8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2021/11916 E. , 2023/6327 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yörede 1984 yılında yapılan kadastro sırasında dava ve temyize konu ... ilçesi, ... köyü 98 parsel ... 20.000,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsizden miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek, davacı ... ise tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek ve özetle “taraf koşulunun oluşturulması” gereğine değinen usule yönelik bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ... ve Hazinenin davalarının reddine, dava konusu 98 parsel ... taşınmazın tespit gibi ölü ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.05.2013 tarihli ve 2012/4542 Esas, 2013/9333 Karar ... kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için yapılan keşif sırasında bir yerel bilirkişi dinlenildiği, tanık dinlenilmediği, gerekçesinin ise hüküm yerinde açıklanmadığı, dinlenilen tek yerel bilirkişinin beyanlarının ise soyut nitelikte, gerekçesiz, olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi başkaca bir tanık ya da yerel bilirkişi, tutanak bilirkişileri dinlenilmediğinden yerel bilirkişinin sözlerinin doğruluğunun denetlenemediği, öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturmanın da yetersiz olduğu, yerel bilirkişinin taşınmaza bir kaç defa buğday ekildiğini gördüğünü, onun haricinde burasının hep boş arazi olduğunu dile getirmesine rağmen ziraat bilirkişinin taşınmazın tarım arazisi olduğunu belirttiği, yerel bilirkişi sözleri ile ziraat bilirkişi raporu arasında ortaya çıkan bu çelişkinin dahi usulünce giderilmediği, mahkemece keşif sırasında taşınmaz fotoğraflanmadığından ziraat bilirkişi raporu üzerinde yargı denetiminin de sağlanamadığı, kaldı ki dava konusu taşınmazın sınırında tapulama harici alanın bulunduğu fen bilirkişi tarafından düzenlenen haritada belirtilmesine rağmen mahkemece taşınmaza komşu olan bu bölümün tapulama harici bırakılma nedeninin Kadastro Müdürlüğünden sorulmadığı, böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamayacağı açıklanarak, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmaza komşu tapulama harici yerin tapulama harici bırakılma nedeninin Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması, akabinde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınması, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri dinlenilerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmesi, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmazın bizzat mahkemece görülüp, gözlenmesi, gözlemin keşif tutanağına aynen yansıtılması, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesinin yapılması, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanaklarının kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile denetlenmesi, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulması, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, ayrıca dava konusu taşınmaza komşu tapulama harici yerin mera olduğu için tapulama harici bırakıldığı bildirildiği takdirde tahsisli ve kadim mera yönüyle usulüne uygun mera araştırması yapılması, somut olayın özelliğine göre dava konusu taşınmazı dört yandan gösterir fotoğraflar çekilerek ve mahkeme hakimi tarafından onaylanarak dosyaya konulması, daha sonra 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre davalı taraf ile ortak miras bırakanı ölmüş ise ortak miras bırakanın varsa, dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örneklerinin ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediğinin, kadastro, tapu sicil ve hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gereğine, kabule göre de dava konusu taşınmazın ölü olduğu bildirilen ...'nın mirasçılarının isimleri ve miras payları hüküm yerinde açıkça gösterilerek karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde ölü olduğu belirtilen kişi adına tescil hükmü oluşturulmasının dahi isabetsiz olduğuna” değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, davacı ... ve Hazinenin davalarını ispatlayamamaları nedeniyle davalarının reddine, 98 parsel ... taşınmazın tespit maliki ...’nın mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.02.2018 tarihli ve 2016/6532 Esas 2018/1285 Kara ... kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, eldeki davanın, Hazinenin çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiasıyla açtığı kadastro tespitine itiraz davası olup, mahkemece iddia doğrultusunda taşınmazın niteliğinin, devletin hüküm ve tasarrufu altında olup olmadığı, orman olup olmadığı yönünde orman bilirkişisi aracılığıyla bir araştırma yapılmadığı, yörede orman kadastrosunun geçip geçmediğinin de ilgili yerlerden sorulmadığı açıklanarak, mahkemece, öncelikle yörede orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığı sorularak yapılmışsa, orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile komşu parsellerin tapu kaydı ve kadastroda uygulanan dayanak kayıtları ilgili yerlerden getirtilip, halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, usulüne uygun orman araştırması yapılması, açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, bu kez usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılması " gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; yapılan keşif, toplanan deliller, keşifte dinlenilen tanık, tespit ve mahalli bilirkişi beyanları, teknik bilirkişi raporları, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan tapu kayıtları ve tüm belgeler değerlendirildiğinde davacı ... ve Hazinenin davalarını ispat edemedikleri, dava konusu taşınmazın uzun zamandır ... ve sonrasında mirasçıları tarafından nizasız, fasılasız kullanıldığı ancak ...'nın ölümünden sonra mirasçıları arasında yapılan rızai bir taksimin olup olmadığı konusunda dosyaya yansıyan hiçbir delil olmadığı, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı gerekçesi ile, davacı ... ve Hazinesinin davalarını ispatlayamamaları nedeniyle davalarının reddine, dava konusu taşınmazın, ... mirasçıları adına verasete iştirak hükümleri uyarınca tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
1.Davacı Hazine vekilinin, fen bilirkişisi ... Türk tarafından tanzim edilen 05.11.2015 tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki krokide A harfi ile gösterilen 1.355,25 m2 lik taşınmaz kısmına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, anılan taşınmaz kısmının zilyetlikle kazanılabilecek nitelikte orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olduğuna, üzerinde çoğunluğu nar olmak üzere 40-50 yaş arasında meyve ağaçlarının bulunduğuna, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Davacı Hazine vekilinin, fen bilirkişisi ... Türk tarafından tanzim edilen 05.11.2015 tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki krokide (B) harfi ile gösterilen 4.712,73 m2 lik ve (C) harfi ile gösterilen 13.932,02 m2 lik taşınmaz kısmına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve kanuna aykırıdır.
Şöyle ki, 19.04.2010 tarihli keşfe iştirak eden ziraat mühendisi tarafından tanzim edilen raporda taşınmazın bir kısmında 45-50 yaşlarında meyve ağaçlarının bulunduğu, kalan kısımda toprak işlemesinin yapılmadığının bildirildiği, taşınmazın (B) harfi ile gösterilen kısmının eğiminin %15-20 olduğu, sürülmediği, işlenmediği, üzerinde çok sayıda 20-25 yaş arası ... ağacı olduğu, seyrek olarak da 10-15 yaş arası badem ile bir kaç kök asma dikili olduğu, (C) harfi ile gösterilen kısmının eğiminin ise %4-7 olup 2. sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olmakla birlikte Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.02.2018 tarihli ve 2016/6532 Esas, 2018/1285 Karar ... kararı uyarınca yapılan keşfe iştirak eden orman mühendisi ve harita mühendisi tarafından düzenlenen rapor içeriklerinde taşınmazın kısmen kullanıldığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar kapsamında dava konusu taşınmazın (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımları yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı biçimde reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle; davacı Hazine vekilinin bilirkişi raporunda krokide A harfi ile gösterilen 1.355,25 m2 lik taşınmaz kısmına ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle, davacı Hazine vekilinin bilirkişi raporunda krokide (B) harfi ile gösterilen 4.712,73 m2 lik ve (C) harfi ile gösterilen 13.932,02 m2 lik taşınmaz kısmına ilişkin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün bu bölümler yönünden 6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 ... HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.