14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1900
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/02/2023
EK KARAR TARİHİ : 25.05.2023
NUMARASI: 2021/819 E. - 2023/161 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki aracın iadesi ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından; 25.05.2023 tarihli ek karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... şirketinden ... 1.5 DCİ ... model aracı 18/11/2019 tarihinde satın aldığını, aracın 19/11/2019 tarihinde trafiğe çıkmak üzere tescil edildiğini ve ... plakasını aldığını, satın alındıktan sonra kullanım sırasında aracın tüm bakımlarının bakım sürelerine uygun olarak müvekkili tarafından davalı ... yaptırıldığını, 2021 yılı Nisan ayında ortada hiç bir açıklayıcı sebep olmaksızın araç hareket halindeyken aracın motor bölümünden anormal sesler duyulduğunu, akabinde motor bölümünden yanık ve duman kokusu geldiğini, yaşanan arıza üzerine aracın, 12/04/2021 tarihinde davalı ...'ın Mahmutbey şubesine getirildiğini, davalı ... tarafından hazırlanan 13/04/2021 tarihli servis randevu formu düzenlenerek aracın servise alındığını, aracın tüm bakımlarının davalı ... servisinde yapılmış olmasına, hiçbir kullanıcı hatası olmamasına ve aracın garanti süresinin henüz dolmamasına rağmen davalı ... yetkililerinden şifahen öğrenildiği üzere davalı ...yetkilileri tarafından hasarın kullanıcı hatasından kaynaklandığı, garanti kapsamında olmadığı, bu nedenle değişim veya ücretsiz onarım yapılmaması gerektiğinin bildirildiğini, bu durum üzerine ..., aracın onarımının sağlanması için müvekkilinden onarım ücreti talep ettiğini, bu noktada taraflar arasında ihtilaf oluştuğunu, çözümün ancak inceleme sonrası ortaya çıkacağı anlaşılmakla, tamiratın yapılmasıyla araçtaki hasarın incelenmesi ve hasarın garanti kapsamında olup olmadığının tespitin zor olacağı göz önüne alınarak, araç tamir edilmeden önce 19/04/2021 tarihinde delil tespiti istemli olarak Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/41 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talep edildiğini, açıldığı,
25/05/2021 tarihli bilirkişi raporu alındığını, araçtaki arızanın üretimden kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, aracın davalılarca garanti kapsamında yenisiyle değiştirilmemesi veya bedelsiz onarılmaması üzerine aracın atıl kalmaması için tüm kanuni haklar saklı tutularak aracın tamiri için ... fiyat alındığını ve araç ... tarafından müvekkilinin 15/09/2021 tarihli faturaya binaen ödemiş olduğu KDV dahil 26.056,78-TL bedelle onarıldığını, davalıların bu süreç içerisinde ikame araç temin etmemeleri üzerine müvekkilinin ... AŞ'den aylık KDV dahil 3.835,00-TL olmak üzere 08/05/2021, 07/06/2021, 07/07/2021, 07/08/2021 ve 15/09/2021 tarihli faturalara binaen 5 ay için 19.175,00-TL bedel ödeyerek araç kiralamak mecburiyetinde kaldığını, b aracın gizli ayıpla müvekkiline satıldığını ileri sürerek, aracın iade alınarak yenisi ile değiştirilmesine, aracın yenisi ile değiştirilmesinin teknik ve hukuki olarak imkansız durumda olması şartıyla (aracın üretimden, piyasadan kalkması, vs) karar tarihi itibariyle aracın güncel rayiç bedelinin davalılardan müştereken tahsili ile müvekkiline ödenmesine, müvekkilinden alınan onarım bedeli olan 26.056,78-TL'nin, ödemenin yapıldığı 15/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılar tarafından müvekkiline ödenmesine, 19.175,00 TL araç kiralama ücretlerinin ödeme tarihlerinden başlayarak işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılar tarafından müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, mahkemenin yetkili olmadığını, müvekkilinin ... markalı araçların Türkiye’de yalnızca satış ve satış sonrası hizmetlerini üstlenen distribütör firma olduğunu, imalat süreci ile hiçbir ilgisi olmadığını, araç üretim fabrikası bulunmadığını, müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığını, davacının aracın üretimden ayıplı olduğunu iddia etmeyip serviste almış olduğu hizmetin ayıplı olduğunu iddia ettiğini, bu iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu, fakat bir anlığına bu iddia kabul edilse bile aracın distribütörünün servisten verildiği iddia edilen ayıplı hizmetten dolayı sorumlu olamayacağının ortada olduğunu, dava konusu aracın bir şirket aracı olduğu için birçok farklı kullanıcı tarafından hor kullanılan bir araç olduğunu, aracın üretimi üzerinden 23 ay geçtikten ve araç 47.000 km yol yaptıktan sonra aracın hortumunun bir dış müdahale olmadan kendiliğinden çıkabilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu aracın garanti kitapçığına aykırı bir şekilde yetkisiz bir yerde işlem gördüğünü, kullanım hatası kaynaklı arızaların, garanti kapsamında değerlendirilemeyeceğini, aracın bir şirket aracı olduğu ve aracın bir çok farklı kişi tarafından kullanılmış olması dolayısıyla davacının araca yetkili servis dışında müdahale edilip edilmediğini bilebilmesinin mümkün olmadığını, araçtaki hasar, kullanım hatası / yetkisiz yerde müdahale ile meydana geldiğini, davacının aracın onarılmasına izin vermediğini, aracın onarılmasına izin vermeyen davacının bu süreçte araçsız kalması dolayısıyla araç kiralamasının tamamen kendi tasarrufunda olduğunu, bu süreçte ödediğini iddia ettiği kira bedelini müvekkilinden talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının seçimlik haklarından onarım hakkını kullandığı, onarım hakkını kullanmış olan davacının, onarım hakkından cayması, diğer seçimlik haklarını kullanmasının mümkün olmadığını, davacının hali hazırda aracı sorunsuz olarak kullandığını, davacının varlığını iddia ettiği ses probleminin gerçekte var olsaydı bile aracın emniyetini ve kullanımını etkilemeyen bir durum olduğunu, davaya konu edilmiş araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, bu nedenle davacının misliyle değişim talebinin reddi gerektiği, aracın teslim edildiği 18.11.2019 tarihinden bugüne kadar aracın kazası dışında bir kaza geçirip geçirmediğini, yetkili servis olmayan yerlerde işlem görüp görmediğinin bilinmediğini, aracın tramer kayıtlarının celbi ile kaza hasarının bulunup bulunmadığı araştırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. etmiştir. Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; davacının, dava konusu aracı 18.11.2019 tarihinde satın aldığını, aracın davacıya tam ve eksiksiz teslim edildiğini, müvekkilinin servis kayıtları incelendiğinde, davaya konu aracın, 05.08.2020 tarihinde 20.000 km bakım için geldiğinin ve 16.09.2021 tarihinde fren ve balata değişimi için geldiğinin tespit edildiği, serviste, aracın genel kontrolleri elektronik beyin üzerinde yapılmış olup, düzenlenen raporda herhangi bir olumsuz durumun olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin yetkili servisinin araç üzerinde yapmış olduğu kontrollerde, termostat su hortumunun kelepçesinin üzerinde olmasına rağmen yerinden çıkmış olduğu ve aracın su eksikliği sebebiyle hararet yaptığının tespit edildiğini, aracın garanti kapsamında olduğu için ... merkeze garanti talebinde bulunulduğunu, garanti biriminin bu km de ve bu model bir araçta su hortumunun kendi başına çıkması gibi olasılığı imkan ve ihtimaller dahilinde değildir denerek garantiden işlem yapılmasını reddettiğini, uyuşmazlık konusu aracın periyodik bakımlarının garanti prosedürüne göre eksik yapıldığını, dava konusu aracın şirket aracı olduğu için birden fazla kişi tarafından kullanılma ihtimali olduğunu, aracın termostat sisteminde bir arıza olduğunda göstergelerde acil uyarı verdiğini, kullanıcının bu durumda aracı hareket ettirmemesi gerektiğini, ancak uyarıya rağmen aracın kullanılması neticesinde su eksilmesi nedeniyle motorun arızalandığını, eğer bu arıza kullanıcıdan değil de üretimden kaynaklı olsa idi aracın 47.000 km yol gidemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava ya ve satıma konu aracın 18/11/2019 tarihli; davalı ... A.