Aramaya Dön

Danıştay 6. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2021/11106
Karar No
K. 2023/5002
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/11106 E.  ,  2023/5002 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No: 2021/11106
Karar No: 2023/5002
DAVACILAR:

1.… Odası

VEKİLİ: Av. …

2.… Odası

VEKİLİ: Av. …
DAVALI: … Bakanlığı - ANKARA
VEKİLİ: …, Hukuk Müşaviri

DAVANIN KONUSU: 24/10/2020 tarih ve 31284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin 4. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ve "deniz araçları ve gümrüklü sahalarda deniz taşımacılığında kullanılan deniz ve kara taşıtlarına hizmet vermek üzere akaryakıt ikmal imkanı veren sistem veya ünite" ibareleri ile söz konusu maddeye eklenen "barınak", "tonoz sistemleri" ve "rekreatif amaçlı iskele" tanımlarının;

2.maddesiyle değiştirilen esas Yönetmeliğin 9. maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendinin;

3.maddesiyle esas Yönetmeliğin üçüncü bölüm başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle 12. madde başlığına eklenen "Denizde" ibarelerinin;

4.maddesiyle esas Yönetmeliğin 13. maddesinin başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle, aynı maddeyle değiştirilen 13. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki "dolfen, şamandıra" ibarelerinin, (b) bendindeki "Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimleri" ibarelerinin, (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibarelerinin ve yine aynı maddeyle bu fıkraya eklenen (d) ve (e) bentleri ile birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın;

6.maddesiyle esas Yönetmeliğin 15. madde başlığına eklenen "Denizde" ibaresinin iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesine ilişkin olarak, Kıyı Kanununun kıyıda ve doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan araziler üzerinde yapılabilecek yapıları sınırlandıran 6. ve 7. maddeleri doğrultusunda, kıyı ve dolgu alanlarında yapılabilecek yapıların genel olarak, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olan zorunlu bir kısım tesisler, kıyının kamu yararına kullanılmasına ve kıyının korunması amacına yönelik altyapı ve tesisler ile faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tesislerden ibaret olduğu, “Sosyal ve teknik altyapı tesisleri” tanımındaki değişiklikler kapsamında yer verilen “ibadet yeri” ifadesinin, Kanunun anılan maddelerinde yer almayıp bu maddeleri aşar şekilde Yönetmelikle düzenlendiği, bunun kıyıda yapılacak yapıların belirlenmesine ilişkin kriterlerle de bağdaşmadığı; deniz ve kara taşıtlarına hizmet vermek üzere kıyıda akaryakıt ikmal üniteleri yapılmasının kıyılarına tahribatına ve denizlerin kirlenmesine yol açacağı, bu tesislerin kıyıdan başka yerlerde yapılmasının mümkün olduğu; "Barınak" tanımıyla, mevcut durumda liman ve balıkçı barınakları kullanımına ek olarak, maddede öngörülen koşullarla, yeni bir yapılaşma kararı getirildiği, bu şekilde, farklı tanımlar adı altında kıyılardaki yapılaşma koşullarının artırılmaya çalışıldığı, kıyıların kamu yararına aykırı olarak özel kullanımlara açıldığı, barınak yapılarının da yine kıyıda yapılması zorunlu olan yapılar kapsamında değerlendirilemeyeceği; "tonoz sistemleri" tanımıyla, özel tekne ve yatların, doğal karakterini muhafaza etmiş deniz alanlarında konaklamasının sağlandığı, düzenlemeyle, bu alanların özel kullanıma açıldığı ve buralardaki turistik faaliyetlerin artmasıyla denizel ekosistemin tahrip olacağı, bu durumun ilgili mevzuata ve kamu yararına aykırı olduğu; "rekreatif amaçlı iskele" tanımıyla, kayalık alanlar veya su alanından faydalanılmasının mümkün olmadığı kıyı alanlarında söz konusu iskeleler yardımıyla denizden faydalanılmasının amaçlandığı, ancak kıyılarda ilgili kurumlarca usul ve esasları belirlenen alanların yer seçimlerinin düzenleyici idari bir işlem olan imar planlarından muaf tutulmasının bu kullanımların kıyılarda plansız bir şekilde çoğalmasına ve doğal karakteri korunmuş söz konusu alanlarda kullanım baskısının kontrolsüzce artmasına sebep olacağı, bu tür yapıların imar planlarıyla planlanması, ihtiyaç analizinin yapılması ve sadece gerekli görülmesi halinde inşa edilmesi gerektiği, aksi halde kıyı alanlarındaki tahribatın artacağı;

2.maddesine ilişkin olarak, 9. maddenin 6. fıkrasının (ç) bendi değişikliğine ilişkin olarak, yargının idare yerine geçerek işlem tesis edemeyeceği, dolayısıyla, söz konusu düzenlemede geçen “yargı organınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi”yle neyin kastedildiğinin anlaşılamadığı;

3.ve 4. maddelerine ilişkin olarak, esas Yönetmeliğin 3. Bölüm, 12. ve 13. madde başlıklarında yer alan “Kıyıda” ifadesinden sonra gelmek üzere “Denizde” ifadesinin eklenmesiyle, içerdiği diri fay hatları nedeniyle deprem coğrafyası olarak tanımlanabilecek ülkemizde, sadece istisnai hallerde inşa edilmesi gereken dolgu alanlarının yapılabilmesinin istisna olmaktan çıkarılıp, olağan bir karar haline getirildiği, Yönetmeliğe göre dolgu alanlarında kara, deniz ve hava ulaşımına yönelik altyapı tesisleri, ibadet yeri, takılıp sökülebilir lokanta… vb. yapıların yapılabileceği, bunların birçoğunun esasen kara alanında da yapılabileceği, dolayısıyla bunların dolgu alanlarında yapılmasının zorunluluk arz etmediği, bu kullanımların deniz dolgu alanlarında inşa edilmelerinin kıyılarımızda ekolojik tahribat yaratacağı gibi ciddi ekonomik maliyet yaratarak mali kaynaklarımızın verimsiz şekilde kullanımına da sebep olacağı;

4.maddesine ilişkin olarak, 1. fıkranın (c) bendindeki değişiklik ve maddeye eklenen 2. fıkrayla ilgili olarak, (c) bendi değişikliğiyle rekreatif amaçlı iskele ve tonoz sistemlerinin eklendiği, 2. fıkrayla da bunların imar planına konu edilemeyeceğinin düzenlendiği; bunların, düzenleyici bir idari işlem olan imar planı olmaksızın kıyıda yapılaşmayı artıran, kıyılardaki ekolojik sistemi tahrip etme tehlikesi barındıran düzenlemeler olduğu; aynı fıkraya eklenen (e) bendiyle ilgili olarak, bentte sayılan kullanımların hepsinin kıyıda yapılaşma zorunluluğu olmayan kullanımlar olduğu, bunların karasal alanda da yapılabileceği, bu alanların park, yürüyüş alanı, bisiklet yolu gibi kullanımlarla sınırlı kalmasının daha uygun olacağı, kıyıda yapılaşmanın önünü açan söz konusu düzenlemedeki kullanımların zaman içinde farklı gereksinimleri de doğurarak beraberinde yeni yapılaşmaların da önünü açacağı;

6.maddesine ilişkin olarak, esas Yönetmeliğin 15. maddesinde, madde başlığıyla birlikte yapılan değişikliğin, eski düzenleme ile aynı içerikte gibi görünüyor olsa da, söz konusu maddede atıfta bulunulan 13. maddeye, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle yeni bent ve fıkralar eklendiğinden (a bendine eklenen “dolfen ve şamandıra”, b bendine eklenen “Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimleri”, c bendine eklenen “rekreatif amaçlı iskele ve tonoz sistemleri” ile d ve e bentleriyle getirilen yeni kullanımlar), belirtilen maddeyle denizde yapılaşmaya izin verilmiş olduğu ve kıyıda, dolgu ve kurutma yöntemleriyle elde edilen arazi alanlarında yapılaşmaların, bu eklemeler nedeniyle artırılmış olduğu; bunun, ekolojik dengeyi ve çevre düzenini bozacağı, ayrıca, söz konusu yapıların karasal alanlarda da yapılabilecek yapılar olmaları sebebiyle dolgu alanlarında yapılmalarının zorunluluk arz etmediği, bununla birlikte söz konusu kullanımların deniz dolgu alanlarında inşa edilmesinin ciddi bir ekonomik külfet de yaratacağı, üzerinde yoğun kapalı mekanlar barındıran dolgu alanlarının deprem riskinin en yoğun şekilde var olduğu kıyılarda dolgu alanları üzerinde yapılmasının da başka bir önemli sorun teşkil ettiği; sonuç olarak, Anayasanın 43. maddesi gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyılarımızda yasal düzenlemeler ile müdahalelerin arttığı, kıyı ve denizlere baskı uygulandığı, kıyı alanlarının sistematik bir şekilde yapılaşmaya feda edildiği, denizlerde yeni dolgu alanları oluşturularak ekolojik tahribatın ve olası doğal afetlerden kaynaklanabilecek risklerin boyutlarının artmasına ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına sebep olunduğu iddia edilerek, belirtilen düzenlemelerin iptali istenilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI :

