İcra ve İflas Hukuku

Kiralanan Taşınmazda Hakkı Olmayan Malları Gösterme (İİK 335)

Kiralanan taşınmazda hakkı olmayan malları gösterme, İcra ve İflas Kanunu'nun 335. maddesi kapsamında düzenlenen bir icra suçudur. Bu rehberde suçun unsurları, yaptırımı ve Yargıtay içtihadı ele alınmaktadır.

R Recep Karaca 15 dk okuma 25 görüntülenme
Kiralanan Taşınmazda Hakkı Olmayan Malları Gösterme (İİK 335)

Kiracı, icra takibi sırasında kiralanan taşınmazda bulunup kendisine ait olmayan malları —örneğin kiraya verenin ya da üçüncü bir kişinin eşyalarını— kendi malı gibi gösterirse, bu eylem İcra ve İflas Kanunu'nun 335. maddesi uyarınca icra suçu sayılır. Suçun faili kural olarak kiracıdır; ancak Yargıtay içtihadı kiraya vereni de benzer eylemlerde sorumlu tutmaktadır. Sonuç olarak alacaklı zarara uğrar, haksız biçimde haczedilen mallar üçüncü kişilerin mülkiyet haklarını ihlal eder ve icra sürecini saptırır.

Kiralanan Taşınmazda Hakkı Olmayan Malları Gösterme Nedir?

İcra ve İflas Kanunu'nun 335. maddesi, borçlu konumundaki kiracının, hakkında yürütülen icra takibi sırasında kiralanan taşınmazda bulunan ve kendisine ait olmayan taşınır malları sanki kendi mülkiyetindeymiş gibi icra memuruna göstermesini suç olarak tanımlamaktadır. Bu hükmün koruma amacı çift yönlüdür: hem alacaklıyı sahte hacze dayalı zarardan korumak hem de gerçek mal sahibinin mülkiyet hakkını güvence altına almak.

Madde, daha geniş bir perspektiften bakıldığında icra suçları ailesinin bir parçasıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 331 ile 345 arasındaki maddeleri, icra süreçlerini bozmaya yönelik çeşitli filleri düzenler. 335. madde ise kiralanan mekânlara özgü bir koruma sağlar: zira kiralananlarda kiracıya ait malların yanı sıra kiraya verene ya da başkalarına ait mallar da bulunabilir ve haciz memuru bu ayrımı her zaman kolayca yapamayabilir.

Suçun özü, failin beyanının gerçeği yansıtmamasıdır. Kiracı, icra memuruna "bu eşyalar benimdir" dediğinde oysa mallar başkasına aittir, hem alacaklıyı yanıltmış hem de üçüncü kişinin eşyasının haczedilmesine zemin hazırlamış olur. Kastın varlığı bu suçta belirleyici unsurdur.

Suçun Unsurları

Maddi Unsurlar

Suçun maddi unsurları üç başlık altında incelenir. Birincisi, fiilin kiralanan bir taşınmazda işlenmesi gerekir: kiracının kullandığı konut, işyeri veya depo gibi herhangi bir kiralanan mekan bu kapsama girer. İkincisi, mevcut malların gerçekte başkasına ait olması şarttır. Kiracının kendi mallarını göstermesi suç değildir; suç, kendi mülkiyetinde bulunmayan mallar üzerindeki tasarruf iddiasından kaynaklanır. Üçüncüsü, bu gösterme eyleminin icra işlemi sırasında —haciz, rehin veya benzeri bir icra adımı kapsamında— gerçekleşmesi gerekir.

Manevi Unsur: Kast

İİK 335 yalnızca doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur. Failin, söz konusu malların kendisine ait olmadığını bilmesi ve buna rağmen icra memuruna kendi malı gibi tanıtması gerekir. Taksirle ya da dikkatsizlikle işlenen eylemler suç kapsamına girmez. Bu nedenle savunma aşamasında kastın yokluğunu ispat etmek, davanın seyrini kökten değiştirebilir.

Hukuka Aykırılık

Failin eylemi, hukuki düzeni ihlal etmelidir. Örneğin icra memuru tarafından yetkilendirilmiş bir envanter çalışması sırasında yapılan beyanlar farklı bir hukuki değerlendirmeye tabi olabilir. Her olayın somut koşulları ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İİK 335 kapsamındaki şikayetler, icra ceza mahkemesine yapılır. İcra ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye ceza mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme, suçun işlendiği —yani haczin yapıldığı— yerdeki mahkemedir.

Bu dava türünde arabuluculuk dava şartı aranmamaktadır; zira suç niteliği taşıyan eylemler arabuluculuk kapsamı dışındadır. Şikayetçi doğrudan icra ceza mahkemesine başvurabilir.

Konu Açıklama
Hukuki Dayanak İcra ve İflas Kanunu m. 335
Suç Türü Şikayete bağlı icra suçu
Şikayet Süresi Fiilin öğrenilmesinden itibaren 6 ay
Görevli Mahkeme İcra ceza mahkemesi (yoksa asliye ceza mahkemesi)
Yetkili Mahkeme Suçun işlendiği (haczin yapıldığı) yer mahkemesi
Yaptırım 3 aydan 1 yıla kadar hapis
Arabuluculuk Şartı Yok

Şikayet Süreci: Nasıl Başlatılır ve Hangi Belgeler Gerekir?

Şikayetçi olan taraf —genellikle gerçek mal sahibi veya alacaklı— doğrudan icra ceza mahkemesine dilekçeyle başvurur. Şikayet dilekçesinde suçun ne zaman ve nerede işlendiği, hangi malların gösterildiği ve bu malların gerçek malikinin kim olduğu açıkça belirtilmelidir.

Gerekli belgeler arasında şunlar sayılabilir: icra dosyasının sureti, haciz tutanağı, gösterilen malların gerçekte başkasına ait olduğunu kanıtlayan belgeler (fatura, tapu, trafik tescil belgesi, kira sözleşmesi, ticaret sicil kaydı vb.) ve varsa tanık beyanları. Delil setini mümkün olduğunca eksiksiz hazırlamak, davanın kısa sürede sonuçlanmasını kolaylaştırır.

Mahkeme, şikayeti aldıktan sonra sanığı davet eder ve duruşma sürecini başlatır. İspat yükü açısından suçun unsurlarını şikayetçi taraf ortaya koymak durumundadır; ancak sanığın malların kendisine ait olduğuna ilişkin savunması da değerlendirmeye alınır.

Süreler: Şikayet ve Zamanaşımı

İcra ve İflas Kanunu'ndaki bazı şikayet süreleri yedi ya da on beş günle sınırlıyken, İİK 335 kapsamındaki suçlarda genel ceza hukuku hükümlerine göre şikayet süresi uygulanır. Bu süre, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Altı aylık süre hak düşürücüdür; süre geçtikten sonra yapılan şikayet kabul edilmez.

Dava zamanaşımı açısından ise suçun ceza miktarına göre belirlenen dava zamanaşımı süreleri işler. Şikayetçi altı aylık şikayet süresi içinde başvursun ya da başvurmasın, zamanaşımı dolmadan dava açılabilir; ancak pratikte şikayetçinin fiilin hemen ardından harekete geçmesi hem delil güvenliği hem de hak kayıplarını önleme açısından kritik önem taşır.

Emsal Kararlar Işığında Kiralanan Taşınmazda Mal Gösterme Suçu

Yargıtay'ın bu alandaki içtihadı, suçun unsurlarını ve kiraya veren-kiracı arasındaki mal ayrımının nasıl değerlendirileceğini net biçimde ortaya koymaktadır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/10760, K. 2016/2010, T. 15.03.2016

Bu kararda Daire, kiralananı göstermeye izin davasını incelemiş ve yerel mahkemenin verdiği kararı onamıştır. Karar, kiracının kiralanan taşınmazdaki malların gösterimi konusundaki yükümlülüğü ile kiraya verenin bu süreçteki konumunu ayrıntılı biçimde ele almaktadır. Tarafların yükümlülüklerinin sözleşme ve kanun çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/7507, K. 2015/11163, T. 17.12.2015

Çok sayıda bağımsız bölümü içeren karmaşık bir kiralama ilişkisine ilişkin bu davada Yargıtay, kira sözleşmesi kapsamındaki ve dışındaki taşınmazların ayrımını titizlikle irdelemiştir. Özellikle kira sözleşmesi dışında kullanılan bölümlerdeki malların hukuki statüsü konusunda dikkat çekici ilkeler ortaya konulmuştur; bu durum, birden fazla bölümü kapsayan kiralamalar bakımından önemli bir emsal oluşturmaktadır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/11525, K. 2018/2655, T. 12.04.2018

Bu içtihat, kiralanan taşınmazda bulunan şirkete ait menkul malların kiraya veren tarafından üçüncü kişilere satılmasını ve satış bedelinin şirkete ödenmemesini konu almaktadır. Daire, kiraya verenin kiracıya ait mallar üzerinde tasarrufta bulunmasının hukuki sorumluluğu doğurduğunu açıkça ortaya koymuş; sebepsiz zenginleşme ve mülkiyet hakkı ihlali boyutlarını birlikte değerlendirmiştir. Bu karar, İİK 335'in yalnızca kiracı yönünden değil, kiraya verenin haksız tasarruflarını da kapsayan geniş bir koruma alanına sahip olduğunu göstermektedir.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/200, K. 2025/4226, T. 22.09.2025

Yargıtay, bu güncel içtihadında kiralanan taşınmazda yapılan masrafların tahsili talebini ele alırken kiracının kullanım hakkının sınırlarını da açıklığa kavuşturmuştur. Kira sözleşmesinin kiracıya, kiralanan üzerinde keyfi tadilat ya da onarım yapma hakkı vermediği vurgulanmış; bu tespit, malların gösterimi ile kiracının hakları arasındaki dengeyi kuran önemli bir ilke olarak öne çıkmaktadır. Aynı kararda, kira süresinden önce tahliye edilmemiş kiralanan üzerindeki hak ve sorumluluklar da ele alınmıştır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/2895, K. 2014/6037, T. 17.04.2014

Kira alacağı ile kiralanan taşınmazdaki demirbaş eşyaların mülkiyetinin tespitine ilişkin bu davada yargı yeri uyuşmazlığı çözüme kavuşturulmuştur. Daire, sulh hukuk mahkemesinin görev sınırlarını dava konusunun değeri esas alarak belirlemiş ve kiralanan taşınmazda bulunan taşınır mallar üzerindeki mülkiyet iddialarının hangi mahkemede görüleceğini netleştirmiştir. Bu karar, görev uyuşmazlıklarında hukuk uygulayıcılarına yol gösterici bir işlev üstlenmektedir.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/4782, K. 2010/11244, T. 14.09.2010

Bu içtihat, kiracı ve asli müdahiller tarafından kiralanan üzerine inşa edilen yapıların, kiraya verenin borcu nedeniyle taşınmazla birlikte üçüncü kişiye satılmasından doğan uyuşmazlığı ele almaktadır. Daire, kiraya verenin bu yolla elde ettiği değer artışını sebepsiz zenginleşme olarak nitelendirmiş ve yapıların kıymet takdir tutanağındaki değeri üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiğini açıklamıştır. Söz konusu içtihat, kiralanan taşınmazda başkasına ait değerlerin korunmasına ilişkin temel ilkeleri belirginleştirmektedir.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

İspat Yükü ve Deliller

Bu suç türünde ispat yükü esas olarak şikayetçi üzerindedir. Şikayetçinin, gösterilen malların gerçekte şüpheliye değil kendisine ya da başka birine ait olduğunu kanıtlaması gerekir. Bu noktada kullanılabilecek deliller arasında şunlar öne çıkmaktadır:

  • Malın alım faturası veya satış sözleşmesi
  • Taşınmaz söz konusuysa tapu kaydı; araç söz konusuysa trafik tescil belgesi
  • Mülkiyetin başkasına ait olduğunu ortaya koyan kira sözleşmesi veya borç belgesi
  • Mal sahibinin gerçekten farklı bir kişi olduğunu doğrulayan tanık ifadeleri
  • Ticari işletmelerde ticaret sicil kaydı, defter kayıtları ve muhasebe belgeleri
  • Güvenlik kamerası görüntüleri veya banka havalesi dekontları gibi destekleyici belgeler

Sanık ise malların kendisine ait olduğunu ya da kasıt bulunmadığını ispat etmeye çalışır. Bu bağlamda malların kiralanan mekana nasıl geldiğini açıklayan belgeler, üçüncü kişiden alınan yazılı beyanlar ve haciz sırasındaki davranışların makul yorumu savunmanın temel araçlarını oluşturur.

Kiraya Verenin Hukuki Durumu

İİK 335, metninde "kiracıyı" esas fail olarak konumlandırsa da Yargıtay içtihadı bu meseleye daha geniş bir perspektiften yaklaşmaktadır. Kiraya verenin kiralanan taşınmazda bulunan kiracıya ait mallar üzerinde tasarruf etmesi —satma, devretme, saklama veya üçüncü kişilere verme biçiminde— hukuki sorumluluk doğurabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin içtihadı bu konuda belirleyici önem taşımaktadır.

Özellikle kiraya verenin kiracının borcundan hareketle kiralanan taşınmazdaki eşyaları ele geçirmesi ya da satması durumunda, hem sebepsiz zenginleşme hem de haksız fiil hükümleri devreye girebilir. Bunun yanı sıra kiraya veren, bu eylemler nedeniyle İİK'nın başka hükümleri kapsamında da sorumlu tutulabilir. Bu nedenle kiraya verenler, tahliye süreçlerinde kiralanan taşınmazda bulunan eşyalara ilişkin olarak son derece dikkatli bir tutum benimsemeli; icra dairesinin müdahalesi olmaksızın eşyalara el atmaktan kaçınmalıdır.

Sık Yapılan Hatalar

  1. Şikayet süresini kaçırmak: Fiilin öğrenilmesinden itibaren altı aylık şikayet süresini gözden kaçırmak, en yaygın ve en maliyetli hatadır. Hak düşürücü niteliği nedeniyle süre geçince dava açma imkânı tamamen ortadan kalkar.
  2. Delil toplamayı ertelemek: Haciz tutanağı düzenlendikten sonra geçen her gün, belgelerin kaybolması veya tahrip edilmesi riskini artırır. Şikayetçinin mümkün olan en kısa sürede fatura, sözleşme ve benzeri belgeleri güvence altına alması gerekir.
  3. Kastı göz ardı etmek: Şikayetçiler zaman zaman maddi unsurların yeterliymiş gibi hareket eder; oysa kastın ispatlanamaması beraatle sonuçlanır. Dilekçede failin bilerek ve isteyerek hareket ettiğine dair somut olgulara yer verilmesi şarttır.
  4. Yanlış mahkemeye başvurmak: Ceza içerikli bu şikayeti asliye hukuk mahkemesine ya da tüketici mahkemesine yönlendirmek, ciddi zaman kayıplarına neden olur. Doğrudan icra ceza mahkemesine başvurulmalıdır.
  5. Kiraya verenin müdahalesini görmezden gelmek: Kiraya verenin kiralanan taşınmazdaki eşyaları devretmesi veya satması halinde salt kiracı aleyhine şikayet yeterli olmayabilir; kiraya veren de ilgili hükümler kapsamında sorumlu tutulabilir.
  6. Haciz tutanağını incelememek: Haciz tutanağında yer alan mal listesi, suçun ispatında kritik bir belge işlevi görür. Avukatın bu tutanağı eksiksiz incelemesi ve içindeki beyanları dikkatle analiz etmesi gerekir.
  7. Üçüncü kişi hak ihlalini ayrı bir davayla desteklememek: Haczedilen mallar aslında üçüncü bir kişiye aitse, o kişinin aynı zamanda istihkak davası açması gerekebilir. İcra şikayeti tek başına yeterli olmayabilir.

Emsal Taramanın Önemi ve İçtihat Pro

İİK 335 kapsamındaki davalarda hukuki dayanak ne kadar sağlam olursa olsa, somut bir emsal kararın bulunması dilekçeyi güçlendiren en etkili araçlardan biridir. Yargıtay'ın kiraya veren-kiracı ilişkisine, mal ayrımına ve kastın değerlendirilmesine ilişkin birikmiş içtihadı, savunma veya şikayet stratejisini şekillendirir.

İçtihat Pro'nun 10.8 milyonu aşan karar arşivinde Yargıtay, Danıştay, istinaf ve yerel mahkeme kararları yer almaktadır. Anlamsal arama modu, "kiralanan taşınmazda hakkı olmayan mal gösterme" gibi kavramsal sorgularla benzer hukuki ölçütler içeren kararları bir arada getirerek emsal taramayı hızlandırır. Pro Yıllık paketi, Haziran 2026 itibarıyla aylık 199 TL'ye —yani yıllık 2.866 TL'ye (KDV dahil)— ulaşılan bu arşive tam erişim sağlar; yerleşik içtihat platformlarının yıllık 34.200-48.000 TL'lik fiyatlandırmasıyla kıyaslandığında ciddi bir maliyet avantajı sunar.

Dosyanızda kiralanan taşınmazla ilgili bir icra uyuşmazlığı varsa ilgili Yargıtay kararlarına ulaşmak, hem şikayet dilekçenizi hem de duruşma hazırlığınızı somut içtihatla destekleyecektir. İçtihat Pro'ya ücretsiz kayıt olarak arşive hemen erişebilirsiniz.

Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut bir hukuki uyuşmazlıkta uzman bir avukattan destek almanız önerilir.

Sık Sorulan Sorular

İİK 335 kapsamında suç oluşması için ne gerekmektedir?

Bir kiracının, icra müdürüne veya haciz memuruna kiralanan taşınmazda bulunup kendisine ait olmayan malları sanki kendi malıymış gibi göstermesi suçun temel unsurunu oluşturur. Fail, bu beyanla alacaklıya zarar verme kastıyla hareket etmiş olmalıdır. Kastın varlığı, suçun oluşması için zorunlu şarttır.

Bu suçun şikayet süresi ne kadardır?

İcra ve İflas Kanunu'ndaki diğer şikayet sürelerinden farklı olarak bu suç için genel ceza hukuku hükümleri uygulanır ve şikayet süresi fiilin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Şikayet hakkını kaybetmemek için bu süreye titizlikle uyulması gerekir.

Davaya hangi mahkeme bakar?

İİK 335 kapsamındaki suçlarda görevli mahkeme icra ceza mahkemesidir; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde asliye ceza mahkemesi görev yapar. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği, yani haczin yapıldığı yerdeki mahkemedir.

Suçun cezası nedir?

İİK 335 uyarınca suçlu bulunan kişi hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilir. Cezanın bireyselleştirilmesinde kastın yoğunluğu, zararın büyüklüğü ve failin kişisel durumu gözetilir.

Kiraya verenin kiracının mallarını kendi malı sayarak devretmesi de suç oluşturur mu?

Evet; İİK'nın ilgili hükümleri yalnızca kiracıyı değil, kendisine ait olmayan mallar üzerinde tasarruf eden ya da bu malları saklayan kiraya vereni de kapsar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu konudaki içtihadı, kiracıya ait menkul malları üçüncü kişilere satan kiraya verenin de hukuki sorumluluğu bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Paylaş: Twitter Facebook LinkedIn WhatsApp