11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/10618
- Karar No
- 2010/1240
- Karar Tarihi
- 04.02.2010
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
11. Hukuk Dairesi 2008/10618 E. , 2010/1240 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/07/2008 tarih ve 2006/415-2008/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili ile ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. arasında imzalanmış olan acentelik sözleşmesinin müşterek, müteselsil borçlu ve kefili olduklarını, acentenin tahsil ettiği primleri müvekkiline ödemediğini, bu nedenle acente ve davalılar aleyhine icra takibine geçildiğini, ancak davalıların takibe itiraz etmeleri sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, davalıların takibe vaki itirazlarının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için kefilin sorumlu olduğu borç miktarının açıkça gösterilmesi gerektiğini, davaya konu müteselsil kefaletnamede ise kefillerin sorumlu olduğu borç miktarlarının gösterilmediğini, bu nedenle ortada geçerli bir kefillik sözleşmesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine ve davacının % 40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalıların ek sözleşmenin 7 nci maddesinden kaynaklanan borçlardan müşterek ve müteselsil borçlu olmayı kabullendikleri ancak mevcut borcun ek sözleşmede düzenlenen hastalık branşından kaynaklanmadığı, asıl sözleşmeden kaynaklandığı, ek sözleşmeden kaynaklanmayan borç nedeniyle ek sözleşmeye dayanılarak davalılara başvurulamayacağı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı acentenin borçlarından dolayı acente ve davalılar hakkında başlatılan icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacının acentesi dava dışı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti.olup, bu şirket ile yapılan acentelik sözleşmelerinde davalıların acentenin davacı şirkete olan borcundan acente ile birlikte müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla sorumlu olacakları düzenlenmiş ise de davacı dava dilekçesinde davalıların acentelik sözleşmesinin müşterek, müteselsil borçlusu ve kefili olduklarını açıkça belirterek davalıların sorumluluklarının asıl veya müşterek borçluluğa değil, kefalete dayandığını kabul etmiş bulunmaktadır.Borçlar Kanunu’nun “Akitlerin Tefsiri Muvazaa” başlığı altında düzenlenmiş bulunan 18 nci maddesinde bir akdin şekil ve şartlarını tayinde iki tarafın gerek sehven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak gerektiğinin belirtilmiş olmasına göre de somut olayda akdedilen acentelik sözleşmelerine davalıların sorumluluğunu doğurucu hükümlerin konulmasındaki amaç acentenin doğacak borcuna şahsi teminat sağlamaktır.O halde davalıların sorumluluğunun bu bağlamda tespiti gerekmektedir.Kefalete ilişkin BK’nun 484 ncü maddesi kefaletin sıhhatini tahriri şekle riayet etmeye ve kefilin mesul olacağı muayyen bir miktarın iraesine mütevakkıf kılmıştır.Akdedilen acentelik sözleşmelerinde ise davalıların sorumlu olacağı miktarlar gösterilmemiştir.Bu durumda, dava dışı acentenin doğmuş bulunan borçlarından dolayı davalıların sorumlu tutulmalarını gerektirir ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığından davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan hükmün açıklanan değişik gerekçe doğrultusunda onanması gerekmiştir.