Aramaya Dön

Danıştay 2. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2021/8446
Karar No
K. 2023/2817
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/8446 E.  ,  2023/2817 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İKİNCİ DAİRE

Esas No: 2021/8446
Karar No: 2023/2817

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ

İSTEYEN (DAVALI): … Valiliği

VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın bozulmasına ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 17/04/2019 günlü, E:2016/15891, K:2019/2859 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava Konusu İstem: Dava; Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5. maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına, ancak daha önce aldığı aynı tür bir başka cezası olduğundan Tüzük'ün 14. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacının başta öğrenci olduğunu sandığı, ancak bar ve pavyon gibi yerlerde çalıştığı ve hatta fuhuş suçundan kaydı bulunduğunu sonradan öğrendiğini iddia ettiği kişi ile ilişki kurduğu ve bunu devam ettirdiği, 10/07/2010 günü mesaide olduğu sırada kendisine ısrarlı biçimde mesajlar gönderilmesini müteakip bu kişi ile mesai bitimi sabah erken saatte evinin önünde buluştuğu, fakat aralarında tartışma çıktığı, bu hususlar sabit olmakla beraber adı geçen kadının iddia ettiği gibi silah gösterme, hakaret ve tehdit suçlarının sabit olmadığı, zaten bu hususta yapılan yargılamanın da beraat ile sonuçlandığı görülmekte ise de; davacının 10/07/2010 tarihli şikayete binaen götürüldüğü polis merkezinde emniyet personelince alınan cep telefonu dökümünde yazılı olan hususlar ile olayın gelişimi ve soruşturma raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının bu kişi ile olan ilişkisine son vermediği ve görüşmeye devam ettiği, dolayısıyla davacı hakkında isnat olunan fiilin sabit olduğu görülmekle, geçmiş sicili de dikkate alındığında tekerrür hükmü uygulanarak 16 ay uzun süreli durdurma cezasıyla tecziyesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Daire Kararının Özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 17/04/2019 günlü, E:2016/15891, K:2019/2859 sayılı kararıyla, tekerrür nedeniyle ceza artırımı uygulanabilmesi için önceki tarihte işlenen bir fiil nedeniyle ceza verilmiş olması, verilen cezanın hukuka uygun olduğunun kesinleşmesi, bu cezanın fiili işleyenler tarafından bilinir hale gelmesi ve buna rağmen mevzuatta belirlenen süreler içinde aynı cezayı gerektiren fiilin tekrar işlenmesinin gerektiği, dava konusu işlemin tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edildiği anlaşılmakta ise de, tekerrüre dayanak alınan disiplin cezasının 03/07/2010 tarihinde gerçekleşen olaya ilişkin olduğu, bu fiile ilişkin disiplin cezasının ise 22/12/2010 tarihli işlem ile tesis edildiği, bu işleme karşı dava açıldığı ve davanın halen derdest olduğu görüldüğünden, olayda tekerrür hükümlerinin uygulanması mümkün olmayıp, tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk görülmediğinden, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacı hakkında Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5. maddesi uyarınca tesis edilen disiplin cezasının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ: Karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı İdarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına dair Danıştay Beşinci Dairesinin 17/04/2019 günlü, E:2016/15891, K:2019/2859 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY : Davacı Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmaktadır.

Davacının, daha önce de A.K. isimli kadınla ilişkisi nedeniyle birçok adli olaya sebebiyet verdiği, 10/07/2010 tarihinde gerçekleşen olaya ilişkin olarak davacı hakkında silah teşhiri, tehdit ve hakaret iddialarıyla başlatılan disiplin soruşturması sonucunda "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediği sabit görülerek Ankara Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü … sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5. maddesi uyarınca "6 ay kısa süreli durdurma" cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, sicil özetinde aynı türden cezası olduğundan Tüzüğün 14. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanarak "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Bunun üzerine davacı tarafından, anılan kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesinde yer alan, "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiili, 6 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. Mülga Tüzük'ün dava konusu işlem tarihinde "Yinelenme" başlığını taşıyan 14. maddesinde, "Disiplin cezası verilmesine neden olmuş bir eylem, işlem, tutum veya davranışın cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde her yinelenmesinde bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren değişik eylem, işlem, tutum veya davranışlar nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü ve daha sonraki her uygulamasında da bir derece ağır ceza verilir." kuralı yer almıştır. 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da, Mülga Tüzük'ün 14. maddesindeki düzenlemeye yer verilmemiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

