T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli "..." markaları ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalılar adına tescil edilen "..." markasının müvekkilinin markası ile birebir benzer olduğunu ve iltibasa sebebiyet verdiğini, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu belirterek, marka hakkına tecavüzün tespitine, önlenmesine, davalılara ait "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı iddialara dayalı davanın ...
3.ASH ...Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, esasa yönelik olarak tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, davacı markasının tanınmışlığa ilişkin bir karar bulunmadığını, bu konudaki beyanların soyut ifadeler olduğunu, tecavüz ve hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulan 12/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davalılar adına tescilli ve hükümsüzlükleri talep edilen markalarının görsel, işitsel ve kavramsal anlamda davacı seri markaları ile benzer olduğu, bu nedenle tescil kapsamlarında yer alan aynı veya benzer emtialar için ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, görüş ve kanaati bildirilmiştir. KANAAT VE GEREKÇE İşbu dava 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Marka Hükümsüzlüğü talepli davadır.
TPMK kayıtlarının incelenmesinde, davalı ... firmasına ait ...numara ile tescilli ... ibareli markanın ... Sınıflarda tescilli olduğu, ... şekil ibareli markanın ise yine ... Sınıflarda tescilli olduğu ve koruma sürelerinin devam ettiği, diğer davalı ... firmasına ait ... numara ile tescilli ... ibareli markanın ... Sınıfta tescilli oldukları, davacıya ait en eski tescil tarihi 2005 olan birden fazla ... ve ... esas unsurlu markaların olduğu görülmüştür. 6769 Sayılı SMK.nun 6. maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 6769 Sayılı SMK.nun 25. Maddesinde “Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. (4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
Karıştırılma ihtimali, bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir ( Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 5. Bası, İstanbul 2012, s. 436, N. 18 ).
Yapılacak incelemede karıştırılma ( iltibas ) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılamaması gerekir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar üzerinde, bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
Markalar bir bütün olarak, görsel, biçimsel, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas ve tamamlayıcı unsurları” göz önüne alındığında bu markaların aynı türdeki mal ve hizmetlerde kullanılması halinde 6769 Sayılı SMK.nun 6/1 maddesi anlamında benzerdir.
Bu noktada tespiti gereken diğer bir husus halk tarafından karıştırılma ihtimalinden ne anlaşılacağıdır. Doktrinde, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin iki koşulun bir araya gelmesi halinde vücut bulacağı kabul edilmiş ve bu iki koşuldan ilkinin tescili istenen markanın daha önce tescilli bulunan markanın aynısı veya benzeri olması, ikincisinin ise her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılmasının olacağı belirtilmiştir.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, ortalama tüketici olarak tabir edilen alıcının söz konusu iki marka arasında bir bağlantı kurması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.
Markaların karıştırılması açısından hem mülga 556 sayılı KHK.nın aradığı, hem 6769 Sayılı SMK.'nın aradığı ve doktrinde kabul edilen görsel, anlamsal, fonetik değerlendirmeler, markanın esas unsuru, yardımcı unsuru türünden tüm ilkelere “markanın bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel intibaı” değerlendirmesine katkı yapan unsurlardır. Şöyle ki; tüketiciler bir markayı duyduklarında veya okuduklarında iltibas tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarında standart düşünce yapısının bir gereği olarak algılarını birleştirmekte ve bu birleşim sonucu oluşan bütüne göre bir karar vermektedirler. Eğer oluşan bu bütün içerisinde tüketicinin aklına iki markanın birbiri ile ilişkili olduğu yönünde az da olsa bir ihtimal beliriyorsa ve markaya güvenle mal ve hizmetlerin karıştırılma ihtimali doğuyorsa, markalar arası iltibasın veya en azından iltibas tehlikesinin kabulü zorunludur. Elbet bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da (sınıflar yol gösterici olup, mal ve hizmetlerin ayniyeti, benzerliği ve birbiri ile ilgili olup olmadığı) göz önünde bulundurulmalıdır.
Dava konusu markalar arasında farklılaşma kriterinin yerine getirilip getirilmediğinin tespiti açısından markaların esas unsur ve yardımcı unsurlar da gözetilmek suretiyle; görsel, anlamsal ve fonetik olarak birbirleri ile iltibas tehlikesi oluşturup oluşturmadıklarının tespiti gerekmektedir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar üzerinde, bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. Karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının dahi karışıklık yaşaması iltibasın bulunması için yeterlidir. Avrupa topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de kabul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır.
Somut olaya dönüldüğünde, SMK md. 6/1 kapsamında yapılan değerlendirmede, davacıya ait ... esas unsurlu markanın ilk tescil tarihinin 2005 yılı olmakla birlikte hükümsüzlüğü istenilen davalı ...’e ait markanın tescil tarihi 2012 yılı, diğer davalı ...’e ait markaların ise tescil tarihinin 2016 olduğu, tescilli bulundukları sınıflar açısından: 2005 tarihli davacı markası ... ve davalı ...’e ait ... markası ... sınıfta tescilli olup emtiların aynı/benzer nitelikte olduğu, 2005 tarihli davacı markası ... ve davalı ...’e ait ... markaları ... Sınıflarda tescilli olup emtiların aynı/benzer nitelikte olduğu, davacıya ait ... şekil markası ve davalı İsis’e ait ... markalarının ... ve ... sınıflarda tescilli olup emtilar aynı/benzer nitelikte olduğu, davacıya ait ... markası ve Davalı ...’e ait ... markaları .... Sınıflarda tescilli olup emtiların aynı/benzer nitelikte olduğu görülmektedir.
Davacı markasının kelime markası ... kelimesinden oluştuğu, ... ibaresinin Türkçe’de bir anlamı olmadığı, İngilizce de de karşılığının bulunmadığı, söz konusu ibarenin ...’nin kısaltması olduğu anlaşılmaktadır. Davalıların markası incelendiğinde ... kelimesinden oluştuğu, Türkçe ve İngilizce’de bir anlamı olmadığı anlaşılmaktadır. Davalılar markası, davacı markası olan ... kelimesine ÖN EK alarak oluşturulmuştur. Markada asıl ilk dikkat çeken unsurun ... olduğu, ... ibaresinin daha önceden aynı ve benzer emtialar için tescilli olduğu, yani davacının daha önceki tarihlerde ... ibareli seri markalarının mevcut olduğu, bu ibare üzerinde tescil kapsamında aynı benzer sınıfta yer alan emtialar üzerinde kullanma açısından müktesep hakkı olduğu, bu durumda markalar bütün olarak karşılaştırıldıklarında davacı markasındaki esas ile davalılar markasının görsel ve fonetik olarak benzer olduğu, hep ibaresinin tali unsur olduğu, kimsenin tekeline verilemeyeceği, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketici nezdinde ayırt edicilik sağlayacak nitelikte olmadığı, davalı markasının davacı seri markalarından biri sanılması ve veya iki işletme arasında bağ bulunduğunun düşünülmesine yol açablileceği bu suretle iltibasa neden olabileceği kanaatine varılmıştır. Marka Hakkına Tecavüz Bakımından Yapılan İnceleme 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
Somut olaya dönüldüğünde, davacının önceki tarihli ... ibareli seri markalarının mevcut olduğu, bu ibare üzerinde tescil kapsamında aynı benzer sınıfta yer alan emtialar üzerinde kullanma açısından müktesep hakkı olduğu, bu durumda markalar bütün olarak karşılaştırıldıklarında davacı markasındaki esas ile davalılar markasının görsel ve fonetik olarak benzer olduğu, hep ibaresinin tali unsur olduğu,, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketici nezdinde ayırt edicilik sağlayacak nitelikte olmadığı, davalı markasının davacı seri markalarından biri sanılması ve veya iki işletme arasında bağ bulunduğunun düşünülmesine yol açablileceği bu suretle iltibasa neden olabileceği dolayısı ile somut olay bakımından davalılar kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturacağı kanaatine varılmıştır.
Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, hükme esas alınan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde, davacının ... Sınıflarda ... ve ... esas unsurlu markaları davalılara ait 2021 ve 2016 tarihli ... tescillerinden eski tarihli olduğu, hükümsüzlüğü istenilen ... markalarının tescilli bulundukları hizmet sınıfları açısından davacının daha eski tarihli ... ve ... esas unsurlu markalar ile da aynı/benzer hizmetlerde olduğu, markalar arasında iltibas oluştuğu, hükümsüzlüğü talep edilen davalılardan Naturix adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer davalı İsis Turizm adına TPMK nezdinde ... ve ... numara ile ... ve .... Sınıflarda tescilli markanın belirtilen sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalılar kullanımlarının aynı zamanda davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğu anlaşılmakla sübut bulan davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın KABULÜ İLE, davalılardan Naturix adına TPMK nezdinde ...numara ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2.Davalılardan İsis Turizm adına TPMK nezdinde ... ve ... numara ile ... ve ... Sınıflarda tescilli markanın belirtilen sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
3.Davalılara ait kullanımlarının davacıya ait ... ibareli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, men'ine,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 179,90 TL karar harcından peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 120,60 TL bakiye karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tecavüz talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
6.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen hükümsüzlük talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7.Davacı tarafından yapılan: 3.750,00 TL bilirkişi ücreti, 89,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.839,00 TL ve 118,60 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 3.957,60 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8.Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.20/06/2023
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)