Esas No
E. 2010/9084
Karar No
K. 2010/10120
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2010/9084 E.  ,  2010/10120 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vdl vekili Avukat ... tarafından, davalı Maliye Hazinesi aleyhine 13/07/2009 gününde verilen dilekçe ile MK'nun 1007. Maddesine dayalı maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; idari yargı yerinin görevli olduğuna dair verilen 26/01/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, tapu sicilinin hatalı tutulmasından dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.

Davacı, 1985 yılında tapuda satın aldığı taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaline karar verildiğini, iyi niyetle satın aldığı taşınmazın elinden çıkması sonucu oluşan zarardan Hazine'nin sorumlu olduğunu iddia ederek uğradığı zararın davalıdan alınmasını istemiştir.

Yerel mahkemece, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince Hazine'nin sorumlu tutulabilmesi için zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmış olması gerektiği, orman niteliğindeki yer için oluşturulan ve satın alma yolu ile davacı adına geçen tapunun ilk oluşumundaki hatalı kadastro tespitine karşı davalı Hazine'nin itirazda bulunmamasının idari işlem niteliğinde olduğu gerekçesiyle idari yargı yerinin görevli olduğuna karar verilmiştir.

Dava konusu taşınmaz 1968 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında dava dışı 3. kişi adına tespit görmüş ve kesinleşmiş, davacı ise 1985 yılında taşınmazı satın almıştır.

Maliye Hazinesi tarafından, davacı aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davası sonucu mahkemece, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş olan orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydı iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

Davacı tapulu taşınmazın mahkeme kararı ile elinden çıktığını belirterek uğradığı zararın ödetilmesi amacıyla eldeki davayı açmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Yasası'nın “Sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi gereğince “Tapu Sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.”

Dava konusu olayda, Hazine adına itiraz etmekle yükümlü olan görevliler üzerlerine düşen görevlerini yapmamışlardır. Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini izleyen işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda oluşan hatalardan Devlet, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların, yanlış tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden değişmesi ya da yitirilmesi, bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen Devlet, sicillerdeki aykırı kayıtlardan doğan zararları ödemeyi de üstlenmektedir. Dayanaksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür. Devletin kadastro işlemlerinden sorumluluğunun kapsamı Medeni Yasa'nın 1007. maddesi kapsamında düşünüldüğünde, eldeki davaya adli yargıda bakılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18/11/2009 gün ve 2009/4-383-2009/517 sayılı kararı da bu biçimde açılan davaların adli yargı yerinde görülmesi ve devletin zarar ile sorumlu olması gerektiği yolundadır. O halde tarafların iddia ve savunmaları bu kapsamda değerlendirilmeli, gösterilen deliller toplanarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku K4721 md.1007
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog