11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/10276 E. , 2010/912 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.05.2008 tarih ve 2006/342 - 2008/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde açılmış bulunan hesabına 19.01.2006 ve 20.01.2006 tarihlerinde kimliği belirsiz kişi veya kişilerce girilerek hesaptaki 11.696,68 YTL’nın müvekkilinin bilgisi dışında başka hesaplara aktarıldığını ve akabinde bu hesaplardan çekilmiş olduğunu, söz konusu olayın davalının internet güvenliğinin eksik olmasından kaynaklandığını, çekilen paranın ödenmesi için davalıya ihtarda bulunulduğunu ancak davalının ödeme yapmayı reddettiğini ileri sürerek, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla internet bankacılığı hizmetleri nedeniyle uğranılan zararın ve 11.696,68 YTL mevduatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hesaplarına davacının müşteri numarası ve sadece davacının bilgisinde olan parola ve şifresi tuşlanarak giriş yapıldığını, bu durumda davacının parola ve şifresini dikkatli şekilde muhafaza etmeyerek kendi kusuru ile zararına sebebiyet verdiğini, ayrıca davacı şirket telefonuna işlem tarihlerinde bilgilendirme mesajı gönderildiği halde davacı şirket tarafından bu işlemlerle ilgili olarak müvekkili banka ile ilk bağlantının 23.01.2006 tarihinde kurulmuş bulunduğunu, olayda davacının kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen 27.03.2008 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacıya uyarıda bulunulmasına rağmen davacının bu uyarıya kayıtsız kaldığı, şifresini başkaları ile paylaşmak suretiyle güvenlik duvarının aşılmasında tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalarda sonra somut olaya gelindiğinde davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerin davacı tarafından üçüncü kişi veya kişilere el ve işbirliği içinde olarak verilmiş bulunduğuna dair bir kanıtın olmaması karşısında davacının hesabından davacıya veya davacı hesap sahibinin vereceği talimat uyarınca üçüncü bir kişiye ödenmesi gereken paranın hak sahibi olmayan kişi veya kişilere ödenmiş olduğu anlaşılmıştır. Davalı bankanın davaya konu internet işlemleri ile ilgili olarak davacı şirket yetkilisinin cep telefonuna SMS yolu ile bilgilendirme mesajı gönderilmiş, ancak davacı yetkilisinin davaya konu internet işlemlerini muhasebecisinin yaptığını düşünerek gelen mesaja olumsuz yanıt vermediği, bu şekilde işlemin banka sistemi tarafından onaylanarak tamamlandığı anlaşılmıştır. Davalı banka tarafından güvenlik önlemi olarak uygulanan bu yöntem ile hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığı, kötü niyetli kişilerin işlemlerine karşı hesaptaki paranın korunamadığının anlaşılmış olması karşısında davacı hesap sahibinin izni ve rızası dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen davalı bankanın çekilen paradan sorumlu olduğu, ancak somut olayın özelliklerine göre davacı hesap sahibinin de üzerine düşen özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olması nedeniyle paranın hesaptan hak sahibi olmayan kişiler tarafından çekilmesinde kusurunun bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı bankanın hesaptan çekilen paradan ancak davacının tespit edilecek kusuru oranında bir indirim yapılmasını isteyebileceği gözetilerek bilirkişilere yaptırılacak inceleme sonucu davacının somut olaydaki müterafik kusurunun tespit edilerek kusuruna isabet eden miktar dışında kalan tutardan davalı bankanın sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının tam kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.