Öncelikle, usule ilişkin olarak, davacıların dava açmakta hukuki menfaatleri olmadığından dava ehliyetlerinin bulunmadığı ve süre aşımı hususunun re'sen değerlendirilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesi yönünden, Kıyı Kanununda sınırlandırma ve koşul içeren hükümlerin 5. maddede düzenlendiği, 6. ve 7. maddelerin ise düzenleyici, çerçeve belirleyen maddeler olduğu; "ibadet yeri"nin, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinde tanımlandığı, dava dilekçesinde ibadet yerlerinin Yönetmeliğin 14. maddesinde geçen “kamu yararının gerektirdiği hallerde” ifadesine aykırılığı açısından herhangi bir açıklama getirilemediği, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-2 Tablosunda, ibadet yerlerinin sosyal-kültürel tesisler kapsamında değerlendirildiği, dava konusu Yönetmelikteki sosyal ve teknik altyapı tesisleri tanımı içinde kalan kullanımlar göz önüne alındığında kıyı yapı ve tesislerinin kendi içinde tüm faaliyet ve işlevleri barındıran kompleks yapılar olduğunun anlaşılacağı, bu yönüyle kamunun kullanımına yönelik sosyal altyapı kullanımının bir parçası olan ibadet yeri kullanımının sosyal ve teknik altyapı tesisleri içinde yer almasının kıyı yapı ve tesislerinin gereksinimi olan sosyal altyapı birimlerinin kendi içerisinde karşılanmasına dönük bir düzenleme olduğu; "Barınak" kullanımının, dava konusu değişiklikten önce de hem Kanun hem de Yönetmelikte bulunduğu, Kıyı Kanununun 6. maddesinde sayıldığı, dava konusu düzenlemenin barınak kullanımının tanımlanmasından ibaret olduğu, son zamanlarda özel tekne sahiplerinin sayılarının çok arttığı, bunların liman, yat limanı ve balıkçı barınağı gibi belirli bir kullanım amacına yönelik olarak planlanmış özellikli kıyı yapı ve tesisleri bünyesinde barınmasına imkan bulunmaması sebebiyle, Bakanlıkça barınak kullanımı adı altında düzenleme yapılmasının uygun bulunduğu, tanımda azami yapılaşma şartlarına yer verildiği, Kıyı Kanunu kapsamında imar planı kararı ile yapılabilecek yapıların iki gruptan oluştuğu, birincisinin kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik altyapı ve tesisler, ikincisinin faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan yapı ve tesisler olduğu, barınakların birinci grupta yer aldığı; "Tonoz Sistemleri"ne ilişkin olarak, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Limanlar Yönetmeliğinin 22. maddesinin 17. fıkrası gereğince korunaklı deniz alanlarında toplu tonoz sistemli bağlama düzenekleri veya demirleme ihtiyaçları gibi geçici düzenlemelerin, liman başkanlığınca idareye bildirileceği ve idarece bu sistemlerin uygunluğu ve işletme usul ve esaslarının belirleneceği ifadesinin bulunduğu bildirilerek, toplu tonoz sistemli bağlama düzeneklerinin bir disiplin altına alınabilmesi için mevzuat düzenlemesine ihtiyaç bulunduğunun ifade edildiği, bu kapsamda dava konusu düzenlemenin yapıldığı, 13 (c) ye eklenen düzenlemeyle bunların imar planı olmadan denizde yapılabilecek yapılar arasına eklendiği, (e) bendinin sonuna getirilen ek fıkradaki düzenlemeyle de bu sistemin usul ve esaslarının belirlendiği; "Rekreatif Amaçlı İskele" düzenlemesiyle, kıyılarda uygulama imar planı olmadan ahşap iskele yapılmasına imkan sağlandığı, ahşap iskelelerin yapım sürecine, usul ve esaslarına ilişkin düzenlemelerin 10/07/2007 günlü, 5028 sayılı ve 19/01/2011 günlü, 504 sayılı Genelgelerde ve 06/07/2011 gün, 27986 sayıl Tebliğin 7. maddesinde yer aldığı, 20/02/2020 günlü, 31045 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7221 sayılı Kanunla, kıyının kumluk veya çakıllık olduğu alanlarda rekreatif amaçlı iskele yapılma imkanının ortadan kaldırıldığı, Kanunda tanımlı istisnai alanlarda ise, zorunlu hallerde, genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan rekreatif amaçlı iskele yapım imkanının getirilerek buna ilişkin usul ve esasların 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığıyla müştereken, diğer alanlarda ise Çevre, Şehircilik Bakanlığınca belirlenmesi gerektiğinin düzenlendiği, bu düzenlemeden önce de kıyılarda imar planı bulunmaksızın illerde oluşturulan komisyon marifetiyle 5x20 metre ölçülerinde ahşap iskelelerin yapılmakta olduğu, yeni düzenlemeyle yapım malzemesiyle kullanım amacı öne çıkarılarak söz konusu ahşap iskelelerin isimlerinin rekreatif amaçlı iskele olarak değiştirildiği ve dava konusu düzenlemede de 7221 sayılı Kanuna uygun şekilde tanım getirildiği, tüm bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, daha önce ahşap iskele olarak anılan iskeleler kumsal alanlarda da yapılabiliyorken, yeni düzenlemeyle kumsallarda iskele yapımının önlenmiş olduğu, 06/04/2021 tarihli, 2021/5 sayılı Genelgeyle de, anılan hususlarda ayrıntılı düzenlemeler yapılarak davacıların iddiasının aksine iskele sayısının artırılmasının değil, özellikle kumsal alanlar başta olmak üzere tüm ülke genelinde iskele sayısının sınırlandırılmasının veya belirli bölgelerde tamamen kaldırılmasının amaçlandığı;

2.maddesi yönünden, maddede, konusu doğrudan kıyı kenar çizgisi tespiti olmayan, Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen tapu iptali ve tescil davalarında görevlendirilen bilirkişilerce, dava konusu taşınmazların sınırlarını belirleyebilmek amacıyla tespit edilen kıyı kenar çizgilerinin kastedildiği, idarece belirlenmiş kıyı kenar çizgisi bulunan aynı alanlarda bu mahkemelerce de tespit edilmiş farklı bir kıyı kenar çizgisi olması durumunda mükerrer kıyı kenar çizgilerine mahal verilmemesinin amaçlandığı;

3.ve 4. maddeleri yönünden, Kıyı Kanunu bir bütün olarak ele alındığında, kanunla getirilen kullanımlar, bu kullanımların fiziksel ihtiyaçları ve 7. madde birlikte değerlendirildiğinde, deniz alanlarının kıyı mevzuatına tabi alanlar olduğu sonucuna varıldığı, dava dilekçesiyle deniz alanlarının ilk defa kıyı mevzautına dahil edildiği gibi bir algı yaratılmaya çalışıldığı, dolgu alanlarının zaten deniz alanlarında oluşturuluyor olması, Kanun ve Yönetmeliğe “Denizlerde” ifadesinin eklenmesi suretiyle mevzuatta bütünlüğün sağlanması hususunun dava dilekçesinde yeni bir işlem veya hiç olmayan bir uygulamanın mevzuata girmesi şeklinde yansıtıldığı; deniz ifadesinin Kıyı Kanunun 6. maddesinde yer aldığı ve bu haliyle Yönetmeliğe Kanuna uygun olarak eklendiği, ayrıca, Yönetmeliğin 14. maddesi gereğince, doldurma ve kurutma yoluyla arazi elde edilmesi hususunun sadece kamu yararının gerektirdiği hallerde daha uygun alternatifler bulunmaması veya kıyı alanının yetersizliği nedeniyle uygulama imar planı kararı ile Kıyı Kanunun 7. maddesi kapsamında gerçekleştirildiği, esas Yönetmeliğin 15. maddenin içeriğinin ise tamamen ruhsat düzenlemesi ve alınacak izinlerle ilgili olduğu;

4.ve 6. maddeleri yönünden, dava konusu düzenlemelerdeki denizde ve kıyılarda yapılabilecek tesislere ilişkin düzenlemelerin hepsinin Kıyı Kanunundaki kullanımlarla uyumlu olduğu, denizlerde imar planı kararı ile yer alabilecek yapı ve tesislerin ancak faaliyet gereği kıyı ve denizden başka bir alanda yer alması mümkün olmayan kullanımlar ve kıyının korunması ve kamu yararına kullanılmasını sağlayan kullanımlar olduğu, 7221 sayılı Kanunla kıyılarda yer alabilecek kıyı yapı ve tesislerine ilişkin tanım ve koşullar hakkında ilave düzenlemelere yer verildiği, dava konusu düzenlemelerle, söz konusu değişikliklere uyum sağlanması, kamu kurum ve kuruluşlarının taleplerine cevap verilmesi, uygulamada yaşanan bazı sorunların çözüme kavuşturulmasının hedeflendiği, bu itibarla mevzuatta bulunmamakla birlikte fiili olarak var olan bazı kullanımlara ilişkin tanım ve yapılaşma koşullarının dava konusu değişikliklerle getirildiği, ayrıca, Kıyı Kanununun 6. maddesinde açıkça sayılmasa bile, maddede geçen “…gibi kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler” ifadesinden yola çıkılarak dolfen ve şamandıra gibi kullanımların yapılmasının mümkün olduğu, bunların yanı sıra gemilerle taşınan petrol, lpg gibi ürünlerin kıyıya nakledilebilmesi için zorunlu olan boru hatları, enerji ve iletişim hatları gibi deniz geçişi zorunluluğu olan yapı ve tesislerin de bu kapsamda değerlendirildiği, kıyıda yapılabileceği millet bahçeleri kapsamında kalan kullanımların kıyı kanunu ile örtüşecek şekilde sınırlandırıldığı ve açık kalan kullanımlarına ağırlık verilerek kıyıdaki yeşil alanlara çeşitlilik sağlandığı ve yerel yönetimlerin bir rehber doğrultusunda standartları yükseltilmiş mekanlar oluşturmasının amaçlandığı, “sahil güvenlik komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimi” ifadesiyle ilgili olarak, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun 27-A maddesinde Sahil Güvenlik Komutanlığına ait harekat ve savunma amaçlı yerlerde Kıyı Kanununun kısıtlayıcı hükümlerinin uygulanmayacağının düzenlendiği, bu madde uyarınca Kıyı Kanununun 3. maddesine söz konusu alanların istisna olarak eklendiği, sonrasında da dava konusu düzenlemenin yapıldığı, düzenlemede belirtilen alanların harekat ve savunma amaçlı alanlar olup aynı zamanda faaliyetleri özelliği gereği de kıyıda yapılması gereken tesisler arasında yer aldıkları ileri sürülerek, davacılar tarafından iptali istenilen düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: 3621 sayılı Kıyı Kanununun aynı maddesinin 5. fıkrasında, " Kıyıda imar planı kararı ile;

a)İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler, Sahil Güvenlik Komutanlığının faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimi binaları... Yapılabilir." hükmüne yer verilmiştir.

