DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1268 E. , 2023/709 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/10/2020 tarih ve E:2017/5228, K:2020/4076 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:
Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/10/2020 tarih ve E:2017/5228, K:2020/4076 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından davacı hakkında beraat kararı verildiği, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile anılan kararın bozulduğu, bozma kararı üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında davacının yargılanmasına devam edildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu henüz bir karar verilmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, hâkim adaylığı döneminde örgüt evlerinde kaldığına, örgüt tarafından düzenlenen etkinliklere katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer yandan, davalı idarece dosyaya sunulan … ID numaralı, kullanıcı adı ''…'' olan ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinin incelenmesinden; … ID numaralı ByLock kullanıcısı tarafından … ID numaralı ByLock kullanıcısına 01/09/2015 tarihinde saat 16:37:44'te gönderilen mesajda, ''eger bor da kalcaksa … […] olmaz mı'' şeklinde ifadelere yer verildiğinin görüldüğü; bu husustaki davacı beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının adına ve görev yaptığı yere açıkça yer verildiği görülen bu yazışma içeriğinin de davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 11/02/2020 tarihli Danıştay Savcı düşüncesine cevap dilekçesi ile dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve mali haklarının iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, M.S. isimli tanığın hakkındaki beyanlarının iftira olduğu, Ankara'daki Akademi eğitiminin toplam 9 ay sürdüğü, eşi ve çocuklarının o tarihte Antalya'da ikamet ettikleri, bu sebeple Cuma, Cumartesi-Pazar günlerini Antalya'da geçirdiği, bu durumun yaklaşık 2,5 ay sürdüğü, sonra Akademi eğitimine ara verildiği, arada öğretmen olan eşinin tayinini Ankara'ya aldırdığı, ondan sonra da Keçiören'de bulunan evinde ikamet ettiği; M.S.'nin Akademi boyunca örgüt evinde kaldığı beyanının yalan olduğu, Mernis kayıtları, eşinin tayinine ilişkin kayıtlar incelenirse, söylediklerinin doğruluğunun anlaşılacağı; 2.5 ay boyunca kaldığı evin ise bekar evi mahiyetinde olduğu, örgüt evi olmadığı, Akademi yurdunun kapasitesi sınırlı olduğundan çok az kişiye yurt çıktığı, bu nedenle ev tutulduğu, beraber kaldığı ev arkadaşı M.Ç.'nin hâlen hâkim olarak mesleğine devam ettiği, M.S.'nin M.Ç. aleyhine de aynı yalanları söylediği, ancak bu yalanlara HSK'nın itibar etmediği; M.E.O.'yu tanımadığı, M.Ç.'nin sınıf arkadaşı olarak bildiği, HSK'nın M.E.O.'nun ifadesine itibar etmeyerek M.Ç.'nin hâkim olarak görevine devam ettirildiği, kendisine menfaat temin etmeye çalışan, güvenilir tanık mahiyetinde olmayan, müfterilerin ifadelerine itibar edilemeyeceği; ... isimli ByLock kullanıcısının yazışmasında ismi geçen ...'in kendisi olduğunun belli olmadığı, zira devamında Bursa ifadesinin geçtiği, kendisinin hayatının hiçbir döneminde Bursa'da bulunmadığı, 3. şahısların yazışmasının terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı gösterilmeye yeterli görülemeyeceği; terör örgütü üyesi olmadığının mahkeme kararı ile sabit olduğu, ifadelerin yalan olduğunun açık olduğu, irtibat ve iltisak için de doğru sayılamayacağı; irtibat ve iltisak tabirinin hukuki bir tabir olmadığı, OHAL şartları kalktığından normal hukuk düzenine göre hareket edilmesi gerektiği; davanın reddine ilişkin gerekçede yer alan verilerin işlem tesisinden çok sonra dosyaya giren veriler olduğu, ihraç işlemi tesis edildiği tarihte herhangi bir sebebe dayanılmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yargılamanın devam edildiği görülmektedir. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/10/2020 tarih ve E:2017/5228, K:2020/4076 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 06/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.