4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2010/8739 E. , 2010/9629 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü aleyhine 30/12/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine dair verilen 24/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, tapu sicil memurlarının ihtiyati haciz kararını uygulamaması nedeniyle icra takip borçlusunun taşınmazını üçüncü kişiye satmasından dolayı alacağını alamadığını belirterek, tapu sicil memurlarının kusurlu eylemi nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesini istemiş, davalı idare, haksız davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, hizmet kusuru niteliğindeki uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince Hazine, tapu sicillerinin tutulmasından doğan bütün zarardan sorumludur. Kamu kurumlarının kamu hukuku alanındaki işlem ve eylemlerinden doğan zararlar idare hukukunun sorumluluk kuralları uyarınca meydana gelse de, yasaların öngördüğü bazı durumlarda kamu hizmetinin özelliği ve gerekleri gözetilerek ayrık düzenlemelere de yer verilmiş ve Devlete bu özel hukuk ilkeleri gereğince sorumluluk yüklenmiştir.
Dava konusu olayda, borçlu adına tapulu taşınmaz kaydına ihtiyati haciz kararının işlenmemesinin zarara yol açtığı ileri sürüldüğüne göre, tapu sicilinin tutulmasına ilişkin olan uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin, idari yargı yeri olmayıp Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince adli yargı yeri olduğu benimsenmelidir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.