Söz konusu fıkrada, kıyıda yapılabilecek tesislerin, tahdidi olarak sayılmamış olması, tonoz sistemlerinin ise, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler kapsamında değerlendirilebilecek olması nedenleriyle belirtilen alanlarda tonoz sistemleri kurulmasında sakınca bulunmamaktadır. Ancak, Kanunun açık hükmü gereğince, iskelelerin ve tonoz sistemlerinin, imar planı kararıyla kurulması gerekmektedir.

Öte yandan, Kanunun aynı maddesine, 14/02/2020 tarihli, 7221 sayılı Kanunla eklenen 4. fıkrada, kıyılarda hangi durumlarda ve hangi ebatlarda rekreatif amaçlı iskele yapılabileceği düzenlenmiş, ancak bunların imar planları kapsamı dışında bırakılabileceğine ilişkin istisnai bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bilindiği üzere, kıyı mevzuatı uyarınca, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olan kıyılarda hiçbir yapı yapılmaması kuralı, buralarda yapılabilecek yapı ve tesisler ise, bu kuralın istisnasını oluşturmaktadır. Yorum ilkeleri arasında yer alan, "istisnaların dar yorumlanması ilkesi"nin bir görünümü ise, yorum yoluyla istisna üretilemeyeceğidir.

Belirtilen nedenlerle, 24/10/2020 tarih ve 31284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan dava konusu Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin, kıyı ve denizde yapılabilecek yapılardan rekreatif amaçlı iskele ve tonoz sistemlerinin, dayanak Kanunun ilgili maddelerini aşar şekilde, imar planlarına konu edilmeden kurulmalarını öngören, 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesine eklenen "Rekreatif Amaçlı İskele" tanımındaki "imar planına konu edilmeyen" ibaresinin, 4. maddesiyle değiştirilen esas Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibarelerinin ve yine aynı maddeyle 13. maddeye 2. fıkra olarak eklenen düzenlemenin ilk cümlesinin iptali; diğer düzenlemeler yönünden ise, davanın reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 24/10/2020 tarih ve 31284 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin 4. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ve "deniz araçları ve gümrüklü sahalarda deniz taşımacılığında kullanılan deniz ve kara taşıtlarına hizmet vermek üzere akaryakıt ikmal imkanı veren sistem veya ünite" ibareleri ile söz konusu maddeye eklenen "barınak", "tonoz sistemleri" ve "rekreatif amaçlı iskele" tanımlarının;

2.maddesiyle değiştirilen esas Yönetmeliğin 9. maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendinin;

3.maddesiyle esas Yönetmeliğin üçüncü bölüm başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle 12. madde başlığına eklenen "Denizde" ibarelerinin;

4.maddesiyle esas Yönetmeliğin 13. maddesinin başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle, aynı maddeyle değitirilen 13. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki "dolfen, şamandıra" ibarelerinin, (b) bendindeki "Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimleri" ibarelerinin, (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibarelerinin ve yine aynı maddeyle bu fıkraya eklenen (d) ve (e) bentleri ile birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın;

6.maddesiyle esas Yönetmeliğin 15. madde başlığına eklenen "Denizde" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin iddaları ( dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin 4. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımına eklendiği idda edilen "ibadet yeri" ibaresi-süreaşımı- dışında) itibar edilmemiştir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin dayanağı olan 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun " Tanımlar başlıklı 4. Maddesinde " Bu Kanunda geçen deyimlerden; Kıyı çizgisi:Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgiyi, Kıyı Kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık vebenzeri alanların doğal sınırını, Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alanı, Sahil şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak enaz 100 metre genişliğindeki alanı, Dar Kıyı: Kıyı kenar çizgisinin, kıyı çizgisi ile çakışmasını,Toplumun yararlanmasına açık yapı: Mevzuata göre tespit ya da tasdik edilmiş kural ve ücret tarifelerine uygun biçimde, getirdiği kullanımdan belirli kişi ya da topluluklara ayrıcalıklı kullanım hakkı tanımaksızın yararlanmak isteyen herkese eşit ve serbest olarak açık bulundurulan ve konut dokunulmazlığı olmayan yapıları, İfade eder." " Genel Esaslar" başlıklı 5. Maddesinde " Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir:

Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir. Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir. Sahil şeritlerinin derinliği, 4 üncü maddede belirtilen mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirlenir. Taşıt yolları, sahil şeridinin kara yönünde yapı yaklaşma sınırı gerisinde kalan alanda düzenlenebilir. Sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşulları yönetmelikte belirlenir." "Kıyının Korunması, Yapı Yasağı, Kıyı ve Denizde Yapılacak Yapılar" başlıklı 6. Maddesinde ; " Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez.Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez.

Kıyının kumluk veya çakıllık olduğu alanlarda denize girme, güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesine yönelik rekreatif amaçlı iskele yapılamaz. Ancak, kıyının kayalık karakter gösterdiği ya da kıyının kumluk veya çakıllık olmasına rağmen niteliği gereği su alanından başka türlü faydalanmanın mümkün olmadığı zorunlu hallerde genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan rekreatif amaçlı iskeleler yapılabilir. Buna ilişkin usul ve esaslar; 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından müştereken, diğer alanlarda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenir. Kıyıda imar planı kararı ile;

a)İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler, Sahil Güvenlik Komutanlığının faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimi binaları, b) Faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve tesisler, c) Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı, yolcularla ilgili gümrüklü alan hizmetlerinin görüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip olup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerinin yer aldığı kruvaziyer ve yat limanları, d) Uluslararası spor otoritelerinin, Türkiye’de spor faaliyetlerinin düzenleneceğine dair kararı gereğince Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu spordan sorumlu Bakanlığın izni doğrultusunda, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun (I) sayılı Cetvelinde düzenlenen genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, aynı Kanunun (II) sayılı Cetvelinde düzenlenen özel bütçeli idareler, belediyeler ile il özel idareleri tarafından her türlü spor aktiviteleri ve organizasyonların yapılmasına/yaptırılmasına yönelik spor tesisleri ve zorunluluk arz eden durumlarda bunların tamamlayıcı konaklama tesisleri, e) Trabzon, Rize ve Zonguldak illerinde 24/5/1933 tarihli ve 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu kapsamında kalan sağlık tesisleri hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanınca alınacak kamu yararı kararı doğrultusunda kurulacak sağlık tesisleri ve alternatif alan bulunmaması durumunda 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununa göre kurulan, işletilen ve mevcut en iyi teknikleri kullanan endüstri bölgeleri, f) Enerji iletim hatları, g) Millet bahçeleri, Yapılabilir." " Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma ve Bu Araziler Üzerinde Yapılabilecek Yapılar" başlıklı 7. Maddesinde " Kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilir. Bu gibi yerlerde doldurma veya kurutmayı yapacak ilgili idarenin valiliğe iletilen teklifi, valilik görüşü ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bakanlık, konusuna göre ilgili kuruluşların görüşünü de almak suretiyle teklifi inceler. Uygun bulunması halinde ilgili idare tarafından uygulama imar planı hazırlanır. Bu yerler için yapılacak planlar hakkında 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak bu planlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından; 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan alanlardaki planlar, anılan Kanunun 7 nci maddesine göre ve 4737 sayılı Kanun kapsamında kalan alanlardaki planlar ise anılan Kanunun 4/A, 4/C ve 4/Ç maddelerine göre tasdik edilir. Doldurma ve kurutma işlemleri yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre yapılır. Bu araziler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır, özel mülkiyet konusu olamaz. Bu alanlar üzerinde 6 ncı maddede belirtilen yapılar ile yol, açık otopark, park, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı alanları düzenlenebilir. " Sahil Şeridinde Yapılabilecek Yapılar" başlıklı 8. maddesinde," Uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde, 4 üncü maddede belirtilen mesafeler içinde hiç bir yapı ve tesis yapılamaz. Uygulama imar planı bulunan yerlerde duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici ve çevreyi bozucu etkisi olan atık ve artıklar dökülemez, kazı yapılamaz. Ancak bu alanlarda; uygulama imar planı kararıyla altı ve yedinci maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günü birlik turizm yapı ve tesisleri yapılabilir." " Kıyıda ve Doldurma ve Kurutma Yoluyla Kazanılan Araziler Üzerinde Yapılanmalara İzin Verilmesi" başlıklı 11. maddesinde" Bu Kanun hükümlerine göre, kıyıda ve doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan araziler üzerinde yapılması mümkün olan yapı ve tesislerin yapılabilmesi için, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından gerekli iznin alınması zorunludur. Yapı ruhsatı verilmesinde bu izin belgesi yeterlidir. İznin verilme şekil ve şartları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tespit edilerek çıkarılacak uygulama yönetmeliğinde belirtilir." hükümlerine yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelik değişikliğinin incelemesine gelince; 24/10/2020 tarih ve 31284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin 4. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ve "deniz araçları ve gümrüklü sahalarda deniz taşımacılığında kullanılan deniz ve kara taşıtlarına hizmet vermek üzere akaryakıt ikmal imkanı veren sistem veya ünite" ibareleri ile söz konusu maddeye eklenen "barınak", "tonoz sistemleri" ve "rekreatif amaçlı iskele" tanımları yönünden; "İbadet yeri" ifadesi Esas Yönetmeliğin 4. Maddesinde yer alan "Sosyal ve Teknik Alyapı Tesisleri" tanımına 26/07/2014 tarih ve 29072 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. Maddesiyle eklenmiştir. Bu durumda anılan ifade(ibadet yeri) yönünden 23/12/2020 tarihinde açılan davada süreaşımı bulunmaktadır. "Barınak" ifadesine 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6. Maddesinde, kıyıda imar planı kararıyla yapılacak alt yapı ve tesisler arasında sıralanmış olup, tanımına yer verilmemiştir.Anılan maddede " Rekreatif Amaçlı İskele"ye de yer verilmiştir.

Dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle esas Yönetmeliğe barınak, tonoz sistemleri ve rekreatif amaçlı iskele tanımları eklenmiş olup,“Barınak: Münhasıran kamusal hizmetlerde kullanılan gemiler, gezinti (tenezzüh) gemileri, turistik amaçlı olta balıkçılığı gemileri ile boyu 15m.den küçük özel teknelerin barınmaları veya geçici olarak konaklamaları maksadıyla yeterli su alanı ve derinliğe sahip, emsali kara alanının %5’ini, tek katlı yapılması halinde yüksekliği 4,50m.yi, asma kat yapılması halinde yüksekliği 5,50m.yi aşmayan yönetim birimlerini içeren kıyı yapısıdır.” “Tonoz Sistemleri: Korunaklı deniz alanlarında, doğal koy ve ada çevreleri gibi alanlarda kıyıya fiziki bağlantısı olmayan yüzer iskelelerin ve/veya şamandıraların deniz dibine atılan tonoz veya kazık ile sabitlenmesi ile özel tekne ve yatların emniyetli bağlama ve barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan, tekli veya çoklu bağlama imkânı sunabilen sistemlere sahip tesistir.” “Rekreatif Amaçlı İskele: Kıyının kayalık karakter gösterdiği ya da kıyının kumluk veya çakıllık olmasına rağmen niteliği gereği su alanından başka türlü faydalanılmasının mümkün olmadığı zorunlu hallerde yapılan, yolcu ve yük indirme-bindirme ve yanaşma yapılmayan, denize girme, güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetleri içeren ve genişliği 3m.yi geçmeyen, platform niteliği taşımayan, usul ve esasları, 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Bakanlık tarafından müştereken, diğer alanlarda ise Bakanlıkça belirlenen, imar planına konu edilmeyen kıyı yapılarıdır.” tanımlarına yer verilmiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6. maddesine, 14/02/2020 tarihli, 7221 sayılı Kanunla eklenen 4. fıkrada, kıyılarda hangi durumlarda ve hangi ebatlarda rekreatif amaçlı iskele yapılabileceği düzenlenmiş, ancak bunların imar planları kapsamı dışında bırakılabileceğine ilişkin istisnai bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Öte yandan, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "Uygulama İmar Planı" başlıklı 24. maddesinin, 10. fıkrasının (t) bendinde, uygulama imar planlarının hazırlanması sürecinde ilgili kurum ve kuruluşlardan elde edilmesi gereken veriler kapsamında, üzerinde analiz ve araştırma yapılması gereken konular arasında iskeleler de sayılmıştır.

Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin yukarıda belirtilen maddesiyle, rekreatif amaçlı iskelelerin imar planları kapsamı dışına çıkarılmasının, 3621 sayılı Kıyı Kanununun yukarıda belirtilen maddesine aykırı ve bu maddeyi aşar bir düzenleme teşkil ettiği ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin yukarıda belirtilen maddesiyle çelişki oluşturduğu sonucuna varılmıştır. 3621 sayılı Kanunda iskele/rekreatif amaçlı iskelenin imar planı kararıyla yapılabileceği öngörülmüş iken dava konusu Yönetmelikle imar planı dışında tutulmasında dolayısıyla, "Rekreatif Amaçlı İskele" tanımındaki "imar planına konu edilmeyen" ifadesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle esas Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “ç) Yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi durumunda, mükerrer kıyı kenar çizgilerine mahal verilmemesi için; mükerrerliğe konu olan alanda Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca incelenerek yeni bir tespit yapılması,” şeklinde değiştirilmiştir.

Anayasanın "Yürütme yetkisi ve görevi" başlıklı 8. maddesinde, yürütme yetki ve görevi, Anayasaya ve kanunlara uygun olmak koşuluyla münhasıran Cumhurbaşkanına verilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında, "(2) İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan hükümler çerçevesinde, yargı makamlarınca yeni bir kıyı kenar çizgisi oluşturulmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede geçen "ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi" ibaresinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Yürütme yetki ve görevinin Anayasanın yukarıda belirtilen maddesiyle münhasıran Cumhurbaşkanına verildiği, bununla birlikte, kıyı kenar çizgilerinin, sadece, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 2. bölümünde ayrıntılı olarak düzenlenen usul ve esaslar çerçevesinde, Yönetmelikte belirtilen tespit komisyonlarınca oluşturularak ilgili Valiliklerin uygun görüşleri üzerine Bakanlıkça onaylanabileceği dikkate alındığında, adli yargı makamlarınca da yeni bir kıyı kenar çizgisi oluşturulmasının hukuken mümkün olamayacağı sonucuna varıldığından, davalı idarenin, söz konusu düzenlemenin Asliye Hukuk Mahkemelerince yapılan tespitlere ilişkin olduğu yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir.

Dava konusu Yöntmeliğin 3. Maddesiyle esas Yönetmeliğin üçüncü bölüm başlığında yer alan “Kıyıda” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Denizde” ; 12 nci maddesinin başlığında yer alan “Kıyıda” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Denizde” ibaresi eklenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Turizm Bakanlığı’nca” ibaresi “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca”, Esas Yönetmeliğin üçünçü bölüm başlığı; " Kıyıda ve Doldurma ve Kurutma Yoluyla Kazanılan Arazilerde Planlama ve Yapılanma " iken "Kıyıda, Denizde ve Doldurma ve Kurutma Yoluyla Kazanılan Arazilerde Planlama ve Yapılanma" , 12. Maddenin başlığı "Kıyıda Planlama" iken "Kıyıda ve Denizde Planlama" , 13. Maddenin başlığı "Kıyıda Yapı" iken "Kıyıda ve Denizde Yapı" , 12. Maddede Turizm Bakanlığı ismi Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak değiştirilmiştir., 13. Maddede kapsamlı revizyon yapılmış, 14. Maddede yine Bakanlık adı , 15. Maddede Gümrük ve Maliye Bakanlığı ibaresi Bakanlık/ça olarak değiştirilmiş. Maddelerin içeriğinde ilave edilen başlıkla ilgili esasa yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemelerde 3621 sayılı Kıyı Kanununa ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle esas Yönetmeliğin 13. maddesinin başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle, aynı maddeyle değitirilen 13. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki "dolfen, şamandıra" ibarelerinin, (b) bendindeki "Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimleri" ibarelerinin, (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibarelerinin ve yine aynı maddeyle bu fıkraya eklenen (d) ve (e) bentleri ile birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın iptali istemine gelince;

Esas Yönetmeliğin 13.maddesinin başlığı "Kıyıda Yapı" iken yeni haliyle "Kıyı ve Denizde Yapı" şeklinde değiştirilmiş.Esas Yönetmeliğin 13.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen "Kıyının kamu yararına kullanımına ve kıyı korumak amacına yönelik altyapı ve tesisler"in içerisine" dolfen ve şamandıra" ,Esas Yönetmeliğin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen "Faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan yapı ve tesisler" e "Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimleri" , Esas Yönetmeliğin Kıyılarda ayrıca uygulama imar planı yapılmadan yapılabilecek yapıların düzenlendiği (c) bendine rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" de eklenmiş.

Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle, esas Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, "Kıyılarda ayrıca uygulama imar planı yapılmadan; rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri, aralarında en az 150 metre mesafe olmak kaydı ile 6 m2’yi geçmeyen büfe ve kirletici etkisi olmayan fosseptik yapımını gerektirmeyen seyyar tuvalet ile sabit olmayan duş, gölgelik ve soyunma kabini." şeklinde değiştirilmiş; aynı maddeyle yine aynı fıkraya eklenen (e) bendinde, "e) Yaya, yürüyüş ve bisiklet yolları, park, çocuk bahçesi, oyun alanları, açık spor alanları, meydan, tematik bahçeler gibi açık alan kullanımları ile toplam emsali alanın %5’ini ve yüksekliği cami hariç 6,50m.yi aşmayan; yeme içme yeri, büfe, çay bahçesi, sergi üniteleri, millet kıraathanesi, cami, mescit, tuvalet, duş, sağlık üniteleri (acil yardım ve benzeri) ve idare binalarını içeren millet bahçesi." düzenlemesine; aynı maddeye 2. fıkra olarak eklenen düzenlemede ise "Birinci fıkranın (c) bendine konu tonoz sistemleri ve rekreatif amaçlı iskeleler imar planına konu edilmez. Rekreatif amaçlı iskelelere ilişkin usul ve esaslar 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bakanlık tarafından müştereken, diğer alanlarda Bakanlıkça; tonoz sistemlerine ilişkin usul ve esaslar ise Bakanlık ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca birlikte belirlenir." kuralına yer verilmiştir. (c) bendi değişikliğiyle, maddeye eklenen 2. fıkraya ilişkin olarak; (c) bendinde yapılan değişiklikle, kıyılarda uygulama imar planı olmadan yapılabilecek yapılar arasında, düzenlemenin eski halinden farklı olarak, rekreatif amaçlı iskele ve tonoz sistemleri de sayılmış; maddeye 2. fıkra olarak eklenen düzenlemede ise, bu yapıların imar planlarına konu edilmeyeceği ifade edilmiştir.

Tonoz sistemi ve rekreatif amaçlı iskelelerin yapısal özellikleri ve rekreatif amaçlı iskelelere ilişkin olarak ayrıca yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, söz konusu yapıların imar planlarına konu edilmeden kıyıda yapılmalarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, düzenlemede geçen "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibareleriyle, maddeye 2. fıkra olarak eklenen düzenlemenin "Birinci fıkranın (c) bendine konu tonoz sistemleri ve rekreatif amaçlı iskeleler imar planına konu edilmez." şeklindeki ilk cümlesinde hukuki isabet görülmemiştir.

1.fıkraya eklenen (e) bendine ilişkin olarak; Anayasanın "Kıyılardan yararlanma " başlıklı 43. maddesinde, "(1) Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. (2) Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. (3) Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir. " hükmüne; 3621 sayılı Kıyı Kanununun 1. maddesinde, söz konusu Kanunun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlendiği belirtilmiş;

4.maddesinde, kıyı, kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan olarak tanımlanmış; 5. maddesinde kıyılarla ilgili genel esaslar belirlenmiş; 6. maddesinde ise kıyıların korunması, kıyıda yapı yasağı ve kıyıda ve denizde yapılabilecek yapılara ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Gerek söz konusu düzenlemede belirtilen yapıların özellikleri ve gerekse bu yapılara ilişkin sınırların somut ve net olarak belirlenmediği dikkate alındığında, kıyıda böyle bir yapılaşmaya izin verilmesinin, bu alanların mahiyetine ve Anayasanın ve Kıyı Kanunun yukarıda belirtilen maddelerine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, anılan düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir. Dava konusu Yönetmeliğin 6. Maddesiyle değiştirilen 15. Madde başlığındaki " denizde" ibaresine gelince; Esas Yönetmeliğin 15. Maddesinin başlığı "Kıyıda, Doldurma ve Kurutma Yoluyla Kazanılan Arazilerde Yapı Ruhsatı" iken dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle "Kıyıda,Denizde ve Doldurma ve Kurutma Yoluyla Kazanılan Arazilerde Yapı Ruhsatı" şeklinde değiştirilmiş. Anılan düzenlemede hukuka aykırılık görlmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesiyle getirilen "Rekreatif Amaçlı İskele" tanımındaki "imar planına konu edilmeyen" ibaresi, 2. maddesiyle değiştirilen, esas Yönetmeliğin 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendindeki "ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi" ibaresi, 4. maddesiyle değiştirilen esas Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibareleri ve yine aynı maddeyle 13. maddeye eklenen (e) bendi ile 2. fıkranın ilk cümlesinin İPTALİNE, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin 4. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ibaresi yönünden DAVANIN SÜREAŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE, dava konusu Yönetmeliğin diğer maddeleri yönünden DAVANIN ESASTAN REDDİNE karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, üye Mahmut Ballı'nın davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY:

24.10.2020 tarihli, 31284 sayılı Resmi Gazetede, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır.

Bakılan dava, anılan Yönetmeliğin 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin 4. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ve "deniz araçları ve gümrüklü sahalarda deniz taşımacılığında kullanılan deniz ve kara taşıtlarına hizmet vermek üzere akaryakıt ikmal imkanı veren sistem veya ünite" ibareleri ile söz konusu maddeye eklenen "barınak", "tonoz sistemleri" ve "rekreatif amaçlı iskele" tanımlarının;

2.maddesiyle değiştirilen esas Yönetmeliğin 9. maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendinin;

3.maddesiyle esas Yönetmeliğin üçüncü bölüm başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle 12. madde başlığına eklenen "Denizde" ibarelerinin;

4.maddesiyle esas Yönetmeliğin 13. maddesinin başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle, aynı maddeyle değitirilen 13. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki "dolfen, şamandıra" ibarelerinin, (b) bendindeki "Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimleri" ibarelerinin, (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibarelerinin ve yine aynı maddeyle bu fıkraya eklenen (d) ve (e) bentleri ile birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın;

6.maddesiyle esas Yönetmeliğin 15. madde başlığına eklenen "Denizde" ibaresinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın "Kıyılardan yararlanma " başlıklı 43. maddesinde, "(1) Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. (2) Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. (3) Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir. " hükmü yer almaktadır. 3621 sayılı Kıyı Kanununun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, söz konusu Kanunun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlendiği belirtilmiş; "Tanımlar" başlıklı

4.maddesinde, kıyı, kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan olarak tanımlanmış; "Genel esaslar" başlıklı 5. maddesinde, " (1) Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir: Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir. Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir. Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeritlerinin derinliği, 4 üncü maddede belirtilen mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirlenir. Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Taşıt yolları, sahil şeridinin kara yönünde yapı yaklaşma sınırı gerisinde kalan alanda düzenlenebilir. Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşulları yönetmelikte belirlenir. " hükmüne; "Kıyının Korunması, Yapı Yasağı, Kıyı ve Denizde Yapılacak Yapılar" başlıklı 6. maddesinde, "Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez. (Ek fıkra:14/2/2020-7221/21 md.) Kıyının kumluk veya çakıllık olduğu alanlarda denize girme, güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesine yönelik rekreatif amaçlı iskele yapılamaz. Ancak, kıyının kayalık karakter gösterdiği ya da kıyının kumluk veya çakıllık olmasına rağmen niteliği gereği su alanından başka türlü faydalanmanın mümkün olmadığı zorunlu hallerde genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan rekreatif amaçlı iskeleler yapılabilir. Buna ilişkin usul ve esaslar; 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından müştereken, diğer alanlarda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenir. Kıyıda imar planı kararı ile;

a)İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler, Sahil Güvenlik Komutanlığının faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimi binaları,

b)Faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve tesisler,

c)(Ek: 3//2005-5398/13 md.) Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı, yolcularla ilgili gümrüklü alan hizmetlerinin görüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip olup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerinin yer aldığı kruvaziyer ve yat limanları,

d)(Ek: 31//2008-5801/3 md.) Uluslararası spor otoritelerinin, Türkiye’de spor faaliyetlerinin düzenleneceğine dair kararı gereğince Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu spordan sorumlu Bakanlığın izni doğrultusunda, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun (I) sayılı Cetvelinde düzenlenen genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, aynı Kanunun (II) sayılı Cetvelinde düzenlenen özel bütçeli idareler, belediyeler ile il özel idareleri tarafından her türlü spor aktiviteleri ve organizasyonların yapılmasına/yaptırılmasına yönelik spor tesisleri ve zorunluluk arz eden durumlarda bunların tamamlayıcı konaklama tesisleri,

e)(Ek: 18/62017-7033/33 md.) Trabzon, Rize ve Zonguldak illerinde 24/5/1933 tarihli ve 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu kapsamında kalan sağlık tesisleri hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanınca alınacak kamu yararı kararı doğrultusunda kurulacak sağlık tesisleri ve alternatif alan bulunmaması durumunda 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununa göre kurulan, işletilen ve mevcut en iyi teknikleri kullanan endüstri bölgeleri,

f)(Ek: 29/11/2018-7153/18 md.) Enerji iletim hatları,

g)(Ek:14/2/2020-7221/21 md.) Millet bahçeleri, Yapılabilir." hükmüne; "Doldurma ve Kurutma Yoluyla Arazi Kazanma ve Bu Araziler Üzerinde Yapılabilecek Yapılar " başlıklı 7. maddesinde ise, "Kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilir. (Değişik fıkra: 18/6/2017–7033/34 md.) Bu gibi yerlerde doldurma veya kurutmayı yapacak ilgili idarenin valiliğe iletilen teklifi, valilik görüşü ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bakanlık, konusuna göre ilgili kuruluşların görüşünü de almak suretiyle teklifi inceler. Uygun bulunması halinde ilgili idare tarafından uygulama imar planı hazırlanır. Bu yerler için yapılacak planlar hakkında 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak bu planlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından; 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan alanlardaki planlar, anılan Kanunun 7 nci maddesine göre ve 4737 sayılı Kanun kapsamında kalan alanlardaki planlar ise anılan Kanunun 4/A, 4/C ve 4/Ç maddelerine göre tasdik edilir. Doldurma ve kurutma işlemleri yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre yapılır. Bu araziler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır, özel mülkiyet konusu olamaz. Bu alanlar üzerinde 6 ncı maddede belirtilen yapılar ile yol, açık otopark, park, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı alanları düzenlenebilir. " hükmüne yer verilmiştir.

Kyı Kanunun atıfta bulunduğu 3194 sayılı İmar Kanununun Ek 2. maddesinde ise, "İmar planlarının tanziminde, planlanan beldenin ve bölgenin şartları ile müstakbel ihtiyaçları göz önünde tutularak lüzumlu ibadet yerleri ayrılır. İl, ilçe ve kasabalarda mülkî idare amirinin izni alınmak ve imar mevzuatına uygun olmak şartıyla ibadethane yapılabilir. İbadet yeri, imar mevzuatına aykırı olarak başka maksatlara tahsis edilemez... " hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden:

Davalı tarafından ileri sürülen davacıların bakılan davayı açmakta ehliyetli olmadıkları ve davada süre aşımı bulunduğu yönündeki usule ilişkin itirazlar yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden:

1.Yönetmeliğin 1. maddesinde yer alan "Tonoz Sistemleri" ve "Rekreatif Amaçlı İskele" tanımları yönünden;

Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesiyle, esas Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen tanımlar arasında, "Tonoz Sistemleri" ve "Rekreatif Amaçlı İskele" tanımları da bulunmaktadır. Söz konusu düzenlemeler, "Tonoz Sistemleri: Korunaklı deniz alanlarında, doğal koy ve ada çevreleri gibi alanlarda kıyıya fiziki bağlantısı olmayan yüzer iskelelerin ve/veya şamandıraların deniz dibine atılan tonoz veya kazık ile sabitlenmesi ile özel tekne ve yatların emniyetli bağlama ve barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan, tekli veya çoklu bağlama imkanı sunabilen sistemlere sahip tesistir. " ve "Rekreatif Amaçlı İskele: Kıyının kayalık karakter gösterdiği ya da kıyının kumluk veya çakıllık olmasına rağmen niteliği gereği su alanından başka türlü faydalanılmasının mümkün olmadığı zorunlu hallerde yapılan, yolcu ve yük indirme-bindirme ve yanaşma yapılmayan, denize girme, güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetleri içeren ve genişliği 3m.yi geçmeyen, platform niteliği taşımayan, usul ve esasları, 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Bakanlık tarafından müştereken, diğer alanlarda ise Bakanlıkça belirlenen, imar planına konu edilmeyen kıyı yapılarıdır." şeklindedir. Kıy Kanununun 6. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde, kıyıda imar planı kararıyla, iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesislerin yapılabileceği düzenlenmiştir.

Söz konusu düzenlemede, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler örnekleme yoluyla sayılmıştır. Dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle tanımlanan tonoz sistemlerinin, kıyının kamu yararına kullanımına ilişkin tesisler kapsamında yer aldığı değerlendirildiğinden, anılan düzenlemenin Kıyı Kanununa uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, Kanunun yukarıda yer verilen maddesinde, "tonoz sistemleri" ifadesine açıkça yer verilmemiş olması, düzenlemede, kıyıda yapılabilecek tesislerin, tahdidi olarak değil, örnekleme yoluyla sayılmış olması nedeniyle Kanuna aykırı bir durum olarak değerlendirilmemiştir.

14.02.2020 tarihli, 7221 sayılı Kanunun 21. maddesiyle, 3621 sayılı Kıyı Kanununun yukarıda yer verilen 6. maddesine eklenen 4. fıkrada, "Kıyının kumluk veya çakıllık olduğu alanlarda denize girme, güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesine yönelik rekreatif amaçlı iskele yapılamaz. Ancak, kıyının kayalık karakter gösterdiği ya da kıyının kumluk veya çakıllık olmasına rağmen niteliği gereği su alanından başka türlü faydalanılmasının mümkün olmadığı zorunlu hallerde genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan rekreatif amaçlı iskeleler yapılabilir. Buna ilişkin usul ve esaslar, 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlık tarafından müştereken, diğer alanlarda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenir." hükmüne yer verilmiş; aynı maddenin 5. fıkrasında ise, yukarıda da belirtildiği üzere, kıyıda imar planı kararlarıyla yapılabilecek yapı ve tesisler sayılmıştır. Dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle getirilen "rekreatif amaçlı iskele" tanımının, 3621 sayılı Kanunun 6. maddesine, 7221 sayılı Kanunun 21. maddesiyle eklenen 4. fıkraya uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, Kanunun belirtilen maddesinde, her ne kadar rekreatif amaçlı iskelelerin imar planına konu edilmeden yapılabileceğine ilişkin açık bir ifade yer almasa da, anılan fıkranın, aynı maddenin kıyıda imar planı kararı ile yapılabilecek yapı ve tesisleri gösteren 5. fıkrasından bir önceki fıkra olarak düzenlenmesi, 5. fıkranın (a) bendinde, genel bir tanım olarak "iskele" ibaresine yer verilmesi, rekreatif amaçlı iskelelerin ise, gerek yapılabileceği yerler, gerekse büyüklük vb. özellikleri itibarıyla sınırlandırılarak ayrı bir tanımlamaya konu edilmesi sebepleriyle, çok genel bir tanım oluşturan iskele tanımı kapsamında düşünülemeyeceği açık olup, Kanunun genel sistematiği ve maddenin kendi içerisindeki düzenleniş şekli itibarıyla, dava konusu tanımdaki "imar planına konu edilmeyen" ifadesinde de, Kanuna aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

2.Yönetmeliğin 2. maddesinde yer alan "ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi" ibaresi yönünden;

Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle, esas Yönetmeliğin 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendi, "ç) Yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi durumunda, mükerrer kıyı kenar çizgilerine mahal verilmemesi için; mükerrerliğe konu olan alanda Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca incelenerek yeni bir tespit yapılması," şeklinde değiştirilmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle, anılan bende eklenen kısım, "... durumunda, mükerrer kıyı kenar çizgilerine mahal verilmemesi için; mükerrerliğe konu olan alanda Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca incelenerek yeni bir tespit yapılması," ifadesinden ibaret olup, düzenlemenin bu kısımdan önceki "Yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi..." şeklindeki bölümünün, dava konusu Yönetmelik değişikliğinden önce de yürürlükte bulunduğu anlaşılmaktadır.

Anayasanın "Yürütme yetkisi ve görevi" başlıklı 8. maddesinde, yürütme yetki ve görevi, Anayasaya ve kanunlara uygun olmak koşuluyla münhasıran Cumhurbaşkanına verilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında, "(2) İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." düzenlemesine yer verilmiştir.

Anılan hükümler uyarınca, yargı makamlarınca yeni bir kıyı kenar çizgisi oluşturulmasının hukuken mümkün olmadığı; kıyı kenar çizgilerinin, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 2. bölümünde ayrıntılı olarak düzenlenen usul ve esaslar çerçevesinde, sadece, Yönetmelikte belirtilen tespit komisyonlarınca oluşturulabileceği ve ilgili Valiliklerin uygun görüşleri üzerine Bakanlıkça onaylanabileceği açıktır.

Bu doğrultuda, dava konusu düzenlemenin, mevzuatta öngörülen prosedürlere uygun olarak belirlenerek kesinleşen kıyı kenar çizgilerinin iptali istemiyle, menfaat sahiplerince, İdare Mahkemelerinde açılan davalarda, Mahkemelerce atanan bilirkişilerce, dava konusu kıyı kenar çizgilerinden farklı bir kıyı kenar çizgisinin önerildiği, bu nedenle de, idarelerce belirlenen kıyı kenar çizgilerinin Mahkemelerce iptaline karar verildiği durumlarda, Mahkeme kararlarının uygulanmasını temin etmek maksadıyla düzenlendiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenlerle, yargı mercilerine yeni bir kıyı kenar çizgisi belirleme yetkisi ve görevi verdiği şeklinde yorumlanması mümkün olmayan anılan düzenlemede, hukuka ve özellikle Anayasanın yukarıda yer verilen hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır.

3.Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan "millet bahçesi" ibaresi yönünden;

Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle, esas Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (e) bendinde, "e) Yaya, yürüyüş ve bisiklet yolları, park, çocuk bahçesi, oyun alanları, açık spor alanları, meydan, tematik bahçeler gibi açık alan kullanımları ile toplam emsali alanın %5’ini ve yüksekliği cami hariç 6,50m.yi aşmayan; yeme içme yeri, büfe, çay bahçesi, sergi üniteleri, millet kıraathanesi, cami, mescit, tuvalet, duş, sağlık üniteleri (acil yardım ve benzeri) ve idare binalarını içeren millet bahçesi." düzenlemesine yer verilmiştir.

14.02.2020 tarihli, 7221 sayılı Kanunun 21. maddesiyle, 3621 sayılı Kıyı Kanununun yukarıda yer verilen 6. maddesinin 5. fıkrasına eklenen (g) bendiyle, kıyıda imar planı kararıyla millet bahçeleri yapılabileceği düzenlenmiştir.

Dava konusu Yönetmelik değişikliğinde, anılan Kanun değişikliği doğrultusunda, millet bahçesi kapsamında oluşturulabilecek açık alan kullanımlarıyla, toplam emsalin alanın %5'ini aşmaması ve cami hariç olmak üzere, yüksekliğin 6,50 m'yi aşmaması koşullarıyla yapılabilecek yapıların sayıldığı görülmüş olup, anılan düzenlemede Kıyı Kanununun yukarıda belirtilen hükmüne aykırılık görülmemiştir.

