Aramaya Dön

Danıştay 13. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2023/1546
Karar No
K. 2023/2893
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/1546 E.  ,  2023/2893 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONÜÇÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2023/1546
Karar No: 2023/2893
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1. … … 45. …
VEKİLİ: Av…
KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem:... Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile ... Turizm Ticaret Ltd. Şti. arasında, Muğla ili, Datça ilçesi, İskele Mahallesi, Kumsal/Merkez (Kumluk) mevkiinde bulunan 2.868,54 m² kıyı alanının kiralanmasına ilişkin Ankara 54. Noterliğince … tarih ve … yevmiye numarası ile onaylanmış kira sözleşmesinin ve söz konusu sözleşmenin dayanağı 15/06/2017 tarihinde yapılan ihalenin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacılar vekili tarafından, Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmelik'in 42. maddesinde sayılan kıyı alanlarının ihalesiz şekilde kiraya verileceği kurum ve kuruluşlardan biri olmadığı, kiralamaya dayanak alınan Yönetmeliğin 65. maddesinin Danıştay Ondördüncü Dairesi'nin kararı ile yürütmesinin durdurulmasına akabinde iptaline karar verildiği, dolayısıyla kiralamanın dayanağının kalmadığı, sözleşmenin imzalandığı 29/06/2017 tarihine kadar Danıştay Ondördüncü Daire tarafından iptal edilen madde yerine yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı, kiralama ihalesine ilişkin ihale onayı, ilan, ihaleye davet yazısı, ihale komisyonun oluşturulması, ihale tutanağı ve komisyon kararının bulunmadığı, dolayısıyla ihalenin yok hükmünde olduğundan buna dayanarak imzalanan kira sözleşmesinin de iptali gerektiği iddialarına yer verilmiş ise de, davalı idare tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden taşınmazın Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmelik'in 42. maddesi gereğince ihalesiz bir şekilde kiraya verilmediği, taşınmazın kiralanabilmesi için Başbakanlığa yazılan izin yazısında dava konusu taşınmazın da yer aldığı ekli listede yer alan taşınmazların 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve ilgili Yönetmelik uyarınca kiraya verileceğinin belirtildiği, ihale onay belgesinde de açıkça ihalenin 2886 sayılı Kanun'un 51/g ve Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmelik'in 36. maddesi gereğince yapılacağının belirtildiği, dolayısıyla bahsi geçen taşınmaz ihalesiz bir şekilde kiraya verilmediği gibi, ihalenin dayanağının da anılan yönetmeliğin 65.maddesi olmadığı, kaldı ki Danıştay Ondördüncü Dairesi tarafından iptal edilen Yönetmeliğin 65.maddesinin, aynı Yönetmeliğin 42. maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara verilecek işletme hakkıyla ilgili olduğu, Yönetmeliğin dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâlinin 4. maddesinde, işletme hakkı verilmesi ve kiraya verilme işlemlerinin ayrı ayrı tanımlandığı, dava konusu işlemin kiralama işlemi olduğu dolayısıyla kiralama işleminin Yönetmeliğin 65. maddesine istinaden yapılmadığı, pazarlık usulü ile gerçekleştirilen ihaleye ilişkin ihale onayı, bedel tespit kararı, bedel tespitine ilişkin teknik rapor, doküman almaya ve teklif vermeye davet yazısı, ihale komisyon kararı ve sözleşmeye davet yazılarının dosyada mevcut olduğu görüldüğünden, davalı idare tarafından 2886 sayılı Kanun'un 51/g ve Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmelik'in 36. maddesi gereğince pazarlık usulü ile yapılan kiralama ihalesinde hukuka aykırılık bulunmadığı;

Öte yandan, davacılar tarafından … Turizm Ticaret Ltd. Şti. tarafından kiralanan taşınmazın alt kiracılara verilerek işlettirildiği ileri sürülmüş ve buna ilişkin … Sulh Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve … D.İş sayılı kararı dosyaya sunulmuş ise de, anılan Mahkeme kararının işbu dava konusu taşınmazla ilgili olmadığı, … Turizm Ticaret Ltd. Şti. tarafından kiralanan başka bir taşınmazla ilgili olduğu, davacılar tarafından dava konusu taşınmazın … Turizm Ticaret Ltd. Şti. kira sözleşmesine aykırı olarak alt kiracıya kiralandığına dair soyut iddia dışında dosyada herhangi bir delil sunulamadığı, kaldı ki, Kira Sözleşmesi'nin 9. maddesinde, "Kiracı, idarenin izni olmadan sözleşmenin bir kısmını veya tamamını devredemez, ortak alamaz, kiraya verilen yeri genişletemez, değiştiremez ve amacı dışında kullanamaz" kuralına yer verilmiş ise de, anılan hükmün yaptırımının kira sözleşmesinin doğrudan feshini ve iptalini gerektirmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, usûle ilişkin olarak, re’sen araştırma ilkesine aykırı hareket edildiği, duruşma yapıldıktan sonra davanın ihbarına karar verilmesinin usûl açısından açık hukuka aykırılık teşkil ettiği; esasa ilişkin olarak ve kıyıların ve sahillerin kiralanmasında öncelikle Kıyı Kanunu hükümlerine uygun davranılması gerektiği, ayrıca dava konusu kiralama ve ihale işleminin yapıldığı tarih itibarıyla kıyıların kiralama konusu yapılmasına dayanak oluşturacak bir düzenleme bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

USÛL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dâhi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; sekizinci fıkrasında ise, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un, 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihaî kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dâhi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

a)Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.

b)Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idarî işlemler hakkında açılan davalar.

c)Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.

d)Belli bir ticarî faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.

e)Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.

f)İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.

g)Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

h)Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar.

ı)Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar.

i)Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar.

j)08/06/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/07/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.

k)06/06/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

l)03/07/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

m)Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen Geçici 8. maddenin birinci fıkrasında ivedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idarî yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanun'un, bu Kanunla değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı, bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Bölge Adliye Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin Karar" ile Bölge İdare Mahkemelerinin 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta görevlerine başlayacakları ilan edilmiştir.

Aktarılan düzenlemelere göre ivedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır.

Dosyanın incelenmesinden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile … Turizm Ticaret Ltd. Şti. arasında, Muğla ili, Datça ilçesi, İskele Mahallesi, Kumsal/Merkez (Kumluk) mevkiinde bulunan 2.868,54 m² kıyı alanının kiralanmasına ilişkin Ankara 54. Noterliğince … tarih ve … yevmiye numarası ile onaylanmış kira sözleşmesinin ve söz konusu sözleşmenin dayanağı 15/06/2017 tarihinde yapılan ihalenin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle dava konusu uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olup olmadığının tespiti zorunludur. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kurala bağlandığından, ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

İhale işlemlerine ilişkin idarî usûlü düzenleyen temel kanunlardan olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 4. maddesinde, ihalenin, "Bu Kanunda yazılı usûl ve şartlarla, işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri"; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 4. maddesinde ise, "Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri" ifade ettiği belirtilmiş olup, bu kanuni tanımlamalar ve istikrar kazanan içtihatlar dikkate alınarak ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usulüne tâbi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir.

Davacılar tarafından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ihalenin iptalinin de istendiği, bu mahiyeti itibarıyla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulü kuralları gereğince doğrudan temyize tâbi olduğu, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda anılan Kanun'un 45/8. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında, Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından esasa girilmeksizin dava dosyasının Danıştay'a gönderilmesi gerekirken, esasın incelenmesi suretiyle verilen kararda usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. Diğer taraftan, işbu dosyada temyizen incelenen kararın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi tarafından verildiği görülmektedir. 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde, "daireler arasında çıkan iş bölümü uyuşmazlıklarını karara bağlamak" bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kanun'un 3/D maddesinin üçüncü fıkrasında, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak bölge idare mahkemesi daireleri arasındaki iş bölümünün, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirleneceği kurala bağlanmıştır.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından, idarî ve vergi dava dairelerinin numaraları ile aralarındaki iş bölümünün belirlendiği Ankara Bölge İdare Mahkemesi İş Bölümü kararı incelendiğinde, anılan kararın "İdari Dava Daireleri Arasındaki İş Bölümü Kriterleri" başlığı altında düzenlenen "İş Bölümünün Genel Esas ve İlkeleri"nde; idarî dava daireleri arasındaki iş bölümünün, istinaf incelemesinin sonuçlandırılmasında zaman kayıplarını önlemek, uzmanlaşmayı, akademik çalışma ve işbirliğini desteklemek, hukukî uyuşmazlıkların çözümünde sorumluluk üstlenerek yönlendirici olabilmek ve idarî dava dairelerinin hukuksal kimliklerini güçlendirmek amacıyla "ihtisas alanı ve temel görev esasları" çerçevesinde yapıldığı, her bir idarî dava dairesinin, ihtisas alanına giren temel görev ya da görevlere sahip olduğu, "Ortak Hükümler"de ise idarî işlemin uygulanmasından doğan zararların tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarına karşı yapılacak istinaf başvurularının uyuşmazlığın esasına bakmaya görevli idari dava dairesince görülmesinin kararlaştırıldığı görülmektedir.

Bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun iş bölümüne ilişkin anılan kararının amacı ve lafzı ile 2576 sayılı Kanun'da uyuşmazlıkların görevli daire tarafından çözümlenip karara bağlanmasını sağlamak için öngörülen usûl bir arada değerlendirildiğinde, bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesi'nce yeniden yapılacak incelemede bu hususun da göz önünde bulundurularak, ihalenin iptali istemiyle açılan dava hakkında verilen karara yönelik istinaf incelemesinin, Bölge İdare Mahkemesi'nin görevli idarî dava dairesi tarafından yapılması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacıların temyiz isteminin kabulüne,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 06/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.