Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2022/7561
Karar No
K. 2023/1939
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/7561 E.  ,  2023/1939 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2022/7561
Karar No: 2023/1939
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- … İl Özel İdaresi / …
VEKİLİ: Av. …

2.… Belediye Başkanlığı / …

VEKİLİ: Av. …

3.… Genel Müdürlüğü / …

VEKİLİ: Av. …
DİĞER DAVALILAR: 1- … Belediye Başkanlığı / …
VEKİLİ: Av. …

2.… Genel Müdürlüğü / …

VEKİLİ: Av. …

3.… Valiliği / …

KARŞI TARAF (DAVACI): … Mobilya San. Tur. Taş.Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından; Balıklı Deresi bitişiğinde bulunan mobilya imalathanesinin 24/08/2015 tarihinde Artvin ili, Hopa ilçesinde meydana gelen kuvvetli yağış ve sel sebebiyle hasar gördüğünden bahisle, uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 567.900,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; dava konusu olayda, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün verileri, bilirkişi raporu ve dosya muhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işyerinin nüfusu 100.000’den küçük olan Hopa Belediyesi sınırları içinde merkezî ve kıymetli iskân sahasında kalması nedeniyle yağmur suyu toplama sistemi projelerinin 5 yıldan 25 yıla kadar tekerrürlü yağışları taşıyabilecek kapasitede olması gerektiği, oysa ki dava konusu yağışın tekerrür süresinin 2, 4 ve 12 saatlik standart sürelerde 25 yılı aştığı, diğer standart sürelerde de 20 yılı aşan tekerrür sürelerinin bulunduğu, özellikle 12 saatlik yağışın tekerrür süresinin 69 yıl gibi yüksek bir değere ulaştığı, buna göre 21-26 Ağustos 2015 tarihleri arasında Hopa’da meydana gelen yağışların “doğal afet” olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu iş yerini etkileyen su baskınının Hopa-Artvin devlet yolundan gelen yağmur suyu ile değil Balıklı deresinin taşması sonucu gerçekleştiği, iş yerinin bulunduğu bölgede imar planlarının yapılmış olduğu ve birbiriyle uyumlu olduğu anlaşıldığı, meydana gelen zararın yalnızca doğal afet faktöründen kaynaklanması nedeniyle davalı idareler ile dava dışı idarelere ait atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunmadığı ve kusursuz sorumluluk şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı idareler lehine tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; dosyada ek bilirkişi raporu aldırıldığı, hükme esas alınabilecek yeterlilikte bulunan rapora göre, davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yönünden olayın doğal afet olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı, Sundura Deresindeki ıslah çalışmalarının anılan debiyi taşıyabilecek şekilde projelendirilmediği, davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün deredeki ıslah çalışmasını yeterli şekilde yapmamasının hizmet kusuru teşkil ettiğinin, oluşan ve tazmini istenilen davacı zararının da davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün eyleminin sonucu olduğu ve aralarında uygun illiyet bağının da bulunduğunun, dava konusu iş yeri belediye sınırları içinde olduğundan ve sorumluluk alanı dışında gerçekleşen olayla Artvin İl Özel İdaresinin ve Artvin Valiliğinin bir ilgisi bulunmadığının, Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki köprülerin akımı geçirdikleri, suyun yolun üzerinden aşmadığı, dolayısıyla taşkında Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun da olmadığının anlaşıldığı; davacının söz konusu olay neticesi oluşan zararının tespiti amacıyla … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … D.iş sayılı dosyası üzerinde delil tespiti yaptırdığı, toplam 571.450,00 TL zararının tespit edildiği, raporun hükme esas alınabilecek yeterlilikte bulunduğu, bilirkişi raporu ile tespit edilen 571.450,00 TL zarardan Hopa Kaymakamlığınca yapılan 74.000,00 TL tutarındaki ödeme düşüldüğünde davacının 497.450,00 TL zararının bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısma ilişkin olarak davanın kısmen kabulüne, 497.450,00 TL'nin davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından idareye başvuru yapıldığı 08/04/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının Hopa Belediye Başkanlığı yönünden yaptığı istinaf başvurusunun reddine, diğer davalılar yönünden yaptığı istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine, davalı Artvin Belediye Başkanlığı ve Artvin İl Özel İdaresi tarafından vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf başvurularının reddine, Hopa Belediye Başkanlığı istinaf başvurusundan vazgeçtiğinden istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer bulunmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından; dava konusu olayda iddia olunan zarara sebep olan sel olayının doğal afet olup olmadığının tespitinin teknik bir konu olduğu, hükme esas alınan raporlarda meteorolog bilirkişisi bulunmadığı, dosya içerisinde yer alan ilk raporda uğranıldığı iddia olunan zararların doğal afet faktöründen kaynaklandığı ve meydana gelen yağışın doğal afet sınırlarını aştığı için idarelerinin kusuru bulunmadığına kanaat getirilmesine rağmen hazırlanan ek raporda tamamıyla tersi yönde kanaat getirilmesinin raporun sıhhatine gölge düşürdüğü, mahkemece uğranıldığı iddia olunan zararın tespitine yönelik herhangi bir araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu, davanın kısmen kabulüne karar verildiği göz önünde tutulduğunda reddedilen kısım üzerinden idareleri lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken bu yönde de bir hüküm kurulmadığı ileri sürülmektedir. Artvin Belediye Başkanlığı ve Artvin İl Özel İdaresi tarafından; idareleri yönünden davanın reddi yolunda verilen karar, Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunmuş olmasına rağmen idareleri lehine tek ve maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI :

Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ :Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin işlettiği Artvin ili, Hopa ilçesi, … Mahallesi Sanayi Girişi … nolu … Yönü … Deresi bitişiğinde bulunan … Mobilya İmalathanesi isimli iş yerinde 24/08/2015 tarihinde Artvin ili Hopa ilçesinde meydana gelen kuvvetli yağış ve sel neticesinde taşkın suları sebebiyle hasar oluştuğu, meydana gelen zarar miktarının tespiti amacıyla … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … D.iş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırıldığı, mahallinde yapılan keşif sonrasında elektrik ve makine mühendisleri ile mobilya bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda zarar miktarının 571.450,00 TL olarak belirlendiği, davacı şirketin başvurusu üzerine Hopa Kaymakamlığı tarafından 74.000,00 TL ödeme yapıldığı, başkaca bir ödemenin yapılmayacağının bildirildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından davalı idarelere başvurularak iş yerinde meydana gelen zarar ve hasar bedelinin tazmin edilmesinin talep edildiği, davalı idarelerce tazminat talebinin reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan adıyla 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un yine olay tarihinde yürürlükte bulunan "Vazife ve Salahiyetler" başlıklı 2. maddesinde, taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek, sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak, anılan tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dahil işletmelerini sağlamak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinde "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı... hizmetlerini yapar veya yaptırır..." hükmü yer almaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Kullanma izni alınmamış yapılar" başlıklı 31. maddesinde, inşaatın bitme gününün, kullanma izninin verildiği tarih olduğu, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapıların, izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmayacakları, ancak kullanma izni alan bağımsız bölümlerin bu hizmetlerden istifade ettirileceği kuralına yer verilmiştir. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'in 6. maddesinde, yetkili idareden usulüne uygun işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerlerinin yetkili idarelerce kapatılacağı düzenlemesi yer almıştır. İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarı müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Dava konusu zarara sebebiyet veren taşkına neden olan yağışın, doğal afet olup olmadığının incelenmesi;

Uyuşmazlık konusu aynı olayla ilgili açılan … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında verilen ara kararı ile dava konusu olayın doğal afet kapsamında nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin sorulması üzerine Orman ve Su İşleri Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı cevabında; 24/08/2015 tarihinde Artvin ili Arhavi, Borçka ve Hopa ilçelerinde meydana gelen yağışın sonuçları itibarıyla meteorolojik açıdan afet kapsamında değerlendirilebileceğinin belirtildiği;

İdare Mahkemesince mahallinde keşif ve inceleme yapmak üzere oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetinin düzenlediği 19/10/2018 tarihli raporda; 24 Ağustos 2015 tarihinde yağışın 14 saat boyunca devam ettiği, 2, 4 ve 12 saatlik yağışların tekerrür sürelerinin 25 yıldan fazla olduğu, özellikle 12 saatlik yağışın tekerrür süresinin 69 yıl gibi yüksek bir değere ulaştığı, İller Bankasının 1991 tarihli Kanalizasyon İşlerinin Planlanması ve Projelerinin Hazırlanmasına Ait Talimatnamesine göre dava konusu iş yeri nüfusu 100.000’den küçük olan Hopa Belediyesi sınırları içinde merkezî ve kıymetli iskân sahasında kaldığı için, yağmur suyu toplama sistemi projelerinin 5 yıldan 25 yıla kadar tekerrürlü yağışları taşıyabilecek kapasitede olması gerektiği, oysa dava konusu yağışın tekerrür süresinin 2, 4 ve 12 saatlik standart sürelerde 25 yılı aştığı, buna göre 21-26 Ağustos 2015 tarihleri arasında Hopa’da meydana gelen yağışların “doğal afet” olarak değerlendirilebileceğinin belirtildiği;

Bölge İdare Mahkemesince, İller Bankası'nın 1991 yılında yayımladığı Kanalizasyon İşlerinin Planlanması ve Projelerinin Hazırlanmasına Ait Talimatnamesinde belirlenen sürelerin gelişen dünyanın gereklerine uygun olup olmadığı, bilimsel çalışmalarda veya dünyada (ülkemiz ölçeğindeki ülkelerde) inşa edilen benzer projelerde kaç yıllık yağış tekerrürleri gözetilerek çalışmaların projelendirilmesi gerektiğinin kabul edildiği, anılan yağışın altyapı çalışmaları projelendirilirken öngörülemeyen bir doğal afet olup olmadığının, zarara davalı idarelerin herhangi bir hizmet kusurunun sebebiyet verip vermediğinin sorulmasına ilişkin ara kararı üzerine düzenlenen 14/03/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; tekerrür sürelerine ilişkin uluslararası kaynaklarda literatür araştırması yapıldığı, İller Bankası Talimatnamesinin dünyadaki muadillerine benzer değerler içerdiği ve halen altyapı projelerinde kullanıldığı için aynı değerlerin göz önüne alınacağı, dava konusu iş yeri nüfusu 100.000'den küçük olan Hopa Belediyesi sınırları içinde merkezi ve kıymetli iskân sahasında kaldığı için yağmur suyu toplama sistemi projelerinin 25 yıla kadar tekerrürlü yağışları taşıyabilecek kapasitede olması gerektiği, dava konusu yağışın tekerrür süresinin 2 ve 12 saatlik standart sürelerde 25 yılı aştığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, dosyada alınan bilirkişi raporları ve Meteroloji Genel Müdürlüğünün yazısı bir arada değerlendirildiğinde dava konusu zarara sebebiyet veren 24/08/2015 tarihinde Artvin ilinde meydana gelen kuvvetli yağışın meteorolojik yönden doğal afet olduğu görülmektedir. B) Dava konusu zarara sebebiyet veren taşkının neden olduğu yağışın doğal afet olduğu kabul edilmekle birlikte yağış sonucu meydana gelen taşkın sebebiyle davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün, zararın meydana gelmesinde veya artmasında kusurunun bulunup bulunmadığının incelenmesi;

Bölge İdare Mahkemesince alınan 14/03/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden Artvin ili Hopa ve Arhavi ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Akım Gözlem İstasyonlarının (AGİ) 21-26 Ağustos 2015 tarihlerinde ölçülmüş anlık debilerin ve gözlem istasyonlarının açılış tarihinden itibaren ölçülmüş olan yıllık maksimum anlık debilerin istenildiği, söz konusu taşkın debisi periyodunun, 03/05/2019 tarih ve 30763 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği'nin Yatak Düzenlemesi Proje Debisinin Seçimi başlıklı 10. maddesinde belirlenmiş olan tasarım debileriyle karşılaştırıldığı, buna göre Hopa ilçesinde dava konusu taşkının meydana geldiği 24/08/2015 tarihinde gözlenen en büyük anlık akım değerinin periyodunun 84 yıl olduğu, Hopa Sundura Deresi üzerindeki akım gözlem istasyonunda dava tarihinde gözlenen en büyük anlık debi olan 332 m3/s debi değerinin periyodunun 100 yılın altında olduğu, dava konusu Arhavi ve Hopa ilçe merkezlerinin Kapistre ve Sundura gibi iki büyük derenin denize döküldüğü yerlere kurulduğu, su baskınının gerçekleştiği gün Hopa'da çekilen video kayıtlarından da Sundura deresinin taştığı ve belirli bölgelerdeki su baskınının sebebi olduğunun görüldüğü, Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği hükmü gereğince Sundura deresinde Devlet Su İşleri tarafından yapılan ıslah çalışmalarının yeterli olmadığının anlaşıldığı, dava konusu olayda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün %100 sorumluluğu olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Bilirkişi raporunda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün kusuru tespit edilirken 03/05/2019 tarihinde yani dava konusu olayın gerçekleştiği 24/08/2015 tarihinden çok sonra yürürlüğe giren Yönetmelikte yer alan ıslah ve taşkın kontrolü amacıyla yatak düzenlemesi yapılırken uygulanması gereken esaslara göre belirlenen tekerrür süreleri dikkate alınarak %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.

Oysa ki dava konusu olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat çerçevesinde, mevzuatta bu konuda bir düzenleme bulunmaması halinde ise olay tarihindeki Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün iç uygulamaları dikkate alınarak derelerin ıslahı yapılırken taşkın kontrolünün sağlanması amacıyla yapılacak yatak düzenlemesinde hangi esasların, hangi tekerrür süresinin dikkate alınması gerektiği, buna göre davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce yapılan ıslah çalışmalarının yeterli olup olmadığı araştırılıp ortaya konularak davalı idarenin kusurunun bulunup bulunmadığı varsa kusur oranının tespit edilmesi gerekirken olay tarihinde yürürlükte bulunmayan Yönetmeliğe göre davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün tamamen kusurlu bulunarak hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır. C) Dava konusu olayda davalı Hopa Belediye Başkanlığının kusurunun bulunup bulunmadığının incelenmesi;

Dosyada bulunan Hopa Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında; bahse konu binanın yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığının, davacı şirketin iş yeri açma ve çalışma ruhsatının bulunmadığının, belediye hizmetlerinden faydalandığının belirtildiği anlaşılmakta olup, davalı Hopa Belediye Başkanlığının, ruhsatsız iş yerine ilişkin denetim görevini yerine getirmediği, gerekli yaptırımı uygulamadığı, davacı şirketi belediye hizmetlerinden faydalandırdığı göz önüne alındığında olayın meydana gelmesinde sorumluluğunun bulunduğu ortadadır. D) Davacının müterafik kusurunun incelenmesi; Ruhsatı ve yapı kullanım izin belgesi bulunmayan, derenin bitişiğinde bulunan binada iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı almaksızın mobilya imalathanesini işleten davacı şirketin zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilmelidir. E) Davacı şirketin zarar miktarının incelenmesi;

Davacı tarafından, zararının tespiti amacıyla … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … D.iş sayılı dosyası üzerinde delil tespiti yaptırıldığı, bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporlara göre, zarar gören makina ve mobilya imalatına ilişkin malzemelerin toplam değerinin 571.450,00 TL olarak belirlendiği, Hopa Kaymakamlığının … tarih ve … sayılı yazısında, iş yerinin emtia zararının zarar tespit koordinatörlüğünce yapılan çalışmalar neticesinde 370.000,00 TL olarak belirlendiğinin, afet kapsamında yapılan ödemelerin, bir nebzede olsa yaraların sarılabilmesi mahiyetinde olduğunun, zararların tamamının karşılanmasının mümkün olmadığının, Kaymakamlıkça 74.000,00TL ödendiğinin, başkaca bir ödemenin yapılmayacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.

Bölge İdare Mahkemesince, … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … D.iş sayılı dosyasında bilirkişi raporu ile tespit edilen 571.450,00 TL zarardan Hopa Kaymakamlığınca yapılan 74.000,00 TL tutarındaki ödeme düşülerek 497.450,00 TL maddi tazminata hükmedilmişse de tespit davasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen zarar miktarı ile Hopa Kaymakamlığının zarar tespit koordinatörlüğünce yapılan çalışmalar neticesinde tespit edilen zarar miktarı arasında çelişki bulunduğundan Hopa Kaymakamlığından davacının zarar tespitine ilişkin her türlü bilgi ve belgenin dosyaya getirilerek tespit davasında alınan bilirkişi raporundaki zarar kalemleri ve miktarları karşılaştırılmak suretiyle davacı şirketin zarar miktarının yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bilirkişi heyet raporu alınmak suretiyle dava konusu zararın oluşumunda davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, bulunması halinde kusur oranının, davalı Hopa Belediye Başkanlığı ile davacının kusur oranlarının da tespit edilerek yeniden zarar miktarının hesaplanması gerektiğinden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan; davalı Artvin İl Özel İdaresi ve Artvin Belediye Başkanlığı tarafından vekalet ücreti yönünden yapılan temyiz istemleri hakkında, (davanın reddi halinde davalı idareler lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olsa da) bozma kararı üzerine yeniden verilecek kararda vekalet ücreti yönünden de hüküm kurulacağından bu aşamada inceleme yapılmamıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün temyiz isteminin KABULÜNE,

2.… Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/04/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.