11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının adresinde kurulu------Şirketi'nin ortakları olduğunu şirketin müdürünün ... olduğunu müvekkilinin azınlık hissesine sahip olması, davalının çoğunluk hissesine sahip olması, müdürlük yetkisi, şirketin iştigal alanı ile ilgili deneyimi gibi nedenlerle şirketin idaresinin davalının sorumluluğunda olduğunu, davalının münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzam etmeye, tek yetkili olarak tayin edildiğini, müvekkilinin dava açma hak ve yetkisinin bulunduğunu, davalının dava konusu şirketin ticari defter ve kayıtlarında usulsüzlük yaptığını, şirkete ait paraları şahsi hesaplarına aktardıklarını, davalının müvekkiline hiçbir bilgi vermediğini, ticari defter ve kayıtları usulüne uygun tutmadığını, hiçbir Genel Kurul'u yapmadığını belirterek ihtiyati tedbir kararı verilerek, davalının müdürlük yetkilerinin ihtiyati tedbir yolu ile kısıtlanmasına, ihtiyati tedbir kararı verilerek, davalının hisselerine şirket alacaklarının teminatı olarak tedbir konulmasına, şimdilik 60.149,23 TL'sinin davalı tarafından, şirkete ödenmesine, iadesine, dava tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına , davalının 10.000,00 TL maddi tazminata mahkum edilmesin, dava tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, davalının müdürlük yetkisinin kaldırılmasına, şirket ortaklığından çıkartılmasına, şirket ortaklığından çıkartılan davalıya ait ortaklık payı bedelinin şirkete olan borcundan mahsup edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının babası -----bilanço zararından ziyade güveni kötüye kullanarak zimmetine geçirdiği paralardan dolayı karşılıklı hesaplamalardan sonra dava konusu parayı ödemeyi kabul ettiğini, bilirkişi raporu aldığını ----- dolayısıyla oğlunun 50.000,00 TL sermaye borcunun bulunduğunu, şirketin 261.339,00 TL zarar ettiğinin hesaplandığının, şirkete cari hesabından 143.848,00 TL borç verdiğinin tespit edildiğini, davacının ortak ve ailece sahip olduklar----- Şirketi'nin de şirkete 44.844,20 TL borcunun bulunmakta ve -----ailesi tarafından dolandırılmış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalının, dava dışı -----müdürlük yetkisinin kaldırılmasının, şirket ortaklığından çıkarılmasının gerekip-gerekmediği, ayrıca dava dışı------ 60.149,23 TL ödemesinin ve davacıya 10.000 TL maddi tazminat ödemesinin gerekip-gerekmediği hususlarında olduğu anlaşılmıştır.Mahkememiz dosyasının 30/09/2020 tarihli duruşma tutanağının ----- no'lu ara kararı uyarınca uyuşmazlık noktalarında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup,
25/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Tarafların ortak oldukları dava dışı ----- şirketinin yasal defter ve dayanak belgelerinin incelemeye ibraz edilmediği, bu nedenle davacı talepleri yönünden şirket yasal defterlerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, yasal defter kayıtlarının incelenememesi nedeniyle davalının ödenmemiş sermaye borcu olup olmadığı, uhdesine geçirmiş olduğu paralar olup olmadığı, şahsen şirketin mal varlığına vermiş olduğu zararlar vb. yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığı, davacı şirketin 2007 yılından itibaren gayrıfaal durumda olduğu ve vergi dairesi mükellefiyetinin 2011 yılında ticaret sicilden işe 2015 yılında terkin edildiği ve sicil kayıtlarının kapatıldığı, davalının şirkette % 20 davacının ise % 30 oranında ortak olduğu ve davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı, davalının müdürlük görevi süresinin ticaret sicil kayıtlarına göre 09.12.2007 tarihinde dolduğu, bu tarihten sonra davalının şirketteki müdürlük görevinin sonlandığı ve temsil ve ilzam yetkisinin kalmadığı, davalının müdürlük süresinin dolmasından sonra şirkete yeni müdür atamasının yapılmadığı ve şirketin organsız kaldığı, ticaret sicil kayıtlarında davalının müdürlük görevinin 09.12.2007 tarihinde dolması ve bu tarihten sonra temsil ve ilzam yetkisinin kalmaması, şirketin hem vergi dairesinden ve hem de ticaret sicilden terkin edilmesi ve sicil kaydının kapalı olması hasebiyle davalının azil istenilecek bir müdürlük görevinin bulunmadığı, şirketin yasal defterlerinin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle ortaklar bazında ortaklık pay tutarının hesaplanamadığı..." şeklinde rapor düzenlendiği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 25/11/2021 tarihli ara kararının---- no'lu ara kararı uyarınca dosyanın ek rapor incelemesi için bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verilmiş olup, 15/06/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "...Netice itibariyle bilirkişi kök raporumuzdaki görüş ve kanaatlerimizde herhangi bir değişiklik olmadığı hususunu nihai takdir Sayın Mahkemenin olmak üzere..." şeklinde rapor düzenlendiği görüldü.Tarafların itirazları üzerine bu sefer mahkememizin 02/11/2022 tarihli ara kararının ----- no'lu ara kararı uyarınca dosyanın ek rapor incelemesi için aynı bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verilmiş olup, 07/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "...Netice itibariyle -----. İcra Dairesinin ------ sayılı dosyasında ödenen reddiyat makbuzlarının toplamı 269.544,23.- TL olduğu ve son tahsilatın 2018 yılında yapıldığı, bu tarihten sonra söz konusu dosyada herhangi bir tahsilat kaydının olmadığı, söz konusu işlem nedeniyle şirketin bir zararının olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılabilmesi için şirketin tüm ticari defter ve dayanak belgeleri üzerinde inceleme yapılması ve tüm işlemlerin birlikte değerlendirilmesi çerçevesinde dava konusu zarar iddiaları yönünden bir tespit ve değerlendirme yapılmasının olanaklı olabileceği ancak şirketin yasal defterleri incelenemediğinden bu yönde kesin bir tespit ve değerlendirme yapılamadığı hususu sayın mahkemenin takdirindedir..." şeklinde rapor düzenlenmiştir.Tarafların ortak oldukları dava dışı-----şirketinin yasal defter ve dayanak belgelerinin incelemeye ibraz edilmediği, bu nedenle davacı talepleri yönünden şirket yasal defterlerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, yasal defter kayıtlarının incelenememesi nedeniyle davalının ödenmemiş sermaye borcu olup olmadığı, uhdesine geçirmiş olduğu paralar olup olmadığı, şahsen şirketin mal varlığına vermiş olduğu zararlar vb. yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığı, davacı şirketin 2007 yılından itibaren gayrıfaal durumda olduğu ve vergi dairesi mükellefiyetinin 2011 yılında ticaret sicilden ise 2015 yılında terkin edildiği ve sicil kayıtlarının kapatıldığı,davalının şirkette % 20 davacının ise % 30 oranında ortak olduğu ve davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı, davalının müdürlük görevi süresinin ticaret sicil kayıtlarına göre 09.12.2007 tarihinde dolduğu, bu tarihten sonra davalının şirketteki müdürlük görevinin sonlandığı ve temsil ve ilzam yetkisinin kalmadığı, davalının müdürlük süresinin dolmasından sonra şirkete yeni müdür atamasının yapılmadığı ve şirketin organsız kaldığı,ticaret sicil kayıtlarında davalının müdürlük görevinin 09.12.2007 tarihinde dolması ve bu tarihten sonra temsil ve ilzam yetkisinin kalmaması, şirketin hem vergi dairesinden ve hem de ticaret sicilden terkin edilmesi ve sicil kaydının kapalı olması hasebiyle davalının azil istenilecek bir müdürlük görevinin bulunmadığı, Şirketin yasal defterlerinin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle ortaklar bazında ortaklık pay tutarının hesaplanamadığı görülmektedir. ----. İcra Dairesinin -----sayılı dosyası incelendiğinde alacaklı ...’ in borçlu-----aleyhine 18.05.2010 tarihinde;100.000,00.- TL asıl alacak
21.900,00.- TL işlemiş faiz 4.590,00.- TL karar harcı 1.384,60.- TL yargılama giderleri 9.700,00.- TL karar ücreti vekalet137.574,60.- TL toplam alacak üzerinden takibe geçtiği görülmüştür. Söz konusu takibe dayanak olarak-----Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ----- sayılı
Kararı” dayanak olarak gösterildiği, -----. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin------sayılı dosyası incelendiğinde ise, davacı tarafın eldeki davada davalı olan ... olduğu, davalının da, eldeki dava davacısının babası ----- davanın, alacak davası olduğu görülmüş olup,söz konusu davada verilen 20.04.2010 tarih ve ----- sayılı kararla; − Asıl alacak yönünden davanın kabulü ile; 100.000,00 TL’nin dava tarihi olan 11.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsiline..kararı verildiği, yukarıda incelemesi yapılan icra takibininde bu mahkeme kararına dayalı olarak başlatıldığı, davalı tarafça bu icra takibi ile, asliye hukuk mahkemesindeki davanın, eldeki dava konusundan bağımsız olarak şirket alacağına ilişkin olmadığı, davacının babasının, şirket işlemlerinden dolayı kendisine verilen zarara ilişkin olduğu savunmasında bulunduğu, asliye hukuk mahkemelerindeki davaların kişisel alacak davası olarak yürütüldüğü, davalının savunmasının aksine dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı görülmektedir.Yapılan açıklamalar ışığında, eldeki davanın konusu “davalının dava dışı ----- Şirketi'ndeki müdürlük görevinden azli ve ortaklıktan çıkarma” olarak yer aldığı, ----- Asliye Hukuk Mahkemesinin ----- Esas ve -----Asliye Hukuk
Mahkemesinin -----Esas sayılı dava dosyaları yönünden verilen kararların, tüm dosya kapsamı ve dava dışı----- firmasının yasal defter ve dayanak belgeleri ile birlikte bir değerlendirme yapılması gerektiği,----İcra Dairesinin -----buzlarının toplamı 269.544,23.- TL olduğu ve son tahsilatın 2018 yılında yapıldığı, bu tarihten sonra söz konusu dosyada herhangi bir tahsilat kaydının olmadığı, söz konusu işlem nedeniyle şirketin bir zararının olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılabilmesi için yukarıda açıklandığı gibi, şirketin tüm ticari defter ve dayanak belgeleri üzerinde inceleme yapılması ve tüm işlemlerin birlikte değerlendirilmesi çerçevesinde dava konusu zarar iddiaları yönünden bir tespit ve değerlendirme yapılmasının olanaklı olabileceği, bu durumda davalının işlemleriyle dava dışı ve tarafların ortak oldukları şirkete zarar verdiğinin kanıtlanamadığı, buna bağlı olarak davacının maddi tazminat talebininde kanıtlanamadığı, yine davalının ---- İcra Dairesinin-----. sayılı dosyasında yaptığı tahsilatın da dava dışı şirkete ödenmesi gerekiğine dair dosyada delil bulunmadığı, öte yandan davalının şirketteki müdürlük görevinin 2007 yılında dolduğu, bu tarihten sonra davalının şirketteki müdürlük görevinin sonlandığı ve temsil ve ilzam yetkisinin kalmadığı, davalının müdürlük süresinin dolmasından sonra şirkete yeni müdür atamasının yapılmadığı ve şirketin organsız kaldığı, ticaret sicil kayıtlarında davalının müdürlük görevinin 09.12.2007 tarihinde dolması ve bu tarihten sonra temsil ve ilzam yetkisinin kalmaması, şirketin hem vergi dairesinden ve hem de ticaret sicilden terkin edilmesi ve sicil kaydının kapalı olması hasebiyle davalının azil istenilecek bir müdürlük görevinin bulunmadığı kanaatine varılmakla kanıtlanamayan davanı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
1.Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
2.Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 1.197,98 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 770,38 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,
3.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafından sarf edilen 50,0 TL gider avansının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara ödenmesine,
7.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.