9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2014/8699 E. , 2014/11346 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KAYSERİ 2. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/10/2011
NUMARASI : 2010/301-2011/396
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş akdinin sona ermesi sebebiyle tarafına ödenen tazminat tutarının eksik hesaplandığı, aylık ücret miktarının düşük gösterildiği ve fazla çalışma karşılığının ödenmediği iddiasıyla bakiye kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti ve SSK prim alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. D) Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Taraflar arasında davacı işçinin aylık ücretinin miktarı ve bilhassa bu ücret miktarının ispatına ilişkin tarafların sunduğu yazılı belgelerden hangisine itibar edilip edilmeyeceği hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı aylık ücret miktarının 980 TL brüt olmasına rağmen davalı işverenin tazminatlarını asgari ücret üzerinden hesaplayıp ödediğini, SSK primlerini de asgari ücret üzerinden yatırdığını iddia etmiş ve bu iddiasını ispat için davalı işverenin kaşe ve imzasını havi 31.07.2009 tarihli ücret bordrosu ile tevsik etmiştir. Davalı işveren ise, davacının asgari ücret ile çalıştığını, sunduğu belgenin gerçek durumu yansıtmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafça dosyaya sunulan bordroya değer verilerek, bu bordroda belirtilen 980 TL brüt ücret ile davacının çalıştığı kabul edilmiştir.
Türk Medenî Kanun’un 2. maddesinde yer alan “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” kuralının temel bir hukuk ilkesi olduğu ve “dürüstlük kuralı” olarak adlandırılan bu kuralın gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında bütün davalarda geçerli olduğu kabul edilmektedir. Öyle ki dürüstlük kuralına uyulmaması başlı başına bir davanın reddi gerekçesi dahi olabilmektedir.
Bu kapsamda dava konusu uyuşmazlık ele alınacak olursa; davacının dinlettiği üç tanıktan ikisi aylık ücretin miktarı hususunda beyanda bulunmuş, ve bu tanıklardan bir tanesi davacının asgari ücret aldığını, diğeri ise 620 TL aldığını beyan etmiştir.
Davalı tanıklarından S.. Ö.. ise, “…, bizim ustabaşımız İrfan Kambur’du bana geldi benim adıma sen kredi çekebilir misin dedi, ben çekemeyeceğimi söyledim, davacıya teklif etti, davacı da kabul etti, ustabaşı da Rahminin maaşını olduğundan fazla gösteren bordroyu İrfan’ın temin etmesinden sonra bu tutar üzerinden kredi çekti, muhasebe servisinden mi aldı başka bir şekilde mi bu bordro temin edildi bilemiyorum.” yönünde beyanda bulunmuş olup, adıgeçen davalı tanığının beyanının tamamı dikkate alındığında samimi ve inandırıcı olduğu görülmektedir.
Dosya kapsamı ve özellikle taraf tanıklarının beyanları birlikte ele alındığında; Mahkemece davacının sunduğu bordronun gerçek durumu yansıtmadığının kabulü ile asgari ücret üzerinden çalıştığına ilişkin davalı savunmasına itibarla karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.