9. Hukuk Dairesi 2014/4832 E. , 2014/11787 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2013
NUMARASI : 2013/309-2013/610
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı ilköğretim okulunda kat görevlisi olarak çalıştığını ve iş akdinin, "etüt ve beslenme uygulamasının ve buna bağlı olarak bu özel bütçenin Milli Eğitim Bakanlığının 19.06.2012 tarih ve 9601 sayılı makam olurları ile iptal edildiği, özel bütçenin kademeli olarak kaldırılacağı , kademeli olarak azalacak öğrenci sayısına bağlı olarak gelirin de azalacağı, mevcut personeli etüt ve beslenme bütçesinden istihdam etme imkanı kalmayacağı, bu nedenlerle personel sayısında azaltmaya gitmenin bir zorunluluk arz ettiği..." gerekçesi ile 4857 sayılı yasanın 17. maddesi uyarınca feshedildiğini, ancak bu kararın davacı açısından uygulanabilirliğinin bulunmadığını, zira davacının gelecek yıllarda ücret ve diğer hak edişlerinin ödenmesinde güçlük çekileceği faraziyesinden hareketle iş akdinin feshedilmesinin geçerli olmadığını, davacının Bakanlığa bağlı diğer okullarda değerlendirilmesinin mümkün bulunduğunu, bu anlamda feshin son çare olması ilkesinde de aykırı hareket edilmiş olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı, feshin geçersiz sayılması ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili; Milli Eğitim Bakanlığı'nca beslenme yönergesini iptal etmesi sonucunda aidat ödeme sorumluluğu bulunan öğrenci sayısının 2014 - 2015 döneminde 192 öğrenci olacağı , 2015- 2016 yılında ise etüt ve beslenme öğrencisi kalmayacağının görüldüğünü, her ne kadar okulda isteğe bağlı olarak yemek ve kurs hizmeti verilmekte ise de, sadece verilen hizmetin karşılığı kadar ücret ödendiğini, dolayısı ile bu gelirden personele maaş ödeme imkanının bulunmadığını, davacının şimdiye kadar bahse konu bütçe imkanları dahilinde sözleşmeli olarak çalıştırılmış olduğunu, kadrolu çalışan olmadığını, fesih tarihi itibari ile okulda 30 işçi çalışmadığını, davacının iş akdinin işletmenin, iş yerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebeple feshedilmiş olduğunu, okulların geliri olmadığı, etütlü okul uygulamasının kademeli olarak kaldırılmasından dolayı bütçe gelirinin azaldığını, bundan dolayı personel azaltılması zaruretinin doğduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ç)Temyiz: Karar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir. D)Gerekçe: Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir. Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Somut olayda, davacının, G.. İlköğretim Okulu'nda okuyan öğrencilerin velilerinden toplanan paralar ile oluşturulan özel bütçeden ücretini aldığı, 5510 Sayılı Yasa'nın 4/a maddesi kapsamında sigortalı olup, hasren G.. İlköğretim Okulu öğrencilerine hizmet vermek üzere çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple otuz işçi sayısının belirlenmesinde sadece bu iş yerinde çalışan işçi sayısı dikkate alınmalıdır.
Buna göre davacının çalıştığı iş yerinde fesih tarihi itibari ile otuz işçiden az sayıda işçi çalıştığı anlaşıldığından, davacının 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün değildir. Bu nedenle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davanın REDDİNE, 3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 86.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Kesin olarak 08.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.