14. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/214
- Karar No
- 2024/132
- Karar Tarihi
- 01.02.2024
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/214
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/11/2020
NUMARASI: 2019/934 E. - 2020/660 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 02.08.2004 tarihinde bir adet ... marka aracı 84.166,39 TL bedelle satın aldığını, 14.10.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 13.10.2003 tarih ve ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 4760 sayılı Özel Tüketim Kanununa ekli 1 sayılı listede yer alan malların ÖTV oranlarında değişiklik yapıldığını, ancak bu karara karşı Tüketici Koruma Derneği tarafından açılan davada Danıştay 7.Dairesinin 22.04.2004 tarih ve 2003/2594 Esas sayımı dosya ile yürütmenin durdurulması kararı verdiğini, bu nedenle müvekkilince önceki oran üzerinden nihai alıcılara satış yapıldığını, anılan yürütmeyi durdurma kararı uyarınca 18.06.2004 tarihinden sonra yapılan satışlarda motor hacmi 2000m3 üzerindeki araçlar için %55.55 oranı üzerinden hesaplama yapılarak satış yapıldığını, dava konusu aracın satışında da bu oranın esas alındığını, ancak vergi idaresince Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen ÖTV oranı ile satış sırasında uygulanan ÖTV oranı arasındaki farkın ve cezasının talep edildiğini, müvekkilinin 6111 sayılı Kanun'dan faydalanarak vergi ferilerine toplam 9.124,14 TL olarak ödediğini, bu miktarın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, ÖTV Kanun'un 4. maddesine göre alacağın dayanağı olan verginin yükümlüsünün davacı şirket olduğunu, satış sırasında davacının bu konuda herhangi bir uyarı yapmadığını, taraflar arasında ÖTV'de artış olması durumunda verginin alıcıdan alınacağına ilişkin bir anlaşma yapılmadığını, satış faturasına buna ilişkin bir kayıt konulmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava ÖTV farkı alacağına dayalı itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalı aleyhine İstanul ... İcra Dairesinin ...
E. Sayılı takip dosyası ile 9.124,14 TL üzerinden takip başlattığı ,davalının borcu olmadığı savı ile süresinde takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde ve dava değeri 9.124,14 TL üzerinden açıldığı anlaşılmakla; Davalı yan, davacı taraftan 02/08/2004 tarihinde ÖTV %55,55 ,KDV %18 uygulanarak 84.166,393,950 TL karşılığında Honda marka araç satın aldığı, Danıştay 7.H.D. 22/04/2004 tarihli 2003/2594 E. Sayılı dosyasında vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararı doğrultusunda ÖTV %55 uygulanarak davalıya araç satışı yapıldığı ancak 18/06/2004 tarihinde Maliye Bakanlığı yazısı uyarınca ÖTV oranı %75 uygulanarak fark ÖTV davacı yandan tahsil edilmekle ,davacı yan bu fark alacağına dayalı iş bu davayı açtığı anlaşılmış, Araç satışının yapıldığı tarihte yürürlükte olan ÖTV oranı uygulanarak ,tarafları tacir olan araç satım sözleşmesi akdedilmiş,davalı yan mevcut teklif uyarınca aracı belirlenen tutar üzerinden satın almış,uygulanan ÖTV oranıdaki değişebilirlik durmunun basiretli tacir sıfatına hazi olması gereken davacı yan tarafından öngörülebilir olması gerektiği ,sözleşmeye /faturaya herhangi bir şerh düşülmediği bu hali ile davalının öngörülebilir olmayan bir durum olması halinde söz konusu aracı almayabaliceğinin değerlendirildiği , davacının ÖTV farkından sorumlu olduğu ve davalıya yansıtamayacağı..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 14.10.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2003/6257 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 4760 sayılı ÖTV Kanundaki ÖTV oranlarında değiştirildiğini, dava konusu araç için bu oranın %75 olduğunu, ancak Tüketici Koruma Derneği tarafından açılan davada Danıştay 7. Dairesinin 22.04.2004 tarihli kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verdiğini, davalının ise 02.08.2004 tarihinde araç satın aldığını, araç satışı ve faturalama işleminin yürütmenin durdurulması kararı sonrasına denk gelmesi nedeniyle son karara göre hesaplama yapılmadığını, değişiklik öncesi oranı %55,55 üzerinden ÖTV'nin hesaplanarak tahsil edildiğini, satış sonrası Danıştay kararının iptal edilmesi nedeniyle eksik hesaplanan ÖTV nin 02.12.2009 tarihli ihbarname ile istendiğini, 31.05.2011 tarihinde borcun ödenmesi için müvekkilince vergi dairesine başvuruda bulunulduğunu, talep edilen miktarın son taksitinin 31.05.2013 tarihinde müvekkiline ödendiğini, yapılan ödemenin tahsili için 02.03.2017 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin iptali dava açıldığını, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verildiğini ve kararın hatalı olduğunu, ÖTV uygulamasında geniş anlamda mükellef, satış yaptığı kişiden kesinti ya da tahsil yoluyla elde ettiği vergi tutarını, vergi idaresine beyan edip yatırmakla yükümlü kılınan kişi olup, asıl borçlu olmadığını, ÖTV ve KDV gibi vergilerden alıcının sorumlu olduğunu, pratik nedenlerle alıcılar yerine satıcıların, bu vergileri hesaplayarak aıcılar adına vergi idaresine ödediklerini, ÖTV'nin mükellefi olmanın, bu verginin nihai yüklenicisi olmak anlamına gelmediğini, müvekkilinin de yasanın yüklediği sorumluluk çerçevesinde yaptığı satışlardan alınması gereken bu tür vergileri alıcıdan tahsil ederek idareye yatırdığını, ÖTV'nin davalıya yapılan satış aşamasındaki duruma göre hesaplandığını,
VUK'un 11. maddesi uyarınca dava konusu ÖTV tutarının devlete ödenmesinde davacı ve davalının müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin yaptığı ödeme için vergi borçlusu olan davacıya rücu imkanı bulunduğunu, her iki tarafı tacir olmasına karşın basiretli tacir gibi davranma yükümlüğünün sadece davaya yüklenemeyeceğini, davalının da yürütmenin durdurulması kararından haberdar olduğunu ve olası ret halinde ödenen miktarın kendisine yükleneceğini bildiğini, ÖTV farkının doğmasında, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru ya da etkisinin bulunmadığını, Yargıtay kararlarında KDV ve ÖTV gibi vergilerden ve bunların farklarından nihai alıcının sorumlu tutulacağının öngörüldüğünü, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabülüne, karar verilmesini istemiştir.