Ceza Hukuku

Başkasına Ait Kimlik Bilgisi Kullanma Suçu (TCK 268)

TCK'nın 268. maddesi, bir kişinin üzerine atılı suçtan kurtulmak amacıyla yetkili makamlar önünde başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanmasını özel bir suç olarak düzenlemektedir. Bu suç iftira suçunun özel bir görünümü olup hem savunma hakkı hem de üçüncü kişilerin şeref ve kimlik güvencesi bakımından kritik bir öneme sahiptir.

R Recep Karaca 15 dk okuma 28 görüntülenme
Başkasına Ait Kimlik Bilgisi Kullanma Suçu (TCK 268)

TCK'nın 268. maddesi, bir kimsenin işlediği suç nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma veya kovuşturmadan kurtulmak amacıyla yetkili makamlar önünde başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanmasını bağımsız bir suç tipi olarak düzenler. Suç, iftira suçunun özel bir görünümü olmakla birlikte kast açısından farklı bir yapıya sahiptir: Fail, bir başkasını suçlu göstermeyi hedeflemek yerine yalnızca kendisini soruşturmadan koruma güdüsüyle hareket eder. Bu ayrım, suçun kapsam ve yaptırımını doğrudan belirlemektedir.

Başkasına Ait Kimlik Bilgisi Kullanma Suçu Nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 268. maddesi, "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma" başlığını taşır ve doğrudan TCK 267 (iftira) hükmüne atıfta bulunarak cezai yaptırımı belirler. Maddeye göre fail, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturmadan kurtulmak amacıyla yetkili makamlar nezdinde başka bir kişiye ait kimlik bilgilerini kullanırsa iftira suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Suçun temel mantığı şudur: Fail, gerçek kimliğini gizleyerek bir başkasının adını, soyadını veya diğer kişisel verilerini (TC kimlik numarası, doğum tarihi, adres) yetkili makamlara beyan eder. Bu eylem hem söz konusu üçüncü kişinin kimliğini ve hukuki konumunu riske atar hem de yargı organlarını yanıltır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, bu suçu iftira suçunun özel ve bağımsız bir hali olarak nitelendirmekte; bu nedenle suçun ispatında genel iftira kastının aranmadığını vurgulamaktadır.

Suçun Unsurları

Maddi Unsurlar

TCK 268 kapsamında suçun oluşabilmesi için birkaç temel maddi unsurun bir arada bulunması zorunludur. Her şeyden önce, fail hakkında yürütülen somut bir soruşturma veya kovuşturmanın mevcut olması gerekir. Başka bir deyişle fail, bir suç isnadıyla karşı karşıya kalmış olmalıdır. Kişinin herhangi bir suç isnadıyla muhatap olmaksızın soyut olarak başkasının kimlik bilgisini beyan etmesi bu suç kapsamında değerlendirilemez.

İkinci unsur olarak failin, söz konusu soruşturma veya kovuşturmadan kurtulmak amacıyla hareket etmesi aranır. Bu amaç, eylemin gerçekleştirildiği koşullardan çıkarılan bir iç kasttır; fiziksel olarak ispat edilmesi güç olduğundan mahkemeler failin içinde bulunduğu durum ve beyanın niteliğini bir bütün olarak değerlendirir.

Üçüncü unsur, yetkili makamlar önünde kullanımdır. Yetkili makam kavramı; kolluk birimleri (polis, jandarma), savcılık, mahkeme ve soruşturmayla görevlendirilen diğer mercileri kapsar. Sıradan bir kişiye veya özel bir kuruluşa yapılan kimlik beyanı bu suç kapsamında ele alınmaz.

Manevi Unsur

Suç yalnızca doğrudan kasıtla işlenebilir. Failin soruşturma veya kovuşturmadan kurtulma amacını taşıması gerektiğinden olası kast bu suçun oluşmasına yeterli değildir. Yargıtay, bilinçsizlik ya da hata gerekçelerini dar yorumlamakta; yetkili makam önünde açıklanan kimlik bilgisinin üçüncü kişiye ait olduğunun bilinmesini kastın varlığı için yeterli görmektedir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

TCK 268 kapsamındaki suçlarda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Birden fazla emsal kararda da (8. Ceza Dairesi, 9. Ceza Dairesi, 16. Ceza Dairesi içtihatları) yargılamaların asliye ceza mahkemesi sıfatıyla yürütüldüğü görülmektedir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen bu suç, üst sınır itibarıyla asliye ceza yargılamasına tabidir.

Yetkili mahkeme bakımından ise genel kural uygulanır: Suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Başkasının kimlik bilgisinin yetkili makama hangi ilde ya da ilçede beyan edildiğinin tespiti, yetki uyuşmazlıklarında belirleyici olmaktadır. Bu suç şikayete bağlı suçlar arasında yer almadığından arabuluculuk dava şartı aranmaz; Cumhuriyet savcılığı suçu re'sen soruşturur.

Yargılama Süreci ve Gerekli Belgeler

TCK 268 kapsamındaki davalar genellikle iki farklı biçimde gün yüzüne çıkar: İlk olarak, fail zaten soruşturulan bir suç nedeniyle kollukta ya da mahkemede sorgusunu verirken gerçek kimliğini saklayarak başkasının kimliğini beyan eder. İkinci olarak, bazı davalarda kimlik kartı fiziksel olarak ibraz edilebilir; bu durumda resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuyla içtima meselesi gündeme gelebilir.

Soruşturma aşamasında savcılık; beyanın yapıldığı tutanaklar, parmak izi ve fotoğraf karşılaştırmaları, nüfus müdürlüğü kayıtları ve mevcut ise güvenlik kamera görüntüleri aracılığıyla kimlik tespitini gerçekleştirir. Failin gerçek kimliğinin ortaya çıkmasının ardından TCK 268 kapsamında ek iddianame veya ek iddianameyle kovuşturma başlatılır.

Kovuşturma aşamasında mahkeme; eylemin gerçekleştirildiği koşullar, suçun kastı ve kullanılan kimliğin sahibi olan üçüncü kişi üzerindeki somut etkiler çerçevesinde bir değerlendirme yapar. Savunma avukatlarının bu aşamada özellikle dikkat etmesi gereken husus, TCK 267 ile irtibatın nasıl kurulduğu ve uygulanacak madde numarasının doğruluğudur. Nitekim Yargıtay kararları incelendiğinde, alt mahkemelerin zaman zaman suç adını ya da uygulama maddesini hatalı yazdığı görülmekte; bu durum bozma kararlarına zemin hazırlamaktadır.

Ceza ve Yaptırım Süresi

TCK 268/1 maddesi, hükmü bağımsız bir ceza öngörmek yerine TCK 267'ye yollamak suretiyle kurmuştur. Bu yapıya göre fail, iftira suçundaki cezai yaptırımlarla yargılanır. TCK 267/1 uyarınca iftira suçunun temel şeklinde bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Suçun ağırlaştırıcı koşulları varsa (örneğin isnat edilen fiilin ağır bir suç olması) ceza oransal biçimde artabilir.

Cezanın belirlenmesinde mahkeme; teşdid ve tahfif sebeplerini, fiilin tekrarını, failin kişiliğini ve suçun işlenme biçimini dikkate alır. TCK 62 kapsamında takdiri indirim uygulanabilmekte, ayrıca somut olayın koşullarına göre cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesi kararları da verilebilmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) hükümleri, Anayasa Mahkemesi'nin ilgili kararının yürürlüğe gireceği tarihten itibaren uygulamadan kalkacak olup bu tarihe kadar derdest davaların hukuki durumuna dikkat edilmelidir.

Zamanaşımı Süreleri

TCK 268 kapsamındaki suçta zamanaşımı, iftira suçuna atıf yapılarak hesaplanır. Üst ceza sınırına göre belirlenen dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Suçun işlendiği, yani yetkili makam önünde kimlik bilgisinin beyan edildiği tarih, zamanaşımının başlangıç noktası olarak kabul edilir. Dava zamanaşımının dolmuş olması durumunda mahkeme, esasa ilişkin bir inceleme yapmaksızın davanın düşmesine karar verir.

Zamanaşımını kesen sebepler arasında iddianamenin kabulü, sanığın sorgulanması, tutuklama kararı ve mahkumiyet hükmü yer alır. Avukatların özellikle dikkat etmesi gereken nokta, suçun ne zaman işlendiğinin tespitinde tartışma çıkabileceği durumlardır: Failin kimliği soruşturma süresince birden fazla kez kullanmışsa zamanaşımı son eylemin gerçekleştiği tarihten başlatılabilir.

Emsal Kararlar Işığında Başkasına Ait Kimlik Bilgisi Kullanma

Yargıtay'ın bu suça ilişkin içtihadı, zaman içinde oldukça belirgin bir çerçeve kazanmıştır. Aşağıdaki kararlar, uygulamada karşılaşılan temel hukuki sorunları ve mahkemelerin bu sorunları nasıl çözdüğünü somutlaştırmaktadır. Benzer emsal kararları İçtihat Pro'nun Anlamsal arama modu ile kavramsal sorgu yaparak bulabilirsiniz.

9. Ceza Dairesi, E. 2013/3027, K. 2013/8144, T. 20.05.2013

Daire, bu kararında TCK 268'in iftira suçunun özel bir hali olduğunu vurgulayarak suçun oluşabilmesi için failin işlediği suç nedeniyle hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturmadan kurtulmak amacıyla başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerini yetkili makam önünde kullanması gerektiğini açık biçimde ortaya koymuştur. Kararda, suç tipinin unsurları TCK 267 ile ilişkisi çerçevesinde ayrıntılı biçimde ele alınmış; atıf mekanizmasının nasıl işlediğine dair önemli bir içtihat oluşturulmuştur.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

9. Ceza Dairesi, E. 2013/4049, K. 2013/8248, T. 23.05.2013

Yakalama kararıyla aranan ve mahkeme huzurunda kendisini bir başkasının adıyla tanıtan sanık hakkında kurulan bu kararda Daire, sorgu aşamasında yanlış kimlik beyanının TCK 268 kapsamında değerlendirileceğini net biçimde belirlemiştir. Ayrıca suçun yalnızca soruşturma aşamasında gerçekleşebileceğine, kovuşturma aşamasındaki kullanımın ise farklı değerlendirme gerektireceğine dikkat çekmiştir. Mahkeme aşamasında yanlış kimlik bildiren sanıklara yönelik emsal niteliği taşıyan bu karar, günümüz uygulamasını doğrudan etkilemeye devam etmektedir.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

8. Ceza Dairesi, E. 2017/16003, K. 2019/5945, T. 30.04.2019

Bu karar, özellikle suç adının hüküm fıkrasında ve gerekçeli karar başlığında yanlış yazılması sorununu ele almaktadır. Yerel mahkemenin TCK 267 ve TCK 268 arasındaki atıf ilişkisini kurarken hem suç adını hem de uygulama madde numarasını hatalı biçimde belirttiğini tespit eden Daire bozma kararı vermiştir. Karar, savunma avukatları açısından önemli bir teknik denetim noktasına dikkat çekmekte: Hükmün doğru kurulmuş olup olmadığı, gerekçeli karardaki suç adı ve madde numarasının birbiriyle uyumu titizlikle kontrol edilmelidir.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

8. Ceza Dairesi, E. 2019/27211, K. 2020/996, T. 27.01.2020

Daire bu güncel kararında, TCK 268/1 kapsamındaki suçun asliye ceza mahkemesinde yargılanması gerektiğini teyit etmiş ve suçun hem kovuşturma hem de soruşturma aşamasını kapsayan geniş yorumunu sürdürmüştür. Aynı yargılamada sanık aynı zamanda resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuyla da itham edilmiş; karar, bu iki suçun aynı fiilden doğduğu hallerde nasıl bir değerlendirme yapılacağına dair içtihat oluşturmuştur.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

