Danıştay 8. Daire Başkanlığı
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/2618 E. , 2023/2624 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
1.…
2.… Üniversitesi
1.Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi … Anabilim Dalında Öğretim Görevlisi olarak görev yapan davacının, geliştirme ödeneğinin tamamından yararlanmak üzere yaptığı başvurunun reddine ilişkin Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü'nün … tarih ve … sayılı işlemi ile;
2.Bu işlemin gerekçesi olan 19.04.2005 tarih ve 25791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geliştirme Ödeneği Ödenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinde yer alan ''Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent ve Araştırma Görevlisi dışındaki kadrolara atanmış öğretim elemanlarına, bu Karar hükümlerine göre hesaplanacak geliştirme ödeneği miktarının yarısı ödenir'' ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın Anayasa'nın 10. Maddesi ile güvence altına alınan eşitlik ilkesine aykırı olduğu, kalkınma öncelikli illerde görev yapan araştırma görevlisi dışındaki kadrolara atanmış öğretim elemanlarının da aynı emek ve zamanı sarf ederek aynı görevi ifa etmelerine rağmen bu kişilere geliştirme ödeneği miktarının yarısının ödenmesine dair hükmün açıkça ayrımcılığa sebep olduğu ileri sürülerek Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü'nce tesis edilen işlem ile dayanağı olan Geliştirme Ödeneği Ödenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinde yer alan ibarenin iptali gerektiği iddia edilmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI: …'NIN SAVUNMASI: Söz konusu Bakanlar Kurulu kararında sayılan öğretim elemanlarının; geliştirme ödeneği ödenmesine karar verilen yerlerde temininde zorluk çekilen öğretim elemanları olduğu, üniversitelerde eğitim öğretim faaliyetinin esas olarak öğretim üyesi eliyle yürütüldüğü, öğretim görevlisinin ise öğretim üyesine göre tali nitelikte kaldığından söz konusu kadrolarda görev yapanlara daha fazla ödenek ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. … ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NÜN SAVUNMASI: İptali istenilen işlemin mevzuata uygun olduğu, farklı akademik ünvanlar için farklı oranlarda özlük haklarının düzenlenmesinin eşitlik ilkesine aykırı olmadığı, bu sebeple söz konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Dava; Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi … Anabilim Dalında Öğretim Görevlisi olarak görev yapan davacının, geliştirme ödeneğinin tamamından yararlanmak üzere yaptığı başvurunun reddine ilişkin Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü'nün … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin gerekçesi olan 19.04.2005 tarih ve 25791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geliştirme Ödeneği Ödenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinde yer alan ''Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent ve Araştırma Görevlisi dışındaki kadrolara atanmış öğretim elemanlarına, bu Karar hükümlerine göre hesaplanacak geliştirme ödeneği miktarının yarısı ödenir'' ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
T. C. Anayasası'nın ''Kanun önünde eşitlik'' başlıklı 10.
maddesinin beşinci fıkrasında; Devlet organları ve idare makamlarının, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları belirtilmiştir. 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu'nun ''Geliştirme ödeneği'' başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında, ''Diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın beş katına kadar geliştirme ödeneği ödenebilir." hükmü; dava konusu düzenlemenin yapıldığı tarihte yürürlükte olduğu şekliyle ikinci fıkrasında, "Geliştirme ödeneği verilecek yükseköğretim kurumları, ödeneğin verilmesine ilişkin usul ve esasları ile oran veya miktarları, bu ödenekten yararlanma süresi ile yararlanmayacak olanlar ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilir.'' hükmü yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ''Tanımlar'' başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde, "(Değişik: 22/2/2018-7100/2 md.) Öğretim Elemanları: Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlileridir'; (m) bendinde, "(Değişik: 22/2/2018-7100/2 md.) Öğretim Üyeleri: Yükseköğretim kurumlarında görevli profesör, doçent ve doktor öğretim üyeleridir'; (n bendinde, "Değişik: 22/2/2018-7100/2 md.) Öğretim Görevlisi: Yükseköğretim kurumlarında okutulan dersleri vermek, uygulama yapmak veya yaptırmakla yükümlü olan öğretim elemanıdır." şeklinde tanımlanmıştır.
Dava konusu Bakanlar Kurulu Kaarının 1. maddesinde; "Diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının memur aylık katsayısı ile çarpımı suretiyle hesaplanacak tutara, ekli cetvelde yükseköğretim kurumlarının bulunduğu yerleşim yerlerine göre belirlenen oranların uygulanması sonucu bulunacak miktarda geliştirme ödeneği ödenir." hükmüne yer verilmiş;
2.maddesinde bu ödeneğin fiilen görev yapılan süre boyunca ödeneceği belirtilmiş ve ayrıca kararın 4. maddesinde de profesör, doçent, yardımcı doçent ve araştırma görevlisi dışındaki kadrolara atanmış öğretim elemanlarına, bu Karar hükümlerine göre hesaplanacak geliştirme ödeneği miktarının yarısının ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Olayda; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. Maddesinde sayılan kadrolar dışında bir kadroda görev yapan davacıya, maddede sayılan kadrolara ödenen geliştirme ödeneğinin yarısı kadarının ödendiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen yükseköğretim mevzuatına göre, öğretim elemanları arasında unvan kazanma, atanma, özlük hakları ve göreve ilişkin konularda farklı düzenlemelere gidildiği, dolayısıyla öğretim elemanı olsada farklı akademik unvanların farklı hukuksal durumlar içerdiği, her bir unvanın statüsünün farklı olduğu açıktır.
Diğer taraftan; Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen "kanun önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Zira; Anayasa Mahkemesinin 8.12.2011 gün ve E:2010/119, K:2011/165 sayılı kararında, eşitlik ilkesinin amacının, hukuksal durumları aynı olanların kanunlarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanun karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu, bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin çiğnenmesinin yasaklandığı ve bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, kanun önünde eşitliğin, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmeyeceği, durum ve konumlarındaki özelliklerin, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabileceği ve aynı hukuksal durumların aynı, ayrı hukuksal durumların farklı kurallara bağlı tutulmasının Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesini zedelemiş olmayacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, Yükseköğretim Personel Kanunu'nun 14. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yükseköğretim kurumlarına verilecek geliştirme ödeneğinin usul ve esasları ile oran ve miktarlarının saptanması konusunda Bakanlar Kurulunun takdir yetkisi bulunduğu tartışmasız olup, tanınan bu takdir yetkisinin Anayasa ve Yasalarla çizilen çerçeve içerisinde kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bir şekilde kullanıldığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede ve bu düzenleme gereği tesis edilen birel işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ :
Dava Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi … Anabilim Dalında Öğretim Görevlisi olarak görev yapan davacının, geliştirme ödeneğinin tamamından yararlanmak üzere yaptığı başvurunun reddine ilişkin Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü'nün … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 19.04.2005 tarih ve 25791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geliştirme Ödeneği Ödenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinde yer alan ''Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent ve Araştırma Görevlisi dışındaki kadrolara atanmış öğretim elemanlarına, bu Karar hükümlerine göre hesaplanacak geliştirme ödeneği miktarının yarısı ödenir'' ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
İlgili mevzuat: 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu'nun ''Geliştirme ödeneği'' başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, ''Diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumları ile bunların bölümlerinde görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın beş katına kadar geliştirme ödeneği ödenebilir." 2. fıkrasında, "Geliştirme ödeneği verilecek yükseköğretim kurumları, ödeneğin verilmesine ilişkin usul ve esasları ile oran veya miktarları, bu ödenekten yararlanma süresi ile yararlanmayacak olanlar ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilir.'' hükmü yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ''Tanımlar'' başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde,'' Öğretim Elemanları: Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, okutmanlar ile öğretim yardımcılarıdır.; (m) bendinde, Öğretim Üyeleri: Yükseköğretim kurumlarında görevli profesör, doçent ve yardımcı doçentlerdir.; (o) bendinde, Okutman: Eğitim-öğretim süresince çeşitli öğretim programlarında ortak zorunlu ders olarak belirlenen dersleri okutan veya uygulayan öğretim elemanlarıdır., (p) bendinde, Öğretim Yardımcıları: Yükseköğretim kurumlarında, belirli süreler için görevlendirilen, araştırma görevlileri, uzmanlar, çeviriciler ve eğitim- öğretim planlamacılarıdır.'' şeklinde tanımlanmıştır.
Dava konusu Bakanlar Kurulu kararının 1. maddesinde; "Diğer yükseköğretim kurumlarına göre sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde öğretim yapan ve/veya yeterli sayıda öğretim elemanı sağlanamayan yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarına; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge toplamının memur aylık katsayısı ile çarpımı suretiyle hesaplanacak tutara, ekli cetvelde yükseköğretim kurumlarının bulunduğu yerleşim yerlerine göre belirlenen oranların uygulanması sonucu bulunacak miktarda geliştirme ödeneği ödenir." hükmüne yer verilmiş;
2.maddesinde bu ödeneğin fiilen görev yapılan süre boyunca ödeneceği belirtilmiş ve ayrıca kararın 4. maddesinde de profesör, doçent, yardımcı doçent ve araştırma görevlisi dışındaki kadrolara atanmış öğretim elemanlarına, bu karar hükümlerine göre hesaplanacak geliştirme ödeneği miktarının yarısının ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı konusu Bakanlar Kurulu Kararı Yönünden:
Yükseköğretim mevzuatına göre, öğretim elemanları arasında unvan kazanma, atanma, özlük hakları ve göreve ilişkin konularda farklı düzenlemelere gidildiği, dolayısıyla öğretim elemanı olsada farklı akademik unvanların farklı hukuksal durumlar içerdiği, her bir unvanın statüsünün farklı olduğu açıktır.
Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen "kanun önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Anayasa Mahkemesinin 8.12.2011 gün ve E:2010/119, K:2011/165 sayılı kararında, eşitlik ilkesinin amacının, hukuksal durumları aynı olanların kanunlarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanun karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu, bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin çiğnenmesinin yasaklandığı ve bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, kanun önünde eşitliğin, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmeyeceği, durum ve konumlarındaki özelliklerin, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabileceği ve aynı hukuksal durumların aynı, ayrı hukuksal durumların farklı kurallara bağlı tutulmasının Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesini zedelemiş olmayacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, Yükseköğretim Personel Kanunu'nun 14. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yükseköğretim kurumlarına verilecek geliştirme ödeneğinin usul ve esasları ile oran ve miktarlarının saptanması konusunda Bakanlar Kurulunun takdir yetkisi bulunduğu tartışmasız olup, tanınan bu takdir yetkisinin Anayasa ve Yasalarla çizilen çerçeve içerisinde kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bir şekilde kullanıldığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte taraftan, 19.04.2005 tarih ve 25791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geliştirme Ödeneği Ödenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinde yer alan ''Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent ve Araştırma Görevlisi dışındaki kadrolara atanmış öğretim elemanlarına, bu karar hükümlerine göre hesaplanacak geliştirme ödeneği miktarının yarısı ödenir'' ibaresinin iptali istemiyle açılan dava dosyasında Dairemizin 30/12/2015 tarih ve E:2014/1603, K:2015/13169 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş olup bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onandığı ve kararın kesinleştiği görülmektedir.
Sonuç olarak, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü'nün … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 19.04.2005 tarih ve 25791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geliştirme Ödeneği Ödenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinde yer alan ''Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent ve Araştırma Görevlisi dışındaki kadrolara atanmış öğretim elemanlarına, bu Karar hükümlerine göre hesaplanacak geliştirme ödeneği miktarının yarısı ödenir'' ibaresininde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bireysel İşlem Yönünden Dava konusu bireysel işlemin hukuka uygun olduğu anlaşılan Başkanlar Kurulu kararına dayılı olarak tesis edildiği anlaşıldığından davanın bu kısmının da reddi gerekmektedir. KARAR SONUCU:
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
3.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.