11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/12777 E. , 2010/658 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/07/2007 gün ve 2006/764-2007/380 sayılı kararı bozan Daire’nin 23.06.2009 gün ve 2007/12923 - 2009/7702 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bir miktar parasını, Sümerbank’ın Avcılar Şubesi’ne 32 gün vadeli olarak yatırdığını, bu paranın banka yetkililerince güven kötüye kullanılarak boş olarak imzalatılan havale talimatı yolu ile Efektifbank Off-Shore adına Sümerbank A.Ş. Kadıköy ve merkez şubesinde açılan bir hesaba havale edilip diğer off-shore mevduatlarla birlikte bankanın hakim ortağı ... grubuna usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiğini, Sümerbank A.Ş. yönetiminin bu eyleminin Bankalar Kanunu'nun 10/1. mad-desinde gösterilen izinsiz mevduat toplama olduğunu, müvekkili tarafından davalı banka aleyhine daha önce açılan davanın erken açıldığından bahisle reddedildiğini, off-shore bankasına yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, bu durumun davalı bankanın sebepsiz zenginleşmesine yol açtığı gibi, kanuna karşı hile teşkil ettiğini, davalının vekalet görevini kötüye kullandığı gibi haksız fiil hükümlerine göre de sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000,00 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı nedenlere dayalı olarak daha önce açmış olduğu alacak davasının reddedilerek kesinleştiğini, kesin hüküm bulunduğunu, öte yandan bu davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının parasının onun talimatıyla off-shore bankasına havale edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2001/794 Esas, 2002/1166 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı nedeniyle ortada kesin hüküm bulunduğu kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.6.2009 tarihli kararıyla, özetle, ilk davada dayanılan maddi vakıanın davacının parasının havale talimatına aykırı olarak davalı uhdesinde kaldığına ilişkin olduğu, işbu davanın ise davalı banka yöneticilerinin hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu off-shore hesabına aktarılan paranın davalı tarafından usulsüz bir takım işlemlerle tüketildiği vakıasına dayalı olarak açıldığı, bu nedenle her iki davada dayanılan vakıaların farklı olması nedeniyle kesin hükümden söz edilemeyeceği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.