İdare Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, davacının başta öğrenci olduğunu sandığı, ancak bar ve pavyon gibi yerlerde çalıştığı ve hatta fuhuş suçundan kaydı bulunduğunu sonradan öğrendiğini iddia ettiği kişi ile ilişki kurduğu, 10/07/2010 günü mesaide olduğu sırada kendisine ısrarlı biçimde mesajlar gönderilmesini müteakip bu kişi ile mesai bitimi sabah erken saatte evinin önünde buluştuğu ve aralarında tartışma çıktığı; diğer taraftan, davacının 10/07/2010 tarihli şikayete binaen götürüldüğü polis merkezinde emniyet personelince alınan cep telefonu dökümünde yazılı olan hususlar ile olayın gelişimi ve soruşturma raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının bu kişi ile olan ilişkisine son vermediği ve birlikteliğini devam ettirdiği; bu sebeple davacının, "hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinin sabit olduğu ve bu fiilinin Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5 maddesi kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava devam ederken, davacının fiiline uygulanacak disiplin cezasına ilişkin mevzuatta değişiklik olması nedeniyle uyuşmazlığın çözülebilmesi için davacının işlediği fiile hangi mevzuat hükmünün uygulanması gerektiğinin de belirlenmesi gerekmektedir.

Ceza hukuku kökenli bir ilke olan ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.

İdare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır.

Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 14. maddesinde yer alan ve madde metininde belirtilen şartların oluşması halinde bir derece ağır ceza verilmesini gerektirir nitelikteki düzenlemeye, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da yer verilmemesinin davacının lehine olduğu görüldüğünden, İdare Mahkemesince, davacı lehinde olan durumun dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, belirtilen değerlendirme yapılmaksızın davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Öte yandan, her ne kadar bozma kararında tekerrür nedeniyle ceza artırımı uygulanabilmesi için önceki tarihte işlenen bir fiil nedeniyle ceza verilmiş olması, verilen cezanın hukuka uygun olduğunun kesinleşmesi gerektiği, dava konusu işlemin tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edildiği, tekerrüre dayanak alınan disiplin cezasının 03/07/2010 tarihinde gerçekleşen olaya ilişkin olduğu, bu fiile ilişkin disiplin cezasının ise 22/12/2010 tarihli işlem ile tesis edildiği, bu işleme karşı dava açıldığı ve davanın halen derdest olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de;

Ceza hukukunun koruma alanı ve amacı ile disiplin hukukunun koruma alanı ve amacının birbirinden farklı olduğu açıktır. Bu doğrultuda ceza hukukuna hakim olan ilkeler, ancak disiplin hukukunun, kurum içi düzenin korunması, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesi gibi amaçlarına ve özelliklerine uygun düştüğü ölçüde uygulanabilecektir.

Ceza hukukunda da disiplin hukukunda olduğu gibi kişilere verilen cezaların tekerrüre esas alınabilmesi için cezaların kesinleşmesi şartı aranmaktadır. Bu bağlamda, kişilere ceza verilmesi, yargısal bir faaliyetin sonucu olarak mahkemelerce gerçekleştirildiğinden, verilen cezanın kesinleşmesi de kişiye ceza uygulanmasını öngören mahkeme kararının kesinleşmesi ile söz konusu olacaktır. Disiplin hukuku boyutuyla mesele ele alındığında, disiplin cezalarının idari işlem niteliğinde olması sebebiyle öngörülen idari usul sürecinin tamamlanması sonucunda eğer özel bir başvuru yolu öngörülmemiş ise disiplin cezası verilmekle kesinleşecektir. Dolayısıyla disiplin cezalarında tekerrür uygulamasında aranan kesinleşme şartı, yargısal sürece ilişkin olmayıp, disiplin cezasının tesis edilmesinden sonra gerçekleşen disiplin cezası verilmesini gerektiren eylemler için tekerrür uygulanması mümkündür. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE;

2.... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca, temyiz edilen kısmının BOZULMASINA,

3.2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 23/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyu ile karar düzeltme isteminin kabulü yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog