11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/11324 E. , 2010/1984 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.05.2008 tarih ve 2007/366-2008/146 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ...’dan olan alacağı için ciro yoluyla temlik aldığı, davalının lehdarı bulunduğu 27.05.2006 keşide tarihli ve (6.000)YTL meblağlı çeki, borcuna karşılık yine dava dışı Mustafa Hancı’ya verdiğini, Mustafa’nın ihtiyati tedbir kararı nedeniyle tahsil edemediği çeki, bedeli karşılığında müvekkiline iade ettiğini, müvekkilinin de çek ilgilileri aleyhine icra takibine giriştiğini, bu arada davalı ...’in gerçek durumu gizleyerek bu çeki iptal ettirdiğini, keşideci olan dava dışı ... tarafından da müvekkili ve Belgin hakkında icra takibi dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti davası açıldığını ileri sürerek, müvekkilinin dava konusu çekin meşru hamili bulunduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, eda davası açılabilecek durumlarda tespit davası açmakta hukuki yararın bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta da davacının meşru hamil olup olmadığının ... tarafından açılan menfi tespit davasında tartışılıp değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının dava konusu çekin meşru hamili bulunduğunun tespiti istemine ilişkin olup davacı, hamili bulunduğu çek hakkında davalının önceden açtığı hasımsız dava ile zayi iptal kararı aldığını, davalının gerçekte çek hamili bulunmadığını ve iptal kararının kendi hukukunu etkilediğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
04.06.1958 tarih ve 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa ve yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Diğer bir deyişle maddi vakıaları bildirmek taraflara, hukuki tavsif ise hakime aittir. Somut uyuşmazlık yönünden ise davacı tarafça sunulan dilekçelerdeki ifadelerden, davacının amacının davalı tarafından alınan zayi iptal kararının ortadan kaldırılması olduğu anlaşılmaktadır.
Dairemiz’in 25.10.1993 gün ve 1993/519 E.- 6809 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, çeklerin kaybedilmesi nedeniyle açılan davada verilmiş bulunan iptal kararı bir ilam olmayıp tespit niteliğini taşımaktadır. Ayrıca bu karar hasımsız olarak tesis edilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla iptal edilen çeklerin elinde bulunduğunu ve bunların gerçek hamili olduğunu ileri süren davacının iptale ilişkin kararın ortadan kaldırılmasını istemesi mümkündür (Batider, C. XVII, S. 2, s. 127). O halde mahkemece bu davaya yukarıda açıklanan şekilde bakılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.