Esas No
E. 2021/8084
Karar No
K. 2023/10431
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2021/8084 E.  ,  2023/10431 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/50 E., 2016/15 K.
SUÇ: Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER: Cumhuriyet Savcısı, sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Reyhanlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2015/50 Esas, 2016/15 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Cumhuriyet Savcısı, 29.01.2016 tarihinde; sanığın eyleminin 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu görüşü ile hükmü temyiz etmiştir.

2.Sanık, samimi beyanda bulunduğunu, arkadaşının kimliğini kullanarak hat aldığını, eksik inceleme ile verilen kararı temyiz etmek istediği beyanı ile hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR

1.Katılanın, kimliğini kaybettiğini zannettiğini, sanığın kendisini arayarak kimliğinin kendisinde olduğunu, kimliği kullanarak kendi için telefon hattı çıkarttığını beyan ettiğini, hattın faturalarını ödemediğini beyan ederek şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; kriminal rapor uyarınca suça konu 533 023 2413 numaralı hatta ait sözleşmenin katılana ait olmadığı belirlenmiş olup, sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddia olunmuştur.

2.Sanık savunmasında; katılanın kimliğini kendisinde unuttuğunu, katılanın kimliğini kullanarak hat çıkarttığını, ilgili evrakı imzaladığını beyan etmiştir.

3.Kriminal raporda, abone sözleşmesindeki imzanın katılanın el ürünü olmadığı tespit edilmiştir.

4.Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE

1.Sanığın katılan adına sahte GSM abonelik sözleşmesi düzenletmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında; 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 6518 sayılı Kanunun 104 üncü ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin 10 uncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri gereğince, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde önödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,

2.Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 nci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,

3.Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun'a eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı Geçici 7 nci madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

4.Kabule göre de;

a)Suça konu sözleşmenin aslının veya onaylı bir suretinin denetime olanak verecek şekilde dosyaya konulması gerekiğinin gözetilmemesi,

b)Özel belgede sahtecilik suçu neticesinde oluşan herhangi bir somut maddi zarar bulunmadığı halde, suç tarihi itibarıyla engel sabıkası bulunmayan ve cezası ertelenen sanık hakkında "zarar giderilmediğinden" şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Reyhanlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2015/50 Esas, 2016/15 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.12.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.