16. Ceza Dairesi, E. 2015/2111, K. 2015/979, T. 30.04.2015

Daire bu kararında güveni kötüye kullanma ve TCK 268 kapsamındaki suçların aynı yargılamada birlikte ele alındığı bir davayı incelemiştir. Her iki suçtan ayrı ayrı mahkumiyet kurulan davada Daire, fiillerin bağımsızlığını denetlemiş ve teknik hata kapsamındaki (suç tarihinin hüküm başlığında yanlış yazılması) düzeltmeye ilişkin usul yolunu açık biçimde ortaya koymuştur.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

16. Ceza Dairesi, E. 2015/3886, K. 2015/4138, T. 11.11.2015

Bu kararda başkasına ait kimlik bilgisi kullanma suçunun başka suçlarla birleştiği bir davada Daire, alt mahkemenin madde numarasını hatalı biçimde kurduğunu belirleyerek yeniden yargılama gerektirmeyen teknik düzeltmeyle hükmü onamıştır. Karar, CMK'nın düzeltilerek onama yetkisinin bu suç tipi bakımından ne biçimde kullanıldığını gösteren önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

Sık Yapılan Hatalar

  1. Suç adını ve uygulama maddesini karıştırmak: Yargıtay kararlarının önemli bir bölümü, hüküm fıkrasında ya da gerekçeli karar başlığında suç adının veya madde numarasının yanlış yazılmasından kaynaklanan bozma kararlarıdır. Savunma avukatları temyiz aşamasında bu teknik hatayı mutlaka denetlemelidir.
  2. TCK 267 ile 268'i birbirinin yerine kullanmak: İftira suçuyla kimlik bilgisi kullanma suçu aynı madde değildir. TCK 268, TCK 267'ye atıf yapar; ancak her iki suçun kast ve unsurları birbirinden farklıdır. Karıştırıldığında hem iddianame hem hüküm hatalı kurulabilir.
  3. Kastı yeterince ispatlamamak ya da çürütememek: Fail, kimlik bilgisini yanlışlıkla beyan ettiğini ya da yanılgıya düştüğünü savunabilir. Savcılık kastı tutanaklar, olay koşulları ve failin sorgu siciliyle ortaya koymalı; savunma ise aynı kaynakları kastın yokluğu için kullanmalıdır.
  4. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ile içtimayı gözden kaçırmak: Kimlik bilgisinin yetkili makama beyanı aynı zamanda bir tutanak veya resmi belgeye geçirilmişse TCK 206 kapsamında ayrıca yargılama söz konusu olabilir. Bu içtima meselesi hem savunma hem de iddia açısından titizlikle değerlendirilmelidir.
  5. Zamanaşımı başlangıç tarihini yanlış hesaplamak: Failin yetkili makam önünde yanlış kimlik beyanında bulunduğu an, zamanaşımının başlangıç tarihidir. Birden fazla beyan varsa her biri için ayrı değerlendirme yapılabilir; bu durum zamanaşımı savunmasını karmaşık hale getirebilir.
  6. Şikayet aranmadığını unutmak: Bu suç re'sen kovuşturulan suçlar arasındadır. Kimliği kullanılan kişinin şikayetçi olmaması ya da şikayetini geri çekmesi davayı sona erdirmez. Avukatlar müvekkillerini bu konuda açıkça bilgilendirmelidir.
  7. Savunmada "kimliği bilmiyordum" iddiasını tek başına kullanmak: Fail, kullandığı kimliğin gerçek bir kişiye ait olup olmadığını bilmediğini öne sürebilir. Yargıtay bu iddiayı dar yorumlamaktadır; somut koşullarda kasıt çıkarımını bertaraf etmek için bu savunmanın güçlü olgusal destekle sunulması gerekir.

Emsal Taraması ve İçtihat Pro ile Güçlü Savunma

TCK 268 kapsamındaki davalarda başarılı bir savunma ya da hukuka uygun bir iddianame kurmanın temel taşı, güncel ve doğru Yargıtay içtihadına erişimdir. Ceza dairelerinin farklı dönemlerde verdiği kararlar arasındaki nüanslar—suç adının yazılış biçimi, kastın ispatında kabul edilen delil türleri, içtima değerlendirmeleri ve CMUK/CMK geçiş döneminin etkileri—avukatların takip etmesi gereken ayrıntıları barındırmaktadır.

