11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2019/1241 E. , 2023/9492 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 1
. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/369 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, bilişim sistemine veri yerleştirme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrası, 62 ve 5271 sayılı Kanun'un 231/7 maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, belgenin özel belge olduğunu, cezanın çok yüksek olduğunu beyan ederek hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR
1.... Barosu avukatlarından Av. ...' in yanında çalışan sanığın işten ayrıldıktan kısa süre sonra, sanığın işten ayrıldığını bilmeyen katılanın kendisinden düşme kararını istemesi üzerine sanığın suça konu sahte ve iğfal kabiliyetine haiz mahkeme kararını hazırlayarak hakimin imzasını da taklit etmek suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, ayrıca yurt dışında olduğunu bildiği Av. ... adına Türk Telekominikasyon A.Ş' nin yazısından da anlaşılacağı üzere bizzat onun bürosundan daha önceki görevi nedeniyle bildiği elektronik imzasını kullanarak mahkemeye aynı gün itibariyle Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının yazısından da anlaşılacağı üzere saat 16.45:42 itibariyle resmi düşme talebi açmak suretiyle bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2.Sanık savunmasında, iddianamede üzerine atılı suçlamaları kabul ettiğini, sahte mahkeme kararını hazırlayıp katılana verdiğini, sisteme de Avukat hanımın adına kendisinin girdiğini, yaşadığı psikolojik buhran nedeni ile bu işi yapmak zorunda kaldığını beyan etmiştir.
3.Adli Tıp Uzmanı tarafından düzenlenen 12.05.2014 tarihli raporda, yetkili olmayan kişiler tarafından sahteliğin ilk bakışta anlaşılamayacağından aldatma kabiliyetini haiz olduğu tespit edilmiştir.
4.Mahkemece, 09.07.2014 tarihli duruşmada, Adli Emanetin 2013/518 sırasında kayıtlı suça konu emanet eşya üzerinde gözlem yapılmış; belgenin İcra Ceza Mahkemesi başlıklı mühürlü ilam olduğu, uyap şablonundan farklı olmakla birlikte sıradan vatandaşlar için ilk bakışta sahteliğinin anlaşılamayacağı müşahade edilmiştir.
5.Mahkeme, suça konu belgenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge olduğu kabulü ile sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabulü ile mahkumiyet hükmü kurmuştur. IV. GEREKÇE
1.Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/369 Esas, 2015/91 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.