4.Dava konusu diğer düzenlemeler yönünden;

Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesinin yukarıda incelenen bölümleri dışında kalan "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ve "deniz araçları ve gümrüklü sahalarda deniz taşımacılığında kullanılan deniz ve kara taşıtlarına hizmet vermek üzere akaryakıt ikmal imkanı veren sistem veya ünite" ibareleri ile söz konusu maddeye eklenen "barınak" tanımı;

3.maddesiyle esas Yönetmeliğin üçüncü bölüm başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle 12. madde başlığına eklenen "Denizde" ibareleri;

4.maddesinin yukarıda incelenen bölümleri dışında kalan esas Yönetmeliğin 13. maddesinin başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle, aynı maddeyle değitirilen 13. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki "dolfen, şamandıra" ibareleri, (b) bendindeki "Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimleri" ibareleri, (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibareleri ve yine aynı maddeyle bu fıkraya eklenen (d) bendi ile birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkrasının ve 6. maddesiyle esas Yönetmeliğin 15. madde başlığına eklenen "Denizde" ibaresinin, genel olarak Kıyı Kanununda 10/12/2018 tarihli, 30621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 29/11/2018 kabul tarihli, 7153 sayılı Kanun ve 20/02/2020 tarihli, 31045 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14/02/2020 kabul tarihli, 7221 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler doğrultusunda yapıldığı ve söz konusu düzenlemelerde, yukarıda "İlgili Mevzuat" bölümünde yer verilen Anayasa, Kıyı Kanunu ve İmar Kanunu hükümlerine ve genel olarak kıyı mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN REDDİNE,

2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,

4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,

5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/05/2023 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X) :

Dava, 24/10/2020 tarih ve 31284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin 4. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ve "deniz araçları ve gümrüklü sahalarda deniz taşımacılığında kullanılan deniz ve kara taşıtlarına hizmet vermek üzere akaryakıt ikmal imkanı veren sistem veya ünite" ibareleri ile söz konusu maddeye eklenen "barınak", "tonoz sistemleri" ve "rekreatif amaçlı iskele" tanımlarının;

2.maddesiyle değiştirilen esas Yönetmeliğin 9. maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendinin;

3.maddesiyle esas Yönetmeliğin üçüncü bölüm başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle 12. madde başlığına eklenen "Denizde" ibarelerinin;

4.maddesiyle esas Yönetmeliğin 13. maddesinin başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle, aynı maddeyle değitirilen 13. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki "dolfen, şamandıra" ibarelerinin, (b) bendindeki "Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimleri" ibarelerinin, (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibarelerinin ve yine aynı maddeyle bu fıkraya eklenen (d) ve (e) bentleri ile birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın;

6.maddesiyle esas Yönetmeliğin 15. madde başlığına eklenen "Denizde" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.

1.Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesinin incelenmesi;

Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesiyle, esas Yönetmeliğin 4. maddesine, "Rekreatif Amaçlı İskele" tanımı eklenmiştir. Anılan düzenleme, "Rekreatif Amaçlı İskele: Kıyının kayalık karakter gösterdiği ya da kıyının kumluk veya çakıllık olmasına rağmen niteliği gereği su alanından başka türlü faydalanılmasının mümkün olmadığı zorunlu hallerde yapılan, yolcu ve yük indirme-bindirme ve yanaşma yapılmayan, denize girme, güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetleri içeren ve genişliği 3m.yi geçmeyen, platform niteliği taşımayan, usul ve esasları, 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Bakanlık tarafından müştereken, diğer alanlarda ise Bakanlıkça belirlenen, imar planına konu edilmeyen kıyı yapılarıdır." şeklindedir. 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6. maddesine, 14/02/2020 tarihli, 7221 sayılı Kanunla eklenen 4. fıkrada, kıyılarda hangi durumlarda ve hangi ebatlarda rekreatif amaçlı iskele yapılabileceği düzenlenmiş, ancak bunların imar planları kapsamı dışında bırakılabileceğine ilişkin istisnai bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bilindiği üzere, kıyı mevzuatı uyarınca, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olan kıyılarda hiçbir yapı yapılmaması kuralı, buralarda yapılabilecek yapı ve tesisler ise, bu kuralın istisnasını oluşturmaktadır. Yorum ilkeleri arasında yer alan, "istisnaların dar yorumlanması ilkesi"nin bir görünümü ise, yorum yoluyla istisna üretilemeyeceğidir.

Öte yandan, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "Uygulama İmar Planı" başlıklı 24. maddesinin, 10. fıkrasının (t) bendinde, uygulama imar planlarının hazırlanması sürecinde ilgili kurum ve kuruluşlardan elde edilmesi gereken veriler kapsamında, üzerinde analiz ve araştırma yapılması gereken konular arasında iskeleler de sayılmıştır.

Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin yukarıda belirtilen maddesiyle, rekreatif amaçlı iskelelerin imar planları kapsamı dışına çıkarılmasının, 3621 sayılı Kıyı Kanununun yukarıda belirtilen maddesine aykırı ve bu maddeyi aşar bir düzenleme teşkil ettiği ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin yukarıda belirtilen maddesiyle de çelişki oluşturduğu sonucuna varıldığından, anılan tanımlamadaki "imar planına konu edilmeyen" ibaresinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

2.Yönetmeliğin 2. maddesinin incelenmesi;

Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle, esas Yönetmeliğin 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendi, "ç) Yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi durumunda, mükerrer kıyı kenar çizgilerine mahal verilmemesi için; mükerrerliğe konu olan alanda Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca incelenerek yeni bir tespit yapılması," şeklinde değiştirilmiştir.

Anayasanın "Yürütme yetkisi ve görevi" başlıklı 8. maddesinde, yürütme yetki ve görevi, Anayasaya ve kanunlara uygun olmak koşuluyla münhasıran Cumhurbaşkanına verilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında, "(2) İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan hükümler çerçevesinde, yargı makamlarınca yeni bir kıyı kenar çizgisi oluşturulmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede geçen "ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi" ibaresinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Yürütme yetki ve görevinin Anayasanın yukarıda belirtilen maddesiyle münhasıran Cumhurbaşkanına verildiği, bununla birlikte, kıyı kenar çizgilerinin, sadece, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 2. bölümünde ayrıntılı olarak düzenlenen usul ve esaslar çerçevesinde, Yönetmelikte belirtilen tespit komisyonlarınca oluşturularak ilgili Valiliklerin uygun görüşleri üzerine Bakanlıkça onaylanabileceği dikkate alındığında, adli yargı makamlarınca da yeni bir kıyı kenar çizgisi oluşturulmasının hukuken mümkün olamayacağı sonucuna varıldığından, davalı idarenin, söz konusu düzenlemenin Asliye Hukuk Mahkemelerince yapılan tespitlere ilişkin olduğu yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir.

3.Yönetmeliğin 4. maddesinin incelenmesi;

Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle, esas Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, "Kıyılarda ayrıca uygulama imar planı yapılmadan; rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri, aralarında en az 150 metre mesafe olmak kaydı ile 6 m2’yi geçmeyen büfe ve kirletici etkisi olmayan fosseptik yapımını gerektirmeyen seyyar tuvalet ile sabit olmayan duş, gölgelik ve soyunma kabini." şeklinde değiştirilmiş; aynı maddeyle yine aynı fıkraya eklenen (e) bendinde, "e) Yaya, yürüyüş ve bisiklet yolları, park, çocuk bahçesi, oyun alanları, açık spor alanları, meydan, tematik bahçeler gibi açık alan kullanımları ile toplam emsali alanın %5’ini ve yüksekliği cami hariç 6,50m.yi aşmayan; yeme içme yeri, büfe, çay bahçesi, sergi üniteleri, millet kıraathanesi, cami, mescit, tuvalet, duş, sağlık üniteleri (acil yardım ve benzeri) ve idare binalarını içeren millet bahçesi." düzenlemesine; aynı maddeye 2. fıkra olarak eklenen düzenlemede ise "Birinci fıkranın (c) bendine konu tonoz sistemleri ve rekreatif amaçlı iskeleler imar planına konu edilmez. Rekreatif amaçlı iskelelere ilişkin usul ve esaslar 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bakanlık tarafından müştereken, diğer alanlarda Bakanlıkça; tonoz sistemlerine ilişkin usul ve esaslar ise Bakanlık ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca birlikte belirlenir." kuralına yer verilmiştir. (c) bendi değişikliğiyle, maddeye eklenen 2. fıkraya ilişkin olarak; (c) bendinde yapılan değişiklikle, kıyılarda uygulama imar planı olmadan yapılabilecek yapılar arasında, düzenlemenin eski halinden farklı olarak, rekreatif amaçlı iskele ve tonoz sistemleri de sayılmış; maddeye 2. fıkra olarak eklenen düzenlemede ise, bu yapıların imar planlarına konu edilmeyeceği ifade edilmiştir.

Kıyı Kanununun yukarıda yer verilen 6. fıkrasının (a) bendinde, iskelelerin ve kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesislerin, imar planı kararı ile yapılabileceği düzenlenmiştir. Rekreatif amaçlı iskele ve tonoz sistemlerinin de bu madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Bu nedenlerle, söz konusu yapıların imar planlarına konu edilmeden kıyıda yapılmalarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, düzenlemede geçen dava konusu "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibareleriyle, maddeye 2. fıkra olarak eklenen düzenlemenin "Birinci fıkranın (c) bendine konu tonoz sistemleri ve rekreatif amaçlı iskeleler imar planına konu edilmez." şeklindeki ilk cümlesinde hukuki isabet görülmemiştir.

