Esas No
E. 2008/4799
Karar No
K. 2010/1264
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2008/4799 E.  ,  2010/1264 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.12.2007 tarih ve 2005/688-2007/738 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2010 gününde davacı avukatı davacı vekili ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, 26.08.2003 tarihli temlikname ile ...’un davalılardan olan “doğmuş munzam zararları ile ileride doğacak munzam zararları ve buna bağlı dava haklarını” müvekkiline temlik ettiğini, alacağını davacıya temlik eden ...’un bonolardan kaynaklanan alacağını tahsil amacı ile davalılar aleyhinde icra takipleri başlatıldığını, ancak borçluların çeşitli yöntemlerle alacağın tahsilini geciktirdiğini, ilk takip tarihi ile 01.05.1997 tarihleri arasındaki faizi aşan (munzam) zararın tahsili için İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 200/1394 E. sayı ile açılan davada munzam zararın 01.05.1997 tarihine kadar hesaplandığını, hükmedilen tazminatın 19.11.2003 tarihinde tahsil edildiğini ileri sürerek, 01.05.1997-19.11.2003 tarihleri arasındaki munzam zararın tespiti ile şimdilik 50.000 YTL’nın 19.11.2003 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.

Davalı Turpem Uluslararası Turizm Paz.End.ve Tic.A.Ş. vekili ile davalı ... davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını, davacının zarara uğradığını kanıtlaması gerektiğini, enflasyon artışının ileri sürülerek munzam zarar talep edilemeyeceğini, davacı alacağını tahsilde davalı tarafın kusuru olmadığını, davacı tarafa toplam ödenen bedel dikkate alındığında davacının bir zararı da olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2000/1394 E, 2001/1113 K sayılı dosyası ile ...tarafından munzam zararın tazmini istemi ile açılan davada 80.572.104.523 TL munzam zarar alacağının davalılardan tahsiline karar verildiği, davacının bu kez 01.05.1997-19.11.2003 tarihleri arasındaki munzam zararın tazmini istemi ile işbu davayı açtığı, davacının muayyen paranın gününde ödenmemesinden doğan zararını ve miktarını kanıtlamak durumunda olup, bu zararın, paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan kâr veya faiz edilen gelir olmadığı, davacının somut olarak zararını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, B.K.nun 105/1.maddesine dayanılarak açılmış olup, alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan munzam zararın tahsiline ilişkindir. Davacı alacaklı, borçlunun ilk temerrüde düştüğü 08.11.1990 takip tarihinden, İcra Mahkemesince faiz hesabının yapıldığı 01.05.1997 tarihine kadar olan munzam zararın hüküm altına alındığını belirterek, 01.05.1997 tarihinden asıl alacağın tahsil edildiği 19.11.2003 tarihine kadar oluşan munzam zararın tazminini istemiştir. Dairemizin kararlarında, Ülkemizde talep tarihine ilişkin yıllarda süregelen yüksek enflasyon ve bunun sonucu para değerindeki düşmeler ve alacaklının alacağını geç alması nedeniyle bundan oluşan zararını BK'nun 105 nci maddesi hükmü kapsamında talep etmesinin mümkün olduğu açıkça benimsenmiştir.

Buna göre, ayrıca ve daha yükseği kanıtlanamadıkça, veyahut mal sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarda olduğu gibi tahsil edilecek paranın sarfedileceği amaç ve yer açıkça belli olmadıkça. mahkemece bu tür davalarda munzam zararın tespit edilebilmesi için yapılacak iş şu olmalıdır. Borçlunun temerrüde düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde (dava konusu olayda ise kısmi davada hesaplamada esas alınan 01.05.1997 tarihinden asıl alacağın tahsil edildiği 19.11.2003 tarihe kadar geçen süre içerisinde), her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu sure içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan Ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43'ncü maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken temerrüt faizi miktarı düşülerek. hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir. Nitekim, davacı tarafından açılan kısmi davada da aynı yöntem ile munzam zarar hesabı yapılmış olup, belirtilen hesaplama yöntemi davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturmaktadır.

Yargılama sırasında alınan 29.08.2007 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi heyetinde yer alan Levent Aroğuz tarafından yapılan hesaplamaya ve hesaplamada esas alınan değerlere karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmiş olup, mahkemece, yukarıda açıklanan ilkelere gereğince davacı tarafın munzam zarar alacağı olup olmadığının uzman kişilerden oluşan heyet tarafından düzenlenecek bilirkişi raporuna göre belirlenmesi ve davacı vekilinin ciddi itirazlarının da cevaplandırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog