4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2009/11871 E. , 2010/7939 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 20/03/2008 gününde verilen dilekçe ile rücuan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16/04/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle zarara uğrayana ödenen tazminatın diğer haksız eylem sorumlusundan rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davalı ...’de dozer operatörü olarak çalıştığını belirten davacı, davalıya ait taş ocağında kırılan taşları kepçe ile taşıdığı sırada ... petrol boru hattının delinmesi nedeniyle mahkeme kararı gereğince ödediği, yok olan yakıt bedelinin davalıdan alınmasını istemiştir. Davalı ise, kusuru oranında sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.
Yerel mahkemece, önceki davada alınan bilirkişi raporunda ayrı ayrı kusurları belirlenmeyen davacı ile davalının birlikte %65 oranda kusurlu bulundukları, boru hattının bulunduğu ve geçtiği yeri bildiği halde davacı ile diğer çalışanlara herhangi bir bilgi vermeyen davalının bu konuda gerekli özeni göstermemesi nedeniyle davacıya kusur yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, istem kabul edilmiştir.
Yerel mahkemece; davacının, önceki davada davalı ile birlikte kusurlu bulunarak tazminat ile sorumlu tutulmasına ilişkin kararın kesinleşmiş olması nedeniyle davacının tamamen kusursuz olarak kabul edilmeyeceği gözetilerek, kusurun belirli bir bölümü davacı üzerinde bırakılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin tümden kabul edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.