20. Hukuk Dairesi

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her türlü hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz ve haksız davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın iddialarının kabul etmediklerini, müvekkilinin davacılardan alacaklı olduğunu, davaya ve takibe konu senetlerin, 19.07.2019 tarihinde düzenlendiğini, ilgili iş yerinde yapılan hacizlerin ise 18/07/2019 tarihinde gerçekleştirildiğini, senetlerin düzenlenme tarihi ile haciz tarihi arasında farklılıkların olması durumunun da gözetilmesinin gerektiğini davacıların bir ihtimal borçtan kurtulma düşüncesiyle hareket ettiklerini, düzenlenme tarihi 16/07/2019 olan senetler hakkında, ilgili davanın 10/09/2019 tarihinde açıldığını, aradan geçen zamanda dava açılmaması hususunda da düşündürücü olduğunu senet borcunun "illetten mücerret olması" durumu gözlerden kaçmamasının gerektiğini, İKK. Ve TTK hükümlerince "senet borcu herhangi bir sebebe bağlanamaz, Mücerret kıymetli evrak doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyuttur kıymetli evrak bir defa doğduktan sonra, doğumuna sebep olan ilişkideki bir aksaklık veya bozukluk kıymetli evrakın geçerliliğine etkili olmaz, Zira bono, bağımsız borç ikrarı içeren bir belgedir" denildiğini, davacı tarafça düzenlenen bonolarda, imza ikrarı kabul edilmiş olduğunu imzalara ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacılar tarafınca iddia edilen haciz baskısı altında bonoların düzenlendiğini iddiasını kabul etmediklerini, Alanya İcra Müdürlüğünün 2019/36125 ve 2019/68004 esas sayılı dosyalar ile borçlu konumunda bulunan davacılar hakkında açılmış takiplerde takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde Tahsilde Tekerrür Olmamak Kaydının bulunması ilgili dosyalar ile davacı tarafça bahsedilen ve istihkak iddiasına konu olan Alanya İcra Mahkemesi'nin 2019/516 Esas sayılı dosyası ile ilişkilendirilemeyeceğini, bu sebeple, davacılar hakkında açılan takiplerin, müvekkilinin alacağını tehlikeye sokmaması ve davacılar ile müvekkili arasında bulunan soyut borç ilişkisinin varlığına zarar verilmemesinin gerektiğini HMK m.200 uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir" hükmü de göz önünde alındığında davacılar tarafından bahsedilen iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafça tanık deliline dayanılmasına müvafakatlerinin bulunmadığını yine davacı tarafın senetlerindeki bedelinin malen ahzolunduğunun kaydına dayanarak taraflar arasında bulunan ticari alış-veriş ilişkisinin ve ticari defterlerin araştırılması talebini de kabul etmediklerini, davacıların defter kayıtlarından yola çıkarak, soyut alacağın varlığını tehlikeye sokma düşüncesinde olduklarını savunarak, alacağı sürümcemede bırakmak maksadıyla açılmış bulunan davanın reddini, müvekkili hakkında doğabilecek herhangi bir zarar sonucu açacakları her türlü dava ve tazminat hakları saklı tutarak davacı tarafın kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap