5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2023/4534 E. , 2023/10488 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin başvurusunun esastan reddine; davalılar vekilinin başvurusnun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kubulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;
Konya ili, ... ilçesi, Şems Tebrizi Mahallesi 909 ada 137 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırma işlemine dayanak imar planının kamu yararı taşımadığını, idarece takdir edilen bedelin çok düşük olduğunu belirtmiş, emsal satışlar dikkate alınarak taşınmaza değer tespit edilmesi ve davanın açılışından sonraki dördüncü aydan itibaren yasal faiz işletilmesini ve açacakları idari davanın bekletici mesele yapılması talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz Kültür Park, Tramvay Hattı, Otobüs Hattı, Numune Hastanesi, Alaaddin Tepesi, Zafer Meydanı, resmi daireler, pazar yeri vs. yakın konumda ve yürüme mesafesinde olduğunu, ancak genellikle konumu ve çevresi eski yapılardan oluştuğu için kozmopolitik olarak karışık ve göçmen-sığınmacı vatandaşların yoğun olarak yaşadığı ve suç işleme oranının yüksek olduğu yerde olduğunu, ayrıca ticaret ve mesken sahası olarak cazibesi yüksek yerde bulunmadığını, taşınmazın çevresinde alt yapısı tamamlanmış ve 3-4 katlı bir çoğu eski 40-50 yıllık binalar ve dar sokaklar bulunduğunu, raporlarda itirazları değerlendirilmemiş olup bu eksik raporlara göre karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğunu, raporlarda dava konusu taşınmazın suç işleme oranı yüksek bölgeden uzak olduğu kanaatinin açıkça yanlış olduğunu ve bilirkişilerin söz konusu bölgeyi tanımadığını gösterdiğini, dava konusu taşınmaz için eski yapılardan dolayı talebin az olduğu bölgede olduğu tespiti yapıldığını, ancak bu tespite rağmen kıyaslama tablosunda emsal taşınmaz ile herhangi bir kıyaslama yapılmadığını, dava konusu taşınmaz 1/1000 ölçekli imar planı içerisinde olup, planda ''Rekreasyon ve yol alanı'' sahasında kalıp, imar uygulaması görmemiş kadastro parseli olduğu ortadayken kıyaslama tablosunda ''imar durumu ve yapılaşma durumu'' maddesine 100 tam puan verildiğini, somut emsal alınan taşınmaz ise 1/1000 ölçekli imar planında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci madde uygulaması ile oluştuğunu, konut alanı sahasında kalan bir parsel olduğu tespit edildiği halde kıyaslama tablosunda imar durumu ve yapılaşma durumu maddesine 19 puan verildiğini, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürmüş ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarını karşılar mahiyette ek inceleme yapılmaksızın, bilirkişilerce gerekçe gösterilmeden kök raporda hiçbir değişiklik yapılmayarak ek rapor düzenlendiğini, itirazları ve talepleri dikkate alınmaksızın hazırlanan ve sadece kök rapora atıfta bulunmak suretiyle düzenlen ek rapor doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca dava konusu taşınmaz ile aynı ada içerisinde bulunan taşınmazlar emsal olarak sunulmuşsa da sunulan bu taşınmazların dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesinde emsal olarak kullanılmaktan kaçınıldığını, bilirkişilerce güncel arsa birim fiyatı hesaplanırken 2021 yılı Kasım ayının TEFE oranı olan 62.258,44 esas alındığını, içinde bulunduğumuz ay dikkate alındığında TÜİK verilerine göre bu oran 95.872,03 olduğunu, yalnızca bu bile dikkate alındığında bedelin tespit edildiği aya oranla taşınmazın arsa birim bedelinde %50 den fazla artış yaşandığının ortada olduğunu, bu nedenle dava tarihinden 4 ay sonra bedele işletilecek olan faiz, enflasyondan kaynaklı artışın oldukça altında kalacak olup bu durum müvekkilin mülkiyet hakkının ihlalini oluşturacağını, enflasyon oranının %50'nin üzerinde arttığı için müvekkillerine aşırı bir yük yükleneceği bariz olmasına rağmen ek bilirkişi raporuna karşı sundukları itirazları değerlendirilmeksizin karar verildiğini, Mahkemece 21.04.2022 tarihli ara kararında yalnızca kamulaştırma bedelinin depo edilmesine karar verilmiş olup ara kararda paranın hangi mevduat hesabına yatırılması gerektiğine ve idare tarafından bankaya yatırılacak olan bedele faiz işletilmesine yönelik bir ibareye yer verilmediğini, Konya 2. İdare Mahkemesinin 2021/1332 Esas sayılı dosya ile işbu davaya konu kamulaştırma kararının iptali için ve Konya 3. İdare Mahkemesinin 2022/60 Esas sayılı dosya ile işbu davaya konu olan kamulaştırma kararının dayanağını teşkil eden imar planının iptali için dava açıldığını, Mahkemeden en azından yürütmeyi durdurma taleplerine ilişkin verilecek olan karara kadar Konya 3. İdare Mahkemesinin 2022/60 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de Mahkemenin bu taleplerini dikkate almadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin uygun olduğu; ancak düşülen düzenleme ortaklık payı oranının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar etmiş, ayrıca emsallerinin incelenmediğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararına göre hükmedilen yasal faizin enflasyon artışını karşılamadığını, arsa m² değeri hesabında kullanılan TEFE endeks oranının da enflasyon karşısında yetersiz olduğunu, davacı idarece belirlenen bedelin vadesiz hesaba yatırıldığını bu durumunda değer kaybına neden olduğunu, en azından Anayasa 46 ncı maddesinde düzenlenen faizin uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arsa niteliğindeki Konya ili, ... ilçesi, Şems Tebrizi Mahallesi 909 ada 137 parsel sayılı taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya ise aynı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi yerindedir.
3.Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir.
4.Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (davalılar Vekilinin 08.03.2023 tarihli temyiz dilekçesindeki; “kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 07.11.2023