12. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/390
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/12/2023
NUMARASI: 2023/183 Esas - 2023/955 Karar
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:
Davacı vekili, davacı şirketin alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile borçlu davalı hakkında cari hesaba dayanan ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, borçlunun borçlu olmadığını iddia ederek itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davacı şirket ile borçlu ... arasında mal alım satımı yapıldığını, cari hesapta kalan bakiye bedel olan 264.000-TL'nin davacıya ödenmemesi üzerine icra takibine başlandığını, karşı yanın itiraz dilekçesinde hiçbir belge sunmadan böyle bir borcu olmadığını beyan ettiğini, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, icra takibine vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, icra takibine yapılan itirazda davalının davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın icra takibine dayanak bilgi veya belge sunmadığını, davalının geçmiş dönemde davacı şirketten aldığı ürünlerin bedelini banka havalesi veya elden makbuz karşılığı ödediğini, bu hususun banka dekontları ve ıslak imzalı tahsilat makbuzları ile sabit olduğunu, karşı tarafın dava konusu yaptığı alacağın hangi döneme ve hangi faturalara ilişkin olduğunu bildirmemesi nedeniyle o fatura veya faturalar muhtevası ürünlerin teslim alınıp alınmadığına ilişkin beyanda bulunamayacaklarını, yine de tespit edebildikleri kadarı ile bir kısım tahsilat makbuzu ve banka dekontu sunduklarını, davacı tarafın gerek icra takibinde gerekse de açtığı iş bu davada alacak dayanağı belgeleri sunmadığını, davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ: Mahkemece verilen 22/01/2020 tarihli, 2017/1151 esas ve 2020/37 karar sayılı kararı, davacı hangi faturalara ve mal teslimine ilişkin cari hesap alacağının bulunduğunu ispatlayamadığı, bununla birlikte davalı taraf davacıya yaptığı ödemelerin makbuzlarını sunduğunu, davacı taraf her ne kadar ödeme makbuzlarındaki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını iddia ederek imza itirazında bulunmuş ise de; sunulan makbuzlar üzerinde şirket kaşesinin bulunması ve imzaların tümünün aynı kişi tarafından atıldığının açıkça anlaşılır olması, para tahsilatının şirket yetkilisi tarafından değil, herhangi bir çalışan tarafından yapılma ihtimalinin çok daha yüksek olması, imza itirazının bu nedenle pratikte bir yararının olmaması, kaşe ile ilgili bir beyanda ise hiç bulunulmaması nedenleriyle makbuzlardaki imzalara yapılan itirazın dikkate alınmadığını, kaldı ki davacı taraf davalıya mal teslim ettiğini de kanıtlayamadığını, davacı şirketin davalı şirketten alacağının mevcut olmadığı tespit edildiğini, davacı alacağını ve davasını ispatlayamadığından davanın reddine, davacının icra takibi yapmakta kötüniyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.
Anılan kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Dairemizin 23/02/2023 tarih, 2020/741 Esas ve 2023/280 Karar sayılı ilamıyla; "Eldeki uyuşmazlıkta çözümü gereken hususlar davalının borcunu ödeyip ödemediği, tahsilat makbuzlarının delil olarak hükme esas alınıp alınamayacağı ve imza inkarının usule uygun olarak incelenmesi gerekip gerekmediği noktasında olduğu,Davalı taraf ticari ilişkiyi kabul etmiş fakat borcu ödemesi nedeni ile borcu bulunmadığını savunduğu,bu kapsamda ödemeye ilişkin belgeler cevap dilekçesi ile birlikte süresi içinde dosyaya ibraz edilmiş, fakat tahsilat makbuzları davacı vekiline tebliğe çıkarılmadığı için bilirkişi incelemesi safahatından sonra yapılmış olup makbuzlarda şirket kaşesi bulunması, imzaların tümünün aynı kişi tarafından atıldığının açıkça anlaşılması ve imzanın şirket yetkilisi değil herhangi bir çalışan tarafından atılmış olabileceği gerekçesi ile sonuca etkili olmadığı belirtilerek imza incelemesi yaptırılmamış ise de sunulan ödeme belgelerinin hükme esas alınabilmesi için imza inkarına ilişkin itirazın öncelikli mesele olarak çözüme kavuşturulması gerektiği,makbuzlar üzerinde şirket kaşesinin bulunması ve kaşeye itirazın olmaması ortaya bir karine çıkarmakta ise de imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı yönünde itiraz mevcut olduğu, bir ticari işletmenin bazı işlemlerini yürütebilmek için ticari vekil atayabileceği, imza incelemesi teknik bilgiyi gerektirdiğinden inkar olunan imzaların davacı şirketi bağladığının kabulü için imza incelemesi yaptırılması gerektiği,imza incelemesi hakimin hukuki bilgi ile çözüme varabileceği bir husus olmadığı,ilk derece mahkemesince yapılacak iş; taraf vekillerine süre verilerek davacı vekiline para tahsilinde yetkili olabilecek kişilerin bildirilmesi, davalı vekiline makbuzu düzenleyenlerin kimliği sorularak beyanda bulunmaları istenilmesi, inkar edilen imzaların aidiyeti konusunda bir grafolog bilirkişi aracılığıyla yöntemince imza incelemesi yapılması için ara karar verilerek imzaların aidiyeti belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, imza incelemesi yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bilirkişi raporuna ekli olarak ibraz edilen fatura asıllarındaki imzalar ile tahsilat makbuzlarındaki imzaların çıplak gözle yapılan incelemesinde benzer imzalar olduğu anlaşılmakla faturalardaki imzalar ile tahsilat makbuzundaki imzaların aynı el ürünü olup olmadığının da incelenmesi gerektiği, yöntemince imza incelemesi yapılmadan makbuzlardaki imzaların davacı şirketi bağladığı sonucuna varılması ve davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir."denilerek kararın HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına " karar verilmiştir.
Kaldırma kararından sonra mahkemece; davacı vekilince, makbuzlarda bulunan şirket kaşesi üzerindeki imzaya itiraz edilmiş, iş bu nedenle, imza incelemesi yapılmak üzere, taraf vekillerince bildirilen ve davacı şirketin, ilgili tarihte, para tahsilinde yetkili olabilecek, davacı şirket yetkilileri ... ve ... ile şirket çalışanı ...’e, 10/10/2023 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı gereği meşruhatlı isticvab davetiyesi tebliğ edildiği, 3 nolu ara kararı ile davacı vekiline de ilgili kişilerin gelecek celse duruşmada hazır edilmesi için kesin süre verilmiş, ihtarat yapılmış ve sonuçları hatırlatıldığı, 28/11/2023 tarihli duruşmada ... ve ...’ın imza örnekleri alınmış, ancak, davacı şirket yetkilisi ..., meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşma saatinde hazır olmamış ve mazeret bildirmediğini , 28/11/2023 duruşmanın 1 nolu ara kararı ile davacı vekiline gelecek celse davacı şirket yetkilisi ...’yı duruşmada hazır etmesi için son kez kesin süre verilerek sonuçları hatırlatılmış, ancak verilen kesin süre içerisinde 19/12/2023 tarihli duruşmada ... hazır edilmemiş ve mazeret bildirilmediği, davacı şirketin usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarında, davalı şirketten 264.846,74-TL alacaklı olduğu, davalı şirketin usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarında davacı şirkete borcunun bulunmadığının tespit edildiği,davalı tarafından, davacıya, yapıldığı belirtilen nakit ödemelerin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davalı