İçtihat Pro, 10,8 milyonun üzerinde karar arşiviyle (Yargıtay'dan 8,75 milyonu aşkın, Danıştay'dan 755 bini aşkın karar dahil) bu içtihat taramasını üç farklı arama modunda sunar: Klasik anahtar kelime araması ile hızlı erişim, Yapay Zekalı Arama ile doğal dil sorgusu ve Anlamsal Arama ile kavramsal benzerlik taraması. TCK 268 gibi teknik nüansları olan bir suçta anlamsal arama, "soruşturmadan kurtulmak amacıyla kimlik bildirme" ya da "kimlik bilgisi beyanı iftira" gibi kavramsal sorgularla doğrudan anahtar kelime geçmeyen kararları da yüzeye çıkarabilmektedir.

Haziran 2026 itibarıyla yerleşik içtihat platformları yıllık 34.200–48.000 TL, yapay zeka odaklı platformlar ise 60.000–80.000 TL seviyesinde fiyatlandırılmaktadır. İçtihat Pro, Pro Yıllık planında bu erişimi aylık 199 TL'ye (yıllık 2.866 TL, KDV dahil) sunmaktadır. Ücretsiz kayıtla sınırlı arama imkânı tanınan platform, dilekçenize güçlü içtihat desteği eklemenin en ekonomik yolunu sunmaktadır. İçtihat Pro'ya ücretsiz kaydolun ve TCK 268 kararlarına anında erişin.

Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut davanız için mutlaka bir avukattan profesyonel destek alınız.

Sık Sorulan Sorular

TCK 268 kapsamındaki suçun TCK 267'deki iftira suçundan farkı nedir?

TCK 268, iftira suçunun özel bir halidir. İftira suçunda fail, suçsuz bir kişiyi suçlu göstermek için ihbarda veya şikayette bulunur; oysa TCK 268'de fail, hakkındaki soruşturma veya kovuşturmadan kurtulmak amacıyla yetkili makamlar önünde başka bir kişinin kimliğini kullanır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre iftira kastının aranmadığı bu suçta failin amacı salt kendisini kurtarmaktır.

Bu suçun oluşması için kimliğin fiziksel olarak gösterilmesi şart mıdır?

Hayır. Suç, fiziksel kimlik kartının ibraz edilmesiyle değil, kimlik bilgilerinin (isim, soyisim, doğum tarihi, TC kimlik numarası vb.) sözlü ya da yazılı biçimde yetkili makama beyan edilmesiyle oluşur. Önemli olan failin soruşturmadan kurtulmak kastıyla hareket etmesidir.

Bu suçta şikayet süresi var mıdır?

TCK 268 kapsamındaki suç şikayete bağlı değildir; savcılık tarafından re'sen soruşturulur. Dolayısıyla katılan veya mağdurun şikayet süresini kaçırması kovuşturmayı engellemez. Dava zamanaşımı süresi ise temel ceza miktarına göre belirlenir.

Sanık sorgu sırasında yanlış kimlik beyan etmiş olsa bile ilerleyen aşamada pişmanlık gösterse ceza indirilir mi?

Yargıtay içtihatlarına göre failin aşamalarda gerçek kimliğini açıklaması etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilir; ancak TCK 268'in özel yapısı nedeniyle bu indirim zorunlu değildir. Mahkeme, somut olayın koşullarına göre takdir yetkisini kullanarak hükmü şekillendirer.

Başkasının kimliğini kullanan kişi hakkında aynı zamanda başka suçlardan hüküm kurulabilir mi?

Evet. Yargıtay kararlarında TCK 268 kapsamındaki suçun yanı sıra, failin eyleminin aynı zamanda resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (TCK 206) veya güveni kötüye kullanma gibi suçların unsurlarını taşıması halinde her iki suçtan ayrı ayrı mahkumiyet hükümlerine yer verildiği görülmektedir.

Paylaş: Twitter Facebook LinkedIn WhatsApp