İcra ve İflas Hukuku

İstinaf ve Temyiz Nedeniyle İcranın Durdurulması (İİK 36)

İstinaf veya temyize başvuran borçlu, İİK madde 36 uyarınca icra takibini geçici olarak durdurabilir. Bu yol, hukuka aykırı olduğunu düşündüğünüz bir ilamın icrası tamamlanmadan önce üst mahkemenin incelemesini beklemenizi sağlar.

R Recep Karaca 14 dk okuma 48 görüntülenme
İstinaf ve Temyiz Nedeniyle İcranın Durdurulması (İİK 36)

İcra takibine konu olan bir ilam aleyhine istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, üst mahkemenin incelemesi sonuçlanmadan icranın tamamlanmasını istemeyecektir. İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi tam da bu duruma çözüm üretir: borçluya, yeterli teminat karşılığında icra işlemlerinin geçici olarak durdurulmasını talep etme hakkı tanır. Bu maddenin doğru ve zamanında kullanılması, hem mal varlığının korunması hem de üst mahkeme kararını anlamsız hale getirecek icra işlemlerinin önlenmesi açısından kritik önem taşır.

İcranın Durdurulması (İİK 36) Nedir?

İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi, ilamlı icra takibine konu edilen karara karşı kanun yoluna başvuran borçluya tanınan geçici koruma mekanizmasıdır. Maddenin birinci fıkrasına göre borçlu, istinaf veya temyiz yoluna başvurduğunu belgelendirerek ve icra mahkemesinin belirleyeceği teminatı yatırarak icranın durdurulmasını talep edebilir.

Bu düzenlemenin hukuki dayanağı doğrudan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesidir. Söz konusu madde, 2016 yılında gerçekleştirilen yargı reformlarıyla yeniden şekillendirilmiş; istinaf ve temyiz aşamalarına özgü ayrı hükümler netleştirilmiştir. Uygulamada "tehiri icra" veya "icranın durdurulması" olarak da anılan bu yol, ilamlı icra takibine özgüdür; ilamsız takiplerde farklı hukuki mekanizmalar geçerlidir.

Temel felsefesi şudur: henüz kesinleşmemiş bir mahkeme kararının icrası tamamlandıktan sonra üst mahkemenin bozma kararı vermesi, pratikte anlamsız kalabilir. Bu riski bertaraf etmek için kanun koyucu, teminat karşılığında geçici bir denge kurmuştur: alacaklının alacağı teminatla güvence altına alınırken borçlunun malvarlığı, kesin kararı beklemek üzere korunmuş olur.

İcranın Durdurulmasının Şartları

Temel Koşullar

İİK 36 uyarınca icranın durdurulabilmesi için bazı zorunlu koşulların bir arada bulunması gerekir. Her koşul eksikse talep reddedilir; bu nedenle başvuru aşamasında bu unsurların titizlikle değerlendirilmesi şarttır.

  • İlamlı icra takibinin varlığı: Durdurma talebi yalnızca ilamlı icra takiplerinde mümkündür. İlamsız takiplerde (kambiyo senedi, kira alacağı vb.) bu hüküm uygulanmaz.
  • Kanun yoluna başvuru: Borçlunun, takibe dayanak teşkil eden ilam aleyhine istinaf veya temyiz yoluna fiilen başvurmuş olması gerekir. Yalnızca başvuru niyeti yetmez; başvuruyu belgeleyen harç makbuzu veya mahkeme şerhi ibraz edilmelidir.
  • Başvurunun süresinde yapılması: Kanun yolu başvurusu süresi geçirildikten sonra yapılmış ise bu koşul gerçekleşmemiş sayılır ve durdurma talebi kabul görmez.
  • Teminat yatırılması: Mahkemenin belirlediği teminatın yatırılmış olması zorunludur. Teminat yatırılmadan verilen durdurma kararı sonuç doğurmaz.

Teminat Koşulu

Teminat, icranın durdurulması kurumunun bel kemiğidir. Alacaklının hakkını güvence altına almak amacıyla mahkeme, takip konusu alacak, faiz ve muhtemel giderler dikkate alınarak bir teminat miktarı belirler. Bu miktar kural olarak takibin tamamını karşılayacak düzeyde tutulur; ancak mahkemenin takdir yetkisi bulunmaktadır.

Teminat olarak kabul edilen değerler pratikte şunlardır: nakit para, banka teminat mektubu (garantili), Hazine bonosu veya devlet tahvili ile bazı durumlarda taşınmaz ipoteği. Teminat türü konusunda son kararı icra mahkemesi verir. Teminat mektubunun süreli olmaması veya geri çağrılabilir nitelik taşımaması gerektiğini de uygulamada dikkat etmek gerekir.

İstisna: Teminatsız Durdurma

İİK 36'nın ikinci fıkrası, belirli koşullarda teminatsız durdurma imkânı öngörür. Borçlunun teminat gösteremeyeceğini açıkça ortaya koyması ve icranın borçlu için ağır ve onarılması güç zarar doğuracağının anlaşılması hâlinde mahkeme, teminat aramaksızın durdurma kararı verebilir. Bu yol istisnai nitelikte olduğundan mahkemeler dar yorumlamaktadır. Uygulamada kabul oranı oldukça düşük kalmaktadır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İcranın durdurulması talebinde görevli mahkeme, icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesidir. Bu noktada sık karıştırılan bir husus şudur: istinaf veya temyize başvurulan bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay, doğrudan icrayı durdurma kararı veremez. İcrayı durdurma yetkisi münhasıran icra mahkemesine aittir; kanun yolu mahkemesi durdurma kararının varlığını yalnızca dikkate alır.

Yetkili icra mahkemesi bakımından ise takibi yürüten icra dairesinin bağlı olduğu yer esas alınır. Borçlu veya alacaklının ikametgâhı bu yetkiyi değiştirmez. Birden fazla icra dairesi bulunan büyük adliyelerde (İstanbul, Ankara, İzmir gibi) icra mahkemeleri iş bölümü esasına göre çalışır; bu nedenle başvurulacak mahkemenin belirlenmesinde ilgili icra dairesinin hangi icra mahkemesine bağlı olduğu sorgulanmalıdır.

Talep, dilekçeyle yapılır. Dilekçeye kanun yolu başvurusunu belgeleyen belge, teminatın yatırıldığına ilişkin dekont veya belge ile icra dosya numarası eklenmelidir. Mahkeme, talebi duruşma açmaksızın evrak üzerinden inceleyerek karar verebileceği gibi tarafları davet ederek duruşma da yapabilir.

İcranın Durdurulması Süreci: Adım Adım

Borçlu avukatının izleyeceği pratik yol haritası aşağıdaki sırayı izler:

  1. Kanun yoluna başvuru: İlk adım, kararı veren mahkemeye ya da bir üst mahkeme aracılığıyla istinaf veya temyiz dilekçesinin sunulmasıdır. Başvuru harcı yatırılmalı ve bu ödeme belgelenmelidir.
  2. Başvuru belgesinin temini: Mahkeme kaleminden veya UYAP üzerinden başvurunun kayda alındığını gösteren belge alınır. Bu belge, icra mahkemesine yapılacak başvuruda zorunludur.
  3. İcra mahkemesine dilekçe: İcra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine İİK 36 uyarınca durdurma talep edilir. Dilekçede teminat sunmaya hazır olunduğu açıkça belirtilmeli; teminatsız durdurma isteniyorsa gerekçesi ayrıntılı açıklanmalıdır.
  4. Mahkemenin teminat kararı: Mahkeme, talep kabul edilirse teminat miktarını ve türünü belirleyen karar verir. Bu karar, tebliğ beklenmeksizin derhal uygulanmaya başlanabilir.
  5. Teminatın yatırılması: Mahkeme kasasına veya belirlenen hesaba teminat yatırılır. Banka teminat mektubu kullanılacaksa mektubun içeriği ve şekli önceden avukatla gözden geçirilmelidir.
  6. Durdurma kararının icra dairesine bildirilmesi: Kesinleşen durdurma kararı ve teminat belgesi birlikte icra dairesine sunulur. İcra dairesi bu belgeler ulaştığında işlemleri durdurur.
  7. Takip süreci: Kanun yolu aşaması sonuçlanana dek takip askıya alınır. Borçlu aleyhine karar çıkarsa durdurma sona erer ve teminat alacaklıya özgülenir; borçlu lehine bozma kararı çıkarsa teminat iade edilir.

Başvuru Süreleri ve Zamanaşımı

İcranın durdurulması talebinde en kritik süre boyutu, kanun yolu başvurusuna ait sürelerdir. Durdurma talebi ancak geçerli ve süresi içinde yapılmış bir kanun yolu başvurusuna dayanabilir.

Aşama Başvuru Süresi Yetkili Merci Teminat Zorunlu mu?
İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) Tebliğden itibaren 2 hafta İcra Mahkemesi Kural olarak evet
Temyiz (Yargıtay) Tebliğden itibaren 2 hafta (hukuk) / 15 gün (bazı özel durumlar) İcra Mahkemesi Kural olarak evet
Teminatsız durdurma (istisnai) Kanun yolu süresiyle eş zamanlı İcra Mahkemesi Hayır (istisnai koşullar aranır)
Teminat iadesi (borçlu lehine sonuç) Kesinleşmeden sonra derhal talep edilebilir İcra Mahkemesi

Önemli bir nokta: icranın durdurulması talebinin kanun yolu başvurusuyla eş zamanlı yapılması beklenmez; ancak ne kadar erken yapılırsa o kadar iyidir. Çünkü durdurma kararı icra dairesine ulaşana dek icra işlemleri devam eder; bu süre içinde taşınmaz satışa çıkarılabilir veya hacizli hesap üzerinde işlem yapılabilir. Gecikmeli başvurular, kararın uygulanması açısından anlamsız kalabilir.

Kanun yolu başvuru süresi geçirildiğinde ise İİK 36'ya dayanmak mümkün olmaz. Bu durumda borçlunun başvurabileceği başka hukuki mekanizmalar (örneğin ihalenin feshi) gündeme gelebilir; ancak bunlar farklı koşullar ve daha kısıtlı koruma öngörür.

Emsal Kararlar Işığında İcranın Durdurulması

İİK 36 uygulaması, yargı içtihadında zaman içinde belirli ilkeler etrafında netleşmiştir. Bu alanda onaylı karar künyesi paylaşılmamış olmakla birlikte, icra mahkemelerinin yerleşik uygulamalarından şu hukuki ilkeler öne çıkmaktadır:

Teminatın belirlenmesindeki takdir yetkisi: İcra mahkemeleri, teminat miktarını salt anapara üzerinden değil, işleyen faiz, icra masrafları ve muhtemel gecikme tazminatını da kapsayacak şekilde belirler. Bu nedenle avukatların teminat bütçesini hesaplarken yalnızca asıl alacak değil, toplam takip borcu rakamını esas alması gerekir.

Kanun yolu başvurusunun gerçekliği: Mahkemeler, durdurma taleplerinde kanun yolu başvurusunun gerçek ve kayıtlara geçmiş olmasını aramaktadır. Dilekçe sunulmuş ama henüz kaydedilmemiş başvurulara dayanılarak yapılan talepler, sonradan belgeleneceği beyanıyla da olsa kabul görmemektedir.

Teminatsız durdurmanın dar yorumu: Teminatsız durdurma taleplerinde mahkemeler, borçlunun mali yetersizliğini somut belgelerle (gelir durumu, banka hesap dökümü, tapu kaydı sorgusu) ispat etmesini aramaktadır. Soyut beyan yetmez. Benzer kararları İçtihat Pro'nun Anlamsal arama modunu kullanarak güncel içtihat perspektifinden de inceleyebilirsiniz.

Durdurma kararının geri alınması: Alacaklı, borçlunun teminatın gerçek değerini yitirdiğini (örneğin taşınmaz değerinin düştüğünü, ipotek tesis edilen gayrimenkulün başka bir hacizle yüklendiğini) kanıtlarsa mahkeme durdurma kararını geri alabilmektedir. Bu nedenle teminat olarak taşınmaz ipoteği gösterildiğinde ipotek sırası ve değer güncelliği kritik önem taşır.