tarafın, takibe konu borcu ödemesi nedeni ile borcu bulunmadığı savunması ile nakit ödemelere ilişkin davacı şirkete ait kaşe, imzanın bulunduğu tahsilat makbuzlarını dosyaya sunduğu, davacı yanca, makbuzlarda bulunan imzaya itiraz edildiği, imza incelemesi yapılmak üzere, davacı şirket yetkilisine meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen ve davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde, davacı şirket yetkilisi hazır edilmediğinden imza incelemesi yapılamadığı ve dosya içerisinde bulunan tahsilat makbuzlarındaki davacı kaşesi üzerinde bulunan imzalara itirazından vazgeçmiş sayıldığı ve iş bu tahsilat makbuzlarındaki, davacı şirket kaşesi üzerinde bulunan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu kabul edilerek, davalı yanca sunulan tahsilat makbuzları ve banka dekontlarının, davacı alacağından mahsubu ile, davacının, davalı şirketten alacağının mevcut olmadığı anlaşıldığından,davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili; davalı tarafından işbu dosyaya sunulan makbuzlarda bulunan imzaya açıkça itiraz edildiğini,makbuzları imzaladığı ileri sürülen kişilerin isim-tckn ve adreslerinin bildirildiği, huzurda alınan yazı ve imza örneklerine ilaveten incelemede mukayeseye esas olacak şahıslara ait imza örnekleri toplatılacağını, sunulan makbuzların çoğunun 2011 ve 2012 tarihli makbuzlar olması söz konusu makbuzların ticari defterler ile desteklenmediğini, ticari ilişki davalı tarafından ikrar edilmiş olup ispat yükü yer değiştirdiğini, müvekkil şirketin ticari defterlerinin aksinin ispatının yapılması gerektiğini, imzanın müvekkil şirkete ait olduğu hususu kanıtlanamamış olup söz konusu makbuzların geçerliliği bulunmadığını, makbuzu imzaladığı ileri sürülen kişilerin müvekkili şirkette çalışmadığını, SGK kayıtlarının istenilmediğini, davalı tarafından verilen isimler müvekkil şirkette çalışmamakla birlikte müvekkil şirkete para tahsil etmeye tek yetkili kişi müvekkil şirket yetkilisi olduğunu, davalı tarafından makbuzları imzaladığı kişilerin tahsil yetkisi olmadığından söz konusu makbuzların geçerliliği bulunmadığını, yargılamada söz konusu makbuzların geçerli olup olmadığına dair araştırma yapılmadığını, ödemeyi alan kişinin adı ve soyadı bulunmayan makbuzların kabulünün mümkün olmadığını, sunulan makbuzlarda her ne kadar müvekkil şirkete ait kaşe vurulmuş olsa da davalının müvekkil ile ticari ilişkisinin bulunduğu makbuz ve kaşenin bu anlamda erişilebilir olduğunun kabulüne karar verilmesi gerektiğini, makbuzlarda müvekkil şirkette para tahsiline yetkili kişilerce atılmadığından işbu dosyaya sunulan makbuzların hukuki geçerliliği bulunmadığını,imzaların davalı şirket tarafından imzaladığı iddia edilen kişilerin para tahsil yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, makbuz tutarlarının finans kurumları aracılığıyla yapılacak ödeme sınırının altında sonradan tanzim edildiğini, müvekkile ait olmayan işbu imzaların aynı el ürünü olduğu ve iddia edilen çok sayıdaki ödemenin her nasılsa VUK 459 S. Genel Tebliğinde belirtilen 7.000-TL sınırının altında olduğu, sunulan makbuzların çok sayıda olması da göz önüne alındığında, makbuzların güvenilir olmadığını gösterdiğini, bir hakkin dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturduğu, davalı tarafından icra dosyasına sunulmayan söz konusu makbuzların işbu huzurda görülmekte olan dosyada öne sürülmesi davalının dürüstlük kuralına aykırı eylemlerde bulunduğunu ve işbu durumun hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiğinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, makbuzların ticari defterler ile uygunluğunun denetlenmesine karar verilmesi gerektiğini, 2011-2012 yıllarına ait sunulan ticari defterlerin usule uygun olmadığı bilirkişi raporu ile sabit olduğundan makbuzları imzaladığı beyan edilen dosyada ismi geçen ..., ... ve ... hakkında resmi kurum ve kuruluşlardan imzalı evrak örneklerinin istenilerek dosyanın hem ticari defter hem de makbuz incelemesi yapılmak üzere bilirkişi raporları alınarak hüküm verilmesi gerektiğini, eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm verildiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava açık hesap alacağına ilişkindir.
Davalı tarafça davaya cevap dilekçesi ekinde sunulan makbuzlar ile borcun ödendiği savunulmuş, davacı da tahsilat makbuzundaki imzaların şirketi temsile yetkili kişilere ait olmadığını, sahte düzenlendiğini ileri sürerek imza inkarında bulunmuştur. HMK nın 211 .maddesinde sahtelik incelemesinin ne şekilde yapılacağı düzenlenmiş olup, 211(1) a)bendinde "hakim yazı veya imzayı inkar eden tarafı isticvab ettikten sonra bir kanaat edinmiş ise, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hakim sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkar etmiş olduğu belgedeki yazı ve imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir" şeklinde düzenlenmiştir. İstinaf bakımından inceleme konusu; tahsilat makbuzlarındaki imzaların davalı şirket adına tahsile yetkili kişilere ait olup olmadığı noktasındadır. Dairemizce verilen kaldırma kararından sonra; davacı vekili davacı şirket adına tahsilata yetkili kişileri bildirmiş, davalı vekili de şirket çalışanı ... ile, şirket yetkilisi ... ve soyadını bilmediği ... isimli şahısların tahsilat yaptığını bildirmiş, her iki yan vekili aynı kişileri bildirmiş ise de, imza incelemesine esas olmak üzere; adı geçen kişilere isticvap davetiyesi tebliğ edilmiştir. 13.9.2012 tarihli imza sirkülerinden davacı şirketi münferiden temsile yetkili olan ... meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemiş, bir mazeret de bildirmemiş,aynı konuda davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen ...'nın imzaları alınamamış, bu sebeple imza incelemesi yapılmamıştır.
Davacı vekili ispat yükünün davalıda olduğunu ileri sürmekte ise de; makbuzlarda sahtelik incelemesi yapılmasının ilk koşulu inkar edilen belgedeki imza sahibinin isticvabıdır. İsticvaba uyulmadığından, adı geçenin tatbike medar imzalarının aranmasına da gerek kalmamıştır. Kanun gereği imza ikrar edilmiş durumdadır. Yapılan isticvab davalının ispat yükünün üzerinde olmasına bir aykırılık teşkil etmemektedir. Ayrıca, ticari vekil yönetim ve temsil yetkisi olmadan tahsilat yapma yetkisine sahiptir.
Davacı vekili sahtelik iddiasında bulunmuş ise de incelemenin gereğini yerine getirmemiş, davalı vekilinin bildirdiği kişilerin müvekkili şirket çalışanı olmadığını,bu konuda SGK dan Ticaret Sicilinden araştırılmadığını ileri sürmekte ise de; davacı ve davalı vekili tahsilata yetkili aynı kişiler bildirildiğinden bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.
Davalı vekili her ne kadar ticaret sicilinden anılan kişilerin şirketi temsile yetkili olup olmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürmüş ise de davacı vekiline imzası inkar edilen makbuzlardaki imzalar inkar edildiğinden, imza incelemesine esas olmak üzere imza örnekleri alınacağı belirlen gün ve saatte hazır olmadıkları takdirde imza itirazından vazgeçmiş sayılacaklarına ilişkin ihtarat yapılmış olup,meşruhatlı davetiye tebliği, huzurda da davacı vekiline aynı şekilde ihtarat yapıldığı halde şirket yetkilisi... duruşmada hazır olmadığından, ihtarlı kesin süreye rağmen duruşmada hazır olmayan şirket yetkilisi nedeniyle davacı şirketin imzaya itirazından vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığının tamamı dosyaya sunulan ve imzası davacı şirket tarafından inkar edilen tahsilat makbuzlarıyla ödendiğinin kabulü gereken miktar için icra takibi başlatıldığı, tahsilat makbuzlarının kabulü halinde borç bulunmadığına yönelik bilirkişi raporuna göre imza itirazından vazgeçmiş sayılması gereken davacı şirketin davalıdan alacağı bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmamış başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.