Ş. tarafından davacı ... Tic. Ltd. Şirketi adına düzenlenen fatura incelendiğinde; ... motor nolu; ... şasi nolu; 2019 model, ... marka, ... 1.5 dCi 90 BG; kum beji renkli araç bedelinin 69.254,10 TL (%15 ÖTV +%18 KDV dahil 94.151,01 TL); gümrük yeri: Dilovası olduğu ve yeni sıfır km. olarak ithal edilerek satın alındığı; Davacı şirketin dava konusu aracın gerekli periyodik bakımlarını yaptırmasına ve motor kısmında olay öncesine ait herhangi bir hasar onarımına ait izler bulunmaması itibariyle, dava konusu arızanın üretim kaynaklı olduğu ve söz konusu durum değerlendirildiğinde, garanti kapsamında iken sıfır kilometre olarak satın alınan bir araçta olmaması gereken ve gözle görülemeyecek ancak teknik uzmanlar tarafından anlaşılabilecek nitelikteki problemden dolayı, davaya konu aracın gizli ayıplı mal niteliğinde olduğu; aracın garanti belgesi yönetmeliğine göre dava konusu aracın tescil belgesi incelendiğinde 19/11/2019 tescil tarihi olduğu için teslim tarihi olarak değerlendirildiğinde ve yönetmeliğe göre 2 yıl olarak garanti süresinin 19/11/2021 tarihinde veya 60.000km hangisi dolarsa geçerli olacağı , bu kapsmada 13/04/2021 tarihli Davalı ... A.Ş. Tarafından ...Ltd.şti. Adına düzenlenen servis formun da ''47.120 Km motordan ses geliyor kontrol motor bölümünden duman çıktığı'' olduğu, araçta satış sırasında ayıp bulunduğu, ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, arızanın ortaya çıkması ile aracın yetkili servise başvurmanın dahi ayıbın ihbarı olarak değerlendirilmesi gerektiğinden davacının ihbar külfetini yerine getirdiği, 6102 Sayılı TTK'nın 23/1. maddesinin yollaması ile 6098 Sayılı TBK'nın 227. maddesinde satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının sayılan seçimlik haklardan birini kullanabileceği düzenlenmiştir. Buna göre; alıcının satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, ücretsiz onarım isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini istemesinin mümkün olduğu, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu düzenlendikten sonra maddenin dördüncü fıkrasında alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde durum bunu haklı göstermiyorsa hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği düzenlenmiştir. (Yargıtay 11 H.D. 2020/2905 E. 2020/5010 K. Sayılı İlamı) Taraflar arasındaki, satıma konu aracın onarımının gerçekleştiği, onarım bedeli olarak 26.056,78 TL' nin davacı tarafça davacı davalı 15/09/2021 tarihli davacı tarafından davalı ... adına düzenlenen dekont ile davalı ... ödendiği , aracın davacının kullanımında olduğu, onarım nedeniyle araçtan faydalanmasına engel olmadığı, hasar onarım bedeli KDV dahil 26.056,78 TL olarak dava konusu arıza ile uyumlu olduğu; bu kapsamda davacının davalılardan 26.056,78 TL araç onarım bedeli talep edebileceği dava konusu aracın, 13/04/2021 ile 15/09/2021 tarihleri arasında takribi 5 ay süre boyunca serviste kalmış olduğu; Dava dosyasına sunulan aylık araç kiralama faturası olarak KDV dahil 3.835,00 TL olduğu ve piyasa şartları ile uyumlu olduğu dikkate alındığında; davacının davalılardan ( 3.835,00 TL/ay * 5 ay) = 19.175,00 TL kiralama bedeli talep edebileceği anlaşılmakla dosyada alınan hükme esas alınan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine, açılan davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile; Aracın yenisi ile değiştirilmesi talebinin reddine, Aracın onarım bedeli olan 26.056,78 TL'nin ödeme tarihi olan 15/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Araç kiralama bedeli olan toplam 19.175,00 TL'nin 3.835,00 TL'lik kısmının 08/05/2021 tarihinden, 3.835,00 TL'lik kısmının 07/06/2021 tarihinden, 3.835,00 TL'lik kısmının 07/07/2021 tarihinden, 3.835,00 TL'lik kısmının 07/08/2021 tarihinden, 3.835,00 TL'lik kısmının 09/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." gerekçesiyle, davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine, açılan davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile aracın yenisi ile değiştirilmesi talebinin reddine, aracın onarım bedeli olan 26.056,78 TL'nin ödeme tarihi olan 15/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, araç kiralama bedeli olan toplam 19.175,00 TL'nin 3.835,00 TL'lik kısmının 08/05/2021 tarihinden, 3.835,00 TL'lik kısmının 07/06/2021 tarihinden, 3.835,00 TL'lik kısmının 07/07/2021 tarihinden, 3.835,00 TL'lik kısmının 07/08/2021 tarihinden, 3.835,00 TL'lik kısmının 09/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı ve davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk derece mahkemesi 25.05.2023 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine dair ek kararı ile; gerekçeli kararın davacı vekiline 10.05.2023 tarihinde tebliğ olunmasına rağmen tebliğden itibaren 2 haftalık yasal süresi geçirildikten sonra istinaf isteminde bulunulduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu ek karara karşı, davacı vekilince eski hale getirme talepli istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu aracın yenisi ile değiştirilmesi taleplerinin mahkeme tarafından tartışılmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, oysa ki tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini, aracın ayılı olduğunun, garanti kapsamında olduğunun ve ihbar külfetinin yerine getirildiğinin tespit edilmiş olunmasına rağmen, seçimlik haklarından satılanan ayıpsız yenisi ile değiştirilmesi hakkını kullanan davacı müvekkilinin talebi hiçbir sebep gösterilmeden reddedildiğini, kısmen red kararı davacı müvekkilinin ücretsiz onarım hakkını kullanması sebebiyle yenisi ile değişim hakkını kullanamayacağına dayanıyor ise işbu gerekçenin kabulünün mümkün olmadığını, davacının ilk olarak arızalan aracının yenisi ile değiştirilmesini talep ettiğini, ancak bu talep davalılar tarafından hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğinden bu davanın açıldığını, olayda herhangi bir seçimlik hakkın kullandırıldığından söz edilemeyeceğini, aracın motorunun en önemli parça olduğunu, motorun değiştirilmeyip sadece tamir edildiği de gözetildiğinde davacının yenisi ile değiştirme talebinin hakkaniyete uygun olduğunu, dava konusuna benzer bir olayda verilen Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2020/5576 Esas, 2022/2951 Karar sayılı kararında de belirtildiği üzere aracın yenisi ile değiştirilmesi kararı verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında benimsendiği üzere hakkaniyet gereği hakimin takdiri ile davanın kısmen kabul edilmesi halinde, reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine vekalet ücreti veya yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, istinafa konu kararda, aracın yenisi ile değiştirilmesi talebinin reddine aracın onarım ve araç kiralama bedellerinin davalılardan tahsili talebinin kabulüne karar verildiği için davanın kısmen reddine karar verildiğini, mahkemenin yasadan kaynaklanan takdiri ile verildiği ihtimalinde, müvekkilim aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2018/3387 Esas, 2020/5467 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili Av.... ek kararın tebliğ üzerine sunduğu eski hale getirme talepli istinaf dilekçesinde özetle; kızının alerji rahatsızlığı sebebiyle hastanede onunla ilgilenmek zorunda kaldığını bu durumun HMK'nın 95.maddesi uyarınca elde olmayan sebeplerle kanuni süresinde işlem yapamamasına sebep olduğunu belirtilerek eski hale getirme talebinde ve istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu aracın bakım ve onarımlarını aracın teknik yapısına uygun yaptığını, servis hizmetinde bir kusur bulunmadığını, müvekkilinin servis kayıtları incelendiğinde, 20.000 km bakımlarını yaptığını ve aracın 40.000 km'de yapılması gereken bakımının yapılmayarak 47120 km'de motor ses arızası için gelmiş olduğunun tespit edildiğini, davacının