Birden fazla icra dosyası: Aynı ilama dayanan ancak farklı icra dairelerinde yürütülen birden fazla takip varsa, her takip için ayrı ayrı durdurma talebinde bulunulması gerekmektedir. Tek başvuruyla tüm takiplerin durdurulması mümkün değildir.

Sık Yapılan Hatalar

  1. Kanun yolu başvurusunu yapmadan durdurma talebinde bulunmak: İİK 36, ancak fiilen başvurulmuş bir kanun yoluna dayanır. Başvuru dilekçesi hazırlandıktan sonra icra mahkemesine koşmak ama henüz ilk derece mahkemesine sunmamak, talebin reddiyle sonuçlanır.
  2. Teminat miktarını düşük hesaplamak: Anapara üzerinden teminat hazırlayıp faiz ve masrafları göz ardı etmek, mahkemenin belirlediği rakamı karşılayamamaya yol açar. Yatırılmayan fark tamamlanana dek durdurma gerçekleşmez.
  3. Teminat mektubunu yanlış düzenletmek: Süreli, geri çağrılabilir veya şartlı teminat mektupları icra mahkemelerince kabul edilmemektedir. Mektubun "kayıtsız şartsız, kesin ve süresiz" ibaresini taşıması şarttır.
  4. Durdurma kararını geç teslim etmek: Karar icra dairesine ulaşana kadar icra işlemleri devam eder. Satış günü yaklaşıyorsa durdurma kararı elde edildikten sonra derhal ve bizzat icra dosyasına sunulmalıdır; posta veya sistemsel gecikme kabul edilemez.
  5. Her istinaf/temyiz aşamasında yeniden başvurmayı unutmak: İstinaf aşamasında verilen durdurma kararı, temyiz aşamasını kapsamaz. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı Yargıtay'a temyiz başvurusu yapıldığında İİK 36 uyarınca ayrı ve yeni bir başvuru zorunludur.
  6. Teminatsız durdurma için yetersiz belge sunmak: Mali yetersizlik iddiasını soyut beyanla ortaya koymak ve mahkemenin bunu kabul etmesini beklemek gerçekçi değildir. Vergi kaydı, gelir durumu belgesi, banka hesap dökümü ve tapu sorgusunun birlikte sunulması talebe güvenilirlik katar.
  7. Alacaklıya tebliğ sürecini takip etmemek: Mahkeme, durdurma kararını alacaklıya tebliğ edebilir ve alacaklının itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu sürecin takip edilmemesi, alacaklının itirazı üzerine kararın kaldırılmasıyla sürpriz yaşanmasına neden olabilir.

İcranın Durdurulmasında Pratik Değerlendirmeler

İİK 36'nın uygulanmasında soyut hukuki bilginin ötesinde bazı pratik gerçeklerin de göz önünde tutulması gerekir. Özellikle davaların uzun sürdüğü Türk yargı sisteminde, ilamlı icra takibi sonunda aleyhine karar verilen tarafın kanun yolu sürecinde mal varlığını koruması son derece önemlidir. Bu aşamada gecikme, yetersiz teminat veya prosedür hatası, üst mahkemede kazanılmış bir davanın fiilî olarak anlamsız kalmasına neden olabilir.

Teminat türünün seçimi de stratejik bir karardır. Nakit teminat, en hızlı kabul gören yoldur; ancak bu miktarın uzun süre icra veznesinde bağlı kalacağı unutulmamalıdır. Banka teminat mektubu daha esnek bir çözüm sunar; ancak bankanın mektup ücretleri ve teminat şartları dikkate alınmalıdır. Taşınmaz ipoteği ise ipotek tesis işleminin ek zaman alması nedeniyle kısa vadeli acil durumlarda tercih edilmez.

Birden fazla alacaklıya karşı aynı anda birden fazla ilamlı icra takibi söz konusuysa, her dosya için ayrı teminat ve ayrı başvuru zorunluluğu ciddi bir yük oluşturabilir. Bu durumlarda hangi takibe öncelik verileceği, satış tarihlerine ve hacizli varlıkların önemine göre planlanmalıdır.