1.fıkraya eklenen (e) bendine ilişkin olarak; Anayasanın "Kıyılardan yararlanma " başlıklı 43. maddesinde, "(1) Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. (2) Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. (3) Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir. " hükmüne; 3621 sayılı Kıyı Kanununun 1. maddesinde, söz konusu Kanunun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlendiği belirtilmiş;

4.maddesinde, kıyı, kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan olarak tanımlanmış; 5. maddesinde kıyılarla ilgili genel esaslar belirlenmiş; 6. maddesinde ise kıyıların korunması, kıyıda yapı yasağı ve kıyıda ve denizde yapılabilecek yapılara ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Gerek söz konusu düzenlemede belirtilen yapıların özellikleri ve gerekse bu yapılara ilişkin sınırların somut ve net olarak belirlenmediği dikkate alındığında, kıyıda böyle bir yapılaşmaya izin verilmesinin, bu alanların mahiyetine ve Anayasanın ve Kıyı Kanunun yukarıda belirtilen maddelerine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, anılan düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesiyle getirilen "Rekreatif Amaçlı İskele" tanımındaki "imar planına konu edilmeyen" ibaresi, 2. maddesiyle değiştirilen, esas Yönetmeliğin 9. maddesinin 6. fıkrasının (ç) bendindeki "ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi" ibaresi, 4. maddesiyle değiştirilen esas Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibareleri ve yine aynı maddeyle 13. maddeye eklenen (e) bendi ile 2. fıkranın ilk cümlesinin iptal edilmesi gerektiği oyuyla, Dairemizce davanın reddi yönünde verilen kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY (XX):

Dava, 24/10/2020 tarih ve 31284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle esas Yönetmeliğin 4. maddesindeki "sosyal ve teknik altyapı tesisleri" tanımında yapılan değişiklikte yer alan "ibadet yeri" ve "deniz araçları ve gümrüklü sahalarda deniz taşımacılığında kullanılan deniz ve kara taşıtlarına hizmet vermek üzere akaryakıt ikmal imkanı veren sistem veya ünite" ibareleri ile söz konusu maddeye eklenen "barınak", "tonoz sistemleri" ve "rekreatif amaçlı iskele" tanımlarının;

2.maddesiyle değiştirilen esas Yönetmeliğin 9. maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendinin;

3.maddesiyle esas Yönetmeliğin üçüncü bölüm başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle 12. madde başlığına eklenen "Denizde" ibarelerinin;

4.maddesiyle esas Yönetmeliğin 13. maddesinin başlığına eklenen "Denizde" ibaresiyle, aynı maddeyle değitirilen 13. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki "dolfen, şamandıra" ibarelerinin, (b) bendindeki "Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimleri" ibarelerinin, (c) bendindeki "rekreatif amaçlı iskele, tonoz sistemleri" ibarelerinin ve yine aynı maddeyle bu fıkraya eklenen (d) ve (e) bentleri ile birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkranın;

6.maddesiyle esas Yönetmeliğin 15. madde başlığına eklenen "Denizde" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinde, Birliğin kuruluş amacı, "Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak..." şeklinde belirlenmiş; aynı Kanun'un 13. maddesinde, "Lüzum görülen yerlerde Birlik Umumi Heyeti karariyle (Türk mühendis ve mimarları odaları) açılabilir.";

39.maddesinde ise, "Bu kanun hükümleri müteşebbis heyetlerce ihzar ve Birlik Umumi Heyetince tasvip edilecek bir talimatname ile tatbik olunur." hükümlerine yer verilmiştir. 18/12/2004 tarih ve 25674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nin "Odanın Amaçları" başlıklı 6. maddesinde, "Odanın başlıca amaçları; a) Mesleki alanda ülke ve kamu çıkarları ile uluslararası gelişmeler çerçevesinde çalışmalar yapmak, mesleğin ve üyelerin değişen toplumsal ve ekonomik yapı içindeki değişen konumlarını izlemek, tespit etmek, değerlendirmek, mesleğin ve üyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek, ulusal ve uluslararası ölçekte mesleğin gelişmesini izlemek ve sağlamak, b) Meslek onurunu ve üye haklarını korumak, c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak, mesleğin uygulama ve kuram alanında gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinliklerde bulunmak; bilimsel ve teknik evrakı inceleyerek gereken mesleki denetimleri yapmak, d) Mimarlık uygulamasıyla ilgili standart ve normları, yönetmelik ve teknik şartnameleri araştırmak ve incelemek, gerekli düzenlemeleri yapmak, e) Eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak mesleki eğitimin gelişmesine katkıda bulunmak, f) Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak ve haksız rekabeti önlemek, g) Mimarlık kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, bu doğrultudaki başarılı çalışmaları özendirmektir." düzenlemesi yer almaktadır.

Bu kapsamda, Birlik kapsamındaki her meslek odasının amacının, Kanun'da belirtilmiş faaliyet alanlarının kendi mesleki alanlarıyla sınırlı olduğu ve davacılar TMMOB Mimarlar Odası ve TMMOB Şehir Plancıları Odasının, yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümlerinde düzenlenen odanın amaçları doğrultusunda odanın iştigal alanını ve/veya üyelerinin menfaatlerini doğrudan etkileyen konularda dava ehliyetinin bulunduğu değerlendirilmekte olup; Yönetmelik değişikliğinin dava konusu maddelerinin, bu bağlamda davacı Odalar ve üyeleri ile doğrudan bir bağlantısının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, dava konusu düzenleyici işlemin davacı Odaların menfaatlerini etkilemediği, bu nedenle davacıların subjektif dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı düşünüldüğünden, Dairemiz çoğunluk kararına esas yönünden katılmakla birlikte, usul yönünden katılmıyorum.

Karar Etiketleri
REDDİNE DANISTAYKARAR IDARI İdare Hukuku 4737 sayılı Kanun kapsamında kalan alanlardaki planlar ise anılan Kanunu 5028 sayılı ve 19/01/2011 günlü, 504 sayılı Genelgelerde ve 06/07/2011 gün, 27986 sayıl Tebliğin 7. maddesinde yer aldığı, 20/02/2020 günlü, 31045 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7221 sayılı Kanunla, kıyının kumluk veya çakıllık olduğu alanlarda rekreatif amaçlı iskele yapılma imkanının ortadan kaldırıldığı, Kanunda tanımlı istisnai alanlarda ise, zorunlu hallerde, genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan rekreatif amaçlı iskele yapım imkanının getirilerek buna ilişkin usul ve esasların 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu 3194 sayılı İmar Kanunu 3621 sayılı Kıyı Kanunu 31284 sayılı Resmi Gazetede, Kıyı Kanunu 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu 7221 sayılı Kanunla kıyılarda yer alabilecek kıyı yapı ve tesislerine ilişkin tanım ve koşullar hakkında ilave düzenlemelere yer verildiği, dava konusu düzenlemelerle, söz konusu değişikliklere uyum sağlanması, kamu kurum ve kuruluşlarının taleplerine cevap verilmesi, uygulamada yaşanan bazı sorunların çözüme kavuşturulmasının hedeflendiği, bu itibarla mevzuatta bulunmamakla birlikte fiili olarak var olan bazı kullanımlara ilişkin tanım ve yapılaşma koşullarının dava konusu değişikliklerle getirildiği, ayrıca, Kıyı Kanunu 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu 7221 sayılı Kanun 3621 sayılı Kanun 29072 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Kıyı Kanunu 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu 7221 sayılı Kanuna uygun şekilde tanım getirildiği, tüm bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, daha önce ahşap iskele olarak anılan iskeleler kumsal alanlarda da yapılabiliyorken, yeni düzenlemeyle kumsallarda iskele yapımının önlenmiş olduğu, 06/04/2021 tarihli, 2021/5 sayılı Genelgeyle de, anılan hususlarda ayrıntılı düzenlemeler yapılarak davacıların iddiasının aksine iskele sayısının artırılmasının değil, özellikle kumsal alanlar başta olmak üzere tüm ülke genelinde iskele sayısının sınırlandırılmasının veya belirli bölgelerde tamamen kaldırılmasının amaçlandığı; 2. maddesi yönünden, maddede, konusu doğrudan kıyı kenar çizgisi tespiti olmayan, Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen tapu iptali ve tescil davalarında görevlendirilen bilirkişilerce, dava konusu taşınmazların sınırlarını belirleyebilmek amacıyla tespit edilen kıyı kenar çizgilerinin kastedildiği, idarece belirlenmiş kıyı kenar çizgisi bulunan aynı alanlarda bu mahkemelerce de tespit edilmiş farklı bir kıyı kenar çizgisi olması durumunda mükerrer kıyı kenar çizgilerine mahal verilmemesinin amaçlandığı; 3. ve 4. maddeleri yönünden, Kıyı Kanunu 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu 31284 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanunu 31284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan dava konusu Kıyı Kanunu 30621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 29/11/2018 kabul tarihli, 7153 sayılı Kanun ve 20/02/2020 tarihli, 31045 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14/02/2020 kabul tarihli, 7221 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler doğrultusunda yapıldığı ve söz konusu düzenlemelerde, yukarıda "İlgili Mevzuat" bölümünde yer verilen Anayasa, Kıyı Kanunu 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 31284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanunu K7221 md.24 K29072 md.1 K6235 md.2 K7221 md.6 K3194 md.2 K25674 md.6 K2577 md.2 K5028 md.7 K3621 md.6 K3621 md.1 K31284 md.1 K31045 md.2 K3621 md.4 K2565 md.3 K7221 md.21
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog