4. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ..... geldiler, davacı ile davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 25.04.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tapuda kayıtlı olan Şırnak ili Silopi ilçesi Ovaköy köyü 50 ve 233 parsel sayılı taşınmazların davalı tarafa ait petrol boru hattından sızan petrol maddesi nedeniyle kirlendiğini, bu nedenle taşınmazların tarımsal amaçlı tasarruf edilemez hale geldiğini, haksız eylemin davalıya ait boru hattından kaynaklandığının Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/401 Esas ve 2013/183 Karar sayılı ilamı ile kesin olarak tespit edildiğini, müvekkilinin taşınmazları ...ve ... isimli çiftçilere kiraladığını, kira sözleşmesinin yapıldığı 2009 yılı sonrasında arazide meydana gelen kirlenme nedeniyle sulu tarım arazisini kullanamadığını, arazinin sulu tarım ve münavebe esaslarına göre kullanımıyla ilgili elde edeceği kar ve gelirden yoksun kaldığını, arazinin bu atıklardan arınması ve temizlenmesi amacıyla 2010 yılı sezonu için sadece sürüm ve sulama yapmak suretiyle sezonu bu haliyle gelirden mahrum kalarak ve üstüne ek masraflara katlanmak zorunda kalarak kapattığını, müvekkilinin bu zararlarından davalının sorumlu olduğunu, müvekkilinin mülkiyetinde bulunan taşınmazların kendisine sağladığı yararlanma haklarının engellediğini, bu nedenlerle müvekkilinin 2009-2010 yılı zirai ürününden mahrum kaldığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince 3.000 TL maddi tazminatın hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 654.844 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/401 Esas sayılı dosyasının kesinleştiğini ve davanın kesin hüküm nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın hukuki ve yasal dayanağının olmadığını, ekili/ekilecek tarım ürünlerine zarar verecek bir durum tespit edilemediğini, müvekkilinin her türlü tedbiri aldığını, hendekler yapılarak petrolün etrafa yayılmasının engellendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 02.11.2016 tarihli 2016/10896 Esas ve 2016/10714 Karar sayılı kararı ile, "... Dosya kapsamından, 09/03/2008 günü BOTAŞ petrol boru hattının Türkiye girişinde petrol sızıntısı meydana geldiği; davalı çalışanlarının sızıntı olan yeri onardıkları, davalı yanca düzenlenen 27.09.2008 günlü tutanakta, petrol sızıntı yerinin, Irak-Türkiye sınırını oluşturan Hezil Çayı kıyısında olduğu, sulama kanalının yaklaşık 200-250 metrelik bölümünde kirliliğe yol açtığı, 233 parsel sayılı taşınmazın sızıntı bölgesinden yaklaşık 2-3 km aşağıda olduğunun belirtildiği, davacı tarafından davaya konu yerin dava dışı ...ve ...'e 01.10.2007 tarihinde imzalanan adi kira sözleşmesi ile kiraya verildiği, kiralayanlar tarafından Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/401 Esas ve 2014/17 Karar sayılı dava dosyasında 2008 yılı için uğranılan ürün zararının tazminin istendiği, anılan dava dosyasında dava konusu taşınmazlarda ekili bulunan ürünün zarar gördüğü kabulü ile belirlenen zararın tazminine karar verildiği, eldeki dava dosyasında ise, davacının petrol sızıntısı nedeniyle 2009-2010 yılları içerisinde uğradığı zararının tazminini istediği anlaşılmaktadır. Şu durumda, davaya konu petrol sızıntısı 2008 yılında meydana gelmiş olmakla birlikte, niteliği itibariyle petrol sızıntısının etkilerinin bir yılda ortadan kalkmasının mümkün olmayacağının dosya kapsamı ile kabulü gerekir. Mahkemece, Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/401 Esas sayılı dava dosyası kapsamı ve bu dosyada alınan bilirkişi raporları da dikkate alınarak, dosya üzerinde yapılacak inceleme ile gerekirse mahalinde ziraat mühendisi, petrol mühendisi ve çevre mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti ile keşif yapılması ve dava konusu taşınmazlarda petrol sızıntısının etkilerinin devam edip etmediğinin, keşif tarihi itibari ile devam etmediğinin tespit edilmesi halinde