik santrale ilişkin olarak, Danıştay Onüçüncü Dairesine sunulmak üzere, Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan özel bilimsel mütalaada; projenin kümülatif hava etki değerlendirmesi çalışmaları kapsamında E.D.Ç.T., Y.D.Ç.T. ve İskenderun Demir Çelik Tesislerinin (İSDEMİR) de değerlendirilerek bir hava dağılım modellemesi yapıldığının, bu tesislerin yanısıra bölgede yapımı planlanan izin-lisans aşamasındaki farklı enerji üretim tesislerinin bulunduğunun, ancak bu tesislerin planlama aşamasında olup dava konusu santral sahasına 10,5 km mesafede bulunduğunun, ÇED aşamasını dava konusu tesisten önce tamamlamış başka bir tesis bulunmadığının, dava konusu tesisten önce planlanmış olan en yakın tesisin 34 km kuzeybatısında Sugözü Termik Santralinin bulunduğu, ancak 10,5 km yarıçaplı alan dışında kaldığından tesislerin emisyonlarının birbirlerini etkilemesinin söz konusu olmadığının tespit edildiğinin belirtildiği; daha sonra, ara kararı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığından; ESMAP (Enerji Sektörü Yönetim Yardım Programı) fonları ile desteklenen “Türkiye Su Havzaları Yönetimi–P129244” başlıklı Dünya Bankası Analitik ve İstişari Çalışmasının “Kümülatif Çevresel Etki Değerlendirme (KÇED) Teknik Yardım Çalışması” başlıklı 2. Bileşeni kapsamında hazırlanan ve Haziran 2012’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğüne sunulan “Kümülatif Çevresel Etki Değerlendirme Danışma Notu”nun bir ekini oluşturan "Türkiye'deki Hidroelektrik Santralleri İçin Örnek Kümülatif Çevresel Etki Değerlendirmesi Kılavuzu"na benzer şekilde, Türkiye'deki termik santrallerin kümülatif çevresel etki değerlendirmesine yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığının sorularak konuya ilişkin bilgi ve belgelerin istendiği; verilen cevapta; benzer bir kılavuzun bulunmadığının, hava kalitesinin kümülatif etkilerinin değerlendirilmesinin, modellemenin tanımı, tarifi, kapsamı gibi hususları içeren ve 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olan Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'ne göre yapıldığının belirtildiği; termik santraller açısından kümülatif çevresel etki değerlendirmesiyle ilgili olarak ülkemiz açısından bağlayıcılığı olan uluslararası mevzuata ait dokümanların ve uluslararası mevzuat uygulamalarına ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine verilen cevapta; termik santral projelerine ilişkin ÇED sürecinde, ulusal mevzuatın yanısıra taraf olunan uluslararası sözleşmelerin de dikkate alındığının, Avrupa Birliği tarafından 13/12/2011 tarihinde yayınlanan Çevre Direktifinde kümülatif etki değerlendirmesinin tanımının yapıldığının, ancak her projenin etki alanı farklı olduğu için belirli bir çerçeve çizilmediğinin, Direktifte, çevresel etkiler değerlendirilirken kümülatif olarak değerlendirme yapılması, bu kapsamda işletmede ve onay almış projelerin de değerlendirilmesi gerektiğinin ve bu çalışmanın her bir ülkenin kendi mevzuatı ile uyumlu şekilde yapılması gerektiğinin ifade edildiğinin belirtildiği; 03/10/2013 tarih ve 28784 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği EK-3'te "Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı"nda yer verilen "Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi" çerçevesinde, projelerin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkileri ve alınacak önlemler bakımından kümülatif etkilerinin belirlenmesinin hangi kriterlere göre, nasıl belirlendiğinin sorularak, konuya ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesi ile ilgili soruya verilen cevapta; Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nin Ek-2.b.1 maddesi uyarınca, emisyonların merkezinden itibaren SKHKKY Ek-4’te verilen esaslara göre tespit edilmiş baca yüksekliklerinin 50 katı yarıçapa sahip alanın, tesis etki alanı olarak belirlendiğinin, tesis etki alanı içerisindeki, ÇED başvurusu yapan projelerden önce işletmeye geçmiş, inşaatı devam eden veya ÇED Olumlu Kararı almış projelerin dikkate alınarak kümülatif çalışma istendiğinin, her bir ÇED raporunda, kendinden önce işletmeye geçmiş, inşaatı devam eden ve/veya ÇED Olumlu Kararı almış projelerin mevcut durum olarak değerlendirildiğinin ve bunun üzerine planlanan proje ilave edilerek kümülatif değerlendirme çalışmasının tamamlandığının belirtildiği; bunun üzerine Dairece yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, karara davacılar tarafından yapılan itiraz üzerine Kurulumuzun 18/04/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/172 kararıyla, dava konusu üretim lisansının, söz konusu lisansa konu tesis ile aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan diğer santrallerin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği bir kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanıp dayanmadığı hususu hukuken açıklığa kavuşturulmaksızın verilen Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacıların itirazının kabul edildiği, bu kez Dairece, "Ülkemizde termik santrallerin, kurulduğu bölge ya da çevre üzerinde oluşturduğu hava kirlenmeleri sebebiyle ortaya çıkan etkilerini "kümülatif etki değerlendirmesi" adı altında düzenleyen doğrudan bağlayıcı nitelikte ulusal veya uluslarasası herhangi bir kural bulunmamaktadır.
Bu konuda sanayi ve enerji üretim tesislerinin faaliyeti sonucu atmosfere yayılan is, duman, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonları kontrol altına almak; insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden korumaya; hava kirlenmeleri sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkileri gidermeye ve bu etkilerin ortaya çıkmasını engellemeye ilişkin usul ve esasları belirleyen ve 03.07.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği" bulunmaktadır... davaya konu üretim lisansının verilebilmesi için; 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı "Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği" kapsamında belirlenen tesis etki alanının ötesinde, kurulan ya da kurulacak santrallerin de dikkate alınarak bölgenin bir bütün olarak değerlendirileceği kümülatif etki değerlendirmesi yapılmış olmasının aranması hukuki güvenlik ilkesinin bir gereği olan "belirlilik" ve "öngörülebilirlik ilkesi" karşısında mümkün değildir..." gerekçesiyle yürütmenin durdurulması isteminin tekrar reddedildiği ve Kurulumuzca bu karara karşı yapılan itirazın da kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına karar verildiği; ardından Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/12/2018 tarih ve E:2011/4517, K:2018/4371 sayılı kararıyla davanın reddi yönünde verilen hükmün Kurulumuzun 12/03/2020 tarih ve E:2019/2691, K:2020/696 sayılı kararı ile "dava konusu üretim lisansının, kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanıp dayanmadığı hususu hukuken açıklığa kavuşturulmaksızın, eksik inceleme ile verilen Daire kararında hukuka uygunluk bulunmadığı" gerekçesiyle bozulduğu, bozma üzerine temyizen incelenen kararın verildiği anlaşılmaktadır.
Kurulumuzun E:2019/2691, K:2020/696 sayılı bozma kararı üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesince, "bozma kararının gereğini yerine getirmek üzere" 30/03/2021 tarih ve E:2020/2994 sayılı ara kararı verilmiş olup, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 02/06/2021 tarih ve 994468 sayılı ara kararı cevabından, "Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği" kapsamında belirlenen tesis etki alanının ötesinde, kurulan ya da kurulacak santrallerin de dikkate alınarak bölgenin bir bütün olarak değerlendirilediği bir kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadığı" anlaşılmaktadır. Anılan ara kararı cevabına rağmen, Dairece, "bozma kararına uyulduğu"na ilişkin bir ibareye de yer verilmeksizin, ilk kararda olduğu gibi yine davanın reddine karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması hâlinde ise Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanımayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır. Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmamıştır.
Bununla birlikte, dava konusu üretim lisansının, söz konusu lisansa konu tesis ile aynı şehir veya coğrafi bölgede kurulan ya da kurulacak olan diğer santrallerin bölgeye bir bütün olarak etkilerinin değerlendirildiği bir kümülatif etki çalışması süreci sonucunda verilmesi gereken bir ÇED Kararına dayanmadığı hususu sabit olmasına rağmen, temyize konu Daire kararı ile -ilk kararda olduğu gibi- davanın reddine hükmedilmiştir. Açıklanan nedenle, davacıların temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.