4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2011/4716 E. , 2012/11359 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 22/07/2005 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 28/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava reddedilmiş; kararı, davacı temyiz etmiştir. Davacı, halı sahada futbol oynadığı sırada, rakip takım oyuncusu olan davalının kasıtlı ve kusurlu hareketi nedeniyle ayak kemiğinin kırılması ve sakat kalması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiştir. Davalı, "Polis Günü" vesilesiyle yapılan halı saha maçında, her iki tarafında topa aynı anda müdahale etmesi ve çarpışması sonucu davacının ayak kemiğinin kırıldığını, kasıt olmadığını, sakatlık durumunun raporla belgelenmesini ve istemin fahiş olduğunu savunmuştur.
Yerel mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda yaralanmaya neden olan olay spor oyun kuralları içinde kaldığı, davalının ağır kusurlu ve kasıtlı hareketinin olmadığı ve bu nedenle sorumlu tutulamayacağını kabul ederek davayı reddetmiştir. Dosyadaki belgelerden tarafların halı sahada futbol oynamak amacıyla rakip takım oyuncuları olmaları nedeniyle biraraya geldikleri ve maç sırasında davalının eylemi nedeniyle davacının ayağından yaralandığı ve % 4,3 daimi işgücü kaybına uğradığı anlaşılmaktadır.
Dava, sportif faaliyet sırasında meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkeme hukukçu ve spor eğitimcisinden oluşan iki kişilik bilirkişi heyetinden rapor almış, raporda davalının kasıtlı ve ağır kusurlu eylemi ile davacıyı yaraladığına dair bilgi ve bulgu elde edilemediği, olayın dava konusu spor oyun kuralları içinde kaldığı ancak olayın özelliği gereği makul bir tazminata hükmedilmesinin mümkün olduğu, bunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Spor faaliyetinin hukuka uygunluğu konusunda bilirkişilerce yalnızca spor oyun kurallarına uygun davranılıp davranılmadığı irdelenmiş ise de, spor faaliyeti sırasında hukuk kurallarına uymak bir hukuki zorunluluk olduğundan somut olayın çözümünde öncelikle Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin 41 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen hükümlerinin gözönüne alınması ve spor hukukunun ayrı ve bağımsız bir hukuk dalı olmadığının gözetilmesi gerekir. Yine uyuşmazlığın çözümünde gözardı edilmemesi gereken bir diğer kurallar silsilesi ise sportif davranış kurallarıdır. Zira bu davranış kurallarına aykırılık da eylemin hukuka aykırılığı sonucuna varılmasını sağlayabilir. Şu durumda, yerel mahkemece anılan ilkeler ve kurallar çerçevesinde, davada dinlenen tüm tanık beyanlarının tek tek irdelenmesi suretiyle üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle davalının sorumluluğu olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anılan yönlerin yeterince incelenmeden davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/06/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı ile davalının halı sahada rakip iki takımda futbol maçı yaptıkları sırada, davalının ayağında topla iki rakip oyuncuyu geçtikten sonra topun biraz ayağından açılması üzerine davacının topu almak için hamle ettiğinde davalının da topu kaptırmamak üzere ayağıyla müdahalesinin olduğu ve davacının yaralanmasının da bu müdahale sırasında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi spor karşılaşmaları bireysel ve takım sporları olarak yapılmaktadır. Takım sporlarındaki müsabakalar, iki rakip takımın mücadelesine sahne olmakta ve rakipler birbirlerini yenebilmek için kurallar çerçevesinde efor sarfetmektedirler. Spor müsabakaları sırasında meydana gelen yaralanmalarda tazminatın gerekip gerekmediği irdelendiğinde; doktrinde oyun kurallarına bağlı kalmak şartıyla olağan müdahalelerin haksız fiil teşkil etmeyeceği dolayısıyla da tazminatın gerekmediği savunulmaktadır. (Durmuş Ali Genç, Spor Hukuku, Alfa Kitabevi, İstanbul 1998, sayfa 141) Bu bir hukuka uygunluk nedenidir. Ayrıca bir başka hukuka uygunluk nedeni de mağdurun rızasıdır. Davacı maça başlamadan önce kendi hür iradesiyle müsabaka sırasında yaralanabileceğini bilmekte ve bunun sonucuna da baştan itibaren rıza göstermektedir. Buradan hareketle, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ve bilirkişilerin raporunda ileri sürdükleri görüşlere göre eylemin müsabaka kuralları içerisinde kalan bir hareketle gerçekleştiği ve davalının yaralama kastının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu tespite göre haksız fiil sorumluluğunun en temel şartı olan manevi unsurun gerçekleşmediği bu nedenle zarar ile eylem arasında illiyet bağının kesildiği sabittir. Tarafların zevk için spor karşılaşması yaptığı ve mahkemece davalının kusurunun bulunup bulunmadığına yönelik hukukçu ve spor uzmanı kişilerden görüş alındığı gözetildiğinde davalının tazminattan sorumlu tutulmasına ilişkin yerel mahkeme kararının isabetli olduğu başkaca bir araştırmaya gerek kalmaksızın kararın onanması gerektiği düşüncesindeyim. Yukarıda belirttiğim gerekçeler nedeniyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. 28/06/2012