9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2021/8991 E. , 2023/7515 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2015 tarihli ve 2014/484 Esas, 2015/313 Karar sayılı kararı ile; suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.04.2019 tarihli ve 14-2015/343398 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuğun atılı suçun anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek yaş ve olgunlukta olmamasından ötürü cezai ehliyeti bulunmadığından hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine, DNA incelemesine dair Adli Tıp Kurumundan tekrar rapor alınması gerektiğine, katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna dair raporda 2013 yılında işlenen tüm nitelikli cinsel istismar eylemlerinin birlikte ruh sağlığının bozulmasına neden olduğunun belirtilmesi karşısında aleyhe olan bu durumun suça sürüklenen çocuk hakkında uygulanamayacağına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Hafif derecede zeka geriliği ve atipik otizm rahatsızlığı bulunan katılan mağdure ile suça sürüklenen çocuğun 2012 yılı içerisinde birden çok kez vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri, katılan mağdurenin rahatsızlanması ile 01.07.2013 tarihinde sağlık kuruluşundaki muayenesinde yedi haftalık gebe olduğunun tespiti ile kolluk kuvvetlerine intikal eden olayda katılan mağdurenin 12.09.2013 tarihinde doğum yapması ile yapılan biyolojik inceleme sonucunda bebeğin babasının %99,99 oranında suça sürüklenen çocuk olduğunun anlaşıldığı olayla ilgili mahkemesince yapılan yargılama neticesinde mental reterdasyon hastalığı bulunan katılan mağdurenin beyanlarına ana hatları itibariyle itibar edilebileceğini bildiren Adli Tıp Kurumu raporu karşısında katılan mağdurenin birden çok cinsel istismara maruz kaldığı iddiası karşısında olayları karıştırabileceği, keza tehdit iddiasının yeterince kanıtlanmadığı kabul ve takdir edilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasına yer olmadığı kanaati ile sübuta erdiği kabul edilen eylemden ötürü Adli Tıp Kurumundan alınan heyet raporunda katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun bildirilmesi karşısında aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarıca belirlenen ceza üzerinden artırım yapılmak suretiyle mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 10.04.2015 tarihli heyet raporunda yer verildiği üzere; katılan mağdurede, mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan travma sonrası stres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluğu tespit edilmekle 2013 yılı Ocak ayında tüm nitelikli eylemde bulunanların eylemlerinin ruh sağlığını birlikte bozduğu ve sanık ayrımı yapılamadığının bildirilmesi karşısında katılan mağdurenin beyanlarında başkaca istismar eylemlerinden bahsetmesi ve sürüklenen çocuğun müstakil eylemlerinden dolayı katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna dair bir tespitin bulunmadığı gözetilerek suça sürüklenen çocuğun eylemleri ile katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun şüphede kaldığı anlaşıldığından, adı geçen hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Bozma sebebine göre Tebliğname'de onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2015 tarihli ve 2014/484 Esas, 2015/313 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.11.2023 tarihinde karar verildi.