DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3202 E. , 2022/3468 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2019/16090, K:2022/3245 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Yabani orkide (salep) bitkisi toplandığından bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin (f) bendi ile 20. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi uyarınca davacıya 60.163,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ...tarih ve ...sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı XI. Bölge Müdürlüğü Samsun Şube Müdürlüğü işleminin ve (mülga) Doğal Çiçek Soğanlarının Üretimi, Doğadan Toplanması ve İhracatına İlişkin Yönetmeliğin 23. maddesinin dördüncü fıkrasının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2019/16090, K:2022/3245 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule yönelik iddiaları yerinde görülmeyerek, Yönetmelik hükmü yönünden,
Her ne kadar dava konusu işlemde 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan (mülga) Doğal Çiçek Soğanlarının Üretimi, Doğadan Toplanması ve İhracatına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesine göre salep türlerinin doğadan toplanmasının yasak olduğu ve anılan Yönetmeliğin 23. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, doğadan izinsiz toplama yapanlar hakkında 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca işlem tesis edileceğinden bahsedilerek, davacının 2872 sayılı Kanunu uyarınca para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, olay tarihinde yürürlükte olan 21/03/2017 tarih ve 30014 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doğal Çiçek Soğanlarının Doğadan Toplanması, Üretimi ve İhracatına İlişkin Yönetmelikte de, davacının fiiline yönelik olarak aynı yasak ve yaptırımlara yer verilmiş olduğu göz önünde bulundurularak, davanın, iptali istenilen Yönetmelik hükmü ile aynı düzenlemeyi içeren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 21/03/2017 tarih ve 30014 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Doğal Çiçek Soğanlarının Doğadan Toplanması, Üretimi ve İhracatına İlişkin Yönetmeliğin "İdari Yaptırımlar" başlıklı 22. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; "Nesli tehdit veya tehlike altında olan veya nadir bulunan doğal çiçek soğanlarını doğadan izinsiz ve kaçak toplayan veya mevzuata aykırı biçimde ticarete konu eden kişi veya kuruluşlara, 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca işlem yapılır." düzenlemesi yönünden incelendiği,
Bu durumda, çevrenin korunması amacıyla Anayasa ve 2872 sayılı Çevre Kanununun yukarıda yer verilen hükümleri ile düzenlenen yükümlülük, yasak ve yaptırımlar kapsamında ve biyoçeşitliliğin korunması amacıyla doğada bulunan soğanlı bitki türlerinin korunması için çıkarılan, nesli tehdit veya tehlike altında olan veya nadir bulunan doğal çiçek soğanlarını doğadan izinsiz ve kaçak toplayan veya mevzuata aykırı biçimde ticarete konu eden kişi ve kurumlara 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca işlem yapılmasını öngören Yönetmelik hükmünde, üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık bulunmadığı, Bireysel işlem açısından,
İdari para cezası verilmesine dayanak olarak gösterilen ve davacı tarafından ilgili maddesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenen dava konusu Yönetmelik, işlem tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmış ise de, anılan Yönetmeliğin yerine, 21/03/2017 tarih ve 30014 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve idari para cezası verilmesine yönelik dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Doğal Çiçek Soğanlarının Doğadan Toplanması, Üretimi ve İhracatına yönelik Yönetmelikte de; dava konusu idari para cezası verilmesine sebep olan yabani orkide (salep) bitkisinin toplanılmasına ilişkin davacı fiilinin yasaklanmasına yönelik aynı kurallar ve bu kuralların ihlali durumunda aynı idari yaptırımlar öngörüldüğünden, dava konusu işlemde, işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunmayan Yönetmeliğin dayanak olarak gösterilmesinin, işlemin esasını etkilemeyeceği,
Ayrıca, dava konusu idari para cezası verilmesine sebep olan yabani orkide (salep) bitkisinin toplanılmasına ilişkin davacı fiilini de kapsayacak nitelikte, Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (f) bentlerinde "...a) Doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması esastır, biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esasları, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınarak belirlenir. ...f) Biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliliğinin sağlanması bakımından nesli tehdit veya tehlike altında olanlar ile nadir bitki ve hayvan türlerinin korunması esas olup, mevzuata aykırı biçimde ticarete konu edilmeleri yasaktır." şeklindeki düzenlemeler ile bu düzenlemelere aykırı davrananlar hakkında 20. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde idari yaptırımlar öngören 2872 sayılı Kanun uyarınca da, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Öte yandan, davacının 16/03/2022 tarihli dilekçesinde, 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca Jandarma Genel Komutanlığına yapılan bir yetki devri bulunmadığından denetim yetkisi bulunmayan bir kurumda görevli jandarma personeli tarafından düzenlenen tutanak esas alınarak para cezasına ilişkin dava konusu işlemin tesisinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 3. maddesinde, Jandarmanın, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanunların verdiği görevleri yerine getiren silahlı genel kolluk kuvveti olduğu, ''Jandarmanın genel olarak görevleri''ni düzenleyen 7. maddesinde, Jandarmanın sorumluluk alanlarında emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahrik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak, (b) ve (c) bentlerinde belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmakla görevli olduğu hükmüne yer verildiği,
Jandarmanın genel olarak görev ve sorumluluk alanının, polis ve sahil güvenlik teşkilatının görev alanının dışındaki yerler ve ülkemizin kırsal kesimleri olduğunun görüldüğü ve Jandarmanın sorumluluk alanlarında kamu düzenini korumak, asayiş ile kamu düzenini sağlamak, koruma ve kollamak ve bunun için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak görevinin bulunduğu, çevrenin korunmasına ve kirletilmesinin önlenmesine yönelik uygulamaların da kamu düzenine ilişkin olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının çevre denetimi ile ilgili görevli personel kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle geniş bir alanı kapsayan ülkenin kırsal alanlarında çevre denetiminin yeterince ve sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı da dikkate alındığında, Jandarmanın Çevre Kanunu kapsamındaki konusu suç teşkil eden fiil ve uygulamaları tespit yetki ve görevinin bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, yürürlükten kaldırılan düzenlemelere dayalı olarak idari para cezası tesis edilemeyeceği, Jandarmanın denetim yetkisi bulunmayan şekilde düzenlenen tutanağa istinaden tesis edilen işlemde hukuka uyarlık olmadığı, öte yandan daha önce salep toplama yetki belgesine sahip olunduğu, ancak olaydan kısa süre önce bu yetkinin sona erdiği halde yanılgıya düşülerek toplamaya devam edildiği, ayrıca tespit edilen bedelin çok yüksek şekilde ve orantısız ceza niteliğinde olduğu dayanak Çevre Kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/03/2022 tarih ve E:2019/16090, K:2022/3245 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 01/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.