Aramaya Dön

Danıştay 4. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2020/3522
Karar No
K. 2023/2373
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/3522 E.  ,  2023/2373 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2020/3522
Karar No: 2023/2373
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı

(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ölümle sonuçlanan iş kazası nedeniyle ödenen tazminat tutarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınan 852.984,12 TL'lik kısmının kurum kazancından indirilebilir gider olarak değerlendirilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk eden kurumlar vergisinin belirtilen tutara isabet eden kısmının iptali ve fazladan ödenen verginin yasal faizi ile birlikte iadesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 11/g maddesinde, sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddî ve manevî zarar tazminat giderlerinin kurum kazancının tespitinde indirim olarak kabul edilmeyeceği hükme bağlanmış olup, hükmün lafzından kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının sadece "suçlarından" kaynaklı maddi ve manevi zarar tazminat giderlerinin indirim olarak kabul edilemeyeceği sonucu çıksa da; kanun koyucu, tazminata konu suç kavramına Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 11/g maddesinin gerekçesinde açıklık getirmiş ve kurumun ve bentte sayılan diğer kişilerin "kusurlarından" doğan tazminatların işle ilgili olsa dahi indirim konusu yapılamayacağını belirtmiş, kanunların lafzı ve ruhu ile bir bütün olduğu hususu göz önüne alındığında, suç kavramını, sadece ceza hukuku anlamında karşılık bulan eylemler olarak tanımlamanın ve bununla sınırlamanın, kanun koyucunun madde ile öngördüğü amacı tam olarak karşılayamayacağı açık olduğundan ve ilgili maddede suç fiilini işleyenler sayılırken ceza hukuku anlamında cezalandırılamayacağı açık olan tüzel kişiliği bulunan kurumun kendisinin de sayıldığı dikkate alındığında, madde ile öngörülen "tazminata konu suç" kavramının kusuru da içine alan geniş bir kavram olduğu ve tazminat ödenmesine sebep olan fiilin iş sahibinin kusurundan kaynaklanması durumunun da ilgili madde kapsamında indirim konusu yapılamayacak giderler arasında değerlendirileceğinin kabulü gerektiği, bu durumda, iş kazasına sebep olan olayla ilgili sorumluluğu mahkeme kararıyla sabit olan davacı şirketin bu nedenle ödemiş olduğu tazminat tutarının anılan kanun hükmü uyarınca, kurum kazancının tespitinde gider olarak indirimi kabul edilmeyeceğinden, davacı şirketin bu yöndeki ihtirazi kaydı yerinde görülmeyerek yapılan dava konusu tahakkuk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, 213 sayılı Kanun uyarınca vergi kanunların, lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, amacı, normlar hiyerarşisindeki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanacağı, 5520 sayılı KVK ve 193 sayılı GVK metinlerinde kullanılan “suç” kelimesi ile neyin kastedildiğine ilişkin bir tanımlama yapılmamış olduğu, idarenin ve yargının görüşlerinde farklılıklar olmasının lafzın açık olmadığının bir göstergesi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda maddede geçen suçlardan kaynaklı maddi ve manevi tazminatın kurum kazancından indirilmeyeceğine ilişkin düzenlemede geçen suç ifadesinin neleri kapsadığına ilişkin bir değerlendirme yapılırken kanunların ruhuna, maksadına, mevzuatta yer alan diğer maddelerle olan ilişkisine ve usul hukukuna göre tutarlılığa bakılması gerektiği, Mahkemenin 5520 sayılı KVK’nun 11/g maddesinde geçen “suç” ifadesinin bu maddenin gerekçesinde yer aldığı üzere kusurları da kapsadığı şeklindeki yorumunda 193 sayılı GVK’nun 40/3 bendinin göz ardı edildiği belirtilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile karşı oyda açıklanan gerekçeyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz isteminin reddine,

2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,

3.492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,

4.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 27/04/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu'nun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerini uygulanacağı belirtilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinde, safi kazancın tespitinde hangi giderlerin indirilebileceği sayılmış, 3. bentte, işle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar; ziyan ve tazminatların indirilebileceği, 41. maddenin 6 nolu bendinde ise, her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatların gider olarak indirilmesinin kabul edilmeyeceği, ayrıca Kurumlar Vergisi Kanununun 11/g maddesinde de, sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddî ve manevî zarar tazminat giderlerinin kurum kazancının tespitinde indirim yapılmasının kabul edilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, kurumlarca ödenen tazminatların gider yazılabilmesi için işle ilgili olması (ticari faaliyetin normal icapları ile ilgili olması), şahsi nitelik taşımaması, ilama veya kanun emrine istinaden ödenmesi ve söz konusu tazminatın, kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddî ve manevî zarar tazmini niteliğinde olmaması gerekmektedir. Buna karşılık tazminata yol açan fiilin kanunlarla suç kabul edildiği hallerde tazminat, sözleşmeye, mahkeme kararına veya kanun emrine istinaden ödense dahi gider yazılamayacaktır.

Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket çalışanının geçirdiği iş kazası nedeniyle hayatını kaybettiği, yasal mirasçıları tarafından davacı şirket aleyhine ... İş Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında tazminat davası açıldığı, açılan davada mirasçılar lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, söz konusu karara istinaden toplam 1.066.230,15 TL tutarında tazminatın yasal mirasçılara ödendiği, ödenen tazminatın davacı şirketin kusur oranına isabet eden kısmının kurum kazancından indirilmesi gerektiğinden bahisle 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin ihtirazi kayıtla verildiği, ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi beyannamesine göre tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin 852.984,12 TL'lik matraha isabet eden 187.656,51 TL'lik kısmının iptali ve fazla ödenen verginin yasal faiziyle birlikte iadesinin istenildiği görülmüştür.

Uyuşmazlık konusu olayda; Kanunun suç oluşturan fiiller sebebiyle ödenen tazminatların gider olarak indirimini kabul etmediği dikkate alındığında, davacı tarafından ödenen tazminatların suç kapsamına girmeyen kusurlu davranışlarından kaynaklanmış olabileceğinden, indirimi kabul edilmeyen tazminatlara ilişkin olarak işverenin sorumluluğunun, gerek kusur çerçevesinde ve gerekse gerçekleşen ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan iş kazaları ile ilgili olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiğinden, bu hususlarda yapılacak bir inceleme ve araştırmayla varılacak sonuca göre dava hakkında karar verilmesi gerektiği açık olup, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığından davacının temyiz istemi kabul edilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.