Aramaya Dön

Danıştay 8. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2020/2770
Karar No
K. 2023/2671
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/2770 E.  ,  2023/2671 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2020/2770
Karar No: 2023/2671
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR: 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ: 1. Hukuk Müşaviri Yrd. ...

2.... Genel Müdürlüğü

VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU:

1.Polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 2018 yılı 5. Dönem ilk derece amirlik eğitimi sınavına girebilmek için elektronik ortam üzerinden yaptığı başvurusunun, son iki yıl içinde kısa süreli ve meslek yaşantısı boyunca uzun süreli durdurma cezası almış olmamak şartını sağlamadığından bahisle reddine ilişkin işlem ile,

2.Bu işlemin dayanağı olan 16/07/2015 tarihli ve 29418 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim- Öğretim Yönetmeliğinin" 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 82. maddesinin 2. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 132. maddesinin 4. fıkrasına açıkça aykırı olması nedeniyle, aynı Kanun'un 237. maddesinin (b) bendi gereğince, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasının yürürlüğünü yitirdiği, zira 657 sayılı Kanun'un 132/4 maddesinde aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların atanamayacakları görevler açık bir şekilde sınırlı olarak sayılmış bulunduğu halde 3201 sayılı Kanun'un 82/2 maddesi ile emniyet teşkilatında görev yapan ve komiser yardımcısı sınavına girmek isteyenler için "durdurma cezası" almama koşulu getirildiği; yürürlüğünü yitirdiği anlaşılan 3201 sayılı Kanun'un 82/2 maddesine dayalı olarak çıkarılan dava konusu Yönetmelik maddesinin yasal dayanağının kalmadığı, dava konusu Yönetmelik hükmünün, 3201 sayılı Kanun'un 82/2 maddesinin kapsamını genişletici nitelikte ve yasaya aykırı yapıldığı, Kanun maddesinde kısa veya uzun süreli durdurma cezası almış bulunanların sadece almış oldukları ceza süresince derece yükselmesi için açılacak kurs, yükselme, sınav ve seçmelerine girebilmelerini engelleyici kural koyduğu, durdurma cezasının bitiminden sonrası için ise herhangi bir kısıtlama öngörmediği, kısıtlamanın Yönetmelik ile getirildiği ileri sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI; ... BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASININ ÖZETİ : Savunma verilmemiştir. ... GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMASININ ÖZETİ: Dava konusu idari işlem ve bu işlemin dayanağı ilgili Yönetmelik maddesinin Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun amir hükümlerine dayandığı yapılan işlemin ve Yönetmelik maddesinin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ : 3201 sayılı Kanun'un 82/2 maddesi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, bireysel işlem ile, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim- Öğretim Yönetmeliğinin" 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ...

DÜŞÜNCESİ : Dava; polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 2018 yılı 5. Dönem ilk derece amirlik eğitimi sınavına girebilmek için elektronik ortam üzerinden yaptığı başvurusunun, son iki yıl içinde kısa süreli ve meslek yaşantısı boyunca uzun süreli durdurma cezası almış olmamak şartını sağlamadığından bahisle reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 16/07/2015 tarihli ve 29418 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim- Öğretim Yönetmeliğinin" 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 82. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden yapılan incelemede;

T. C. Anayasası'nın, Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerini düzenleyen 148.

maddesinin 1. fıkrasında, Anayasa Mahkemesi'nin; kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetleyeceği;

150.maddesinde ise, Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkının, Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere ait olduğu hüküm altına alınmıştır.

Bu çerçevede; davacı tarafından iptali istenilen 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 82. maddesinin 2. fıkrasının yargısal denetimi Anayasa Mahkemesine ait olduğundan, 2577 sayılı Kanunun 2. maddesi kapsamında bulunmayan bu istemin, idari yargı yerince incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Öte yandan; Anayasanın 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." kuralı yer almıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrasında; "Anayasa Mahkemesi üye ve yedek üyeleri ile raportörleri; hakimlik ve savcılık mesleklerinde veya bu mesleklerden sayılan görevlerde bulunanlar, Danıştay ve Sayıştay meslek mansupları ve Sayıştay savcı ve yardımcıları, Üniversitelerin, İktisadi ve Ticari İlimler Akademilerinin, Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademilerinin, Devlet Güzel Sanatlar Akademilerinin, Türkiye ve Orta - Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün öğretim üye ve yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri, Genelkurmay Mehtaran Bölüğü Sanatkarları, Devlet Tiyatrosu ile Devlet Opera va Balesi ve Belediye Opera ve tiyatroları ile şehir ve belediye konservatuvar ve orkestralarının sanatkar memurları, uzman memurları, uygulatıcı uzman memurları ve stajyerleri; Spor-Toto Teşkilatında çalışan personel; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile Emniyet Teşkilatı mensupları özel kanunları hükümlerine tabidir." hükmü bulunmaktadır.

Yine aynı Kanunu'nun 132. maddesinin 4. fıkrasında; "Aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenler 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamazlar." kuralı Kanunu'nun 237. maddesinin (b) bendinde; "20/6/1927 tarih ve 1108 sayılı, 30/6/1939 tarih ve 3656 sayılı, 28/2/1959 tarih ve 7244 sayılı kanunlarla bu kanunların ek ve tadilleri, 23 Temmuz 1965 tarihinden evvel ve sonra yürürlüğe giren teşkilat kanunları ile diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri ve Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini,atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını, ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenliyen hükümler Genel Kadro Kanununun yürürlüğe girdiği ayın son gününden itibaren yürürlükten kalkar." düzenlemesi yer almaktadır.

16/07/2015 tarihli ve 29418 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendi yönünden yapılan incelemede;

Dosyanın incelenmesinden, polis memuru olarak görev yapan davacının 2018 yılı 5. Dönem ilk derece amirlik eğitimi sınavına girebilmek için elektronik ortam üzerinden yaptığı başvurusunun, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendi de yer alan son iki yıl içinde kısa süreli ve meslek yaşantısı boyunca uzun süreli durdurma cezası almamış olmak şartını sağlamadığından bahisle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, kamu hizmetlerini yerine getirmede etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda düzenleyici işlemler yapma yetkisine sahip olduklarından, kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığından, gelişen durumlara göre ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla yönetmeliklerle ve daha alt düzenleyici işlemler olan tebliğ ve genelgelerle düzenleme yapmak hususunda takdir yetkisine sahip bulunmaktadırlar. İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, kanuna üst hukuk normlarına aykırı olmamak kayıt ve şartına bağlı olarak gerçekleşebilir. Öğretide de türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, üst normlarla getirilen hükümleri kısıtlayacak bir şekilde kullanılamayacağı idare hukukunun en temel prensiplerindendir.

Mevzuat yapma tekniği açısından da, idarenin yasayla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin gerektirdiği teknik detayların belirlenmesi noktasında da takdir hakkına sahip olduğu, bu takdir hakkının kamu yararı ve kamu düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır.

Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ile açıklamalar çerçevesinde, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 82. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; "Kısa veya uzun süreli durdurma cezaları, ceza süresi içinde derece yükselmesi için açılan kurslara, yarışma sınavı veya seçmelerine girmeyi de önler." hükmü ile Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendinde yer alan; "Son iki yıl içinde kısa süreli durdurma cezası ve meslek yaşantısı içerisinde uzun süreli durdurma cezası almamış olmak," hükmü birlikte değerlendirildiğinde, idarece normlar hiyerarşisinde daha altta bulunan Yönetmelik hükmü ile Kanun hükmünü aşar nitelikte kural getirildiği anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik maddesinde bu yönüyle hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Davacının başvurusunun reddine ilişikin bireysel işlem yönünden yapılan incelemede; Dava konusu bireysel işlemin dayanağı olan Yönetmelik hükmünde hukuka uyarlılık bulunmadığından, bu Yönetmelik hükmüne dayanılarak tesis edilen dava konusu bireysel işlemde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasının iptali isteminin incelenmeksizin reddine, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendi ile bu kural uyarınca davacı başvurusunun reddine ilişkin bireysel işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.Dava; polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 2018 yılı 5. Dönem ilk derece amirlik eğitimi sınavına girebilmek için elektronik ortam üzerinden yaptığı başvurusunun, son iki yıl içinde kısa süreli ve meslek yaşantısı boyunca uzun süreli durdurma cezası almış olmamak şartını sağlamadığından bahisle reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 16/07/2015 tarihli ve 29418 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim- Öğretim Yönetmeliğinin" 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 82. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden yapılan incelemede;

T. C. Anayasası'nın, Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerini düzenleyen 148.

maddesinin 1. fıkrasında, Anayasa Mahkemesi'nin; kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetleyeceği;

150.maddesinde ise, Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkının, Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere ait olduğu hüküm altına alınmıştır.

Bu çerçevede; davacı tarafından iptali istenilen 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 82. maddesinin 2. fıkrasının yargısal denetimi Anayasa Mahkemesine ait olduğundan, 2577 sayılı Kanunun 2. maddesi kapsamında bulunmayan bu istemin, idari yargı yerince incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Öte yandan; Anayasanın 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." kuralı yer almıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrasında; "Anayasa Mahkemesi üye ve yedek üyeleri ile raportörleri; hakimlik ve savcılık mesleklerinde veya bu mesleklerden sayılan görevlerde bulunanlar, Danıştay ve Sayıştay meslek mansupları ve Sayıştay savcı ve yardımcıları, Üniversitelerin, İktisadi ve Ticari İlimler Akademilerinin, Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademilerinin, Devlet Güzel Sanatlar Akademilerinin, Türkiye ve Orta - Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün öğretim üye ve yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri, Genelkurmay Mehtaran Bölüğü Sanatkarları, Devlet Tiyatrosu ile Devlet Opera va Balesi ve Belediye Opera ve tiyatroları ile şehir ve belediye konservatuvar ve orkestralarının sanatkar memurları, uzman memurları, uygulatıcı uzman memurları ve stajyerleri; Spor-Toto Teşkilatında çalışan personel; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile Emniyet Teşkilatı mensupları özel kanunları hükümlerine tabidir." hükmü bulunmaktadır.

Yine aynı Kanunu'nun 132. maddesinin 4. fıkrasında; "Aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenler 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamazlar." kuralı Kanunu'nun 237. maddesinin (b) bendinde; "20/6/1927 tarih ve 1108 sayılı, 30/6/1939 tarih ve 3656 sayılı, 28/2/1959 tarih ve 7244 sayılı kanunlarla bu kanunların ek ve tadilleri, 23 Temmuz 1965 tarihinden evvel ve sonra yürürlüğe giren teşkilat kanunları ile diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri ve Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini,atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını, ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenliyen hükümler Genel Kadro Kanununun yürürlüğe girdiği ayın son gününden itibaren yürürlükten kalkar." düzenlemesi yer almaktadır.

16/07/2015 tarihli ve 29418 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendi yönünden yapılan incelemede;

Dosyanın incelenmesinden, polis memuru olarak görev yapan davacının 2018 yılı 5. Dönem ilk derece amirlik eğitimi sınavına girebilmek için elektronik ortam üzerinden yaptığı başvurusunun, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendi de yer alan son iki yıl içinde kısa süreli ve meslek yaşantısı boyunca uzun süreli durdurma cezası almamış olmak şartını sağlamadığından bahisle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, kamu hizmetlerini yerine getirmede etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda düzenleyici işlemler yapma yetkisine sahip olduklarından, kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığından, gelişen durumlara göre ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla yönetmeliklerle ve daha alt düzenleyici işlemler olan tebliğ ve genelgelerle düzenleme yapmak hususunda takdir yetkisine sahip bulunmaktadırlar. İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, kanuna üst hukuk normlarına aykırı olmamak kayıt ve şartına bağlı olarak gerçekleşebilir. Öğretide de türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, üst normlarla getirilen hükümleri kısıtlayacak bir şekilde kullanılamayacağı idare hukukunun en temel prensiplerindendir.

Mevzuat yapma tekniği açısından da, idarenin yasayla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin gerektirdiği teknik detayların belirlenmesi noktasında da takdir hakkına sahip olduğu, bu takdir hakkının kamu yararı ve kamu düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır.

Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ile açıklamalar çerçevesinde, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 82. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; "Kısa veya uzun süreli durdurma cezaları, ceza süresi içinde derece yükselmesi için açılan kurslara, yarışma sınavı veya seçmelerine girmeyi de önler." hükmü ile Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendinde yer alan; "Son iki yıl içinde kısa süreli durdurma cezası ve meslek yaşantısı içerisinde uzun süreli durdurma cezası almamış olmak," hükmü birlikte değerlendirildiğinde, idarece normlar hiyerarşisinde daha altta bulunan Yönetmelik hükmü ile Kanun hükmünü aşar nitelikte kural getirildiği anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik maddesinde bu yönüyle hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Davacının başvurusunun reddine ilişikin bireysel işlem yönünden yapılan incelemede; Dava konusu bireysel işlemin dayanağı olan Yönetmelik hükmünde hukuka uyarlılık bulunmadığından, bu Yönetmelik hükmüne dayanılarak tesis edilen dava konusu bireysel işlemde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasının iptali isteminin incelenmeksizin reddine, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendi ile bu kural uyarınca davacı başvurusunun reddine ilişkin bireysel işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ : Dava konusu Yönetmelik, 25/4/2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanununun 30 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Dava, Mardin ili, Nusaybin ilçesinde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 2018 yılı 5. Dönem ilk derece amirlik eğitimi sınavına girebilmek için elektronik ortam üzerinden yaptığı başvurusunun, son iki yıl içinde kısa süreli ve meslek yaşantısı boyunca uzun süreli durdurma cezası almış olamamak şartını sağlamadığından bahisle reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasının ve 16 Temmuz 2015 tarih ve 29418 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim- Öğretim Yönetmeliğinin 9. maddesi 1. fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT:

Türkiye Cumhuriyet Anayasanın 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." 148. maddesinin 1. fıkrasında; "Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde ve savaş hallerinde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz." 150. maddesinde de; "Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir." kuralı yer almıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 1. maddesinin 2. fıkrasında; "Anayasa Mahkemesi üye ve yedek üyeleri ile raportörleri; hakimlik ve savcılık mesleklerinde veya bu mesleklerden sayılan görevlerde bulunanlar, Danıştay ve Sayıştay meslek mansupları ve Sayıştay savcı ve yardımcıları, Üniversitelerin, İktisadi ve Ticari İlimler Akademilerinin, Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademilerinin, Devlet Güzel Sanatlar Akademilerinin, Türkiye ve Orta - Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün öğretim üye ve yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri, Genelkurmay Mehtaran Bölüğü Sanatkarları, Devlet Tiyatrosu ile Devlet Opera va Balesi ve Belediye Opera ve tiyatroları ile şehir ve belediye konservatuvar ve orkestralarının sanatkar memurları, uzman memurları, uygulatıcı uzman memurları ve stajyerleri; Spor-Toto Teşkilatında çalışan personel; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile Emniyet Teşkilatı mensupları özel kanunları hükümlerine tabidir." hükmü bulunmaktadır.

Yine aynı Kanunu'nun 132. maddesinin 4. fıkrasında; "Aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenler 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamazlar." kuralı Kanunu'nun 237. maddesinin (b) bendinde; "20/6/1927 tarih ve 1108 sayılı, 30/6/1939 tarih ve 3656 sayılı, 28/2/1959 tarih ve 7244 sayılı kanunlarla bu kanunların ek ve tadilleri, 23 Temmuz 1965 tarihinden evvel ve sonra yürürlüğe giren teşkilat kanunları ile diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri ve Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini,atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını, ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenliyen hükümler Genel Kadro Kanununun yürürlüğe girdiği ayın son gününden itibaren yürürlükten kalkar." düzenlemesi yer almıştır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasında; " Kısa veya uzun süreli durdurma cezaları, ceza süresi içinde derece yükselmesi için açılan kurslara, yarışma sınavı veya seçmelerine girmeyi de önler." hükmü yer almıştır.

Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendinde; Son iki yıl içinde kısa süreli durdurma cezası ve meslek yaşantısı içerisinde uzun süreli durdurma cezası almamış olmak," kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

1.3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı'' başlıklı 2. maddesinde, idari yargı yerlerinde görülecek idari dava türleri, idari işlemlere karşı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılacak tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak belirlenmiş; idari yargı yetkisinin ise idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu kurala bağlanmıştır.

T. C. Anayasası'nın, Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerini düzenleyen 148.

maddesinin 1. fıkrasında, Anayasa Mahkemesi'nin; kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetleyeceği;

150.maddesinde ise, Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkının, Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere ait olduğu hüküm altına alınmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasının iptalinin istenildiği, yukarıda aktarılan Anayasa hükümleri uyarınca Kanunların Anayasa Mahkemesi'nin yargısal denetimine tabi olduğu ve 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında bulunmayan istemin, idari yargı yerince incelenmesine hukuki olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, Dairemizce bireysel işlemin ve Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim- Öğretim Yönetmeliğinin" 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinin yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından Dairemizin kayıtlarına 26/08/2020 tarihinde giren dilekçe ile dava konusu olmayan sınava yönelik beyanlarda bulunularak yürütmenin durdurulması ve dava hakkında karar verilmesinin istenildiği görülmüş olup, bu davanın konusu olmayan istemlerin bu dava kapsamında incelenme olanağı bulunmamaktadır.

2.16/07/2015 günlü, 29418 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendi yönünden;

Polis memuru olarak görev yapan davacının 2018 yılı 5. Dönem ilk derece amirlik eğitimi sınavına girebilmek için elektronik ortam üzerinden yaptığı başvurusunun, Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendi de yer alan son iki yıl içinde kısa süreli ve meslek yaşantısı boyunca uzun süreli durdurma cezası almamış olmak şartını sağlamadığından bahisle reddine karar verildiği, bu nedenle 16/07/2015 günlü, 29418 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendinin iptalinin istenildiği anlaşılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 124. maddesi uyarınca, yasa koyucunun genel prensipleri belirlemesi koşuluyla düzenlenecek konunun uygulanmasını ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların belirlenmesini yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakmasının mümkün olduğu görülmektedir. Ayrıca idareler, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler. Ancak bu düzenlemeler arasında "normlar hiyerarşisi" olarak adlandırılan bir ilişki bulunmaktadır.

Normlar hiyerarşisi kuramına göre hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir. Bu kuramın en belirgin özelliklerinden biri de, bir düzenlemenin hiyerarşik sıralamada daha altta bulunan bir düzenleme ile değiştirilememesi ve kaldırılamamasıdır. Dolayısıyla normlar hiyerarşisinde kanunlardan alt sırada gelen yönetmeliklerin de üst norm olan kanunlara aykırı olamayacağı açıktır.

İdarelere, kamu hizmetinin daha etkin ve verimli yürütülmesi amacıyla kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda yönetmelik çıkarma ve bu yönetmeliklerde değişiklikler yapabilme yetkisinin verilmiş olduğu ve bu yönetmeliklerin Anayasa, yasa, tüzük ve hukukun genel ilkelerine aykırı hükümler içermemesi ve öngörülen biçim ve yetki koşullarına uyularak çıkarılması dışında, söz konusu düzenleme yetkisinin kullanılmasında kamu hukuku yönünden herhangi bir engel bulunmadığı açıktır.

Bilindiği gibi; normlar hiyerarşisinde yasalardan sonra gelen yönetmelikler bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve yasa hükümlerine açıklık getirilmesi suretiyle bu yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanır. Diğer yandan, normlar hiyerarşisindeki düzenleme soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içermektedir. Yasa koyucu düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulanmasını yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakır. Bu asli düzenleme yetkisinin yasama organına ait olmasının doğal bir sonucudur.

İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, kamu hizmetlerini yerine getirmede etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda düzenleyici işlemler yapma yetkisine sahip olduklarından, kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığından, gelişen durumlara göre ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla yönetmeliklerle ve daha alt düzenleyici işlemler olan tebliğ ve genelgelerle düzenleme yapmak hususunda takdir yetkisine sahip bulunmaktadırlar. İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, kanuna üst hukuk normlarına aykırı olmamak kayıt ve şartına bağlı olarak gerçekleşebilir. Öğretide de türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, üst normlarla getirilen hükümleri kısıtlayacak bir şekilde kullanılamayacağı idare hukukunun en temel prensiplerindendir.

Mevzuat yapma tekniği açısından da, idarenin yasayla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin gerektirdiği teknik detayların belirlenmesi noktasında da takdir hakkına sahip olduğu, bu takdir hakkının kamu yararı ve kamu düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır.

Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; " Kısa veya uzun süreli durdurma cezaları, ceza süresi içinde derece yükselmesi için açılan kurslara, yarışma sınavı veya seçmelerine girmeyi de önler." hükmü ve Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendinde yer alan; Son iki yıl içinde kısa süreli durdurma cezası ve meslek yaşantısı içerisinde uzun süreli durdurma cezası almamış olmak," hükmü birlikte değerlendirildiğinde idarece normlar hiyerarşisinde daha altta bulunan Yönetmelik hükmü ile Kanun hükmünü aşan kural getirildiği görüldüğünden dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.

3.Davacının başvurusunun reddine ilişikin bireysel işlem yönünden; Dava konusu bireysel işlemin dayanağı olan Yönetmelik hükmünde hukuka uyarlılık bulunmadığından, bu Yönetmelik hükmüne dayanılarak tesis edilen dava konusu bireysel işlemde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan idarece işlem tesis edilirken 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrası gereği davacının almış olduğu durdurma cezasının süresinin bitip bitmediği hususu dikkate alınarak işlem tesis edileceği de açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 82. maddesinin 2. fıkrası yönünden, DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE

2.Davacının başvurusunun reddine ilişkin bireysel işlem ile Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 9. maddesinin, 1. fıkrasının, (a) bendinin, (5) numaralı alt bendi'nin İPTALİNE

3.Dava kısmen incelenmeksizin ret kısmen iptal ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin yarısı olan ... TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, kalan yarısı ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,

5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

6.Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,

7.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.