Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

BURSA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2017/995 Esas
KARAR NO: 2019/1026
DAVACI: 1- ... - T.C.N.... - ...

2.... - T.C.N.... - ...

3.... - T.C.N. ... - ...

4.... - T.C.N. ... -...

VEKİLİ: Av. ... - Uluyol Banuşoğlu Adalet Apt. A Blok No.23 Osmangazi/ BURSA
DAVALI: ... (...) SİGORTA A.Ş. - Nida Kule Göztepe İş Merkezi Merdivenköy Mah. Bora Sok. N:1 Kat:22-24 Kadıköy/İSTANBUL
VEKİLİ: Av. ... - Nispetiye Mah. Aytar Cad. Burç Apt. No:36/3 Levent ... Beşiktaş/ İSTANBUL
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 01/08/2017
KARAR TARİHİ: 25/06/2019
KARAR YAZIM TARİHİ: 23/07/2019

Mahkememize tevzi edilen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA VE SAVUNMA :

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilleri Murat ve Müddet'in oğlu, ...'nun babası ve ...'ın muvazaalı olarak boşandığını ve birlikte yaşamaya devam ettiği eşi ...'in sevk ve idaresindeki 16 SM 815 plakalı araç ile 20/02/2011 tarihinde yaptığı kaza neticesinde vefat ettiğini, olayın Mustafakemalpaşa CBS 2011/837 Sor. Sayılı dosyasına konu olduğunu, müteveffanın kullandığı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanmış olduğunu, davacıların sigorta şirketi açısından zarar gören üçüncü kişi konumunda olduğunu, davalı tarafa 17/09/2015 tarihli başvuru neticesinde sadece ... için yetersiz ödeme yapıldığını, poliçe bedeliyle sınırlı olmak ve fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL ( her bir davacı için 250 TL olmak üzere) maddi tazminatın ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın zaman aşımına uğradığını, 2918 Sayılı yasanın 92. Maddesi gereğince hak sahibinin kendi kusuru ile meydana gelen zararların poliçe kapsamı dışında olduğunu, kazaya karışan aracın davamı tarafından 6467879 nolu poliçe ile sigortalandığını, davacı tarafa vefat nedeniyle ödeme yapıldığını, ibra edildiğini, dolaylı zararların sigorta kapsamı dışında olduğunu, zararların ispatının gerektiğini, hesaplamanın aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, sorumluluğun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların beyanı, tanık beyanları, nüfus kaydı, hasar dosyası, SGK kaydı, kaza tespit tutanağı, trafik kayıtları, Mustafakemalpaşa CBS'nın 2011/837 Sor. Sayılı dosyası, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ

Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.

Davalı tarafından zamanaşımı def-i ileri sürülmüş olup ön inceleme duruşmasında verilen ara kararla 15 yıllık ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden ve kaza tarihi olan 10/03/2011 tarihinden itibaren sürenin tamamlanmadığından zaman aşımı savunması reddedilmiştir.

Davacı tarafından bildirilen tanık Jülide Kepenekli duruşma sırasındaki beyanında, müteveffa ... ile davacı ... Pehlivanın maddi sıkıntılar sebebiyle boşandıkları sonrasında tekrar bir araya geldikleri, kazanın gerçekleştiği tarihe kadarda birlikte yaşadıklarını, çocuklarının olduğunu, boşanmadan sonra 20-25 gün ayrı yaşadıklarını hep bir arada olduklarını ifade etmiştir.

Davacı tanığı ...ın beyanında, müteveffanın damadı olduğunu, kızı ... ile ekonomik durumlarının kötü olması borçları sebebiyle geçim sıkıntısının olduğu ve boşandıklarını, ancak sonrasında tekrar bir araya geldiklerini, kaza tarihine kadar sürekli bir arada yaşadıklarını, severek evlendikleri ifade etmiştir.

Davacıların destekten yoksun kalma tazminatları doğrultusunda rapor düzenlenmek üzere dosya, aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 24/10/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: Yapılan hesaplamalar doğrultusunda ...'in kaza tarihi olan 25/10/2011 itibariyle aylık net geliri asgari ücret olmak kaydıyla ve bilinen asgari ücret devresi 2018 esas alınarak davacılar destek zararlarının: ... için bakiye destek zararı : 30.388,17 TL, ... için bakiye destek zararı : 48545,25 TL, ... için bakiye destek zararı : 0, ... için bakiye destek zararı : yeniden evlenme ihtimali kaza tarihi itibariyle % 22 : 18590,00 TL, rapor tarihi itibariyle % 4 : 22880,00 TL olduğu mütalaa edilmiştir.

Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını değerlendirmek üzere önceki bilirkişi dışında bir aktüerya bilirkişiden alınan 01/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle " Yüksek Yargının ilke kararları uyarınca davacının eski eşi ile birlikte yaşamaya ve hatta tekrar evlenme kararı aldığı göz önüne alındığında, müteveffa kazaya uğramasaydı, 01/01/2012 tarihinde tekrar evleneceği, 01/01/2013 tarihinde 2. Çocuğu olacağı varsayımına ulaşılmış olduğu, davacıların destek paylarının davacı annenin destek payının 59312,97 TL, davacı babanın destek payının 33602,09 TL, dul eşin destek payının 182743,51 TL, ...'nun destek payının kalmadığının hesaplandığını, davalı şirketin 2011 yılında , ZMMS limitinin 200.000 TL olduğu, çocuk ... için 21301,20 TL, ödeme yaptığı, bakiye limitinin 178698,80 TL kaldığı tespit edildiği, garameten dağılım sonrası davacıların talep miktarları, davacı baba için 21782,94 TL, davacı anne için 38450,30 TL, dul eş için 118,465,56 TL alacağı olduğu mütalaa edilmiştir.

Davacı vekili 14/05/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davayı ıslah ederek, ... için, 21.782,94 TL' ye, ... için 38.450,30 TL' ye, ... için 118.465,56 TL' ye çıkararak ihbar tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini talep etmiştir.

Bilindiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.

Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden,Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.

Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.

Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hakimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (..,..,....’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s.

1180.bu husus kabul edilmektedir.nin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna” ilişkin hükümdür. Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından sadece, tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır. Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir. Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92.madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır.

Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.

Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.

Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).

Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.

Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı).

Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; işletenin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte işleten üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın işletenin kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan işletenin zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. İşletenin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.

Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.

Şu hale göre; işleten murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.

Davacıların üçüncü kişi konumunda oldukları hem mahkeme, hem de özel dairenin kabulünde olduğu gibi, işletenin yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da, uyuşmazlık konusu değildir. Davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.

Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacının üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağına; dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine; 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 - 411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar ve HGK'nun 16.01.2013 gün 2012/17-1491 esas 2013/74 karar sayılı ilamları uyarınca)

O halde toplanan delillerden yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, davacıların murisi ve desteği olan ...' in sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 20/01/2011 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında ...' in vefatı nedeniyle davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmekle, tek taraflı trafik kazada, davacıların desteğinin kusurunun talep eden kişilere etkisi yönünden kazanın 20/01/2011 tarihinde gerçekleştiği ve kaza tarihi itibariyle zorunlu mali sorumluluk genel şartları kapsamında üçüncü kişilere etkisinin olmadığı, kusurun davacılara yansıtılamayacağından davacıların kusurlu olmadığı kanaatine varılmıştır.(Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacının üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağına; dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine; 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 - 411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar ve HGK'nun 16.01.2013 gün 2012/17-1491 esas 2013/74 karar sayılı ilamları uyarınca)

Diğer yandan dosyada yapılan sosyal ekonomik durum araştırması, SGK kayıtları, nüfus kayıtları ile dinlenen tanık beyanları kapsamında düzenlenen aktüer bilirkişinin 27/03/2019 tarihli raporun gerekçeli denetime açık olduğundan itibar edilerek davacılar ile muris ... arasında, tazminat isteyen kişiye fiilen, sürekli ve düzenli bir şekilde bakan veya ona bakması kuvvetle muhtemel olan kişi olduğu diğer bir değişle desteklik ilişkisi varlığı sebebiyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri davacı baba ... için 21.782,94 TL, davacı anne ... için 38.450,30 TL, davacı dul birlikte sürekli düzenli şekilde yaşayan eş ... için 118.465,56 TL destekten yoksun kalma tazminatına alacağının olduğundan bu miktarlar yönünden davanın kabulune, çocuk ... için davadan önce ödeme yapıldığından bu kişi yönünden açılan davanın reddine, davacının faiz talebinin 2918 sayılı KTK.’nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleştiğinden, davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketine başvurusuna ilişkin tebliğ belgelerini tebliğ tarihinin belirlenemediğinden dava tarihi itibaren yasal faiz işletilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,

1.Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; A) Davacı ... için 21.782,94 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 01/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B) Davacı ... için 38.450,30 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 01/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, C) Davacı ... için 118.465,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 01/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, D) Davacı vekilinin fazlaya ilişkin talebinin reddine,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.206,92 TL nispi karar ve ilam harcından 31,40 TL peşin harç ve 603,52 Tl ıslah harcı olmak üzere 634,92 TL'nin mahsubu ile bakiye 11.572,00 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 1.000,00 TL, posta, talimat ve tebligat gideri 300,20 TL olmak üzere toplam 1.300,20 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 198,37 TL yargılama gideri ve 634,92 TL harç olmak üzere toplam 1.933,29 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Destekten yoksun kalma tazminat talebi yönünden, davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğundan ve yargılama sırasında kendisinin vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen davacı ... için 2.725 TL nispi vekalet ücreti, davacı ... için 4.579,53 TL nispi vekalet ücreti, davacı ... için 12.227,24 TL olmak üzere toplam 19.531,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

6.Davalının yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T ' nın 13/2. Maddesine göre reddedilen kısım yönünden 250 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

7.HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/06/2019 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Güvenli elektronik imza ile onaylanmıştır.

Aslının aynı olduğu tasdik olunur.

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
25.06.2019 REDDİNE YERELHUKUK DIGER Trafik Hukuku 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu 2918 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu K2918 md.86 HMK md.333 K2918 md.99/1 HMK md.341 K2918 md.91/1 K2918 md.92