ise, sızıntının etkilerinin olay tarihinden itibaren ne kadar süre ile devam edeceğinin ve etkilerinin devam edeceği zaman diliminin belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu hususlarda araştırma yapılmadan zararın 2008 yılında meydana geldiği ve bu tarihten itibaren dava tarihi itibari ile zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Daire kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dairenin 22.06.2017 tarihli 2017/1249 Esas ve 2017/4359 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 22.05.2019 tarihli 2017/497 Esas ve 2019/499 Karar sayılı kararı ile, "...dava konusu olayın 2008 yılında gerçekleştiği, davacının zararın sorumlusunu mahkemenin 2011/401 esas sayılı dosyası ile öğrendiği, dava konusu zararın süregelen nitelikte olduğu, bilirkişiler tarafından petrol sızıntısının etkilerinin üç yılda sona ereceği ve 19.03.2011 tarihi itibarıyla zararın ortadan kalktığının tespit edildiği, zararın ortadan kalktığı tarih olan 19.03.2011 tarihi ile bu davanın açıldığı tarih olan 27.05.2014 tarihi arasında iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu" gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 12.02.2020 tarihli 2019/2576 Esas ve 2020/519 Karar sayılı kararı ile; "...Dosya içeriğinden; davacı tarafından davaya konusu taşınmazların dava dışı ...ve ...'e 01/10/2007 tarihinde imzalanan adi kira sözleşmesi ile kiraya verildiği, kiralayanlar tarafından Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/401 Esas ve 2013/183 Karar sayılı dava dosyasında 2008 yılı için uğranılan ürün zararının tazmininin istendiği, anılan dava dosyasında dava konusu taşınmazlarda ekili bulunan ürünün zarar gördüğü kabulü ile belirlenen zararın tazminine dair verilen kararın, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.11.2013 tarih, 2013/13097 Esas ve 2013/18582 sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, eldeki dava dosyasında ise davacının petrol sızıntısı nedeniyle 2010 yılları içerisinde uğradığı zararının tazminini istediği ve kendisi tarafından taşımazında meydana gelen zararın anılan mahkeme kararı sonucu 2013 yılında öğrenildiğinin ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Şu halde; davacının boru hattında sızma sonucu oluşan zararını ve zarara sebebiyet vereni yukarıda söz edilen Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/401 esas ve 2013/183 karar sayılı dosyasında verilen karar üzerine 2013 yılında öğrendiğini iddia etmiş olmasına ve davalı tarafından da öğrenme tarihi olarak bu tarihten önceki döneme rastlayan bir tarihin iddia ve ispat edilememiş olmasına göre öğrenme tarihi olan 2013 yılından itibaren dava tarihi olan 27.05.2014 itibariyle 6098 sayılı TBK'nın 72/1 maddesi uyarınca iki yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu nedenle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece, davaya konu olay sebebiyle davacının oluşan zararının gerekirse konusunda uzman bilirkişi marifetiyle yapılacak keşif ile belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan yön gözetilmeden verilen kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "...çiftçi kayıt sistemine göre davacının dava konusu olan 50 parsel sayılı taşınmazı 03.03.2008 başlangıç ve 03.03.2013 bitiş tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının bu parsel yönünden 2010 yılına ait zararının oluşmayacağı, dava konusu 233 parsel yönünden ise 2010 yılı dekara net gelir yöntemi ile zararın hesaplandığı, bölgede en çok buğday ekimi yapıldığından bilirkişi raporunda gerçeğe en yakın yöntem ile hesaplama yapıldığı, raporun denetime elverişli olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 74.787,28 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; gerekçeli kararın ilk paragrafında Silopi Sulh Hukuk Mahkemesinin D.İş ve bozma öncesi yapılan tüm ölçüm ve hesaplamaların dikkate alınarak yeni bir rapor aldırıldığından söz edildiğini, ancak mahkemenin bozma ilamından sonra değindiği tüm ölçüm ve hesaplamaların yer aldığı dosyalara ulaşamadığını, dosyada daha önce aldırılmış ayrıntılı bilirkişi raporlarına ulaşılmasına karşın bunların göz ardı edildiğini ve gerekçesi açıklanmayan ek raporlar aldırıldığını, bu raporlarda ısrarla ve sadece 2009 yılına ait ek rapor düzenlenmesi istenildiğini, oysa haksız fiilden kaynaklı tazminat talebinin 2009-2010 üretim sezonuna ilişkin olduğunu, çiftçi kayıt sistemine göre 50 parselin kiralandığı ve desteklemelerden yararlandığından hatalı şekilde söz edildiğini, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında petrol kaynaklı kirliliğin devam ettiği ve üretim yapılamayacağına ilişkin raporun göz ardı edildiğini, kiralamaya rağmen üretimin yapılamadığı koşullarda 1779 dönüm olan parselin 490 dönümü için verilen mazot ve gübre desteğinin işe yaramadığını, bu nedenle 2010 yılına ilişkin zararın oluşmadığından söz edilmeyeceğini, mahkemece alınan ilk raporda 2009-2010 yılına ait haksız fiilden kaynaklı zararın 942.847,602 TL olduğunun bilinmesine rağmen yanılgılı incelemeler nedeniyle 2009 yılına ait toplam zararın 74.787,28 TL olarak belirlendiğini, bu hususların usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde zararı 2009 yılında öğrendiğini beyan ettiğini, bu nedenle dava tarihi itibarıyla zamanaşımının dolduğunu, ayrıca zararın sona erdiği 09.03.2011 yılından itibaren dava tarihine kadar geçen sürede de zamanaşımının dolduğunu, olay tarihi itibarıyla 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu'nun uygulanması gerektiğini, davacının zararını ispat edemediğini, bilirkişi raporundaki hesaplamanın yüksek olduğunu, davanın açıldığı tarihteki verim maliyet cetvelinin kullanılması gerektiğini, 233 parsel sayılı taşınmaz yönünden yalnızca kiralanıp kiralanmadığının araştırıldığını, taşınmazın dava konusu dönem için ekilip ekilmediği ve desteklemeden yararlanılıp yararlanılmadığının araştırılmadığı, bu hususların usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıya ait petrol boru hattından sızan petrolün davacıya ait olan dava konusu taşınmazlara sirayet etmesi nedeniyle davacının dava konusu taşınmazlarda tarımsal faaliyette bulunamamasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, dava tarihi itibarıyla ve dava belirsiz alacak davası olduğundan bedel artırım tarihi itibarıyla zamanaşımının dolmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda olay tarihindeki verim maliyet cetvelinin kullanıldığı, davacıya ait Çiftçi Kayıt Sistemi kayıtlarına göre dava konusu 50 parsel sayılı taşınmazın 03.03.2008 tarihinden 03.03.2013 tarihine kadar kiralandığı anlaşıldığından bu parsel yönünden zarara hükmedilmemesinin isabetli olduğu, dava konusu 233 parsel yönünden ise bu parselin 01.10.2007 tarihli kira sözleşmesi ile iki yıllığına dava dışı ...ve ...'e kiralanmış olması karşısında 2009 yılı zararına hükmedilmemesinin yerinde olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin uğradığı zararın sulu tarım ve münavebeli ekim yöntemiyle hesaplanmasını talep etmiştir. Yargılama sırasında ziraat mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda Silopi İlçesinde sulu tarım arazilerinde bir yıl pamuk, bir yıl birinci ürün buğday, ikinci ürün dane mısır tarımı yapıldığını, bu nedenle hesaplamanın üç ürünün net gelirinin iki yıla bölünerek yapılması gerektiğini bildirmişler ve bu yöntem ile davacının zararı belirlenmiştir. Bu raporda Silopi İlçesinde sulu tarım arazilerinin münavebeli tarıma elverişli olduğu anlaşıldığından davacının zararının münavebeli tarım yöntemi ile belirlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece; dava konusu 233 parsel sayılı taşınmaz yönünden 2010 yılı ürün zararının münavebeli tarım yöntemi esas alınarak belirlenmesi ve belirlenen bu miktara hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.04.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap