3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2023/649 E. , 2024/493 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin yetkilisi olduğu ......, şirketinde muhasebeci olarak çalışan davalının aynı zamanda halasının oğlu olduğunu, kendisine duyulan güven neticesinde adına vekaletname düzenlenerek gerek şirkete ait gerekse de şahsi banka hesaplarından para çekme yetkisi verildiğini, davalının vekaletle bankalardan para çektikten sonra bu paraları nereye verdiğini, kime teslim ettiğini, kendi el yazısı ile kasa defterlerine işlediğini, bu şekilde hesap hareketlerinin kontrol edilmekte olduğunu, ancak 2006-2007 yıllarında banka hesaplarına büyük miktarlarda paraların girip çıktığını, davalıya duyulan güven ile defterlerin çoğu zaman kontrol edilmediğini, daha sonra yapılan kontrollerde davalının vekaletname ile çektiği paralardan bir kısmını kasa defterine hiç işlemediğini fark ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 200.00,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının kendi adına dava açma yetkisi olmadığını, şirketin müvekkilinden talepte bulunabileceğini, bahsi geçen para çekme olayının 2007 ve öncesi döneme ait olduğundan davanın zamanaşımına uğradığını, davacının yetkilisi olduğu şirketten 2008 yılında emekli olarak ayrıldığını, emekli ikramiyesi ve diğer haklarının ödenmemesi nedeniyle iş mahkemesinde dava açtığını, davanın lehine sonuçlanması üzerine davacının kötüniyetli olarak gerçek olmayan isnatlarda bulunmak suretiyle dava açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, hem şirketi hem de kendisini temsilen 07.05.2009 tarihinde imzaladığı ibraname ile davalının muhasebeci olarak çalıştığı şirketten ayrılması sebebiyle, çalışma süresi içerisinde bir alacağın kalmadığı ve kendisini ibra ettiğini ifade ettiği, davacının bankalardaki hesaplarından para çekmek üzere davalıya vermiş olduğu vekaletnameyi ibraz etmediği, gayri resmi kasa defteri dışında davalının zimmetine geçirdiği paraların tespiti yönünde yazılı bir delil bulunmadığı, davacının basiretli bir tacir olarak 07.05.2009 tarihinde düzenlediği ibranamenin geçerli olup bağlayıcı nitelikte bulunduğu gerekçesiyle, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; gayrı resmi kasa defteri dışında yazılı delil olmadığı yönündeki gerekçenin kabul edilemeyeceğini, resmi kasa defterlerinin tali delil olup, asıl olarak banka kayıtlarına dayandıklarını, kararda belirtilen davalıyı ibra ettiğine dair gerekçenin de hukuka aykırı olduğunu, ibraname başlıklı belgenin yeterli açıklıkta olmaması nedeniyle hukuken geçerli olmadığını, üstelik ibranamenin düzenlendiği tarihte hesaplarından bu şekilde para çekildiğinden ve davalının zimmetine para geçirdiğinden haberdar olmadığını, davalının uzun yıllardır yanında çalışması ve dayısının oğlu olmasından dolayı da kendisine güven duyduğunu ve defterleri incelemediğini, ibranamenin aldatma suretiyle alındığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının 1987 yılından 31.03.2008 tarihine kadar davacının yetkilisi olduğu ......, şirketinde muhasebeci olarak çalışıp emekli olduğunu, dosyaya sunulan 07.05.2009 tarihli ibraname ile davalının verilen vekaletnameye istinaden çalışma süresi içerisinde ve hizmeti sırasında bir alacağın bulunmadığı açıklanarak davacı tarafça ibra edildiği, davacının basiretli bir tacir gibi davranıp banka ve defter kayıtlarını inceledikten sonra bu ibrayı yapmış olması gerektiği, imzaladığı belge ile kendini bağladığı, ayrıca davalının işçi alacakları için açtığı ve aleyhine sonuçlanan davanın karar tarihi 19.03.2013 olup, hemen sonra 08.04.2013 tarihinde bu davayı açmakla davacının iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebepleri ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılmasından ve vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 502 inci ve 508 inci maddeleri
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı ve 199 uncu maddeleri
3.Değerlendirme
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, davalının davacının yetkilisi olduğu şirkette muhasebeci olacak çalışmakta iken 2009 yılı Nisan ayında emekliye ayrıldığı, bu sebeple davacı tarafça kendi adına asaleten, şirket adına temsilen imzalanan 07.05.2009 tarihli 'İbraname' başlıklı belgede hem şahsı hem şirket adına verilen vekaletname nedeniyle, çalışma süresi içerisinde ve hizmeti sırasında bir alacağın kalmadığı ve davalının ibra edildiğinin açıkça yazılı olduğu, işbu ibranamenin basiretli tacir olan davacıyı bağladığı, her ne kadar ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça belge niteliğinde olan kasa defterleri dosyaya delil olarak sunulmuş ise de; davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı yönündeki iddiasını, mevcut ibraname ve dosya kapsamı itibariyle ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.