Son olarak, durdurma kararının alındığını sanmak ile icra dairesine fiilen teslim etmek arasındaki farkı kavramak hayatidir. Durdurma kararı kâğıt üzerinde doğru ve geçerli olsa bile icra dairesine ulaşmadan icra müdürü işlemleri durdurmaz. Özellikle satış yaklaşıyorsa, kararı bizzat ve acilen dosyaya sunmak zorunludur.

İçtihat Pro ile İcranın Durdurulması Araştırması

İcranın durdurulması talepleri, avukatlık pratiğinde sıklıkla karşılaşılan ve ince ayrıntıların belirleyici olduğu bir alandır. Teminat miktarı, teminat türü, teminatsız durdurmanın sınırları ve alacaklının itirazına karşı yapılacak savunma gibi konularda güncel ve bağlayıcı içtihat araştırması yapmak, hem doğru stratejiyi belirlemenizi sağlar hem de müvekkile karşı mesleki sorumluluğunuzu güvence altına alır.

İçtihat Pro'nun 10.8 milyonu aşan karar arşivinde Yargıtay, bölge adliye mahkemeleri ve icra mahkemelerinin İİK 36'ya ilişkin kararlarına üç farklı arama moduyla ulaşabilirsiniz: Klasik arama için "İİK 36 tehiri icra teminat" gibi terimler kullanabilirsiniz; Yapay Zekalı arama ile "istinaf aşamasında teminatsız icra durdurma hangi koşullarda kabul edilir" şeklinde doğal dil sorguları yapabilirsiniz; Anlamsal arama ise kavramsal benzerlik üzerinden ilgili kararları bulmanızı sağlar. Haziran 2026 itibarıyla yerleşik içtihat platformlarının yıllık 34.200–48.000 TL, yapay zeka odaklı platformların ise 60.000–80.000 TL aralığında fiyatlandırıldığı düşünüldüğünde, İçtihat Pro'nun Pro Yıllık aboneliği (aylık 199 TL, yıllık 2.866 TL KDV dahil) ciddi bir maliyet avantajı sunmaktadır. Ücretsiz kayıt oluşturarak sınırlı arama özelliğini hemen deneyebilir, abone olmadan önce arşivin kapsamını bizzat test edebilirsiniz: İçtihat Pro'ya ücretsiz kaydolun →

Bu makale bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi kapsamındaki başvurularınız için bir avukattan mesleki destek almanız önerilir.

Sık Sorulan Sorular

İstinaf başvurusu yapmak icrayı otomatik olarak durdurur mu?

Hayır, istinaf başvurusu tek başına icrayı durdurmaz. Borçlunun ayrıca İİK madde 36 uyarınca icra mahkemesine başvurması ve teminat yatırması gerekir. Mahkemenin kararı olmadan icra işlemleri kesintisiz devam eder.

İcranın durdurulması için ne kadar teminat yatırılır?

Teminat miktarı kural olarak takip konusu alacağın tamamını karşılayacak düzeyde belirlenir; ancak mahkeme borçlunun mali durumu ve davanın niteliğine göre farklı bir miktar takdir edebilir. Nakit, banka teminat mektubu veya taşınmaz ipoteği kabul görebilir; kesin oran her davada mahkeme tarafından ayrıca belirlenir.

İcranın durdurulması talebi hangi mahkemeye yapılır?

Talep, icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesine yapılır. İstinaf veya Yargıtay'ın bizzat icrayı durdurması söz konusu değildir; karar mercii icra mahkemesidir.

İcranın durdurulması kararı sonradan kaldırılabilir mi?

Evet. Alacaklı, borçlunun mali durumunun kötüleştiğini ya da teminatın yetersiz kaldığını ispat ederse mahkemeden kararın kaldırılmasını talep edebilir. Ayrıca istinaf veya temyiz aşamasında borçlunun aleyhine karar çıkması halinde durdurma kararı kendiliğinden sona erer.

Temyiz aşamasında da icranın durdurulması mümkün müdür?

Evet, İİK 36 hem bölge adliye mahkemesine (istinaf) hem de Yargıtay'a (temyiz) başvuru aşamalarında uygulanır. Her aşamada ayrı başvuru yapılması gerektiği gibi, teminat yükümlülüğü de her aşamada yeniden değerlendirilir.

Paylaş: Twitter Facebook LinkedIn WhatsApp