bu şekilde garanti yönetmeliğine uygun hareket etmediğini, bilirkişi raporu ile yerel mahkemenin gerekçesinin çelişkili olduğunu, araçta varlığı iddia edilen arızanın dış etkiler nedeniyle oluştuğunu, garanti kapsamı dışında olduğunu, dava konusu aracın müvekkili nezdinde genel kontrollerinin elektronik beyin üzerinde yapıldığını, düzenlenen raporda herhangi bir olumsuz durumun olmadığının tespit edildiğini, termostat su hortumunun kelepçesinin üzerinde olmasına rağmen yerinden çıkmış olduğu ve aracın su eksikliği sebebiyle hararet yaptığının tespit edildiğini, aracın termostat sisteminde bir arıza olduğunda göstergelerde acil uyarı verdiğini, kullanıcının bu durumda aracı hareket ettirmemesi gerektiğini, ancak uyarıya rağmen araç kullanılması neticesinde su eksilmesi nedeniyle motor arızalandığını, eğer bu arıza kullanıcıdan değil de üretimden kaynaklı olsaydı aracın 47.000 km yol yapmasının mümkün olmayacağını, aracın bir şirket aracı olduğu için birçok farklı kullanıcı tarafından hor kullanılan bir araç olduğunu, aracın üretimi üzerinden 23 ay geçtikten ve araç 47.000 km yol yaptıktan sonra aracın hortumunun bir dış müdahale olmadan kendiliğinden çıkabilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu aracın garanti kitapçığına aykırı bir şekilde yetkisiz bir yerde işlem gördüğünü, davacının aracın onarılmasına izin vermediğini, aracın onarılmasına izin vermeyen davacının bu süreçte araçsız kalması dolayısıyla araç kiralaması tamamen kendi tasarrufunda olduğunu, bundan müvekkilinin sorumlu olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle: müvekkilinin dava konusu aracın bakım ve onarımlarını aracın teknik yapısına uygun yaptığını, servis hizmetinde bir kusur bulunmadığını, müvekkilinin servis kayıtları incelendiğinde, 20.000 km bakımlarını yaptığını ve aracın 40.000 km'de yapılması gereken bakımının yapılmayarak 47120 km'de motor ses arızası için gelmiş olduğunun tespit edildiğini, davacının bu şekilde garanti yönetmeliğine uygun hareket etmediğini, araçta varlığı iddia edilen arızanın dış etkiler nedeniyle oluştuğunu, garanti kapsamı dışında olduğunu, dava konusu aracın müvekkili nezdinde genel kontrollerinin elektronik beyin üzerinde yapıldığını, düzenlenen raporda herhangi bir olumsuz durumun olmadığının tespit edildiğini, termostat su hortumunun kelepçesinin üzerinde olmasına rağmen yerinden çıkmış olduğu ve aracın su eksikliği sebebiyle hararet yaptığının tespit edildiğini, aracın termostat sisteminde bir arıza olduğunda göstergelerde acil uyarı verdiğini, kullanıcının bu durumda aracı hareket ettirmemesi gerektiğini, ancak uyarıya rağmen araç kullanılması neticesinde su eksilmesi nedeniyle motor arızalandığını, eğer bu arıza kullanıcıdan değil de üretimden kaynaklı olsaydı aracın 47.000 km yol yapmasının mümkün olmayacağını, aracın bir şirket aracı olduğu için birçok farklı kullanıcı tarafından hor kullanılan bir araç olduğunu, aracın üretimi üzerinden 23 ay geçtikten ve araç 47.000 km yol yaptıktan sonra aracın hortumunun bir dış müdahale olmadan kendiliğinden çıkabilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu aracın garanti kitapçığına aykırı bir şekilde yetkisiz bir yerde işlem gördüğünü, davacının aracın onarılmasına izin vermediğini, aracın onarılmasına izin vermeyen davacının bu süreçte araçsız kalması dolayısıyla araç kiralaması tamamen kendi tasarrufunda olduğunu, bundan müvekkilinin sorumlu olmadığını, aracın normal şartlarda kaç günde onarılabileceğinin tespit edilmesi ve gün sayhısına göre aracın muadili bir aracın kirasını hesaplanması gerektiğini, bilirkişinin sadece davacının dosyaya sunduğu kira fatura bedellerini toplamak ile yetindiğini, oysa ki yapılması gerekenin aracın normal şartlarda ne kadar zamanda onarılabileceğinin tespitiyle muadil bir aracın o tarihlerdeki kiralama bedeline göre bir hesaplama yapılması olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir