3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2015/31149 E. , 2015/34529 K.TCK 50/1-F KAPSAMINDA TEDBIR KARARI TEMYIZ KANUN YOLUNA TABIDIR.
CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN (5320) Madde 8 CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) (647) Madde 4 YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (6217) Madde 26 TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 50 TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 52 TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62 TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 86 "İçtihat Metni"
Kasten yaralama suçundan sanık E. A.'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8-2. cümlesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, sanık hakkında verilen cezanın para cezası olması nedeni ile yasal koşulları oluşmadığından ertelenmesine yer olmadığına, sanığın sosyal ve ekonomik durumu ve gözlenen kişilik özellikleri nazara alınarak sanığa verilen tam gün karşılığı adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50/1-f maddesi gereğince 150 gün karşılığı olarak kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek yaptırımına çevrilmesine dair Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2015 tarihli ve 2014/533 esas, 2015/110 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2015 tarihli ve 2014/533 esas, 2015/110 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararının kaldırılarak Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesince yeniden hüküm tesisine ilişkin Ordu Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2015 tarihli ve 2015/350 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 14.07.2015 tarih ve 2015/14992 – 48085 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.09.2015 tarih ve 2015/275800 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesinde yer alan “Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz.” şeklindeki hüküm dikkate alındığında, sanık hakkında doğrudan 3.000,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesini müteakip, mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilerek hükmolunan tam gün karşılığı adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50/1-f maddesi gereğince 150 gün karşılığı olarak kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek yaptırımına çevrilmesine karar verildiği, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesi gereğince seçenek cezalardan adli para cezası tercih edilerek neticeten 3.000,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesi nedeniyle hükmün kesin nitelikte olduğu gibi, kısa süreli hapis cezasına hükmedilmemesi nedeniyle de söz konusu doğrudan hükmedilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50/1. maddesinde yer alan seçenek yaptırımlara kanun gereği çevrilemeyeceği, bir an için çevrilebileceği kabul edilse dahi 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesinde yer alan “...,Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez “ hükmüne 5237 sayılı Kanun'un 50. maddesinde yer verilmemesi, 5271 sayılı Kanun'un 267. maddesinde yer alan “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükmü ile 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde nelerin hüküm olduğu gösterilerek 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen geçerliliğini sürdüren 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesinde ise ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin temyiz yasa yoluna tabi olduğunun belirtildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 50/1-b-c-d-e-f madde ve fıkraları gereğince hükmolunan seçenek yaptırımlar hüküm olmadığından temyiz kanun yoluna tabi olmayacağı gibi kanunda öngörülmediğinden itiraz kanun yoluna başvurulması da olanaklı olmadığından kesin nitelikte olacağı düşünülmekle;
Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2015 tarihli ve 2014/533 esas, 2015/110 sayılı kararı ile, neticeten ve doğrudan 3.000,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesine karşın, yasal olanak bulunmamasına rağmen hükmolunan adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50/1-f maddesi gereğince 150 gün karşılığı olarak kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek yaptırımına çevrilmesine,
Ordu Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2015 tarihli ve 2015/350 değişik iş sayılı kararı ile, kesin mahiyetteki hükme ilişkin yapılan itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerekirken, itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği halde çelişkiye düşülmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/02/2015 tarihli kararının kaldırılmasına, karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Dosya incelendiğinde sanık hakkında TCK'nin 86/2, 3-e, 62,52/2. maddeleri gereğince 3000 TL adli para cezasına hükmedildikten sonra, yasal imkan bulunmadığı halde sanığa verilen adli para cezasının TCK'nin 50/1-f maddesi gereğince 150 gün karşılığı olarak kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek yaptırımına çevrilmesine karar verildiği, TCK'nin 50/5. maddesi gereğince asıl mahkumiyetin sonuç olarak verilen tedbir kararı olduğu, tedbir kararlarının kesin nitelikte olmayıp temyizi kabil oldukları, her ne kadar Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında Ordu Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiş ise de, 5271 sayılı CMK'nin 264/1. maddesine göre; kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından o yer Cumhuriyet Savcısının itiraz dilekçesinin temyiz başvurusu olarak kabul edilerek işlem yapılması gerekmekle, Ordu Ağır Ceza Mahkmesinin temyizi kabil bir kararı itirazen inceleyerek itirazı kabul edip, Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararını kaldırması yok hükmünde kabul edildiğinden, hükmün henüz kesinleşmediği, 5271 sayılı CMK'nin 309/1 maddesine göre, kesinleşmemiş kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.