Esas No
E. 2008/9760
Karar No
K. 2010/1023
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2008/9760 E.  ,  2010/1023 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kırıkkale 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.01.2008 tarih ve 2007/201-2008/384 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, kendisi ile kardeşi ...’ın birlikte kurduğu... Ltd.Şti.’nin ...’ın ölümü nedeniyle feshi için dava açtığını, davalı Oda’nın 3.478,56 YTL aidat borcu bildirdiğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, 19.11.1997 tarihinde tescil edilen iki ortaklı limited şirketin ortaklarından ...’ın 28.06.1999 tarihinde öldüğü, geriye tek ortak davacının kaldığı, şirketin feshi ilamının 31.01.2007 tarihinde kesinleştiği, ortağın 28.06.1999 ölümü tarihinde şirketin hukuki ve fiili varlığının sona erdiğinin kabulü gerektiği, davalının 1998-2007 yılları arasında 1.825,94 YTL aidat borcu bulunduğunu, davacıya bildirmiş ise de, 5174 sayılı Yasa’nın 77 nci maddesi gereğince ödenmeyen yıllık aidatların tahsili ile ilgili karar alınmadığı, ölüm tarihine kadar şirketin varlığını sürdürdüğü ve 266,09 YTL aidat ve gecikme zammı borcu bulunduğu, ölümden itibaren fesih şartlarının kesintisiz devam ettiği 2000-2007 yıllarına ait 1.559,85 YTL aidat ve gecikme zammı toplamının fiilen ve hukuken var olmayan şirket veya ortaklarından istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 28.06.1999 tarihine kadar 266,09 YTL hariç olmak üzere davalı oda’ya 1.559,85 YTL aidat ve gecikme zammı borcu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.

Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.

1.Kararı temyiz edilen mahkemeye dava dosyası görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine, taraflardan birinin başvurusu olmaksızın, görevsiz mahkemenin müzekkeresi ekinde gönderilmek suretiyle ulaşmıştır. Görevsizlik kararı 16.02.2007 tarihinde kesinleşmiş olup, müzekkere 01.03.2007 tarihinde yazılmış, bu tarihte posta pulu eklenmiş, 05.03.2007 tarihinde yapılan tevzi sonucu dosyayı alan görevli mahkemece 05.03.2007 tarihinde tensip yapılarak, duruşma günü için tebligat çıkartılmasına karar verilmiştir.

HUMK’nun 193/2 nci maddesi uyarınca görevli yada görevsiz mahkemeye görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren taraflardan birinin 10 gün içinde dilekçe ile başvurması ya da diğer tarafa tebligat yaptırılması zorunlu olup, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmelidir. Bu durumda, kararı temyiz edilen görevli mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, esasa girilmesi doğru olmamıştır.

2.Kabule göre de; iki ortaklı limited şirketin sağ kalan ortağı olan davacı şirketin feshi nedeniyle davalı ... ve Sanayi Odası Başkanlığı’na aidat borcu doğmadığını ileri sürerek işbu menfi tesbit davasını açmıştır.

Davalı kayıtlarına göre, anılan limited şirket 1998-2007 yılları arasında aidat borcu ve gecikme zammı borcu toplamı olan 1.825,94 YTL’yi ödememiş olup, şirket ödeme yapmadığı için üyeliği 5174 sayılı Yasa’nın 10 ncu maddesi uyarınca askıya alınmıştır. Davalının, şirketin aidat borcunu davacı ortaktan kişisel olarak talep ettiğine dair bir kanıt dosyaya girmemiş olup, davalının dosyaya gönderdiği bilgi ve belgelerde davalı şirket borçlu gösterilmiştir. Limited şirket ortaklarından birinin ölümü halinde payın miras yolu ile iktisabı için ortakların muvafakatine kural olarak gerek bulunmadığı ve aksinin ana sözleşmede öngörülmesi halinde izlenecek yöntemin ne olduğu TTK’nun 521’nci maddesinde düzenlenmiş olup, aynı Yasa'nın 507/3 ncü maddesinde payın miras yolu ile bölünebileceği öngörülmüştür. Dosya içerisinde bulunan şirket anasözleşmesinde aksine bir düzenleme yapılmamıştır. İki ortaklı limited şirketin davacının kardeşi olan diğer ortak ...’ın 1996 yılında ölümü ile şirket tüzel kişiliğinin fiilen ve hukuken sona erdiğinin mahkemece kabulü doğru olmayıp, ölenin mirasçılarına kendiliğinden ortaklık payı intikal etmiştir.

TTK’nun 504/2 nci maddesi uyarınca davacı ...’nin hasımsız olarak açtığı dava sonunda Kırıkkale 1 nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nce, şirketin bu madde uyarınca feshine dair verilen karar kesinleşmiş ise de, bu maddede ortak sayısının bire düşmesi ortaklardan birinin ölümü dışında bir nedenle bu durumun sözkonusu olduğu halleri ile ilgilidir. Kaldı ki o ilam hasımsız bir yargılamada verildiği gibi, şirketin feshine karar verilmiş olması, tüzel kişiliğinin terkini sonucunu doğurmayıp, sadece şirketin tasfiye haline girmesini sağlar. O ilamdan yola çıkılarak, şirketin, ortaklardan birinin ölümü ile fiilen ve hukuken sona erdiğinin kabulü de doğru değildir. Bu durumda, davacının davayı şirketi temsilen açması gerekirken, kendi adına açması karşısında, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilmesi kabul şekli bakımından da bozmayı gerektirmiştir.

3.Bozma neden ve şekline göre, davalı temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu TTK md.521 TTK md.504/2
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.