4. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/15657
- Karar No
- 2012/15789
- Karar Tarihi
- 31.10.2012
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku - Dolandırıcılık
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
4. Hukuk Dairesi 2012/15657 E. , 2012/15789 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd. aleyhine 30/04/2010 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı işlemin iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25/10/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri Avukat ..., Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın davalılardan ... ... tarafından diğer davalılara satışının yapıldığı; satış işlemi sırasında, taşınmaz üzerindeki haciz şerhinin kaldırıldığı yönünde icra müdürlüğünün bir yazısının sunulduğu; ancak, daha sonra belgenin sahte olduğunun anlaşıldığı ve bu nedenle satan davalı hakkında, sahtecilik ve dolandırıcılık isnatları ile açılan ceza davasının derdest bulunduğu; taşınmazı satın alan davalıların başvuruları üzerine, haciz şerhinin mahkeme tarafından kaldırıldığı; satış işleminden kısa bir süre sonra; satın alan davalılar tarafından, taşınmazın değerinin vergi hukuku pişmanlık hükümleri uyarınca yeniden ve emsal değerine uygun olarak tapu dairesine bildirildiği; taşınmazı satan davalı ile satın alan davalıların, emlak komisyoncusu tarafından bir araya getirildiği;dava konusu taşınmaz satım işlemi dışında, aralarında bir ilişki bulunmadığı; elden yapılan ödemelerin, satın alan davalılardan ... adına olan banka hesap kayıtları ile de tevsik edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayın, açıklanan gelişim biçimi karşısında; davalı tarafların, üçüncü kişilere zarar vermek amacıyla dava konusu satım işlemini gerçekleştirmedikleri; taraflar arasında gerçek bir taşınmaz satımı ilişkisinin mevcut olduğu benimsenmelidir. Şu durumda, muvazaadan söz edilemez. Mahkemece, davanın reddi gerekir. Karar, açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.